V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; haberde geçen müvekkilinin evli bir erkek ile beraber olduğuna dair kullanılan söz ve ifadeye Bölge Adliye Mahkemesi kararında değinilmediğini, aile hayatının ve özel hayatın her zaman korunması gerektiğini, haberin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğini, müvekkilinin eşinin milletvekili seçilmesinden iki yıl önce müdür olarak atandığını, haberin hiçbir araştırma yapılmadan kaleme alındığını, haberde müvekkilinin haksız olarak hedef gösterildiğini, habere yönelik erişimin engellenmesi kararı verildiğini, müvekkilinin eşi ile bekarken tanıştığını, haberde buna dair yapılan değerlendirmenin de saldırı niteliğinde olduğunu, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; 17-18.06.2020 tarihlerinde Sözcü Gazetesi'nde yayınlanan haberler nedeniyle davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiası ile manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 58 inci maddesi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25 inci maddeleri, 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 1 ve 3 üncü maddeleri, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10 uncu maddesi.
3. Değerlendirme
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere; haberlerin toplumun bilgi edinme ve basının haber verme hakkı kapsamında kaldığı, haberlere yönelik toplumsal ilginin bulunduğu, özle biçim arasındaki dengenin korunduğu; basının, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumlu olduğu, haberin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 22 Nisan 2013 tarihli ve 48876/08 başvuru numaralı kararında “İfade özgürlüğünün, demokratik bir toplumun vazgeçilmez esasını ve bu toplumun gelişiminin ve her bireyin kendini gerçekleştirmesinin temel koşulunu oluşturduğunu, 10. maddenin 2. fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla ifade özgürlüğünün sadece kabul edilen, zararsız ya da farklı olan “bilgi” ya da “düşünceler” için değil ama ayrıca hoşa gitmeyen, sarsıcı ya da rahatsız edici olanlar için de geçerli olduğunu, bunların, “demokratik toplumun” onlarsız olamayacağı çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gereği olduğunu, 10. maddede açıklandığı gibi bu özgürlüğe yapılan sınırlamaların her halde dar yorumlanması gerektiğini ve herhangi bir sınırlama gereksiniminin ikna edici bir biçimde ortaya koyulması gerektiğini...” ifade edildiği; o anda var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından basının sorumlu tutulamayacağı; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin, kamu görevlilerinin ve kamu hizmetinin eleştirilmesine yönelik haberlerin, sözleşmeci devletler tarafından başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması gerekçesiyle sınırlandırılmasının da bir ölçüsü olduğuna değindiği; AİHM'nin, başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması gerekçesiyle yapılan bu tür sınırlandırmalarda; basının toplumu ilgilendiren sorunlar hakkında bilgilendirme görevi olduğunu, bu bilgilendirme ve haber verme görevinin toplumun özgürce fikir sahibi olma hakkının karşılığını oluşturduğunu (AİHM'nin 21.11.1991 tarihli, 13778/88 nolu başvuruya dair vermiş olduğu Observer ve Guardian & Birleşik Krallık kararı), bu tür haberlerde basının bazı kamu görevlilerine karşı tahrik edici nitelikte sözlerin dahi kullanabileceğini kabul ettiği, (AİHM'nin 25.06.1992 tarihli, 13778/88 nolu başvuruya dair vermiş olduğu Thorgeirson & İzlanda kararı) tüm bu açıklamalar ışığında haberlerde geçen söz ve ifadelerin, davacının kişilik haklarına saldırı oluşturmayacağı anlaşıldığından, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.