Yargıtay 8. Hukuk Dairesi · E. 2021/11901 · K. 2022/4350
8. Hukuk Dairesi 2021/11901 E. , 2022/4350 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Kadastro Tespitine İtiraz Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davacı ... İdaresinin davasının reddine, davacı ... ve arkadaşları ile müdahil davacı ... Tic. ...nin davasının kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı ... vekili, müdahil davacı ... ve davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, ... ili ... ilçesi Hisarönü köyü çalışma alanında bulunan Dibektepe mevkii 189 ada 20 parsel sayılı 10.498 m² yüzölçümündeki taşınmaz, tarla vasfıyla, beyanlar hanesinde TEAŞ lehine 1.517 m2 yer için irtifak ... bulunduğu belirtilerek, Mayıs 1978 tarih 4 sıra numaralı 10960 m² yüzölçümündeki tapu kaydı ile ...'na ait iken, ekli krokide (A) ile gösterilen bölümün ... Kaz, (B) ile gösterilen bölümün ise ... ...'e satıldığı, ancak ... Asliye Hukuk Mahkemesi' nin 1995/296 Esasında dava konusu olduğundan söz edilerek, malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tesbit edilmiştir. Davacılar ... ve arkadaşları tarafından, ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1995/296 Esasına kayıtlı dava dosyasıyla, taşınmazın Temmuz 1969 gün ve 63, 64 ve Şubat 1962 tarih 4 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığı iddiasıyla, davalıların bayi adına tescil hükmü ile oluşan Mayıs 1978 tarih 4 sıra numaralı tapu kaydının iptali istemiyle, ... aleyhine açılan tapu iptal tescil davası, 3402 sayılı Kanun'un 5 ve 27. maddesi gereğince Kadastro Mahkemesine aktarılmış ve yargılama sırasında, müdahil ..., taşınmazın 2000 m²' lik bölümünü davalı ...'ndan satın aldığını ileri sürerek adına tescili istemiyle; müdahil Orman İdaresi ise, taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla, tapu kaydının iptali ve orman niteliğiyle Hazine adına tescili istemiyle davaya katılmıştır. Mahkemece verilen, davaların reddine, çekişmeli Hisarönü köyü 189 ada 20 sayılı parselin davalı ... adına tapuya tesciline ilişkin ilk hüküm, müdahil Orman İdaresi ile davacı ... ve arkadaşları vekili Avukat ... tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 12.04.2013 tarih ve 2012/12574 Esas, 4290 Karar sayılı ilamıyla; "davacılardan ... ...'nin yargılama sırasında öldüğünün anlaşıldığı belirtilerek, dava dilekçesi ve duruşma gününün tüm mirasçılarına yöntemince tebliğ edilerek, davacı sıfatıyla davayı takip etmeleri için kendilerine olanak tanınması ve bu şekilde taraf teşkilinin sağlanması gerekirken, yargılamaya devamla işin esası hakkında karar verilmesinin isabetsizliğine" değinilerek sair temyiz itirazları incelenmeksizin bozulmuştur. Mahkemece, bozma ilamı doğrultusunda yürütülen yargılama neticesinde verilen, müdahil davacı ...'ın davasına yönelik daha önce verilen 2011/299-2011/368 sayılı hüküm kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davacı ... İdaresinin davasının kısmen kabul kısmen reddine, diğer davacıların davasının reddi ile, Hisarönü Köyü 189 ada 20 parsel sayılı taşınmazın 14/04/2015 havale tarihli ek bilirkişi raporuna ekli krokide (A) ile gösterilen bölümünün kadastro tespit tutanağındaki vasfıyla davalı ... adına, (B) ve (C) ile gösterilen bülümlerinin orman niteliğiyle Hazine adına tespit ve tapuya tesciline ilişkin önceki hükmün, davacılar ..., ... ve arkadaşları vekili Av. Selçuk ... ..., katılan ... İdaresi vekilinin temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20 Hukuk Dairesinin 12.04.2013 tarih ve 2012/12574 Esas, 4290 Karar sayılı ilamıyla; "Dairenin geri çevirme kararı üzerine dosyaya getirtilen belgelerden, davacılardan ...’nun ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 04/05/2015 gün ve 2014/594-390 sayılı kararı ile kısıtlandığı ve kendisine vasi olarak oğlu ...’nun atandığı, ancak vasiye eldeki davayı takip için husumet izni verildiğine dair bir kararın bulunmadığı belirtilerek, davanın davacılardan ...' na vasi atanan ...’na ihbar edilerek husumet izni alması suretiyle davaya katılımının sağlanması, ondan sonra işin esasının incelenmesi" gereğine değinilerek bozulmasına karar verilmiştir. Bozma sonrası yapılan yargılama sırasında Gayrimenkul Değerler Ticaret A.Ş. vekili vasıtasıyla, davacılar ... ve müştereklerinin tapudan gelen bir kısım paylarını satın aldıklarını ileri sürerek, adına tescili istemiyle davaya katılmıştır. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, müdahil davacı ...’