Yargıtay 6. Ceza Dairesi · E. 2021/187 · K. 2021/465
Ceza Genel Kurulu 2021/187 E. , 2021/465 K. "İçtihat Metni" Kararı Veren Yargıtay Dairesi : 6. Ceza Dairesi Mahkemesi :Ceza Dairesi Sayısı : 2632-2308 Nitelikli yağma suçundan sanıklar ... ve ...'ın TCK’nın 37/1. maddesi delaletiyle aynı Kanun’un 149/1-a-c-h, 62, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 9 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve mahsuba ilişkin ... 11. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 18.09.2020 tarihli ve 132-242 sayılı hükümlerin sanıklar müdafileri tarafından istinaf edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesince 22.10.2020 tarih ve 2632-2308 sayı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, bu hükümlerin de sanıklar müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 17.02.2021 tarih, 10175-4295 sayı ve oy çokluğu ile onanmasına karar verilmiş; Daire Üyeleri ... ve ...; "... Müşteki; iki kişi geldi, bıçak çekti, para istedi, 140 TL paramı, cep telefonumu ve pasaportumu aldılar. Beni yaraladılar diye beyanda bulunuyor. Beyanı alınmadan önce devriye gezen ekibine yanlarına geldiğini söylüyor. Olaydan 4-5 saat sonra ifadesi alınıyor. Polis tutanağına göre iki kişi kaçmaya çalışırken yakalanıyor, yerde cep telefonu bulunuyor (müştekiye ait) ve sanıklara ait olduğu tahmin edilen bıçak bulunuyor. Sanıklardan ... savunmasında bir önceki akşam cep telefonum çalındı. Fas uyruklu ...'in telefonu ...''in aldığını söylediğini telefonun markası seri nosu vs. bilmediğinden polise şikâyet etmediğini, otel sahibine söylediğini onunla ...''in otelde kaldığını bu sabah ...'in yanında 10 kişi ile otele geldiğini kendisine ...'nın telefon ettiği ...'i dövdüklerini söylediğini kendisinin de olay yerine geldiğini. Diğer şahısların kaçtığını sadece bir kişinin otelde kaldığını onunla aralarında tartışma çıktığını, kavga ettiklerini kendisini ittirdiğini yere düştüklerini, herhangi bir eşyasını almadıklarını zaten polisler olay yerine geldi ve bizi karakola getirdi mealinde savunmada bulunmuştur. Sanık ...'de aynı şeyleri söylüyor. Otele gelen şahısların ... ve arkadaşlarının ...'ı bulamayınca kendisine saldırdıklarını şahsın çantasını kaçan şahıslara verdiğini kendisinin yaralandığını beyan ediyor. Olayın meydana geldiği yer tanık ...'nın otelinin önü savunmalarına göre çok sayıda otel ve otellere ait güvenlik kameraları var. Sanıklar ilk oradan itibaren aynı savunmayı yapıyorlar. Bir önceki akşam telefonun çalındığını telefonu ...'in çaldığını ertesi gün ...'in arkadaşları ile geldiğini müştekinin de telefonu çalan ...'in arkadaşı olduğunu, olay yerinde kavga başlayınca diğer 9 kişinin kaçtığını elinde bıçak olan müşteki ile kavgaya tutuştuklarını yere yuvarlandıklarını savunmaktadırlar. Otel sahibini ve olay anında kendisini telefonla arayan ... isimli tanığı söylüyorlar. Ancak müşteki beyanı ilk anda ve tek başına yeterli görülerek olay yerini gören güvenlik kameraları istenmiyor, ... isimli tanık, ... isimli tanık ile diğer tanıklar otel sahibi dinlenmiyor. Sanık ...olay yerinde değildim. ... cep telefonu ile arayıp olay yerine çağırdı şeklindeki ilk andaki beyanına rağmen tanık ... dinlenmediği gibi sanığa ait kullandığı telefon tespit edilip arama olup olmadığı ve HTS kayıtlarına göre baz istasyonu tespitine ilişkin hiç bir çalışma bulunmadığı, üstelik sanıklar müdafisinin aşamalarındaki savunmalarında da bunları açıkça belirtmiştir. Mahkeme safhasında ilk andan itibaren olayı gördüğü iddia eden otel sahibi ... ile olayın tanığı dinlenilmiştir. Tanık ... sanık savunmalarını birebir teyit etmiştir. Yağmalandığı iddia edilen cep telefonun kavga sırasında yere düştüğünü kaybolmaması için alıp çay ocağına bırakması için ...'a talimat verdiğini beyan etmiştir. Tanık ...'da sanık savunmalarını birebir teyit etmiş ayrıca kavga sırasında müştekinin telefonunun yere düştüğünü tanık ...'nın telefonu alıp çaycıya bırakmasını istediğini kendisinin de bıraktığını beyan etmiştir. Müşteki kendisini bıçakla boynundan ve kolundan yaraladıklarını iddia etmesine rağmen mağdur ve sanıklara ilişkin Dr. raporu incelendiğinde müştekinin kolunda ve omzunda sadece sıyrıklar olduğu, müştekinin bıçakla yaralandığına ilişkin hiçbir ibare olmadığı görülmektedir. (çizikler varsa da düşme ile de rahatlıkla oluşabilir.) Buna karşılık sanıkların bıçağın müştekinin elinde olduğunu ve kendilerine saldırdıkları ve yaraladıkları yönündeki savunmalarının sonradan dinlenen tanıklarca da teyit edildiği gibi alınan Dr. raporuna göre de sanıklardan ...'in yaralanmasının ise kesi şeklinde olduğu ki sanık müştekinin elinden alırken yaralandım şeklinde savunmasını teyit eder mahiyette olduğu görülüyor. Olay yeri yakınlarında bulunduğu bildirilen bıçağın kime ait olduğu üzerinde parmak izi incelemesi vs. yapılarak veya üzerinde yaralamaya ait DNA incelemesi yaptırılarak tespit edilmesi yerine müşteki beyanına itibar edilerek sanıklara ait olduğu kabul edilerek emanet alınıp müsadere edilmekle yetinilmesi, Dosyada müşteki 140 TL'sinin çalındığını söylemektir. Sanıklardan birinin üzerinde 1.040 TL çıkmıştır ve para dökümanı ayrıntılı yapılmıştır. Olaylar gece yarısı civarında olduğu sanıkların 00.30 gibi yakalanıp üst aramalarının yapıldığı ve üst arama tutanağına göre sanıklardan birinin üzerinde 1.040 TL çıkıyor. Müştekinin iddia ettiği rakamdan çok fazla bir bedel sanığın üzerinde çıkması nedeniyle bunun aidiyet belirlemede tek başına yeterli olmayacağı açıktır. Müştekinin bir önceki gün telefon hırsızlığı nedeniyle otelden kovulan ... isimli kişi ile arkadaş olduğu ve onun otelde kalan eşyalarını almak için kalabalık bir grupla otel önüne geldiği sonra ... ile kavga ettiği ...'ın kendisine edilen telefon üzerine olaydan haberdar olup olay yerine geldiği sanık savunması ve teyit eden tanık beyanları ile sabittir. Yani yağma iddiası olması, silahla yaralama ve birden fazla kişi ile iş yeri dokunulmazlığını ihlal kapsamında soruşturmaya maruz kalacak olan müştekinin oluşa ve dosyadaki somut delillere dayanmayan tam tersi aksine delil olmasına rağmen 'çok sayıda kişi gelseydi kolluk kuvvetleri bilirdi...' tanıklar ilk başta getirilmediğine göre sonradan ortaya çıkan tanıklar gerçeği söylemeyebilir mealindeki soyut tamimlerde sanık savunmaları çürütülerek mahkûmiyet kararı verilmesi hatalıdır. Öncelikli olarak doğru söylememesi için çok sayıda neden bulunan müştekinin beyan ile yetinmeyerek, olay yerini gören kamera kayıtları istenmeli, sanığın telefonla arandığı yönündeki savunmasını denetleme adına arama kayıtları ve HTS istenerek baz istasyonu tespiti ile iki sanığın olay anında aynı yerde olup olmadığı ve telefonla aranıp aranmadığı tespit edilmeli, tanıkların çalınan telefonu yere düşmüştü alıp çaycıya verdik yönündeki beyanları nedeniyle gerekirse çaycının tanık olarak dinlenip olayın teyidi yapılmalı, başlangıçtan beri sanık ...'ın olay yerine telefonla çağırdığı iddia edilen ... ve telefonu çalanı söyleyen ... isimli kişinin tanık olarak dinlenmesi emanetteki bıçak üzerindeki parmak izi ve DNA incelemesi yapılmalı sanık ve müşteki ile mukayese edilmeli, otel kayıtlarından ...'in kimliği tespit edilip tanık olarak beyanı alınmalı, müştekinin pasaportunun çalındığını iddia etmesi nedeniyle müştekinin yurt dışına çıkıp çıkmadığı, çıkmış ise hangi pasaportu kullandığı ve ne zaman temin edildiğinin araştırılması, tutanak tanıkları, dinlenerek sanıklar polise biz gittik demeleri karşısında kaçan sanıklar ile bıçağı atanlar bunlar mıydı, teşhis ettirilmesi ile eksiklikler giderildikten sonra hukuki durumun tespiti gerekirdi. Delil tespitinin aradan geçen zamanlar nedeniyle mümkün olmadığının anlaşılması hâlinde, zorla alındığı iddia edilen pasaportun sanıklar anında yakalanmalarına rağmen bulunamaması, cep telefonunun tanıklar tarafından yerde bulunduğunun da anlaşılması, müşteki yaralanmasının beyanıyla çelişmesi, sanık yaralanmalarının savunmaları, doktor raporları ve tanık beyanlarıyla uyum içinde olması da dikkate alınarak şüpheden sanık yararlanır kuralı gereğince sübuta ilişkin şüpheli durumlar sanıklar lehine yorumlanmalı suçun sübutu açısından sanıkların beyanı doğru kabul edilmelidir. Buna göre sanıkların kaldıkları otelde bir önceki gün cep telefonu çalınmış, çalan şahıs olarak tespit edilen ... otelden kovulmuş, otelden kovulan ... yakın arkadaşı olan müşteki ile otele sanıkları dövmeye gelmişler, sanık ...'ı orada bulamayınca arkadaşı olan diğer sanık ...'e saldırmışlar, diğer sanık ve otel sahibinin olay yerine gelmesi üzerine diğer 9 kişi kaçarken olay yerinde kalan müşteki elindeki bıçakla sanıkları yaraladıktan sonra yakalanmıştır. Kavga sırasında yere düşen müştekiye ait cep telefonu ise tanıklarca müştekiye verilmek üzere alınmıştır şeklinde kabul edilerek beraat kararı verilmelidir. Ayrıca kabule göre olayın tek tanığı müştekinin kendisidir dinlenilmeden karar verilmesi nedeniyle karar bozulmalıydı." düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 29.03.2021 tarih ve 104357 sayı ile; "...Yargıtay Ceza Genel Kurulunun sıklıkla vurguladığı gibi, amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de öğreti ve uygulamada; ‘suçsuzluk’ ya da ‘masumiyet karinesi’ olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; ‘in dubio pro reo’ olarak ifade edilen ‘şüpheden sanık yararlanır’ ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate ya da herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir kuralı uyarınca; Sanık ... savunmasında; şikâyetçinin bir gün önce ...'in telefonunu çaldığını, sonra kendilerinin bulunduğu adrese şikâyetçi ile birlikte 9 kişinin geldiğini, o esnada ...in evde olmadığını, kendisinin yalnız olduğunu, o an yanında olan Fas'lı kadının otel sahibini aradığını, müştekinin arkadaşının kendisinin kolunu bıçakla yaraladığını, olay yerindeki Huawei marka telefonun kimin olduğunu bilmediğini beyanla suçlamayı reddettiği, Sanık ... savunmasında; olaydan önce telefonunun çalındığını, kendisi ile aynı pansiyonda oturan arkadaşına telefonunun çalındığını söylediğini, onların da telefonunu çalan kişileri bulduklarını ve ertesi gün telefonunun bulunduğunu, kendisi dışarıda iken ... isimli bayanın kendisini aradığını, olay yerine gittiklerinde yaklaşık 9-10 kişinin sanık ...'e hücum ettiğini ve ona vurduklarını gördüğünü, onları ayırmaya çalıştığını, bu esnada yere düştüğünü, kendisine de vurduklarını, olanları hatırlamadığını, müştekini telefonunu almadığını beyanla suçlamayı reddettiği, Sanıkların her aşamada aynı yönde savunmada bulundukları, suçlamaları kabul etmedikleri, Dosyadaki doktor raporlarının sanık savunmalarını desteklediği, Olayın meydana geldiği otel önü olup, olay yerindeki kamera kayıtlarının incelenmediği, Sanık savunmasında ismi geçen tanık ...'nın beyanının alınmadığı, Sanıkların savunmalarını denetleme adına, HTS ve arama kayıtlarının getirtilmediği, Tutanak tanıklarının ve müştekinin dinlenilmediği, Tanıkların düşen telefonu çaycıya verdiklerini beyan etmeleri karşısında çaycının kimliği tespit edilip, dinlenilmeden hüküm kurulduğu anlaşılmıştır. Tüm bu eksiklikler giderilip sonucuna göre sanıkların hukuki durumların değerlendirmesi gerektiği," görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur. CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 6. Ceza Dairesince 18.05.2021 tarih, 12964-9264 sayı ve oy çokluğu ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.