III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1.Sanık ...'ın silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden, toplanan deliller ve yapılan yargılama neticesinde; sözde Emniyet Mahrem İmamları tarafından düzenlenen ve deşifre olmamak adına birtakım tedbirlere başvurulan sohbet adı altındaki örgüt toplantılarına uzun süre katıldığı ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2017/68532 sayılı soruşturması kapsamında ele geçirilen ... SD Kartta "FETÖ mensubiyeti olan, sadakati ve bağlılığı olan ancak bazı konuları sorgulayan kişi" anlamına gelen "B5" ibaresiyle kodlanan sanığın, aşağıda belirtilen delil ve gerekçelerle rızasıyla dahil olduğu örgütle organik bağ kurduğu ve örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girdiği, değerlendirilmiştir. Sanıkla beraber 2010 yılında komiserlik kursu için gittikleri örgüte ait evde 10 ay kaldıklarına ve sohbet adı verilen örgüt toplantılarına katılıp himmet verdiklerine dair sanıkla aynı ilde kursiyer olan ve Tokat 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2019/593 esas ve 2019/764 sayılı ilamıyla örgüt üyesi olduğu belirlenip etkin pişmanlık hükümlerinden faydalandığı anlaşılan V.D.'in anlatımının; sanığın komiserlik sınav sorularını aldığını duyduğuna ve sanığı sohbet adı verilen örgüt toplantılarında gördüğüne dair sanıkla aynı ilde kursiyer olan ve örgüt üyeliğinin yanı sıra sınav sorularını aldığı gerekçesiyle Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2019/260 esas ve 2020/149 karar sayılı ilamı ile cezalandırılan D.U.'un anlatımının; A.A.'ın sınavı kazananları bir araya getirdiği toplantıda sanığı da gördüğüne dair sanıkla aynı ilde kursiyer olan ve İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2019/477 esas sayılı davasında örgüt üyeliğinin yanı sıra sınav sorularını aldığı iddiasıyla yargılanmakta olan S.K.ın anlatımının; örgütün sözde Emniyet Mahrem İmamı olduğu Çorum 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2017/722 esas ve 2018/203 karar sayılı ilamı ile ortaya konulan Cemil kod adlı ...'ün sohbet imamlığı yaptığı ve Çorum/Garantievler'de düzenlenen örgüt kampına katıldığı yönünde Çorum 2'nci Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2018/101 esas ve 2018/343 karar sayılı ilamıyla etkin pişmanlık uygulanarak cezalandırıldığı anlaşılan M.Ü.'ın anlatımının; 2013 yılı Ekim ayında sohbet adı verilen örgüt toplantısında sanığı da gördüğüne ve hakkında komiser yardımcılığı sınav sorularını önceden temin ettiği yönünde iddia bulunan ve Çorum 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2017/276 esas ve 2018/139 sayılı davasında örgüt üyesi olduğu kabul edip B.Y. ile C.S.'ün sanıkla beraber gelerek kendisini örgüte kazandırmaya çalıştıklarına dair K.V.ın anlatımının; T.Y. ile A.Y.'ın da bulunduğu ve ...'ün imamlık yaptığı sohbet adı verilen örgüt toplantılarında sanığı da gördüğüne dair Çorum 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2020/43 esas ve 2020/186 sayılı davasında etkin pişmanlıktan yararlandırılan ve sınav sorularını aldığı kabul edilen E.T.'un anlatımının; birbirlerini ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2017/68532 sayılı soruşturması kapsamında ele geçirilen ... SD Karttaki bilgileri doğruluyor olmaları dikkate alınıp hükme esas alınması gerektiği, Ayrıca; sanıkla aynı ilde kursiyer olup haklarında örgüt üyeliğinin yanı sıra sınav sorularını aldıkları iddiası bulunan kişilerle, aynı ... ve saatlerde, aynı yerlerden BAZ sinyali vermesinin tesadüfle izah edilemeyeceği, Hal böyle olunca; Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2017/68532 sayılı soruşturması kapsamında ele geçirilen ... SD Kartta bulunan ve örgüt tarafından ... personeliyle ilgili yapılan fişleme kayıtlarında "FETÖ mensubiyeti olan, sadakati ve bağlılığı olan ancak bazı konuları sorgulayan kişi" anlamına gelen "B5" ibaresiyle kodlanan ve kodlaması yukarıda izah edildiği şekilde doğru kabul edilip savunması güvenilir bulunmayan, bilirkişi raporuna göre 2010 Komiser Yardımcılığı Sınavı sorularını önceden temin ettiği yönünde çok kuvvetli şüphe bulunan, örgüte ait evlerde sınava hazırlandığına ve sınavı kazananların katıldığı örgüt toplantısına katıldığına sınav sorularını aldığına dair tanık anlatımları bulunan, sınav sorularını önceden temin ettikleri mahkeme kararlarıyla belirlenen yahut aynı iddiayla ilgili yargılamaya devam eden kursiyerlerle aynı ... ve saatlerde aynı yerden BAZ veren sanığın, rızasıyla dahil olduğu örgütle organik bağ kurduğu ve örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girdiği kabul edilmelidir.