ın davasına yönelik önceden verilen 2011/299 Esas, 2011/368 Karar sayılı hüküm kesinleştiğinden hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacı ... İdaresinin davasının reddine, ... ve arkadaşları ile müdahil davacı ...nin davasının kabulüne, Hisarönü mahallesi 189 ada 20 parsel sayılı taşınmazın 3840 pay kabul edilerek 2400 payının Gayrimenkul Değerler Ticaret A.Ş. adına, geri kalan payların hisseleri oranında ... ve müşterekleri adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ..., müdahil davacı ... ve davacı ... İdaresi tarafından temyiz edilmiştir. 1. Müdahil davacı ...’nın temyiz itirazları bakımından; müdahil ...’ ın temyiz incelemesine konu dosyanın tefrik edildiği dosyada dava konusu olan 326 ada 1 parsel açısından davaya müdahil olduğu, eldeki dosyada dava konusu olan 189 ada 20 parsel sayılı taşınmaz yönünden bir talebinin bulunmadığı, ancak bu parsele ilişkin dava tefrik edilirken sehven eldeki dosyada taraf olarak kaydedildiği, eldeki dosyada aleyhine hüküm kurulmadığı ve bu nedenle hükmü temyiz etmekte hukuki yararı da bulunmadığı anlaşıldığından, temyiz inceleme isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. 2. Davalı ... ile asli müdahil Orman İdaresinin temyiz itirazları bakımından; Mahkemece, dosyaya davacı tapu malikleri tarafından ibraz edilmiş 2901 sayılı Kanun kapsamında oluşturulan tahrir kayıtlarının Kadastro Birlik dosyalarında birlik defterlerine kaydedilmiş olduğu, tapu maliklerince dosyaya ibraz edilen deliller arasında tapu malikleri lehine kesinleşmiş yargı kararlarının bulunduğu, ... ... Söğüt Çiftliğine ait tapu kaydının ... Köyünde yapılan kadastro tespit çalışmaları sırasında tapulama ve komisyon kararları ile 758.427,25 m2 lik alana revizyon gördüğü ve dava açılmaksızın kesinleştiği, tapu malikleri adına hükmen tescil edilen parsellerin toplam yüzölçümünün 1.228.606,67 m2 olduğu, 3402 sayılı Kanun'un 20/C maddesi uyarınca tapu kayıtlarında belirtilen hudutların değişebilir gayrimuayyen olması nedeniyle miktarına itibar edilerek, 4785 sayılı Kanun hükümlerine göre devletleştirilen orman alanlarının yüzölçümü, tapu kayıtlarının yüzölçümünden düşüldükten sonra, artan bölümün tarım alanları ve yerleşim alanları için hüküm ifade edeceğinin de göz önünde bulundurulduğu, ... Valide Sultan'ın özel mülkü iken, vakfedilen çiftlik arazileri olduğu ve vakfın sahih vakıf olması sebebiyle zilyetlik yönünden Arazi Nizamnamesinin 20 ve 78. maddelerinin tatbik edilmesine imkan bulunmadığı, 2901 sayılı Kanun uyarınca 1936-1938 yılları arasında oluşturulmuş tahrir kayıtlarının tapu malikleri adına olduğu, bu durumun dahi başlı başına tapu malikleri lehine zilyetliğe karine oluşturduğu, 1966 yılında başlayıp 1967 yılında kesinleşen orman kadastrosu sırasında tapu maliklerince tapu kayıtlarının ve tahrir kayıtlarının ibraz edildiği, bu nedenle tapu maliklerinin taşınmazlar üzerindeki tasarruflarını devam ettirdikleri kanaatine varıldığı, Yargıtay bozma kararları doğrultusunda davacılara ait tapuların hukuki kıymetini kaybetmediği, davalı tarafın dayandığı tescil ilamıyla oluşan tapu kayıtlarına mükerrer olmaları nedeniyle değer verilemeyeceği de gözetilerek, dava konusu taşınmazın Çiftlik Tapu sahipleri ve pay satın alan adına kayıt ve tesciline karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Davacılar ... ve arkadaşları tarafından, Asliye Hukuk Mahkemesinde, Hisarönü mevkiinde kain 4000 dönüm yüzölçümlü Mart 1290 tarih 9/18 defter varak sayılı, sınırları “Mezar Gediği”, “Kırvasilbeli”, “Dikilitaş” ve “Löngöz Çiftliği” olan, Ergös (Ergöz/Öküz/Löngöz) mevkiinde kain 3000 dönüm yüzölçümlü Mart 1290 tarih 9/19 defter varak sayılı, sınırları “Mezar Gediği”, “İnbükü”, “Dikilitaş”, “Gülenya Beli” ve “Löngöz Çiftliği” olan, ... ... Söğüt Çiftliği mevkiinde kain 7000 dönüm yüzölçümlü Mart 1290 tarih 9/20 defter varak sayılı, sınırları “Kocaalan Dağı ve Balan Dağı”, ”Taşbük”, “Löngöz”, “Gökbel”, “Karadağ”, “Mezar Gediği” ve “Çilecik Gediği” olan üç adet kök tapu kayıtları ile bu kayıtlardan gelme Ağustos 1326 tarih 2, 3 ve 4 numaralı ve Şubat 1962 tarih 1, 2 ve 3 numaraları tapu kayıtlarına dayanılarak açılan tapu iptali ve el atmanın önlenmesi davaları, dava konusu taşınmaz hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Bu iddia ve savunma ile yukarıda özetlenen Yargıtay bozma ilamı içeriği doğrultusunda, yerel mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulamanın, konularına göre ayrı ayrı maddeler halinde değerlendirilmesi uygun olacaktır. A) Davacılar ... ve arkadaşları tarafından aynı tapu kayıtlarına dayalı olarak bölgedeki diğer taşınmazlar hakkında açılan davalar sonucu verilen