Yargıtay 4. Hukuk Dairesi · E. 2021/204 · K. 2023/415
Hukuk Genel Kurulu 2021/204 E. , 2023/415 K. "İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/121 E., 2020/346 K. DAVALILAR : 1-... vekili Avukat ... DAVA TARİHİ : 21.03.2011 KARAR : Davanın reddine ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay (Kapatılan 17) 4. Hukuk Dairesinin 02.07.2018 tarihli ve 2017/4029 Esas, 2018/6611 Karar sayılı BOZMA kararı 1. Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Hatay 3. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen davanın ön şart yokluğundan reddine ilişkin karar davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. 2. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi 4. Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı borçlu ...'ün alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla adına kayıtlı taşınmazın 1/2 hissesini 13.10.2009 tarihinde davalı ...'e sattığını ileri sürerek davalılar arasındaki tasarrufun iptaline karar verilmesinini talep etmiştir. Davalı Cevabı 5. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; takip konusu alacağın muvazaalı olduğunu, aciz belgesi sunulmadığını, dava konusu taşınmazı üzerindeki ipotekle birlikte rayiç değerle ve iyiniyetle aldıklarını, dava dışı üçüncü kişiye ait 1/2 hissenin de müvekkilinin kardeşleri tarafından alınarak taşınmaz üzerine benzin istasyonu yaptıklarını ve fiilen kullandıklarını belirterek davanın reddini savunmuştur. 6. Davalı ... usulüne uygun yapılan tebligata rağmen cevap dilekçesi sunmamıştır. İlk Derece Mahkemesinin Birinci Kararı 7. Hatay 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 26.06.2012 tarihli ve 2011/106 Esas, 2012/316 Karar sayılı kararı ile; davacının alacağının gerçek bir alacak olmadığı, bir an için alacağın gerçek bir alacak olduğu kabul edilse bile dava konusu taşınmazın tapudaki satış bedeli ile gerçek bedeli arasında fahiş fark bulunmadığı, davalı üçüncü kişinin dava konusu taşınmazı alabilecek ekonomik güce sahip olduğu, taşınmaz üzerindeki petrol istasyonunun davalı üçüncü kişi ve kardeşleri tarafından işletildiği, davalı üçüncü kişinin kötüniyetli olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Özel Dairenin Birinci Bozma Kararı 8. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 9. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 30.09.2014 tarihli ve 2014/9395 Esas, 2014/12981 Karar sayılı kararı ile; “…Dava, İİK 277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. İcra ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle Alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması gerekir.Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK.nun 278.maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.nun 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK.nun 279.maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır. Somut olayda, mahkemece davacının alacağının gerçek olmadığı, bir an için gerçek bir alacak olduğu kabul edilse bile İİK 278/3-2 ve 280/1 maddesi gereğince iptal koşullarını bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düşmemektedir. Mahkeme; tanık beyanlarının elden verilen para ile ilgili yeterli yer, tarih ve sebep izah edemediklerinden inandırıcı bulunmadığını,davacının takip konusu borca ilişkin parayı petrol ofisine ortak olmak için verdiğini belirtmesine rağmen bu konuda ortaklık sözleşmesi gibi yazılı bir belge sunmadığı, dava konusu taşınmaz üzerine ipotek tesis etmediği, bu durumun güven ilişkisi ile açıklanamayacağı, davacının basiretli tacir gibi davranmadığı, aciz belgesinin, borçlunun şirket hisselerini