Sözde Mahrem İmamların sorumluluğuna girip uzun süre örgüt toplantılarına katıldığı ve 2010 yılında yapılan Komiser Yardımcılığı Sınavına ait soruları aldığı, Bütün terör örgütleri gibi gizliliğe, disipline, sıkı irtibata ve iş bölümüne dayalı hiyerarşik düzene son derece önem veren FETÖ/PDY'nin de; organik bağ kurmadığı, gizlilik ve güvenlik hiyerarşisine uymadığını değerlendirdiği, güvenilir bulmadığı ve denetleyemediği kişilere sınav sorularını vermeyeceği gerçeği düşünüldüğünde, organik bağın bulunduğu hususunda hiçbir tereddütün kalmadığı, 2010 yılında, içerisinde bulunduğu yapı tarafından ÖSYM'den soru sızdırıldığını yaşadıklarıyla tecrübe edip öğrendiği, yapının bu hukuka aykırı faaliyetiyle suç işleyebildiğini ve sorulara erişebilecek kadar Devlet kurumlarına çöreklendiği fark ettiği anlaşılan sanığın, en azından soruların kendisine verildiği andan itibaren FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün gerçek niteliği hakkında farkındalığının oluştuğu, ve fakat, buna rağmen özel kastla yapı içerisindeki faaliyetlerine devam ettiği, anlaşıldığından, 5237 Sayılı Yasa'nın 314/2 maddesi uyarınca sorumlu tutulması gerektiği, değerlendirilmiştir." gerekçesi ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyet kararı verilmiştir.
2.Sanık ...'ın kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık suçu yönünden; 2010 Komiser Yardımcılığı Sınavı soruları önceden temin edilerek Komiser Yardımcısı olunduğu ve maaş farkından kaynaklanan haksız bir kazanç elde edildiği ileri sürülüp 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesindeki suçun vücuda geldiği ileri sürülmüşse de; aşağıda maddeler halinde belirtilen gerekçelerle sanık tarafından gerçekleştirilen bu fiilin, Dolandırıcılık suçunun unsurlarını ihtiva etmediği ve eylem tarihi itibariyle suç olarak tanımlanmadığı, değerlendirilmiştir.
Her ne kadar, maaş farkından kaynaklanan bir "Kamu Zararı"nın bulunduğu ileri sürülmüşse de; kadroya atandıktan sonra yeni görevini ifa etmesinden kaynaklanan mesaisinin karşılığı olarak bu farkı alan sanığın kamu zararına yol açmadığı, zira Yargıtay 15 inci Ceza Dairesi'nin 15.03.2017 tarih, 2014/18359 esas ve 2017/7520 sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, alınan maaşın sanığın görev yaptığı dönem çalışmasının karşılığı olduğu ve sanığın bu süreçte görevini gereği gibi yapmadığı veya yapamadığı hususunda hiçbir verinin bulunmadığı, anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, Dolandırıcılık suçunun maddi unsuru olan zararın somut olayda bulunmadığı, değerlendirilmiştir.
Her ne kadar, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Ceza Daireleri tarafından Yargıtay 15 inci Ceza Dairesi'nin 28.11.2013 tarih, 2012/14137 esas ve 2013/18702 karar sayılı ilamına atıf yapılarak, Dolandırıcılık suçunun oluştuğu yönünde kabuller varsa da; söz konusu ilamda Öğretmenlik yapmak için gereken Diplomaya sahip olunmadığı halde, bir başkasına ait Diplomada tahrifat yapmak suretiyle "sahte" ve "aldatma kabiliyetini haiz" bir belgeye istinaden kadroya yerleşilmesinin söz konusu olduğu anlaşılmaktadır.