kararların temyiz incelemesinin yapıldığı Yargıtay (Kapatılan) 16.Hukuk Dairesinin istikrar kazanan görüşü ve ... Kadastro Mahkemesince yine benzer nitelikteki kararlarında direnilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından verilen kararlar doğrultusunda, davacılar ... ve arkadaşlarının dayandıkları kök Mart 1290 tarih 18, 19 ve 20 nolu çiftlik tapu kayıtlarının maliki ile davacılar arasında ırsi bağın bulunduğu, davacıların kök tapu malikinin mirasçıları oldukları, tapu kayıtlarının düzenli olarak intikal gördükleri ve hukuken geçerli kayıtlar oldukları anlaşılmış olup esasen bu yön mahkemenin de kabulündedir. B) Dosya kapsamına, tapu kayıtlarının cinsine, niteliğine ve bilirkişi raporlarına göre çiftlik tapu kayıtlarının oluşumunda geçen ... Valide Sultan Vakfı; bir hanedan vakfı olup, bu gibi vakıflar çerçevesinde yapılan tahsisler, bugünkü anlamı ile mülkiyetin (rakabenin) tahsisi değil, miri arazinin gelirinin tahsisi niteliğindedir. Osmanlı İmparatorluğunda ilke olarak Padişah tarafından, arazinin özel mülkiyete geçirilerek vakıf kurulmasına (sahih vakıf) izin verilmemiş, arazinin gelirinin vakıf amacına tahsis edilmesine izin verilmiştir. Diğer bir anlatımla; çiftlik tapuları kapsamında kalan taşınmazlar miri arazi niteliğindeki arazilerden olup, kurulan vakıf da gayrisahih nitelikli vakıflardandır. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin tüm kararlarında vakfın gayri sahih vakıf niteliğinde bulunduğu belirtilerek vakfın niteliği tartışma dışı bırakılmış, yine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2013/1580, 2014/1183, 2017/1625, 3022, 3023, 3024, 3025, vd. Esas sayılı kararlarında da vakfın niteliği tartışılarak gayri sahih vakıf olduğu açıkça vurgulanmış olup Dairemizce de bu yöndeki istikrarlı uygulama değer bulmuş ve ... Valide Sultan Vakfının gayrisahih vakıf niteliğinde olduğu ve çiftlik tapuları kapsamında kalan taşınmazların şartların varlığı halinde Arazi Kanunnamesinin 20 ve 78. maddeleri uyarınca zilyetlikle kazanılabileceği kabul edilmiştir. Bu itibarla; yerel mahkemenin, vakfın niteliğinin sahih olduğu ve tapu kayıtları kapsamında kalan taşınmazların zilyetlikle kazanılmaya elverişli olmadığı yönündeki kabulünde isabet bulunmamaktadır. C) Türk Kanunu Medenisi’nin 4 Ekim 1926 tarihinde yürürlüğe girmesinden sonra Arazi Kanunnamesinin Medeni Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin yürürlükte bulunduğu kabul edilmiş, uygulama istikrarlı olarak bu yönde sürdürülmüştür. Ancak; bozma öncesi yapılan keşif ve alınan zirai bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmazların kadastro tespitinden 30-35yıl önce imar ihyalarının tamamlandığının ve taşınmazların tespitlerine esas olan ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 1977/38 Esas, 147 Karar sayılı tescil ilamında taşınmazların evveliyatında ... Gökgöz’e ait olup 20-25 sene zilyetliğinde bulundurduğunun, 15 yıl kadar önce devir ve teslimi sonucu davacıya geçtiğinin belirtilmiş olması karşısında, taşınmazlar hakkında Arazi Kanunnamesinin 20 ve 78. maddesine dayalı olarak zilyetlikle kazanma hükümlerinin uygulanmayacağı açıktır. D) Mahkemece bozma ilamına uyulmasından sonra, hem eldeki dosyada hem de aynı mahiyetteki diğer dosyalarda başkaca bir keşif ya da uygulama yapılmaksızın 2014/26 Esas sayılı dava dosyası kılavuz dosya seçilmek suretiyle davacı ... ve arkadaşlarının dayandığı çiftlik tapularının uygulanması için keşif yapıldığı ve bilirkişilerce anılan dosya kapsamında verilen asıl ve ek raporlar esas alınmak suretiyle, Hisarönü, ... ve Karaca Köyleri kadastro çalışma alanlarında bulunan taşınmazların tapu kayıtları kapsamında kaldığı kabul edilerek, taşınmazların çiftlik tapu malikleri ile tapu maliklerinden pay satın alan Gayrimenkul Değerler A.Ş. adına tesciline karar verildiği anlaşılmaktadır. Dayanılan çiftlik tapu kayıtlarındaki hudutların, arazinin tamamının etrafını kapatır şekilde çevrelememesi, yörede bulunan mevkii, dağ v.b. yerlerin isimlerini sınır olarak okuması, sınırların birbiri ile düz hatlarla birleştirilmesi suretiyle meydana gelen geometrik şekil içerisinde kalan ancak kullanılmayan ve kullanılması mümkün olmayan ..., dağ, dere, orman, ırmak, tepe gibi yerlerin bulunması nedeniyle, uygulanabilir olması halinde anılan tapu kayıtlarının 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20-C maddesi gereği sınırları ile değil miktarı ile geçerli olduğu tartışmasız olup, esasen bu yön mahkemenin de kabulündedir. Öncelikle çözüme kavuşturulması gereken uyuşmazlık, miktarıyla