V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu haberin gerçek dışı olduğunu, müvekkili olan vakfa ait okulun orman ya da doğal sit alanı üzerinde inşa edilmediğini, basit bir araştırma ile bunun tespit edilebileceğini, kurgu haber ile müvekkilinin kamuoyu nezdinde itibarının zedelendiğini, İstanbul 5. Sulh Ceza Hakimliğinin 2016/2885 D.İş sayılı kararı ile tekzip taleplerinin kabulüne karar verildiğini, haberin gerçek olmadığının bu karar ile tespit edildiğini, mahkeme tarafından çarpıcı başlık olarak nitelendirilen "yandaş" kelimesinin hakaret kabul edilmesi gerektiğini, haberin verilmesinde kamu yararı ve toplumsal ilgi bulunmadığını, kamuoyunu aydınlatmaya yönelik bir amaç olmadığını, ölçülülük ilkesine uyulmadığını, haberde kullanılan söz ve ifadelerin bir bütün olarak küçük düşürücü ve provokatif olduğunu, haberin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğini, müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; davalı şirketin sahibi olduğu diğer davalının yönetim kurulu başkanı olduğu Cumhuriyet Gazetesi'nin 21.05.2016 tarihli nüshasında yayınlanan "Orman İçinde Yandaş Okulu" "Beykoz Ormanı Yandaşa Feda Oldu" başlıklı haber nedeniyle davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiasına dayalı manevi tazminat ve yayın istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ve 58 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25 inci maddeleri, 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 1 ve 3 üncü maddeleri, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10 uncu maddesi.
3. Değerlendirme
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, davalı ...Haber Ajansı Basın ve Yay. A.Ş.'nin sahibi olduğu diğer davalının yönetim kurulu başkanı olduğu Cumhuriyet Gazetesi'nde 21.05.2016 tarihinde yayınlanan "Orman İçinde Yandaş Okulu" ve "Beykoz Ormanı Yandaşa Feda Oldu" başlıklı haber nedeniyle davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiası ile eldeki davanın açıldığı, haber bir bütün halinde incelendiğinde davacı vakfa ait okulun inşa edildiği yerin konumundan yola çıkılarak eleştiri niteliğinde söz ve ifadeler kullanıldığı; haberin toplumun bilgi edinme, basının haber verme hakkı kapsamında kaldığı, habere yönelik toplumsal ilginin bulunduğu ve davacının kişilik haklarına saldırı amacı taşımadığı; kaldı ki basının, okuyucunun dikkatini habere çekmek amacı ile çarpıcı başlık ve ifadeler kullanmasının bir gazetecilik tekniği olması karşısında, özle biçim arasındaki dengenin bozulduğundan da söz edilemeyeceği, Anayasa Mahkemesinin pek çok kararında da benimsendiği gibi, demokratik bir toplumun zorunlu temellerinden olan ve toplumun ilerlemesi, bireyin özgüveni için gerekli temel şartlardan birini teşkil eden ifade özgürlüğü, sadece kabul gören veya zararsız yahut kayıtsızlık içeren bilgiler veya fikirler için değil, aynı zamanda kırıcı, şok edici veya rahatsız edici olanlar için de geçerli olup, yine pek çok kararında ifade özgürlüğünün bir dereceye kadar abartıya hatta kışkırtmaya izin verecek şekilde geniş yorumlanması gerektiğini kabul etttiği, haberin yayın tarihi itibari ile güncel olduğu; basının, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumlu olduğu; basının somut gerçeği değil, o anda belirlenen, var olan ve orta düzeydeki kişilerce de yayının yapıldığı biçimi ile kabul edilen olguları yayınlamak durumunda olduğu, o anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların ve olguların yayınından sorumlu tutulamayacağı, haberin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 22 Nisan 2013 tarihli ve 48876/08 başvuru numaralı kararında “İfade özgürlüğünün, demokratik bir toplumun vazgeçilmez esasını ve bu toplumun gelişiminin ve her bireyin kendini gerçekleştirmesinin temel koşulunu oluşturduğunu, 10. maddenin 2. fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla ifade özgürlüğünün sadece kabul edilen, zararsız ya da farklı olan “bilgi” ya da “düşünceler” için değil ama ayrıca hoşa gitmeyen, sarsıcı ya da rahatsız edici olanlar için de geçerli olduğunu, bunların, “demokratik toplumun” onlarsız olamayacağı çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gereği olduğunu, 10. maddede açıklandığı gibi bu özgürlüğe yapılan sınırlamaların her halde dar yorumlanması gerektiğini ve herhangi bir sınırlama gereksiniminin ikna edici bir biçimde ortaya koyulması gerektiğini...” ifade edildiği; tüm bu açıklamalar ışığında haberde geçen söz ve ifadelerin, davacı kurumun kişilik haklarına saldırı oluşturmayacağı, demokratik toplum tarafından meşru sayılabilecek nitelikte, ifade özgürlüğüne getirilmesi gereken bir sınırlamanın gerekli olmadığının anlaşılmasına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.