Somut olayda ise; Lisans mezunu olup halihazırda Polis Memuru olarak görev yapan sanığın, 2010 Komiser Yardımcılığı Sınavına girme hakkının zaten bulunduğu, bir üst paragrafta anlatılan olaydaki gibi kadro için gereken şartları taşımadığı halde "sahte" ve "aldatma kabiliyetini haiz" bir belge düzenleyerek sınava girmesinin ve kadroya yerleşmesinin söz konusu olmadığı görülmektedir. Yani, somut olayda "kandırabilecek nitelikteki hileli davranışlarla Kamu Kurumunu hataya düşürme" unsuru bulunmamaktadır.
Diğer bir sorun ise; sınav soruları kendisine gösterilmeseydi, sanığın sınavda yine de başarılı olup olamayacağının kesin ve tereddütsüz biçimde ortaya konulamamasından kaynaklanan bir şüphenin bulunması ve bu şüpheden sanığın faydalandırılması gerektiği gerçeğidir. Buna göre; soruların önceden temin edilmiş olmasının sınavda başarılı olunmasına mutlak bir şekilde etki edip etmediğinin saptanamamasından ve sorular temin edilmeseydi sınavda başarısız olunacağının tereddütsüz biçimde ortaya konulamamasından ötürü, kendisine bir yarar sağlayıp sağlamadığının da kesin ve tereddütsüz olarak belirlenemediği, değerlendirilmiştir. Ayrıca, 6114 sayılı Kanun ile getirilen ve kısaca "Kopya Çekme" veya "Gizli Olan Bilgileri Elde Etme" olarak tanımlanabilecek fiillerle Dolandırıcılık suçunun maddi unsurlarının farklı olduğu ve bu suçların, Dolandırıcılık suçun aksine zararla fiil arasında uygun bir illiyet bağı aramadığı anlaşılmaktadır.
Eylem tarihi olan 2010'da, sabit görülen fiil ve buna benzer fiillerin, Yasalarda suç olarak tanımlanmadığı, değerlendirilmiştir. Bunun delili ise; 6114 sayılı Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Hizmetleri Hakkında Kanun'un ve bu Kanunun 10 uncu maddesinde yapılan değişikliklerin yürürlük tarihidir. Yani, yasal boşluktan kaynaklanan ihtiyacın karşılanması için Yasa Koyucu tarafından bu hükümlerin getirilmiş olması da, eylem tarihi itibariyle sabit görülen fiil ve buna benzer fiillerin ceza yaptırımına bağlanmadığını göstermektedir. Hal böyle olunca, 5237 Sayılı Yasa'nın 2 nci maddesi uyarınca, 2010 yılında suç olarak Yasalarda tanımlanıp düzenlenmeyen bir eylem nedeniyle cezaya hükmolunması "Suç ve Cezada Kanunilik İlkesi"ne aykırı olacaktır.
Bütün bu anlatımlardan sonra; 2010 Komiser Yardımcılığı Sınavı sorularını önceden temin eden sanığın beraatına karar verilmeli, bu ağır haksız eylemi ise cezanın bireyselleştirilmesinde gözetilmeli ve bu fiil, silahlı terör örgütüne üye olma suçunda aranan kriterler arasında yer bulmalıdır. Yani kod adı kullanma, örgüte ait kimlik kartı taşıma, örgüte özgeçmiş raporu sunma ve münhasıran örgüte ait olan haberleşme ağına dahil olma gibi organik bağı gösteren olguların hiçbirisi kendisi hakkında tespit edilemeyen ve süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk bakımından organik bağ kurulduğunu gösteren fiilleri belirlenemeyen bir kimseye, örgüt mensupları tarafından sınav sorularının gösterildiğinin tespit edilmesi halinde, silahlı terör örgütüne üye olduğu kabul edilmedir. Zira hiyerarşiye dayalı güven ilişkisi bulunmayan hiç kimseye örgüt mensupları tarafından sınav sorularının gösterilmeyeceği yadsınamaz bir gerçektir.
Kısacası, 2010 yılında örgüt mensupları tarafından sınav soruları kendisine gösterilen herkesin, örgütle organik bağ kurduğu kabul edilip 5237 sayılı Yasa'nın 314/2 maddesi uyarınca cezalandırılması, ve fakat, Dolandırıcılık suçundan beraat etmesi gerekmektedir." gerekçeleri ile sanık hakkında kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık suçundan beraat kararı verilmiştir.