geçerli olduğu kabul edilen çiftlik tapu kayıtlarının kapsamının nasıl tayin edileceği noktasında toplanmaktadır. Dairemizde temyiz ya da karar düzeltme incelemesi için bulunan dosyaların incelenmesinde, Hisarönü Köyünde kısmi kadastronun yapıldığı, 1970 yılında 1 ila 169 parsel numarasıyla tespit tutanaklarının düzenlendiği, bu tutanakların bir kısmının ilk önce edinme sütununa belgesizden zilyetleri adına tespitinin yapıldığı, ancak tespit bilirkişilerinin imzaları alınmaksızın kadastro teknisyenlerince düzenlenen matbu tutanak ile bu tespit maliklerinin adlarının üstü çizilerek taşınmazın çiftlik tapu kayıtları kapsamında kaldıkları belirtilerek tapu malikleri ... ve müştereklerinin adlarının yazıldığı, ya da zilyetlerin adı yazılmadan tutulan aynı matbu tutanak ile doğrudan çiftlik tapu malikleri ... ve müştereklerinin adlarının malik sütununa yazıldığı, muhtar ve üç tespit bilirkişisinin ise bu son şekliyle tutanakları kabul etmedikleri şerhini koyarak imzaladıkları; bu yönde yapılan tespitlere, taşınmazların zilyetleri olduğunu öne süren kişiler tarafından itiraz edilmesi üzerine 1978 tarihli Komisyon kararıyla, iki kadastro teknisyeninin tespit tutanaklarında malik olarak yazılan zilyetlerin adlarının üstünü çizerek çiftlik tapu maliklerinin adlarını yazmalarının usule uygun olmadığı, parsellerin çiftlik tapu kayıtlarının kapsamında kalmadığı, tapu kayıtlarının kapsamlarının belirlenemediği belirtilerek, yeniden zilyetlerinin adlarının malik olarak yazılmasına karar verildiği ve bu haliyle askıya çıkarıldığı ve çiftlik tapu malikleri tarafından tespite itiraz davalarının açılması sonucu yargılamaların yapıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemenin 2014/26 Esas sayılı dava dosyasında yapılan son keşif sonucunda 5 kişilik fen bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen asıl raporun 60. sayfasında, Hisarönü Köyünde 1 ila 169 parsellerin tapu kütüklerinin incelendiği, 1, 2, 3, 4, 5, 33, 105, 120, 122, 123, 124 parsellerin kütük sayfasının boş olduğu, diğer parsellerin ise Hisarönü tapusunun revizyonu ile tanzim edilmeyip, zilyetleri adına hükmen tescil edildiği, Hisarönü Köyünde ikinci kısmi kadastronun 2007 yılında yapıldığı ve eldeki davaya konu taşınmazlarında bulunduğu ada/parsel sistemine göre çok sayıda taşınmazın tespit tutanağının düzenlendiği ve yine çiftlik tapu kayıtlarının tespitlerde revizyon görmediği belirtilmektedir. Raporda sözü edilen ve kütük sayfalarının boş olduğu belirtilen 105, 122, 123, 124 parsellerine ait dava dosyaları temyiz incelemesi için Dairemizde bulunduğundan, bu dosyaların incelenmesinde, çiftlik tapu malikleri yönüyle reddine dair verilen önceki tarihli hükümlerin kesinleştiği, aynı taşınmazlar hakkında zilyetliğe, miras yoluyla gelen hakka dayalı olarak başkaca kişiler tarafından açılan davalarda verilen kararların, eksik incelemeye dayalı olarak bozulması nedeniyle henüz kesinleşmediği görülmüştür. Temyiz incelemesi sırasında, Dairemizde bulunan aynı bölgeye ilişkin diğer dava dosyalarının incelenmesinde de, çiftlik tapu kaydı malikleri adına ikinci kısmi kadastro çalışması sırasında hükmen tescil edilen taşınmazların bulunmadığı saptanmış, yine Ergös (Ergöz/Öküz/Löngöz) tapusuna dayalı olarak tapu malikleri adlarına tespit ve tescilin yapılmadığı da anlaşılmıştır. ... Köyünde ise “... ... Söğüt Çiftliği” tapusunun 373 ila 633 sayılı parsellere uygulandığı, eldeki dosyada ... Köyünde kadastro sonucu oluşan tapu kütükleri üzerinde bilirkişi incelemesinin yaptırıldığı ve düzenlenen rapor içeriğine göre; 758.457,25 m2 tapulama ya da komisyon kararıyla kesinleşen taşınmazlar ile 1.228.606,67 m2 hükmen kesinleşen yerler olmak üzere toplam 1.987.033,92 m2 yüzölçümündeki çok sayıdaki taşınmazın (bilirkişi raporlarında parsel numaraları belirtilmiştir) çiftlik tapu malikleri adına tescil edildiği görülmektedir. Dairemizde temyiz incelemesi için bulunan Mahkemenin kılavuz dosya kabul ettiği 2014/26 Esas sayılı dava dosyasının incelenmesinde, Mahkemece 7-8-9 Kasım 2018 tarihlerinde 3 gün süren keşif yapılmış olup, 5 kişilik fen bilirkişi heyetince düzenlenen 19.03.2019 havale tarihli rapor ve ekinde; memleket haritaları, ... fotoğrafları, kadastro paftaları ile çakıştırılmış olarak çok sayıda harita üzerinde tapu kayıtlarında geçen sınırlar gösterilmiş, memleket haritaları, orman tahdit haritaları, Osmanlıca olarak düzenlenen ve bilirkişi vasıtası ile tercüme ettirilerek dosya kapsamına alınan haritalardan faydalanılmak suretiyle zemindeki yerleri bulunup haritasına işaretlenmiş, ayrıca