elden çıkarmasından sonra alındığı, borçlunun takibe, yüksek faiz oranına itiraz etmeden takibi kesinleştirdiğinden alacağın gerçek bir alacak olmadığı kanısına varıldığını açıklamış ise de takip konusu borcun 5.1.2009 tanzim tarihli Bonoya dayandığı, borçlu hakkındaki takibin yasal şekilde kesinleştiği, kati aciz belgesinin sunulduğu ve iptal edilmediği, davacının senet tanzim tarihi itibarıyla takip konusu borcu verebilecek ekonomik güce sahip olduğu (Dentaş İnş. Mad. Taah. Madencilik Hafr. San Ltd. Şti ortağı, maden ocağı sahibi, kendisine, ailesine ve şirketine ait malvarlığının bulunduğu) muvazaalı senet düzenlenmesi gerektirir durum bulunmadığı anlaşıldığından mahkemenin bu yoldaki olasılıklı gerekçesine katılma olanağı bulunmamaktadır. Mahkemenin bedel farkı bulunmadığı yönündeki kabulü de dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düşmemektedir. Dava konusu taşınmaz üzerindeki İş Bankası AŞ'nin 500.000 TL ipoteği ile birlikte tapuda 84.200 TL bedelle satılmıştır. İş Bankasının 26.3.2014 tarihli yazı cevabından dava konusu taşınmaz üzerindeki şirket ipotek borcunun 123.775,67 TL olup bunun da 14.10.2009 ve 16.10.2009 tarihinde davalı 3.kişinin kardeşi Muhsin Gümüş tarafından ödenerek ipoteğin fek edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda tapudaki satış bedeline ödenen ipotek bedeli eklendiğinde dava konusu taşınmazın davalıya satış bedelinin 207.975,67 TL olduğu bu bedelin de bilirkişi raporunda belirtilen 509 043,60 TL rayiç bedelin yarısından da daha aşağıda olduğu anlaşılmaktadır.Davalı 3.kişi vekili taşınmazı 520.000 TL bedelle aldıklarını savunmuş mahkemece tapu ve ipotek bedeli dışındaki ödemeler konusunda tanık beyanları ile davalı 3.kişinin ekonomik durumunun taşınmazı almaya yeterli olduğu gerekçesiyle satış bedelinin 520.000 TL olduğunu kabul etmiştir. Davalı 3.kişi tapu dışındaki ödemelerini ancak banka dekontu, çek, kredi gibi ödemelerle ispatlaması gerektiğinden bu yöndeki tanık beyanlarının yeterli olduğunun kabulü isabetli görülmemiştir. Mahkemece tapu dışı ödemeler konusunda davalı 3.kişiden banka havale makbuzu, çek... gibi resmi ödeme belgeleri istenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelmeye dayalı hüküm tesisi isabetli görülmemiştir. İİK 280.madde gereğince de deliller yeterince değerlendirilmemiştir. Dava konusu taşınmaz tapuda arsa vasfı ile satılmış olmasına rağmen 6.6.2007 tarihli yapı ruhsatından taşınmaz üzerine benzinlik yapılmak üzere borçlu adına ruhsat düzenlediği, Hatay İdare Mahkemesinin 2008/980 Esas 2009/1595 Karar sayılı ilamından dava konusu taşınmaz üzerindeki akaryakıt ve LPG istasyonu yapı ruhsatının iptaline karar verildiği, Hatay 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/211 D.İş dosyasındaki 18.12.2007 tarihli bilirkişi raporundan dava konusu taşınmaz üzerine akaryakıt istasyonun yapılmakta olduğu ve inşaatının tedbiren durdurulmasına karar verildiği, davalı borçluya ait şirket ile Euroil ...Petrol San A.Ş arasında 10.9.2007 tarihli bayilik anlaşması dava konusu taşınmaz üzerine intifa hakkı (sonradan kalkmış) tesis edildiği, davalı 3.kişinin ortağı olduğu şirketin dava konusu taşınmazda 10.5.2010 tarihinde benzinlik açılışı yaptığı, fiilen benzinlik olarak kullandığı, 5.8.2010 tarihinde LPG Otogaz Bayilik lisansı aldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda dava konusu taşınmazın satış tarihindeki durumunun tespitine yönelik olarak tüm delillerin değerlendirilmesi dava konusu taşınmaz satış anında benzinlik halinde ise bu satışın İİK 280/3-son maddeler gereğince ticari işletme devri niteliğinde olup olmadığı değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi isabetli görülmemiştir. 