V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; idari yargı süreci devam eden bir konu üzerinden mahkeme kararına rağmen dava konusu hukuka aykırı yapılan yayınlar ile müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını, haber ile illiyet bulunmayacak şekilde fotoğrafının da yayınlandığını, "uygunsuz kişisel münasebette" bulunduğu iddiasının şahsiyet hakkını ihlal ettiğini, özlük haklarının iadesinin de haberin aksine ödüllendirme olmadığını, idare mahkemesi kararına dayandığını, kamuoyu önünde aşağılanmasına sebep olduğunu, haberlerin tamamen gerçek dışı ve hukuka aykırı olmasına rağmen davanın reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; 15.10.2018 tarihinde www.yenişafak.com ve www.haber7.com'da yapılan yayınlar nedeniyle davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiası ile manevi tazminat, kararın yayınlanması, saldırının önlenmesi ve erişimin engellenmesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 26 ve 28 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ve 58 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25 inci maddeleri, 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 1 ve 3 üncü maddeleri, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi Ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun,
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 10 uncu maddesi.
3. Değerlendirme
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere; davacı New York Başkonsolosluğu'nda sözleşmeli sekreter "olarak görev yaparken yürütülen disiplin soruşturması neticesinde "yurt dışında Devletin itibarını düşürecek veya görev haysiyetini zedeleyecek tutum ve davranışlarda bulunduğu" gerekçesi ile iş akdinin feshedildiği; idari işlemin iptaline ilişkin açılan davada, Danıştay tarafından davacıya atfedilen eylemlerin sabit olmadığına yönelik bir tespit yapılmadığı, sözleşmenin feshi suretiyle göreve son verme işleminin atamaya yetkili amir tarafından tesis edilmesi gerektiğinden bahisle işlemin iptal edildiği, görevine iade edilmesinin akabinde de dava konusu haberlerin kaleme alındığı; haberlerin bu yönü ile görünür gerçeğe uygun olduğu, o anda var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından basının sorumlu tutulamayacağı, yayınların toplumun bilgi edinme ve basının haber verme hakkı kapsamında kaldığı, özle biçim arasındaki dengenin korunduğu, ifade özgürlüğü ve bu bağlamda basın özgürlüğünün asıl, sınırlamanın ise istisna olduğu, sınırlamanın kanuni olması, meşru amaca dayanması ve demokratik toplumda gerekli ve orantılı olmasının gözetilmesi gerektiği; basının, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumlu olduğu, haberin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 22 Nisan 2013 tarihli ve 48876/08 başvuru numaralı kararında “İfade özgürlüğünün, demokratik bir toplumun vazgeçilmez esasını ve bu toplumun gelişiminin ve her bireyin kendini gerçekleştirmesinin temel koşulunu oluşturduğunu, 10. maddenin 2. fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla ifade özgürlüğünün sadece kabul edilen, zararsız ya da farklı olan “bilgi” ya da “düşünceler” için değil ama ayrıca hoşa gitmeyen, sarsıcı ya da rahatsız edici olanlar için de geçerli olduğunu, bunların, “demokratik toplumun” onlarsız olamayacağı çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gereği olduğunu, 10. maddede açıklandığı gibi bu özgürlüğe yapılan sınırlamaların her halde dar yorumlanması gerektiğini ve herhangi bir sınırlama gereksiniminin ikna edici bir biçimde ortaya koyulması gerektiği...” ifade edildiği; tüm bu açıklamalar ışığında dava konusu yayınlarda geçen söz ve ifadelerin, davacının kişilik haklarına saldırı oluşturmayacağı anlaşıldığından, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.