bu raporda Hisarönü ve Ergös (Ergöz/Öküz/Löngöz) tapu kayıtlarının üç hududunun müşterek olması ve kapsadığı alanın kısmen çakışması nedeniyle iki tapunun toplam miktarı (4000 + 3000 = 7000 dönüm) üzerinden ve Hisarönü Köyü 1 ile 169 parseller dikkate alınmak suretiyle miktarıyla kapsam tayin edilerek harita üzerinde gösterilmiş, ... Köyünde de tapu malikleri adına tespit edilen ya da hükmen kesinleşen taşınmazların dış sınırları belirlenerek kapsam tayin edilmesi halinde bu sahanın yaklaşık 6.454.610 m2 olduğu ve tapunun miktarıyla “7000 dönüm (6.395.240 metrekare)” uyumlu olduğu belirtilmiştir. Orman bilirkişileri tarafından verilen ek raporda; Orman İdaresi eliyle düzenlettirilen 15.08.1963 tarihli rapora atıf yapılarak “Hisarönü ve Ergös (Ergöz/Öküz/Löngöz) tapuları birlikte değerlendirilerek 429 dekar 550 m2, ... ... Söğüt tapusunda ise 1311 dekar 300 m2 yerin orman sayılan ve devletleştirilen, iadeye tabii olmayan saha olduğu” belirtilmiş, ayrıca çiftlik tapu kayıtlarının sınırları içinde kalan Ergöz serisi orman tahdidi ve ... serisi orman tahdidi olarak 1966 yılında yapılıp kesinleşen orman tahdidine göre tahdit kapsamında olan yerlerin devlet ormanı olduğu, tahdit kapsamı dışında kalan yerlerin ise orman sayılmayan yer olduğu ifade edilmiştir. Çiftlik tapu sahipleri tarafından, devletleştirme ile kendilerine verilen bedelin arttırılması istemiyle açılan dava dosyası, Dairemizce eldeki dosyanın temyiz incelemesi sırasında Mahkemesinden getirtilmiş, dosya içeriğinde de Orman Genel Müdürlüğünün 08.02.1969 tarihli cevabi yazısı ile (orman bilirkişileri tarafından ek raporlarında bildirilen) aynı miktarlarda devletleştirilen orman olduğunun bildirildiği anlaşılmıştır. Diğer yandan; 1945 yılında yürürlüğe giren 4785 sayılı Yasa uyarınca, bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihte varolan gerçek veya tüzel özel kişilere, vakıflara ve köy, belediye, özel idare kamu tüzel kişiliklerine ilişkin bütün ormanların devletleştirildiği, bu ormanların hiç bir işlem ve bildirime lüzum olmaksızın Devlete geçeceği düzenlenmiş olup, kanun hükmü uyarınca devletleşen ormanlar hakkında bir haritanın eldeki dosya kapsamında bulunmadığı açıktır. Bu nedenle, fen bilirkişilerinin ek raporlarında, tapu kapsamında 1945 yılında devletleştirilen alanların neresi olduğu hususunda ayrıca bir harita düzenleyemedikleri, bölgede 1967 yılında seri bazda yapılan kesinleşmiş orman sınırları esas alınarak ormanların gösterildiği anlaşılmaktadır. Mahkemenin 2014/26 Esas sayılı dosyasında, keşif sonrası dosyaya sunulan 5 kişilik fen bilirkişi raporuna karşı yapılan itirazlar nedeniyle bilirkişi heyetinden, özellikle çiftlik tapu kayıtlarının devletleşen orman alanlarından çıkarıldıktan sonra varsa yerleşim ve ziraat etmeye müsait alanların kapsamının belirlenmesi, memleket haritası ölçeğinin kadastro paftası ölçeğine çevrilerek komşu parselleri içine alacak şekilde aplike işleminin yapılması, aynı yörede dava konusu edilen taşınmazların konumu çevre taşınmazlarla ele alınarak, tapu kayıtlarının yüzölçümü ile kapsadığı alanları varsa devletleştirilen orman alanlarının harita üzerinde ayrı renklerde işaretlenmesi, çiftlik tapu maliklerinin dayandığı 1936 tahrir nolu bir kısım vergi kayıtlarının kapsadığı alanların harita üzerinde gösterilmesi istenilmiş; asıl raporu hazırlayan 5 kişilik fen bilirkişisi heyetinin hazırlanacak ek raporun içeriği hususunda kendi aralarında görüş ayrılığına düşmeleri nedeniyle; fen bilirkişileri ... ..., ..., ... ... tarafından ayrı bir ek rapor, fen bilirkişileri ... ... ve ... ... (kendisi keşfe katılmamış, keşif heyetinde tek harita mühendisi olarak ... ...’ın yer alması nedeniyle 2. bir harita mühendisi olarak mahkemece sonradan bilirkişi heyetine dahil edilmiş olup asıl raporda imzası bulunmamaktadır.) farklı bir ek rapor, fen bilirkişisi ... tarafından ise ayrı bir ek rapor düzenlenmiştir. Söz konusu 2014/26 Esas sayılı dosyada yapılan keşifte, çiftlik tapu maliklerinin dayandıkları tahrir vergi kayıtlarının sınırları zeminde tek tek gösterilip kapsadığı alanlar belirlenmemiş, ancak mahkemece ara kararla vergi kayıtlarının mevkilerinin haritalar üzerinde gösterilmesi yönünde fen bilirkişilerinden ek rapor hazırlanması istenilmiş ve bu ek raporlarla; 1936 tarihli vergi kayıtlarından, mevkileri memleket haritaları üzerinde gösterilen mevkilerle uyumlu bulunanlar, anılan haritalar üzerinde gösterilmeye çalışılmış ise de, eldeki dosyanın konusu olan taşınmazlar ile Dairemizde temyiz ya da karar düzeltme incelemesi için bulunan