Yargıtay 4. Hukuk Dairesi · E. 2021/20817 · K. 2022/11980
4. Hukuk Dairesi 2021/20817 E. , 2022/11980 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 14. Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat davası üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı taraflar vekillerinin istinaf başvurusu üzerine yapılan incelemede; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm tesisi ile davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak temyizen davalı vekilince, duruşmasız olarak temyizen tetkiki davacı vekilince istenilmekle, daha önceden belirlenen 11/10/2022 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan tarafların vekilleri dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili; davalının 17/07/2018 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi CHP Grup Toplantısında yaptığı konuşmada müvekkilinin kişiliğini hedef aldığını, kişilik haklarını zedelemek kastıyla çeşitli hayvan figürlerinde tasvir edilen karikatürü twitter hesabından paylaştığını, davalının yalan ve iftira üzerine siyaset yapmayı alışkanlık haline getirdiğini, davalının sosyal medya hesabından paylaştığı karikatürün hayvan benzetmesini içeren bir çizim olup ifade hürriyeti kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, davalının kullandığı diktatör, tek adam ve firavun ifadelerinin günümüzde ülkemizde ve dünya ülkelerinde siyasi anlamda yetkilerini kendinde toplamakla kalmayıp insanların yaşam ve hürriyetlerini yok sayan, arzu ve amaçları uğruna her yolu mübah sayan bir yönetici profilini çağrıştırdığını, davalının sözlerinin eleştiri kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığını belirterek 1.000.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili; müvekkilinin dava konusu edilen konuşmasının somut dayanağı bulunduğunu, haklı ve yerinde eleştirinin ötesinde hakaret kapsamında görülebilecek hiçbir sözünün bulunmadığını, konuşmasının ilgili bölümlerinin kırpılarak ve başkalaştırılarak dava dilekçesine aktarılıp haksız davaya dayanak oluşturmaya çalışıldığını, konuşmada hakaret sözü bulunmadığını, ülkeyi yöneten siyasiler ve yakınları ile ilgili bu tür olguların tartışılmasında ve eleştirel değerlendirmeye tabi tutulmasında kamu yararı bulunduğunu, müvekkilinin konuşmasında geçen olguların çoğunun görünür gerçeklik kapsamında kaldığını, söz konusu karikatür nedeniyle davacının Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesi dosyasında davanın reddine karar verildiğini, iç hukuk ve uluslararası mahkeme kararlarında yerleşmiş ilkelerine göre siyasetçilere yönelik eleştiri sınırlarının özel kişilere nazaran daha geniş olduğunu, açıklamaların kamuyu bilgilendirmeye matuf, delillerle destekli, tamamen gerçeklere dayalı güncel konulara ilişkin olduğunu, hayali, desteksiz ve eleştiri sınırlarını aşan ifadeler kullanılmayıp kişilik hakkının ihlali boyutuna ulaşacak beyanlara yer verilmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur. İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılamada; davalının 17/07/2018 tarihli meclis grup toplantısında sarf ettiği "...Darbeci diyorsan, bir numaralı darbeci sensin kardeşim... FETÖ'nün siyasi ayağı şuan sarayda oturuyor. Bir numaralı siyasi ayağı sarayda oturuyor... Bugün Türkiye bir dikta yönetimi tarafından yönetilmektedir... Tarihteki adı da bunun firavun yönetimidir, firavunlar da öyleydi..." söylemlerinin düşünce ve kanaat hürriyeti ile düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti kapsamında değerlendirilmesinin hukuken olanaklı olmadığı, davalının konuşmasında bahsi geçen söylemler ile davacının kişilik haklarına açıkça saldırıda bulunulduğu, yine davalının sosyal medya hesabından paylaştığı karikatürde "Tayyipler Alemi" logosu ile sekiz farklı hayvana benzetme yapılmak suretiyle, "düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti" kapsamında eleştiride bulunmaktan öte, davacının kişilik haklarının ihlal edildiği gerekçesi ile takdiren 50.000,00 TL manevi tazminatın 17/07/2018 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Karara karşı taraflar vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm tesisi ile davanın kısmen kabulü ile 25.000,00 TL manevi tazminatın 17/07/2018 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karar, davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle HMK 355. maddesindeki kamu düzenine aykırılık halleri resen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde inceleme yapılıp karar verilmiş olmasına, dava şartları, delillerin toplanması ve hukukun uygulanması bakımından da hükmün bozulmasını gerektirir bir neden bulunmamasına göre; davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir. 2-Dava, kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminata hükmedilmesini isteyebilir (TBK 58). Hakim manevi tazminatın miktarını tayin ederken saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde objektif olarak göstermelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hüküm vereceği Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesinde belirtilmiştir. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Somut olayda kullanılan ifadelerin niteliği ile davacının konumu ve yukarıdaki ilkeler göz önüne alındığında hükmedilen manevi tazminat miktarı azdır. Davacı yararına daha üst düzeyde manevi tazminata hükmedilmek üzere Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK 371. maddesi gereğince BOZULMASINA; dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine 8.400,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine ve aşağıda dökümü yazılı 1.280,75 TL kalan harcın temyiz eden davalıdan alınmasına 11.10.2022 gününde Üye ... ve Üye ...'ın karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi.