İçtihatYargıtay4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi · E. 2021/17904 · K. 2021/5002
- Esas No
- 2021/17904
- Karar No
- 2021/5002
- Karar Tarihi
- 20.09.2021
Karar Metni
4. Hukuk Dairesi 2021/17904 E. , 2021/5002 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün temyizen tetkiki davacılar vekili ile davalı ... vekili tarafından talep edilmiş, davacı vekilince de duruşma istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 16/03/2021 Salı günü davacılar vekili Av. ... ile davalılardan ... vekili Av.... geldiler. Diğer davalılardan gelen olmadı. Temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacılar ile davalı ... vekilleri dinlendikten sonra eksiklik nedeniyle iade edilen dosya ikmal edildikten sonra tekrar gelmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili; davalı sürücü ...’ın sevk ve idaresindeki özel halk otobüsünün davacıların çocuğu/kardeşine çarparak ölümüne sebebiyet verdiğini, otobüs şoförünün asli kusurlu olduğunu, davalı araç maliki şirketin mesleki yeterliliğe sahip olmayan sürücüyü işe alması ve davalı belediyenin ise gerekli denetimi yerine getirmemesi nedeniyle sorumlu olduklarını, HMK’nın m. 107 maddesi uyarınca destekten yoksun kalma tazminat tutarlarının belirlenmesini talep ettiklerini, sorumluluğun derecesi ve maddi zararın kapsamına göre şimdilik her bir davacı için 40.000,00’er TL maddi tazminatın ve yine 60.000,00’er TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekilleri, davanın reddi gerektiğini savunmuşlardır.
İlk Derece Mahkemesince; ... Trafik İhtisas Dairesinden alınan raporda davalı sürücünün % 25, davacılar desteğinin % 75 oranında kusurlu bulunduğu, davalı belediyenin otobüs güzergahını diğer davalı şirkete tahsis etmek dışında somut olayla başkaca bir bağlantısı bulunmadığından belediye yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği, destek tazminatının hesabı için aktüer bilirkişiden alınan
raporun hüküm kurmaya elverişli bulunduğu, davacıların bedel artırım talebinde bulunmadığı, bu nedenle maddi tazminat yönünden hüküm kurulurken taleple bağlılık ilkesine uyulduğu, davacı kardeşlerin maddi zararı bulunmadığından maddi tazminat taleplerinin reddi gerektiği, manevi tazminat yönünden kusur durumu ve davacıların murisle yakınlığının dikkate alındığı gerekçesiyle; taleple bağlı kalınarak davacı anne ... için 40.000,00 TL maddi ve 15.000,00 TL manevi tazminatın, davacı baba ... için 40.000,00 TL maddi ve 15.000,00 TL manevi tazminatın, davacı kardeşler ... ..., ... ve ... ... için 10.000,00’er TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 01/08/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve davalı ... Ulaşım Hizmetleri ve Tic. A.Ş den müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacı kardeşlerin maddi tazminat taleplerinin reddine, davanın davalı ... Belediyesi yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. Hükme karşı davacılar vekili istinaf talebinde bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi ilgili dairesince; davacıların kusur oranına yönelik itirazının yerinde bulunmadığı, davacı kardeşler yönünden destekten yoksun kalma tazminatı talebinin reddine karar verilmesinin isabetli olduğu, tazminat hesabında davacı baba yönünden %5 yerine % 15 oranında yetiştirme gideri düşülmesinin yerinde olmadığı, ayrıca öncelikle yetiştirme giderinin daha sonra kusur oranının indirilmesi gerektiğinin gözetilmeyerek daha az tazminata hükmedilmesinin doğru görülmediği, ancak bu husus ve davacı baba yönünden yetiştirme giderinin %5’e düşülmesi ile elde edilecek fazla miktarın davacının ıslahı da olmadığı nazara alınarak bu hususun ek davada nazara alınması gerektiği, hükmedilen manevi tazminat miktarlarının dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun olduğu belirtilerek davacılar vekilinin diğer istinaf istemleri reddedilmiş, davalı belediyenin sorumluluğuna yönelik yapılan incelemede esasen toplu taşımacılık yetkisinin belediyeye ait olması, hizmetin belediye adına yapılması, halk otobüsü üzerinde belediyenin yazı ve ambleminin bulunması, belediyenin özel halk otobüsünün işletilmesi, denetlenmesi konusunda yetkili olması göz önüne alınarak bu motorlu araçların verdiği zararlar nedeniyle belediyenin de KTK’nın 85. maddesinin 1. fıkrası uyarınca sorumluluğu bulunduğu gerekçesiyle davacıların istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davacı anne baba yönünden taleple bağlı kalınarak 40.000,00’er TL maddi ve 15.000,00’er TL manevi tazminatın, davacı kardeşler yönünden 10.000,00’er TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 01/08/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacı kardeşlerin maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerekçeye ve özellikle HMK’nın 355. maddesindeki kamu düzenine aykırılık hâlleri resen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde inceleme yapılıp karar verilmiş olmasına, dava şartları, delillerin toplanması ve hukukun uygulanması bakımından da hükmün bozulmasını gerektirir bir neden bulunmamasına göre davalı belediyenin tüm, davacıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalmaya dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Destekten yoksun kalmaya dayalı tazminat davalarında davalılar, desteğin ölümü nedeni ile ortaya çıkan gerçek zarardan sorumludur. Aktüerya alanında uzman bilirkişiden alınacak raporda belirlenen zarardan yetiştirme giderinin anne ve babadan eşit şekilde düşülmesi, ardından olayın oluşuna etki eden ölenin kusurunun indirilmesi, en son zarar sorumlusunun (sigortacı, işleten, haksız fiil faili) bir ödemesi var ise yapılan bu ödemenin düşülmesi gerekir.
Eldeki davada; davacı anne ve babanın destek tazminatının hesaplanması bakımından alınan ve hükme esas kabul edilen 19/03/2018 tarihli bilirkişi raporunda, davacıların destekten yoksun kalma zararları belirlendikten sonra kusur indirimi yapılmış, daha sonra sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme güncelleştirilerek mahsup edilmiş, % 15 oranında yetiştirme gideri ise bundan sonra anne babanın payından yarı yarıya düşülmüştür. Ancak, hesap bilirkişisinin yaptığı hesaplama yöntem ve sırası ile yetiştirme gideri oranı hatalı olmuştur. Şöyle ki;
a) Her baba ve annenin çocuğunu belli bir yaşa kadar büyütmek, yetiştirmek ödevi olup çocuğun ölümü nedeni ile artık yapılması gerekmeyecek yetiştirme giderlerinin belirlenecek destekten yoksun kalma tazminatından düşülmesi gerekmektedir. Kaza tarihinde 13 yaşında olan desteğin ölümü sebebi ile hem anne hem de baba yönünden hesaplanacak tazminattan, asgari ücretin %5'i oranında yetiştirme giderinin indirilmesi gereklidir.
Somut olayda; davacı anne ve baba yönünden yetiştirme giderine ilişkin desteğin 19 yaşın ikmaline kadar asgari ücretin % 15’i pay ayrılacağı kabul edilerek hesaplama yapılmış ise de bu oran hatalı (fazla) olup, bölge adliye mahkemesince bu husus belirlenmesine rağmen bilirkişiden rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, belirsiz alacak davası olarak açılan davada davacıların bu şekilde elde edeceği fazla miktarın davacıların ıslah istemi bulunmadığı ve ek davada gözetilebileceği yönündeki hatalı gerekçe ile nazara alınmayarak hüküm tesisi doğru görülmemiştir. Bu nedenle bölge adliye mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
b) Dosyada mevcut aktüer raporunda davacı anne babanın destekten yoksun kalma zararları belirlendikten sonra kusur indirimi yapıldığı, daha sonra davacılara yapılan ödemenin tenzil edildiği, ardından yetiştirme giderinin düşüldüğü anlaşılmaktadır. Ancak hesap bilirkişisinin yaptığı bu hesaplama yöntem ve sırası, yukarıda açıklanan indirim sıralamasına uygun değildir.
Bu halde destek paylarına denk gelen destek zararı belirlendikten sonra öncelikle yetiştirme giderinin düşülmesi, bundan sonra bulunan rakam üzerinden kusurun indirilmesi, daha sonra sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin düşülmesi ve bu suretle sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bölge adliye mahkemesince bu husus belirlenmesine karşın bilirkişiden rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi de bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle dvalı belediye vekilinin tüm, davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2-a,b) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazının kabulüyle temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararının HMK 371. maddesi gereğince BOZULMASINA, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 3.050,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak
duruşmada vekille temsil olunan davacılara verilmesine, aşağıda dökümü yazılı 8.690,00 TL kalan onama harcının temyiz eden davalı ... Başkanlığından alınmasına, peşin alınan harcın istek haline temyiz eden davacılara verilmesine 20/09/2021 gününde Başkan ...'nın karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
(Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin kararlılık kazanmış uygulamasına göre yetiştirme gideri %5 oranında zarardan indirilmeli, anne çalışmıyorsa anneden yetiştirme gideri düşülmemelidir. Diğer yandan ...'da ikamet eden ve tahsiline devam eden desteğin gelirinin asgari ücret üzerinden hesap edilmesi de doğru olmamıştır. Davacı vekilinin gelire yönelik temyizinin ret edilmesi ve anne ve babadan ayrı ayrı yetiştirme gideri düşülmesi görüşüne de katılmıyorum.
Sayın çoğunluğun bozma ilamında gerekçelendirildiği 2/a bendindeki bozma nedenine katılmıyorum.