dosyaların konusunu oluşturan taşınmazlar üzerinde çiftlik tapu maliklerinin bizzat ya da kira, icar gibi başkaca kişiler vasıtasıyla sürdürülen bir zilyetliklerinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Vergi kayıtlarının ancak zilyetlikle birleşmesi halinde hüküm ifade edeceği, diğer bir anlatımla 1936 yılında taşınmazların vergiye kaydettirilmesinin, tespitin yapıldığı 2007 yılına kadar zilyetlik iradesinin sürdürüldüğü anlamına gelmeyeceği açıktır. E) Yukarıdaki tüm anlatımlardan sonra, miktarıyla geçerli bulunan çiftlik tapu kayıtlarına kapsam tayin edilmesi hususunun çözümlenmesi gerekmektedir. Hisarönü ve Erkös (Ergöz/Öküz/Örköz) mevkiindeki tapu kayıtlarının kadastro çalışmalarında revizyon görmemesi, tapu malikleri adına tapu kaydına dayalı olarak hükmen tescil edilmiş taşınmazlar bulunmaması karşısında kapsamının nasıl belirleneceğinin yöntemi ile ... ... Söğüt mevkili çiftlik tapusunun tespite esas alınması, tapu malikleri adına tespit ve tescil edilen yine görülen davalar sonucunda hükmen tapu malikleri adına kadastro çalışmaları sonucunda tespit ve tescil edilen taşınmazlar bulunması nedeniyle, miktarıyla geçerli tapu kayıtlarının kapsamlarının belirlenmesinde izlenecek yol ve yöntemin birbirinden farklı olacağı kuşkusuzdur. I - HİSARÖNÜ VE ERGÖS (ERGÖZ/ÖKÜZ/ÖRKÖZ) MEVKİLİ ÇİFTLİK TAPULARI YÖNÜYLE; 4000 dönüm yüzölçüme sahip Hisarönü mevkiindeki Mart 1290 tarih 9/18 defter varak sayılı tapu kaydı “Mezar Gediği”, “Kırvasilbeli “, “Dikilitaş” ve “Löngöz Çiftliği”; 3000 dönüm yüzölçüme sahip Ergös (Ergöz/Öküz/Löngöz) mevkiindeki Mart 1290 tarih 9/19 defter varak sayılı tapu kaydı ise “Mezar Gediği”, “İnbükü”, “Dikilitaş”, “Gülenya Beli” ve “Löngöz Çiftliği” sınırlarına sahiptir. Görüleceği gibi birbirine yakın mevkide bulunan her iki tapu kaydının “Mezar Gediği”, “Dikilitaş” ve “Löngöz Çiftliği” sınırları aynıdır. Söz konusu 2014/26 Esas sayılı dosyada yapılan keşif ve bu keşif sonucunda alınan 5 kişilik fen bilirkişi raporu ile 3 ayrı ek raporun tamamında bilirkişiler, yukarıdaki paragrafta belirtilen sınırların, Kadastro Mahkemesinin 1996/11 Esas sayılı dosyasında yapılan keşif ve düzenlenen raporlardan, 1/25.000 ölçekli memleket haritaları ile eski yazı (osmanlıca) olarak (1917 ve 1922 basım tarihli) düzenlenmiş olması nedeniyle tercümesi yapılan Osmanlı Erkanı Harbiye Arşivinden temin edilen haritadan yararlanılmak suretiyle belirlendiğini, raporların içeriğine göre tapu kayıtlarında okunan; “Mezar Gediği” sınırının, eski yazı (osmanlıca) ile düzenlenen haritada gösterilmediğini, 1/25.000 ölçekli haritada ise Mezargediği Mahallesi olarak yer aldığını, “Dikilitaş” sınırının 1/25.000 lik haritada Dikilitaş T. (Tepesi) olarak yer aldığını, eski yazı (osmanlıca) ile düzenlenen haritada üzerinde ise “Dikilitaş Burnu” olarak tercüme edilen yer ile arasında 8 km mesafe bulunması nedeniyle haritaların birbiriyle uyumsuz olduğunu, “Löngöz Çiftliği” sınırının 1/25.000 lik haritada “Löngöz mvk” olarak yazılı bulunduğunu, eski yazı (osmanlıca) ile düzenlenen haritada ise gösterilmediğini, (yerel bilirkişilerce bölgede bu isimde bir çiftlik bulunmadığı ifade edilmiştir), “Kırvasil Beli” sınırının 1/25.000 lik haritada yer almadığını, eski yazı (osmanlıca) ile düzenlenen haritada üzerinde ise “Kırvasil” olarak tercüme edilen yerin günümüzde “Orhaniye” Köyünün bulunduğu yere isabet ettiğini (yerel bilirkişilerce de Orhaniye Köyünün eski adının Kırvasil olarak bilindiği ifade edilmiştir.), “Gölanya Yanı” sınırının 1/25.000 lik harita üzerinde bulunmadığını, eski yazı (osmanlıca) ile düzenlenen haritada üzerinde ise “Gölönye” olarak tercüme edilen yerin günümüzde “İçmeler” Köyünün bulunduğu yere isabet ettiğini (yerel bilirkişilerce de İçmeler Köyünün eski adının Gölenye olarak bilindiği ifade edilmiştir) bildirmişlerdir. Fen bilirkişi raporlarındaki bu anlatımlar karşısında, Hisarönü ve Ergös (Ergöz/Öküz/Löngöz) mevkili çiftlik tapularının sınırlarının mevki, mahalle, köy olarak gösterildiği, bir kısmının eski yazı (osmanlıca) ile düzenlenen haritada üzerinde dahi gösterilmediği ya da haritalarda gösterilen yerler arasında uyumsuzluk olduğu, diğer bir anlatımla tüm bu sınırların sabit sınır niteliğinde olmadığı gibi nokta sınır niteliğinde dahi bulunmadığı açıktır. Tapu kayıtlarında mevkii olarak geçen ve bu mevkii ismi ile anılan “Hisarönü” ve “Ergös (Ergöz/Öküz/Örköz)” mevkilerinin de; 1/25.000 lik memleket haritalarında ve eski yazı (osmanlıca) ile düzenlenen haritada yakın mesafelerde ancak farklı yerlerde gösterildiği, 1996 