Yargıtay 10. Hukuk Dairesi · E. 2021/12289 · K. 2022/131
10. Hukuk Dairesi 2021/12289 E. , 2022/131 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava, 5510 sayılı Kanunun 56/2.fıkrası uyarınca boşandığı eşi ile birlikte yaşadığının tespit edilmesi nedeni ile ölüm aylığının kesilmesine ilişkin davalı Kurum işleminin iptali ile yeniden yetim aylığı bağlanması, ödenmeyen aylıkların yasal faiziyle birlikte tahsili, borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, (kapatılan) 21. Hukuk Dairesi bozma ilamına uyularak kararda belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Önceki bozma ilamında da açıklandığı üzere, davanın, yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 56. maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkrada: “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96. madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Düzenleme ile ölen sigortalının kız çocuğu veya dul eşi yönünden, boşanılan eşle boşanma sonrasında fiilen birlikte olma durumunda, ölüm aylığının kesilmesi ve ödenmiş aylıkların geri alınması öngörülmektedir. Buna göre, daha önce sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen birlikte yaşama olgusu, gelir veya aylık kesme nedeni ve bağlama engeli olarak benimsenmiştir. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 56'ncı maddesinin ikinci fıkrasına dayalı açılan bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve özellikle taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir. Bu nedenle Anayasanın 20'nci maddesi ile 5510 sayılı Kanun, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri Ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun, 4857 sayılı İş Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ve diğer ilgili mevzuat hükümleri göz önünde bulundurulmak suretiyle yöntemince araştırma yapılmalı, tarafların göstereceği tüm kanıtlar toplanmalı, bildirilen ve dinlenilmesi istenilen tanıkların ifadeleri alınmalı, davacının ve boşandığı eşinin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiğini saptanmalı, varsa çalışmaları nedeniyle resmi/özel kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, boşanan eşler 4857 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yer almakta iseler adlarına ödeme yapılabilecek özel olarak açılan banka hesabı bulunup bulunmadığı belirlenmeli, davacının ve boşandığı eşinin kayıtlı olduğu adreslerde kapsamlı Emniyet Müdürlüğü/Jandarma Komutanlığı araştırması yapılmalı, tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir. Dosya kapsamına göre, davacının 03.09.2015 tarihinde boşandığı, 01.10.2015 tarihinde vefat eden babasından dolayı yetim aylığı aldığı, Kurum denetmen raporu ile aylığı kesilerek 21.10.2015-20.05.2016 dönemi ödenen aylıklar nedeniyle borç çıkarıldığı, davacının boşandığı eşinin 13.09.2018 tarihinde başka biri ile evlenmiş olduğu, uyuşmazlık konusu dönemde davacı ve boşandığı eşinin mernis adreslerinin farklı olduğu, ancak 01.11.2015 tarihli seçimde aynı adreste oy kullandıkları, eski eşe ait 03.11.2015 tarihli hastane kaydında davacının adres bilgilerinin verildiği, bozma sonrası eski eşin 05.11.2015 tarihinden sonra kayıtlı mernis adresinde yapılan kolluk araştırmasında, eski yönetici Kazım Okkan ile görüşüldüğü, eski eşin 14 numaralı dairede 2015 yılından beri ikamet ettiği, 2018 yılına kadar yalnız yaşadığı, 2018 yılında evlenip, yeni eşi ile yaşadığının bildirildiği, davacı ve eski eşin komşularının tanık olarak dinlendiği, davacı ve eski eşin biri 23.08.1998 doğumlu müşterek iki çocuğunun bulunduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece, eski eşin 05.11.2015 tarihinden sonra kayıtlı mernis adresinde yapılan kolluk araştırmasında tespit edilen; eski eşin yeniden evlenene kadar yalnız, yeniden evlendikten sonra ise yeni eşiyle birlikte yaşadığı hususları kolluk vasıtasıyla çevre esnaf ve komşulardan sorulmak üzere tekrar ayrıntılı araştırılmalı, müşterek çocuk ...’un uyuşmazlık konusu dönemde eğitim-öğretime devam ettiği okulda veli toplantılarına kimin katıldığı belirlenmeli, davacının eski eşe ait evde ikamet etmesinin nedeni üzerinde durulmalı, böylelikle “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre bir karar verilmelidir. Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, mahkemece eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli hüküm bozulmalıdır. SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, Üye ...'ın muhalefetine karşı, Başkan ... ile Üyeler ..., ... ve ...’nın oyları ve oyçokluğuyla, 11/01/2022 gününde karar verildi.