V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde dahili davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Dahili davalılar vekili temyiz dilekçesinde; dahili davalı Altıparmak Gıda'nın mal kaçırma gayesi olamayacağını, bu alanında önemli bir firma olduğunu, "binbirçiçek" markasının tanınırlığının kendisi tarafından yapıldığını, ciddi bir yatırım yaptığını, davalı borçlunun tek markasının bu olmadığını, ticari işletmenin önemli bir kısmını teşkil etmediğini, bilirkişi raporlarında usule uygun değer tespiti yapılmadığını, müvekkilin iyi niyetli olduğunu beyan ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 277 ve devamı maddeleri.
3. Değerlendirme
1- Dava İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır.
Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283/1). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nispi nitelikte yasadan doğan bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir.
Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK'nun 277 md) bulunması, bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK'nun 278, 279 ve 280 inci maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığının araştırılması, Özellikle İİK'nun 278 inci maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığının incelenmesi, satılan taşınmaz üzerinde, ipotek ve haciz kayıtları varsa, alıcı taşınmazı bu kayıtlarla yükümlü olarak satın almış olacağından, satışın bunların tamamı üzerinden yapıldığının kabulü, bu nedenle oransızlığın belirlenmesinde tapu kaydındaki ipotek ve haciz miktarının da göz önünde tutulması, aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılması gerekmektedir. Keza İİK'nun 280 inci maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmeli, öte yandan İİK'nun 279 uncu maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır.
İİK'nun 280 inci maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği, aynı maddenin son fıkrasında ise ticari işletmenin veya işyerindeki mevcut ticari emtianın tamamını veya mühim bir kısmını devir veya satın alan yahut bir kısmını iktisapla beraber işyerini sonradan işgal eden şahsın, borçlunun alacaklılarını ızrar kastını bildiği ve borçlunun da bu hallerde ızrar kastıyla hareket ettiğinin kabul edildiği, bu karinenin, ancak iptal davasını açan alacaklıya devir, satış veya terk tarihinden en az üç ay evvel keyfiyetin yazılı olarak bildirildiğinin veya ticari işletmenin bulunduğu yerde görülebilir levhaları asmakla beraber Ticaret Sicili Gazetesiyle; bu mümkün olmadığı takdirde bütün alacaklıların ıttılaını temin edecek şekilde münasip vasıtalarla ilan olunduğunun ispatla çürütülebileceği hüküm altına alınmıştır.
Mahkemece, davalılar arasında yapılan ve muvazaalı olduğu ileri sürülen devirlerin, özellikle de temlik tarihlerindeki değerleri üzerinden gerçekleştiği ve bedellerinin de ödendiği, davalıların tasarufun alacaklıya zarar verme kastı ile yapıldığını bildikleri ve bilebilecek durumda olduklarının da davacı tarafından kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilinin kararı istinaf etmesi üzerine yapılan inceleme neticesinde; bölge adliye mahkemesince dava konusu markaların davalı borçlunun ticari işletmesinin önemli bir kısmını teşkil ettiği belirlenerek istinaf talebinin kabulüne yeni hüküm kurulmasına davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacı vekili dava sırasındaki beyanlarında ve temyiz dilekçesinde; davalılar arasında bağ olduğunu, dava konusu marka devirlerinin ticari işletmenin önemli bir kısmını teşkil ettiğini, mal kaçırma kasdı bulunduğunu beyan etmiştir.
Davalı ... Holding A.Ş. dava konusu markaları kazanç elde etmek için devraldığını beyan etmiştir. Denge Holding'in satın aldığı markaları tasarruf tarihinden yaklaşık 1 yıl sonra piyasada bal işi ile uğraşan diğer firmalara devrettiği anlaşılmıştır.
Davalı borçlu Orbal Arıcılık ve Balcılık Gıda San ve Tic. A.Ş.‘nin ticaret sicil bilgilerine göre “bal” işi ile uğraştığı, adına kayıtlı 12 adet markanın devrinin yapıldığı anlaşılmıştır.
Her ne kadar iş bu dosyada dava konusu marka devrinin davalı borçlunun ticari işletmesinin önemli bir kısmını teşkil ettiği belirtilmişse de; Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 2018/ 6043 E. sayılı dosyası ile Yargıtay denetiminden geçmiş, davacısı farklı ancak aynı tasarrufa ilişkin açılmış, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 8. Hukuk Dairesinin 2017/1050 E.-2018/983 K. sayılı dosyasına konu İstanbul 10 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/349 E. sayılı dava dosyası da birlikte incelenerek, iki dosya birlikte değerlendirilerek, kazanılmış haklara da riayet edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2. Bozma neden ve şekline göre dahili davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.