tarihli memleket haritasında “Ergös (Ergöz/Öküz/Örköz)” mevkisinin yazılı olmadığı görülmektedir. Her ne kadar, 2014/26 Esas sayılı dosyada hükmüne uyulan Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin bozma ilamında; “Löngöz Çiftliği” sınırının mevki sınır olmayıp çiftlik arazisi olabileceğinin (sabit sınır) düşünülmesi ve kapsam tayininde dikkate alınması gereğine değinilmiş ise de, zeminde böyle bir çiftliğin bulunmadığı, mevki ismi olması nedeniyle sabit sınır niteliğinde olmadığı; yine bozma ilamında, Hisarönü mevkili çiftlik tapusunun 1 ilâ 169 sayılı parsellere revizyon gördüğü ve kapsam tayini noktasında yine bu taşınmazların da dikkate alınması gerektiği belirtilmiş ise de, yukarıdaki paragraflarda açıklandığı üzere, Komisyon kararlarıyla çiftlik tapularının uygulanamadığı belirtilerek zilyetleri adına tespitlerin yapılmış olması karşısında, Hisarönü Mevkili çiftlik tapusunun revizyon görmediği anlaşılmaktadır. Fen bilirkişisi ... ... ve arkadaşları tarafından verilen ek raporda, tapu kaydının oluştuğu tarihten bu yana mevcut ve değişmeyen sabit sınır niteliğinde bir hudut ve kapsamının tespit edilemediğinin, sınırların sabit sınır olmayıp geniş bir alanı tarifler mahiyette bulunduğunun, “Löngöz çiftliği” / “Löngöz” sınırının Hisarönü Köyü’nün güney istikametinde 6 km mesafede bulunması nedeniyle sabit sınır alınmak suretiyle uygulama yapılamadığının belirtildiği; fen bilirkişi ... ... ve ... ... tarafından hazırlanan ek raporda da benzer hususlara değinildiği; fen bilirkişisi ... tarafından hazırlanan ek raporda ise özetle, tahrir kayıtlarında gösterilen mevkiler ve 1970 yılında yapılan kadastroda (kısmi kadastro) 1 ila 169 parsellerde 279 nolu vergi kaydının uygulanması, değirmen, ..., tahrirlerde okunan mezarlıklar, 15.08.1963 tarihli orman idaresi raporu gözetilerek, Hisarönü ve Ergöz mevkili çiftlik tapularına miktarıyla kapsam tayin edildiği ve somut dosyada dava konusu edilen taşınmazların tapu kaydı kapsamında kaldığı yönünde rapor sunulduğu görülmektedir. Öte yandan; eldeki dosyanın, tapu kaydının kapsamının tayini noktasında araştırma ve incelemeye dayalı olarak bozulmasından sonra, Yerel Mahkemece aynı mahiyette bulunan bir kısım dosyalarda, zilyetleri yönüyle Arazi Kanunnamesinin 20 ve 78. maddelerinin zilyetleri lehine gerçekleştiği gerekçesiyle verdiği direnme kararları üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2014/1183, 2017/1625, 3022, 3023, 3024, 3025, vd. Esas sayılı dosyalarında yapılan inceleme neticesinde, 2018 ve 2019 tarihli kararları ile çiftlik tapu kayıtlarının kapsamının belirlenmesi hususunda; “tapu kayıtlarına sabit hudutlardan başlamak üzere miktarı kadar yer ayırırken, davacılar adına tespit edilip kesinleşen taşınmazlarla kamulaştırılan arazi bölümleri de dikkate alınarak, dayanılan tapu kayıtlarının miktar itibariyle davaya konu taşınmazları kapsayıp kapsamadığının kesin olarak saptanmaya çalışılması, çekişmeli taşınmazın, davacıların dayanağını oluşturan tapu kaydının 3402 sayılı Kanun'un 20/C maddesi çerçevesinde miktar itibariyle kapsamında kaldığı sonucuna ulaşılması halinde, aynı Kanun'un 20/B maddesi gereğince niza gününe kadar kayıt sahibinin kullanımı var ise tapu kaydına değer verilmesi, taşınmazın tapu kaydının 3402 sayılı Kanun'un 20/B ve C maddelerindeki ilkelere göre belirlenecek olan kapsamında kalmadığı sonucuna ulaşılması halinde, davalı tarafça sürdürülen zilyetliğin şekline ve süresine göre davalı taraf adına edinme koşulları değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi” gereğine değinilmiş ve bu görüş istikrarlı biçimde, direnme üzerine verilen bu mahiyetteki bozma kararlarının tamamında yer almıştır. Davacılar ... ve arkadaşları tarafından, çiftlik tapu kayıtlarına dayalı olarak açılan 1974/9 (bozulmakla 1996/11) Esas sayılı dosyada, eldeki dosyada olduğu gibi üç gün süren keşif yapılarak tapu kayıtlarının kapsamının belirlendiği, keşif sonucunda Yıldız Teknik Üniversitesinde öğretim üyesi görevinde bulunan profesör ünvanlı jeodezi ve fotogrametri uzmanı olan 3 kişilik fen bilirkişi heyetince, tapu kayıtlarının sınırlarının 1/25.000 lik harita üzerinde gösterildiği, raporlarında tapu kayıtlarında yazılı alanlar ile zeminde sınırların düz çizgi çekilmek suretiyle belirlenen alanlar arasında çok büyük farkların bulunmasının nedeninin eski tapu kayıtlarının tesis edildiği zamanda hudutları tanımlamak için maruf (bilinen) isimlerin (mevki vb) alınmasından kaynaklandığı ve bu mahalli isimlerin birer nokta olarak kabulü ile bu noktaların birleştirilerek