Yargıtay 1. Ceza Dairesi · E. 2021/11565 · K. 2021/13760
1. Ceza Dairesi 2021/11565 E. , 2021/13760 K. "İçtihat Metni"
(KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİ)
Kasten yaralama suçundan sanık ... Duman'ın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 86/3-e, 62/1 ve 52/2. (2'şer kez) maddeleri uyarınca 2 kez 3.000,00 Türk lirası; sanıklar ... Karaca ve ...’nın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 62/1 ve 52/2. maddeleri gereğince 2.000,00 Türk lirası adli para cezaları ile cezalandırılmalarına dair ... 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 06.06.2012 tarihli ve 2006/492 Esas, 2012/637 Karar sayılı kararlarına karşı Adalet Bakanlığının 12.07.2021 tarihli ve 2021/4340 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06.09.2021 tarihli ve 2021/92764 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi. Mezkur ihbarnamede; Dosya kapsamına göre, suç tarihinin 11.07.2006 olması ve cezaların alt sınırdan hükmolunduğunun anlaşılması karşısında, 19.12.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanun’un 1. maddesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 61. maddesine eklenen “Adlî para cezasının seçimlik ceza olarak öngörüldüğü suçlarda bu cezaya ilişkin gün biriminin alt sınırı, o suç tanımındaki hapis cezasının alt sınırından az; üst sınırı da, hapis cezasının üst sınırından fazla olamaz.” şeklindeki 9. fıkranın suç tarihinde yürürlükte bulunmadığı cihetle, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 52/1. maddesinde yer alan “Adlî para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hâllerde yediyüzotuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir.” şeklindeki düzenleme gözetilmeden, sanıkların üzerlerine atılı kasten yaralama suçlarına ilişkin adlî para cezasının alt sınırının 5 gün olarak belirlenmesi yerine, 120 gün adli para cezası olarak belirlenmesi suretiyle fazla ceza tayininde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK'nin 309. maddesi gereğince anılan kararların bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı. Gereği görüşülüp düşünüldü: