III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın kendisine ait Facebook sosyal paylaşım sitesindeki hesabında davaya konu paylaşımları yaptığı iddiasıyla kamu davası açılmıştır.
Sanığın facebook sosyal paylaşım sitesinde başkalarının erişimine de açık ... profili ile kendisinin de mahkememizde ikrar ettiği üzere;
25 Temmuz 2015 tarihinde; elinde uzun namlulu silah bulunan terör örgütü mensubunun resminin yer aldığı ve üst kısmında Şunu da yaz ey tarih Çanakkale’yi Türklerle beraber kazandık Kobane’yi de tek başımıza kurtardık şeklinde ve
ANDIMIZ BAŞLIĞI ALTINDA sözde; Kürdüm doğruyum çalışkanım, ülkem: yurdumu, milletimi, gerillamı, dağlarımı özümden çok sevmektir. Ey Serok Apo: açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan ilerleyeceğime and içerim, varlığım, Kürd varlığına armağan olsun. Ne mutlu Kürdüm diyene... şeklinde, paylaşımda bulunduğu,
Yine aynı tarihte T.C. ALEVİLERİN HAKLARINI TANIMADIĞI SÜRECE KIZILBAŞ GERİLLA DAĞLARDA SEMAH DÖNECEK-DEVRİMCİ ALEVİLER BİRLİĞİ ibareli yazının üst kısmında semah dönen terör örgütünün kırsal alanında silahlı faaliyet yürüten mensuplarınca kulanılan ve leşker tabir edilen kıyafetleri bulunan iki kadın örgüt mensubunun resmini paylaştığı,
4 Ağustos 2015 tarihinde; dosyada 8 kare olarak çıktısı alınan üzerlerinde terör örgütü mensuplarınca kulanılan ve leşker tabir edilen kıyafetlerin olduğu ve ellerinde silah da bulunan örgüt mensupları görüntülerinin bulunduğu video paylaştığı,
7 Ağustos 2015 tarihinde; KINIYORUZ. SİLOPİ’DE POLİS TERÖRÜ VAR'' şeklinde ibareler ve PKK/KCK terör örgütünün sözde renklerini içerir şekilde sarı, kırmızı, yeşil renkli yıldız figürlerinin bulunduğu resmi paylaştığı,
27 Ağustos 2015 tarihinde; ''VAN KÜRT HALKI EKRANI KAPAT.... YÜKSEKOVA’DA KATLİAM VAR... SESSİZ KALMA VAN yazısı ile PKK/KCK terör örgütünün sözde renklerini içerir şekilde sarı, kırmızı, yeşil renkli yıldız figürlerinin bulunduğu resmi paylaştığı,
4 Eylül 2015 tarihinde; FAŞİST DEVLET KÜRDİSTAN’DAN DEFOL şeklindeki ibareler bulunan resim içeriğinde yüzleri tanınmayacak şekilde kapalı ve ellerinde likit bomba/molotof kokteyl bulunan bir grubun resmini paylaştığı,
21 Eylül 2015 tarihinde; PKK/KCK terör örgütü elebaşısı Abdullah Öcalan’ın resminin bulunduğu görüntü karesinin alt kısmında büyük puntolarla PKK ibaresinin yer aldığı ve resmin üç köşesinde PKK/KCK terör örgütünün sözde bayraklarının bulunduğu paylaşımda bulunduğu
10 Kasım 2015 tarihinde; PKK/KCK terör örgütünün sözde bayraklarını içerir şekilde sarı, kırmızı, yeşil renkli bir elin zafer işareti yaptığı ve alt kısmında DİREN KÜRDİSTAN ibaresinin yer aldığı paylaşımda bulunduğu
21 Mart 2016 tarihinde; Nevroz Pirozbe (Nevruz Kutlu olsun) başlığı altında karikatür olarak çizilmiş resim içeriğinde PKK/KCK terör örgütünün sözde bayraklarını içerir şekilde sarı, kırmızı, yeşil renk elbiseli ve elinde yanık vaziyette likit bambo/molotof kokteyl bulunan bir çizimin yeşil renkli askeri kamuflaj giymiş kişileri kovaladığı, paylaşımda bulunduğu
Böylelikle sanığın bu paylaşımları ile yukarıda anlatılan silahlı terör örgütü olan PKK/KCK terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterdiği, övdüğü, bu yöntemlere başvurmayı teşvik etmek suretiyle propagandasını yaptığı, bu paylaşımların içeriğininin şiddete teşvik ve tahrik, terör eylemlerini haklı göstermek amacını taşıdığı anlaşıldığından yukarıda anlatılanlar ışığında ifade özgürlüğü olarak değerledirilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmakla sanığın eylemine uyan 3713 sayılı Kanun'un 7/2 nci maddesi gereğince Türk Ceza Kanunu'nun 61 ve 3/1 maddeleri gözetilerek suçun işleniş biçimi, sanığın kastı ve güttüğü amaç ve saik yapılan paylaşımlarının içeriği ve kastının yoğunluğu dikkate alınarak takdiren alt sınırdan uzaklaşılarılarak cezalandırılmasına, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2016/7556 Esas, 2017/1150 sayılı Kararından ve benzer kararlarından anlaşıldığı üzere facebook hesabında yapılan paylaşımların herkesin erişimine açık olması durumu propaganda niteliği taşıdığı gibi suçun basın ve yayın yolu ile işlenmesi nitelikli halini oluşturduğu anlaşılmakla 3713 sayılı Kanun'un 7/2-2 nci cümlesi uyarınca verilen cezada arttırım uygulanmasına, sanığın aynı suçu işleme iradesi içerisinde farklı tarihlerde Facebook'tan paylaşımlarda bulunmak suretiyle değişik zamanlarda birden fazla kez işlediği anlaşılmış olup suça konu eylemlerin sayısı ve zaman süresi dikkate alınarak verilen cezada TCK'nın 43/1 maddesi gereğince mahkememizce takdir edilen oran üzerinden arttırım uygulanmasına, sanığın yargılama sürecindeki olumlu hal ve davranışları, şahsi ve sosyal durumu, sabıkasızlığı, Facebook hesabının kendisine ait olduğunu kabul ederek yargılamaya katkıda bulunması, sanığa verilecek cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri lehine takdiri hafifletici sebep kabul edilerek sanığın cezasından TCK'nın 62 nci maddesi gereği indirim yapılmasına, sanığa verilen hürriyeti bağlayıcı cezanın 2 yılın üstünde olması nedeniyle CMK’nun 231/5 maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve TCK 50 ve 51 maddelerinin uygulanmasına yer olmadığına karar vermek gerektiği sonuç ve vicdani kanaatine varılmakla hüküm kurulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince, terör örgütü propagandası yapmak suçunda suç tarihinin propaganda içeren paylaşımın kolluk birimlerince tesbit edildiği tarih olan 29.05.2017 olduğu, ancak İlk Derece Mahkemesince hatalı uygulama ile paylaşım tarihlerinin suç tarihi olarak kabul edildiği görülmüş ise de, bu durumun mahallinde düzeltilebilecek maddi hata olduğu değerlendirilmiştir.
Belirtilen husus dışında mahkemenin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemin doğru olarak nitelendirildiği anlaşıldığından, istinaf başvurusunda bulunan sanık müdafinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göreyapılan incelemede;
Sanığın terör örgütü propagandası yapma suçunu oluşturan en son paylaşım tarihinin suç tarihi olduğu gözetildiğinde; "21.03.2016" yerine İlk Derece Mahkemesinin karar başlığında suç tarihinin "25.07.2015, 4-7-27.08.2015, 4-21.09.2015, 10.11.2015, 21.03.2016" ve Bölge Adliye Mahkemesi karar başlığında "29.05.2017" olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir yazım hatası kabul edilmiştir.
Terör örgütünün propagandasını yapmak suçunu düzenleyen 3713 sayılı Kanun'un mer’i 7/2 nci maddesi şöyledir:
“(Değişik ikinci fıkra: 11.4.2013-6459/8 md.) Terör örgütünün; cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçun basın ve yayın yolu ile işlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır. Ayrıca, basın ve yayın organlarının suçun işlenmesine iştirak etmemiş olan yayın sorumluları hakkında da bin günden beş bin güne kadar adli para cezasına hükmolunur. (Ek cümle:17.10.2019-7188/13 md.) Haber verme sınırlarını aşmayan veya eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz. Aşağıdaki fiil ve davranışlar da bu fıkra hükümlerine göre cezalandırılır:
a) (Mülga: 27.3.2015-6638/10 md.)
b) Toplantı ve gösteri yürüyüşü sırasında gerçekleşmese dahi, terör örgütünün üyesi veya destekçisi olduğunu belli edecek şekilde;
1. Örgüte ait amblem, resim veya işaretlerin asılması ya da taşınması,
2. Slogan atılması,
3. Ses cihazları ile yayın yapılması,
4. Terör örgütüne ait amblem, resim veya işaretlerin üzerinde bulunduğu üniformanın giyilmesi.”
Tarihi seyir içinde Kanun'un 12.4.1991 tarihinde yürürlüğü giren ilk hâlinde, 7’inci maddesinin ikinci fıkrası “örgüt mensuplarına yardım eden ve örgütle ilgili propaganda yapanlar” hakkında 1 yıldan 5 yıla kadar hapis ve ağır para cezası öngörülmüşken, 19.2.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4744 sayılı Kanunla, ceza miktarları aynı şekilde muhafaza edilerek örgüt propagandası yapma suçunun unsurları değiştirilmiş ve propagandanın suç olması için “terör yöntemlerine başvurmaya özendirecek şekilde” yapılması şart koşulmuştur.
Madde gerekçesinde, her propagandanın değil, sadece terör yöntemlerine başvurmaya özendirecek propagandaların suç olmasının öngörüldüğü ve düşünce özgürlüğü sınırlarının genişletilerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin bu alanda aradığı kriterlere uygun bir düzenleme getirildiği belirtilmiştir.
Aynı maddede, 7.8.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4963 sayılı Kanunla yeniden değişiklik yapılarak propagandanın, “şiddet veya diğer terör yöntemlerine başvurmayı teşvik edecek şekilde” yapılması halinde suç olacağı kabul edilmiştir.
Madde gerekçesinde, örgütle ilgili olsun veya olmasın şiddet veya diğer terör yöntemlerine başvurmayı teşvik edecek şekilde propaganda yapanların cezalandırılmasının öngörüldüğü ifade edilmiştir.
18.7.2006 tarihinde yürürlüğü giren 5532 sayılı Kanunla, anılan maddeden “yardım eden” ibaresi çıkarılmış, bir tanımlama yapılmamakla birlikte “terör örgütünün propagandasını yapma" suç olarak düzenlenmiş, suçun basın yayın yoluyla işlenmesi hâlinde cezanın yarı oranında artırılacağına ve yayın sorumlularına da adlî para cezası verileceğine dair hükümler ilk defa bu değişiklikle maddeye eklenmiştir.
Maddede 11.04.2013 tarih ve 6459 sayılı Kanunla suçun unsurları açısından en ciddi değişikliğe gidilmiştir. Buna göre ancak; “Terör örgütünün; cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapma” durumunda fiil suç teşkil edecektir. Böylece düzenleme, AİHM’in bu konudaki kriterine uygun hale getirilerek son halini almıştır.
Bilahare 27.03.2015 tarih 6638 sayılı Kanun'un 10 maddesi ile, 7i nci maddenin 2 nci fıkrasının son cümlesinin “a” bendi yürürlükten kaldırılmış, maddeye 3 üncü fıkra eklenmiştir.
Nihayet 17.10.2019 tarih, 7188 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi ile de 7 inci maddenin 2 nci fıkrasının son cümlesinden önce gelmek üzere “Haber verme sınırlarını aşmayan veya eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz.” cümlesi eklenmiştir. Görüldüğü gibi, safahatta yapılan her değişikliğin ifade ve basın özgürlüğü lehine geliştiği çok açıktır.
TDK’ya göre propaganda; “bir öğreti, düşünce veya inancı başkalarına tanıtmak, benimsetmek ve yaymak amacıyla söz, yazı vb. yollarla gerçekleştirilen çalışma, yaymaca” anlamına gelmektedir.
TMK 7/2, 1. cümlede yer alan düzenlemeye göre tipiklik açısından suçun oluşabilmesi için:
1) “Propaganda” niteliğinde bir fiilin işlenmesi,
2) Yapılan propagandanın;
• Terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek şekilde veya
• Terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini övecek şekilde veya
• Terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerine başvurmayı teşvik edecek şekilde gerçekleştirilmesi gerekmektedir.
Sanığın kendisine ait olduğunu bildirdiği herkese açık facebook hesabına ilişkin olarak düzenlenen internet inceleme tespit ve değerlendirme tutanağı'nda; atılı suça ilişkin birden fazla paylaşım yapıldığının tespit edildiği, sanığın paylaşımlarının kendisine ait olduğunu ikrar ettiği, yapmış olduğu paylaşımların PKK/KCK terör örgütünün cebir ve şiddet içeren eylemlerini meşru gösteren ve teşvik eden ifadeler içerdiği, örgüt mensuplarının kırsala giderek şiddet ve saldırı faaliyetleri yürütmelerinin övüldüğü, açıklama ile de paylaşımın sahiplenildiği, örgüte sempatiyi artırmak ve aktif desteğini sağlamak amacı taşıdığı nazara alındığında eyleminin sabit olduğu belirlenmekle, hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.