3.Sanık ...'ın Toplanan deliller ve yapılan yargılama neticesinde; sözde Emniyet Mahrem İmamları tarafından düzenlenip deşifre olmamak için gizlilik hiyerarşisine uygun birtakım tedbirlere başvurulan sohbet toplantılarına uzun süre katıldığı ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2017/68532 sayılı soruşturması kapsamında ele geçirilen ... SD Kartta "FETÖ mensubiyeti olan, teslimiyeti, sadakati ve bağlılığı üst seviyede olan kişi" olarak kodlandığı aşağıda belirtilen delil ve gerekçelerle sabit olan sanığın, rızasıyla dahil olduğu örgütle organik bağ kurduğu ve örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girdiği, değerlendirilmiştir.
Buna göre, tamamı Emniyet mensubu olan ve anlatımlarına konu yıllarda sanıkla birlikte aynı yerde görev yaptıkları anlaşılan tanıkların aşamalarda istikrar gösteren ifadelerinin hükme esas alınması gerektiği değerlendirilmiştir. Zira altı tane tanığın yalanda ittifak etmeleri mümkün olmadığı gibi, 2007 ilâ 2013 yılı arasında C. S. isimli sözde Emniyet Mahrem İmamı tarafından tertiplenen sohbet toplantılarına katıldığına dair A. Y. ile İ. B.'nın anlatımları ve C. S. vasıtasıyla tanıştığı sanığa 2014 yılından itibaren sohbet imamlığı yaptığına dair ... kod adlı R. G. ile 2016 yılı Ramazan ayına kadar ... kod adlı R. G.'ün imamlık yaptığı sohbet toplantılarına sanıkla birlikte katıldıklarına dair D. D.'in anlatımları birbirini desteklemektedir.
Ayrıca; R. G. ve C. S.'ün, örgütün sözde Emniyet Mahrem İmamları oldukları Çorum 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2017/726 esas ve 2018/216 karar; 2017/722 esas ve 2018/203 karar sayılı ilamları ile de belirlenmiştir.
Hal böyle olunca, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/68532 sayılı soruşturması kapsamında ele geçirilen ve ... personelleri ile ilgili örgüt fişlemelerinin yer aldığı ... SD Kartta, "FETÖ mensubiyeti olan, teslimiyeti, sadakati ve bağlılığı üst seviyede olan kişi" anlamına gelen "A4" şeklinde kodlanan sanığın, rızasıyla dahil olduğu örgütle organik bağ kurduğu ve örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girdiği, kabul edilmelidir.
Her ne kadar, sanık hakkında ByLock tespiti bulunmaktaysa da, tanık anlatımlarının sanığın konumunu ve hukuki durumunu belirlemek için yeterli olduğu değerlendirilip yargılamanın basitliği çabukluğu ve ucuzluğu ilkeleri de gözetilip ByLock deliline dayanılmamıştır.
Örgütün, silahlı zor kullanma yetkisini haiz Emniyet Teşkilatı içerisindeki mensupları aracılığı ile adli ve idari operasyonlarını yönlendirmesi düşünüldüğünde, alelade bir sivil örgüt mensubuna nazaran, sanığın bulunduğu konumun oluşturduğu tehlikeliliğin fazlalığı; ile, Emniyet teşkilatının, Devlet ve Millet bekâsı için olan hayati ehemmiyeti şeklinde yansıyan suç konusunun önem ve değeri nazara alınıp Polis olduğu anlaşılan sanıkla ilgili cezanın bireyselleştirilmesi yapılırken Yasa'da belirlenen alt sınırdan uzaklaşılarak hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyet kararı verilmiştir.
4.Sanık ...'in "Toplanan deliller ve yapılan yargılama neticesinde; sözde Emniyet Mahrem İmamları tarafından düzenlenip deşifre olmamak için gizlilik hiyerarşisine uygun birtakım tedbirlere başvurulan sohbet toplantılarına uzun süre katıldığı ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2017/68532 sayılı soruşturması kapsamında ele geçirilen ... SD Kartta "FETÖ mensubu olup her şeyiyle teslim olan ancak yöneticilik vasıfları olmayan polis memuru" olarak yer aldığı aşağıda belirtilen delil ve gerekçelerle sabit olan sanığın, rızasıyla dahil olduğu örgütle organik bağ kurduğu ve örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girdiği, değerlendirilmiştir.