hudutların uygulanmasına çalışıldığı, eski tapu kayıtlarının arazide uygulanması ve belirtilmesinin başkaca imkanının bulunmadığı belirtilmektedir. Hisarönü Köyünde ilk kısmi kadastro ile tespitleri yapılan 1 ila 169 parsel sayılı taşınmazların tamamı ile 2. kısmi kadastronun yapıldığı 2007 yılında tespiti yapılan taşınmazların tamamına yakın bir kısmına karşı ... ve arkadaşları tarafından, Hisarönü ve Erkös (Ergöz/Öküz/Örköz) mevkili tapu kayıtlarına dayalı olarak dava açıldığı, ancak; Mahkemece bu dava dosyalarında tapu kayıtlarına kapsam tayin edilemediği, yukarıdaki paragrafta bahsedilen Mahkemenin 1996/11 Esas sayılı dosyasında ancak sınırları itibariyle hayali çizgiler birleştirilmek suretiyle tapu kayıtlarının uygulanabildiği; mevcut bu tapu kayıtlarına kapsamında kaldığı gerekçesiyle Mahkemenin kılavuz dosya kabul ettiği 2014/26 Esas sayılı dosyada verilen 11.09.2019 tarihli karar ile, kılavuz dosyaya atıf yapılarak 11.09.2019 tarihinden sonra verilen ve halen Dairemizde temyiz incelemesinde bulunan dosyalar dışında başkaca hiçbir dosyada çiftlik tapu malikleri adına hükmen tescil edilen taşınmaz bulunmadığı, iş bu kılavuz dosyada yapılan keşif ve sonucunda verilen kararlardan daha önce Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca 2018-2019 tarihli direnme üzerine verilen kararlarda da sabit sınırlardan başlanmak üzere “dayanılan tapu kayıtlarının miktar itibariyle davaya konu taşınmazları kapsayıp kapsamadığının kesin olarak saptanmaya çalışılması” hususuna açıkça değinildiği, Mahkemece kılavuz olarak kabul edilen eldeki 2014/26 Esas sayılı dosyada 7-8-9 Kasım 2018 tarihinde yapılan keşif ve tamamlanması yaklaşık 1 yıl süren asıl ve ek raporlara göre bu tapu kayıtlarına miktarıyla kapsam tayini için gerekli sabit sınırların bulunmadığı bir kez daha anlaşılmaktadır. Tüm bu değerlendirmeler karşısında; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 20/C maddesi uyarınca tapu kaydına, ancak birbiriyle çakışan iki sabit hududun bulunması halinde bu hudutlardan başlanmak suretiyle miktarıyla kapsam tayin edilmesinin mümkün olduğu, Yargıtayın gayrimenkul davalarının incelemesinin yapıldığı kapatılan 7., 16. ve 17. Hukuk Dairelerinin ve Hukuk Genel Kurulunun uygulamasının da bu yönde olduğu, davacı ... ve arkadaşlarının dayandıkları Hisarönü ve Erkös (Ergöz/Öküz/Örköz) mevkili tapu kayıtlarının sınırlarının tamamının gayri sabit hudutlu olup bu sınırların geniş alanları ifade ettikleri gibi, bu sınırlar arasında kullanılması mümkün olmayan ..., dağ, dere, orman, ırmak, tepe gibi yerlerin bulunduğu, ancak her biri geniş alan içeren sınırlarda hayali bir nokta alınmak suretiyle ve yine hayali düz çizgilerle sınırlarının birleştirilebildiği, bu hayali çizgilerle birleştirilen alanın tapu kayıtlarının miktarının 20 katından çok daha fazla bir alanı kapsadığı, her ne kadar vergi kayıtlarının tam ve doğru bir şekilde keşif esnasında uygulaması yapılıp dava konusu taşınmazları kapsayıp kapsamadığı belirlenmemiş ise de; davacı çiftlik tapu maliklerinin 1936 yılında tek taraflı beyanına dayalı olarak düzenlenen tahrir vergi kayıtlarının, zilyetlik iradesinin devam ettirildiğine dair karine sayılamayacağı, zira tahrir kayıtlarının düzenlendiği 1936 yılından kadastro tespitlerinin yapıldığı 2007 yılına kadar aynı Kanun’un 20/C maddesi gereğince tapu maliklerince çekişmeli taşınmazlar üzerinde sürdürülen bir zilyetliğin olmadığı, çekişmeli taşınmazların bulunduğu Hisarönü Köyünde hem 1970 yılında hem de 2007 yılında yapılan kısmi kadastro çalışmalarında tapu malikleri adına tapuya dayalı olarak tespit görüp kesinleşen ya da yine tapu kaydına dayalı olarak tapu malikleri adına hükmen tescil edilen bir taşınmaz bulunmadığı, bu haliyle tapu kayıtlarına miktarıyla kapsam tayinin mümkün olmadığı, ortada sabit sayılabilecek tek bir sınır bile olmadığından, bunun aksine olarak her ne şekilde olursa olsun tapu kayıtlarına kapsam tayin edilmeye çalışılması halinde subjektif bir uygulamaya yol açılacağı, diğer bir anlatımla; davacı ... ve arkadaşlarının tutundukları Hisarönü ve Ergös (Ergöz/Öküz/Löngöz) mevkili tapu kayıtlarına kapsam tayinin hukuken mümkün bulunmadığı anlaşılmakla, Mahkemece, Hisarönü Köyü çalışma alanında tespiti yapılan ve dava konusu edilen taşınmazların miktarıyla geçerli tapu kayıtlarının kapsamında kaldığını ispatlayamadıkları gerekçesiyle davacı ... ve arkadaşlarının davalarının reddine karar verilmesi gerekirken, delillerin değerlendirilmesinde hataya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet bulunmamaktadır.