2.6.2009 tarihinde kurulan Pamuk Akaryakıt ve Akaryakıt Ürün. End. Ürün. San ve Tic. Ltd. Şti'nin ortakları arasında yer alan ... ..., şirket hisselerini 21.10.2009 tarihinde davalı 3.kişi ...'e devrederek ortaklıktan ayrılmıştır. ... ...'ün borçlunun oğlu olup olmadığı tespit edilerek davalı 3.kişi ...'ün borçlunun durumunu ve amacının bilebilecek kişilerden olup olmadığı (İİK 280/1 kapsamında) değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken davalı 3.kişinin kötüniyetli olmadığının kabulü de doğru görülmemiştir. Kabule göre de; dava ya ön şart yokluğundan reddedilir ki bu durumda esasa girilmez, önşartlar varsa da esastan kabul veya reddine karar verilir. Davanın ön şart yokluğundan (alacağın gerçek olmadığı gerekçesiyle) reddi halinde AAÜT'nin 7 maddesine göre maktu, esastan reddedildiğinde (takip konusu alacak miktarı ile dava konusu tasarrufun tasarruf tarihindeki değerinde hangisi az ise az olan değer üzerinden) nispi vekalet ücreti takdir edilir. Somut olayda davanın olasılıklı olarak hem dava şartı yokluğundan hem de esastan reddi isabetli görülmemiştir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin İkinci Kararı 10. Hatay 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 18.04.2017 tarihli ve 2015/863 Esas, 2017/272 Karar sayılı kararı ile; davanın olasılıklı olarak hem dava şartından hem de esastan reddedilmesinin usule uygun olmadığı, dava şartı noksanlığı varsa esasa girilmeden davanın ön şart yokluğundan reddedilmesi gerektiğinden usul ve yasaya uygun bulunan Yargıtay bozma ilâmına usule ilişkin olarak uyulduğu, ön şart yönünden davacının ...'ten gerçekten alacaklı olup olmadığı hususunda yapılan inceleme ve değerlendirmede; davacının alacağının davalı ...'e karşı da ileri sürülebilecek gerçek bir alacak olmadığı, gelen belgelerden 2006 yılında emekli olduğu ve terzilik yaptığı belirlenen başkaca bir geliri de bulunmayan davacının 2009 yılında elden yüz binlerce TL nakit borç para verebilmesinin mümkün olmadığı, dosyaya sunulan uzman görüşünde de davanın ön şart yokluğunun reddi gerektiğinin belirtildiği, yine davalı ... vekilleri tarafından dosyaya sunulan Hatay 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin iş bu davada davalı borçlu ... tarafından diğer davalı ...'e satışı yapılan Güzelburç Köyü 5023 parsel sayılı taşınmazdaki 1/2 hisseye ilişkin açılan ve davacısı Widad Kamel adında bir Suriyeli olan tasarrufun iptali davasında mahkemece davanın kabulüne dair verilen kararın davalı vekilleri tarafından yapılan temyiz başvurusu üzerine Yargıtay Kapatılan 17. Hukuk Dairesince “… dosya kapsamındaki maddi ve hukuki olgulardan davacının gerçek bir alacaklı borçlunun da gerçek borçlu olmadığının anlaşıldığından davanın önkoşul yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun olmayan gerekçeyle davanın kabulü isabetli görülmemiştir…” gerekçesiyle hükmün bozulduğı, her iki dava borçlusunun ..., davalısının ..., davaya konu taşınmazın Güzelburç 5023 parsel ve davanın tasarrufun iptali olması yönüyle aynı, ayrıca her iki kararın alacağın gerçek olmaması açısından da benzer olduğu, emsal kararda alacaklının gerçek alacaklı borçlunun gerçek borçlu olmadığından davanın ön şart yokluğundan reddinin gerektiğine ilişkin yüksek mahkemece belirtilen ve tespit edilen hususların benzer ya da aynı şekilde işbu dosya içinde geçerli olacağı gerekçesiyle Yargıtay bozma kararına usule ilişkin olarak uyulmasına ve davanın ön şart yokluğundan reddine karar verilmiştir. Özel Dairenin İkinci Bozma Kararı 11. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 12. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 02.07.2018 tarihli ve 2017/4029 Esas, 2018/6611 Karar sayılı kararı ile; "...Mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Dairenin bozma kararında; Somut olayda, mahkemece davacının alacağının gerçek olmadığı, bir an için gerçek bir alacak olduğu kabul edilse bile İİK 278/3-2 ve 280/1 maddesi gereğince iptal koşullarını bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de varılan sonucun dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düşmediği, Mahkemece; tanık beyanlarının elden verilen para ile ilgili yeterli yer, tarih ve sebep izah edemediklerinden inandırıcı bulunmadığını, davacının takip konusu borca ilişkin parayı petrol ofisine ortak olmak için verdiğini belirtmesine rağmen bu konuda ortaklık sözleşmesi gibi yazılı bir belge sunmadığı, dava konusu taşınmaz üzerine ipotek tesis etmediği, bu durumun güven ilişkisi ile açıklanamayacağı, davacının basiretli tacir gibi davranmadığı, aciz belgesinin, borçlunun şirket hisselerini elden çıkarmasından sonra alındığı, borçlunun takibe, yüksek faiz oranına itiraz etmeden takibi kesinleştirdiğinden alacağın gerçek bir alacak olmadığı kanısına varıldığını açıklanmış ise de takip konusu borcun 5.1.2009 tanzim tarihli Bonoya dayandığı, borçlu hakkındaki takibin yasal şekilde kesinleştiği, kati aciz belgesinin sunulduğu ve iptal edilmediği, davacının senet tanzim tarihi itibarıyla takip konusu borcu verebilecek ekonomik güce sahip olduğu, muvazaalı senet düzenlenmesi gerektirir durum bulunmadığı anlaşıldığı ve bozma ilamına karşı yine davalı ... vekili tarafından bu konuda talep edilen karar düzeltme isteminin de reddedilmesine karşın; bozma gerekleri yerine getirilmeyerek yine davacı alacaklının gerçek bir alacağının bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş; uyulmasına karar verilen dairemizin 30/09/2014 tarihli bozma ilamında belirtilen diğer hususlar hakkında gerekli inceleme ve araştırma yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi isabetli görülmemiştir….” gerekçesiyle karar bozulmuştur. Direnme Kararı 13. Hatay 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 03.09.2020 tarihli ve 2020/121 Esas, 2020/346 Karar sayılı kararı ile; her ne kadar 18.04.2017 tarihli 2015/863 Esas, 2017/272 Karar sayılı kararda ''Yargıtay bozma ilâmına usulen uyulmasına'' denildikten sonra direnmeden bahsedilmemiş ise de; gerekçeli kararın üçüncü sayfasında ve hüküm fıkrası öncesindeki paragrafta açıklandığı üzere, mahkemece ilk kararda hem esas hem usul yönünden ret kararı verilmesinin doğru olmadığı ve bu şekilde hüküm kurulmasının usule aykırı olduğu gerekçesi kabul edildiğinden Yargıtay bozma ilâmına usule ilişkin olarak uyulmasına ifadesinin kullanıldığı, ancak gerekçeli karar ve hüküm fıkrasında açık bir şekilde belirtilen usul hatası dışında red kararında direnildiğinin açıklandığı, yani mahkemece Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verilip bozma ilâmı yerine getirilmemiş olmayıp aksine Yargıtay bozma ilâmında uyulmasına karar verilen usuli işlem yönünden gereği yerine getirilerek hem esastan hem usulden ret kararı verilmesinin doğru olmadığı kabul edildiğinden ve usul öncelikli olduğundan davanın usul yönünden reddine karar verildiği gerekçesiyle önceki kararda direnilmesine ve davanın ön şart yokluğundan reddine, bu aşamada davanın esasına girilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Direnme Kararının Temyizi 14. Direnme kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.