Buna göre; Emniyet mensubu olan ve anlatımlarına konu yıllarda sanıkla birlikte aynı yerde görev yaptığı anlaşılan F.T.'ın aşamalarda istikrar gösteren ifadelerinin esas alınması gerektiği değerlendirilmiştir. Zira anlatımları, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/68532 sayılı soruşturması kapsamında ele geçirilen ... SD Kartı doğrulamaktadır. Gerçekten de tanık, sanığın "Zümre Başkanı" olarak kodlanan ve örgütün sözde Emniyet Mahrem İmamı olduğu Çorum 2'nci Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2017/720 esas ve 2018/212 karar sayılı ilamı ile ortaya konulan ... kod adlı İ. İ.'yle sanığın bağlantısını ortaya koymaktadır.
Ayrıca; Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/68532 sayılı soruşturması kapsamında ele geçirilen ... SD Karta sanığın "Vekili" olarak kodlanan Z. K. hakkında Çorum 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2017/187 esas ve 2018/539 karar sayılı ilamı incelendiğinde, Z. K.'in "Zümre Başkanı" ve "Öğretmeni"nin de sanık ile aynı olduğu görülmektedir. Yine Z. K.'in "Vekili", sanığın ise "Bağlı Kişisi" olarak kodlanan S. A., Çorum 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2017/274 esas ve 2018/378 karar sayılı davasındaki ifadesinde doktor ... isimli kişinin sohbet adı verilen toplantılarına katıldığını belirtmektedir.
Hal böyle olunca, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/68532 sayılı soruşturması kapsamında ele geçirilen ve ... personelleri ile ilgili örgüt fişlemelerinin yer aldığı ... SD Kartta, 2015 yılı itibariyle "FETÖ mensubu olup her şeyiyle teslim olan ancak yöneticilik vasıfları olmayan polis memuru" anlamına gelen "SAY" şeklinde kodlanan sanığın, rızasıyla dahil olduğu örgütle organik bağ kurduğu ve örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girdiği, kabul edilmelidir.
Örgütün, silahlı zor kullanma yetkisini haiz Emniyet Teşkilatı içerisindeki mensupları aracılığı ile adli ve idari operasyonlarını yönlendirmesi düşünüldüğünde, alelade bir sivil örgüt mensubuna nazaran, sanığın bulunduğu konumun oluşturduğu tehlikeliliğin fazlalığı; ile, Emniyet teşkilatının, Devlet ve Millet bekâsı için olan hayati ehemmiyeti şeklinde yansıyan suç konusunun önem ve değeri nazara alınıp Polis olduğu anlaşılan sanıkla ilgili cezanın bireyselleştirilmesi yapılırken Yasa'da belirlenen alt sınırdan uzaklaşılarak hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyet kararı verilmiştir.
5.Sanık ...'nun Sohbet adı verilen örgüt toplantılarına 17-25 Aralık sürecine kadar katıldığı tanık anlatımlarıyla ortaya konulan sanığın, toplum tarafından legal bir yapılanma zannedilerek teveccüh gören FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle olan bağlantısını ve organik bağını, gerçek amacını bilerek devam ettirdiğine dair hiçbir delil bulunmadığı, BankAsyadaki hesabına, talimatla veya yardım amacıyla para yatırdığına dair herhangi bir şüpheli işleminin bulunmadığı ve hesaptaki hareketliliğin rutin bankacılık faaliyeti kapsamında değerlendirildiği,
En önemli delilin, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/68532 sayılı soruşturması kapsamında ele geçirilen ... SD Kartta bulunan ve örgüt tarafından ... personeliyle ilgili yapılan fişleme kayıtlarında sanıkla ilgili, "FETÖ içerisinde olup örgüt benim örgütüm diyen ancak bazı zaafları olan kişi" anlamına gelen "..." kodlamasının yapılmış olmasından ibaret olduğu,
Gerek Mahkememizde, gerekse Ülke çapında yapılan yargılamalarda son derece isabetli olduğu tecrübe edilen söz konusu dijital veride, yazım yanlışlarından kaynaklanan maddi hatalara ve yanlış kodlamalara az da olsa tesadüf edildiği, kaldı ki, Tanık Koruma Yasasının 9/8 maddesi uyarınca Gizli Tanık anlatımının somut delillerle desteklenmediği sürece hükme esas alınamayacağı dikkate alındığında, Gizli Tanıktan temin edilen ve onun beyanı ile çözümlenen bu verinin, somut delillerle desteklenmediktçe evleviyetle tek başına hükme esas alınamayacağı, Ayrıca; Çorum 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2017/1015 esas ve 2018/435 karar sayılı davasında beraat eden ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/68532 sayılı soruşturması kapsamında ele geçirilen ... SD Kartta sanığın "Vekili" olarak kodlanan "M. A." hakkında toplanan deliler arasında sanıkla ilgili herhangi bir bilginin yer almadığı,
İşte, somut delillerle doğrulanamayan bu veri dışında, sanığın münhasıran örgüt mensuplarınca kullanıldığı bilenen ByLock ve benzeri uygulamaları kullanmadığı; Bank ... hesabında şüphe çeken tarih ya da işlemin bulunmadığı; MASAK tarafından hazırlanan raporda, organik bağı ortaya koyabilecek nitelikte herhangi bir şüpheli kayda tesadüf edilmediği; örgüt kurumlarında çalışma kaydının olmadığı; örgüte ait olan Yayınlara aboneliğinin bulunmadığı; Derneklere, Vakıflara ve Sendikalara üyeliğinin olmadığı; ve UYAP örgütlü suçlar bilgi bankasında yapılan inceleme neticesinde, sanıkla ilgili hiçbir bilgiye rastlanılmadığı, anlaşılmakla; iddia, savunma ve hazırlık tutanakları ile bütün dosya kapsamı nazara alınıp sanığın beraatına dair hüküm tesis edilmiştir.
6. Sanık ...'ün Sohbet adı verilen örgüt toplantılarına 17-25 Aralık sürecine kadar katıldığı tanık anlatımlarıyla ortaya konulan sanığın, toplum tarafından legal bir yapılanma zannedilerek teveccüh gören FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle olan bağlantısını ve organik bağını, gerçek amacını bilerek devam ettirdiğine dair hiçbir delil bulunmadığı, BankAsyadaki hesabına, talimatla veya yardım amacıyla para yatırdığına dair herhangi bir şüpheli işleminin bulunmadığı ve hesaptaki hareketliliğin rutin bankacılık faaliyeti kapsamında değerlendirildiği,
En önemli delilin, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/68532 sayılı soruşturması kapsamında ele geçirilen ... SD Kartta bulunan ve örgüt tarafından ... personeliyle ilgili yapılan fişleme kayıtlarında sanıkla ilgili, "FETÖ içerisinde olup örgüt benim örgütüm diyen ancak bazı zaafları olan kişi" anlamına gelen "..." kodlamasının yapılmış olmasından ibaret olduğu,
Gerek Mahkememizde, gerekse Ülke çapında yapılan yargılamalarda son derece isabetli olduğu tecrübe edilen söz konusu dijital veride, yazım yanlışlarından kaynaklanan maddi hatalara ve yanlış kodlamalara az da olsa tesadüf edildiği, kaldı ki, Tanık Koruma Yasasının 9/8 maddesi uyarınca Gizli Tanık anlatımının somut delillerle desteklenmediği sürece hükme esas alınamayacağı dikkate alındığında, Gizli Tanıktan temin edilen ve onun beyanı ile çözümlenen bu verinin, somut delillerle desteklenmediktçe evleviyetle tek başına hükme esas alınamayacağı,
İşte, somut delillerle doğrulanamayan bu veri dışında, sanığın münhasıran örgüt mensuplarınca kullanıldığı bilenen ByLock ve benzeri uygulamaları kullanmadığı; örgüt kurumlarında çalışma kaydının olmadığı; Derneklere, Vakıflara ve Sendikalara üyeliğinin olmadığı; sanığın aleyhine değerlendirilebilecek hiçbir tanık anlatımı bulunmadığı; UYAP örgütlü suçlar bilgi bankasında yapılan inceleme neticesinde, sanıkla ilgili hiçbir bilgiye rastlanılmadığı; HTS analiz raporuna göre, örgütün üst düzey yöneticileri ve Mahrem Yapılanma ile herhangi bir irtibatının olmadığı; yapılan aramalarda şüpheli hiçbir eşya ele geçirilmediği; ve el konulan dijital materyallerde hiçbir suç unsuru bulunmadığı, anlaşılmakla; iddia, savunma ve hazırlık tutanakları ile bütün dosya kapsamı nazara alınıp sanığın beraatına dair hüküm tesis edilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.