KARŞI OY
1982 Anayasası'nın 28. maddesinde basın özgürlüğü teminat altına alınmıştır. 26. ve 27. maddesinde ise basın özgürlüğünün sınırları çizilmiştir. Basın özgürlük sınırları;
- Milli güvenlik,
- Kamu düzeni,
- Kamu güvenliği,
- Cumhuriyetin temel nitelikleri,
- Devletin ülkesi ve milleti ile ilgili bölümlerin korunması,
- Suçların önlenmesi,
- Suçluların cezalandırılması,
- Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması,
- Başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi,
Şeklinde belirlenmiştir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 10. maddesi de bu mihvaldedir.
Basın haber yaparken;
- Gerçeklik
- Güncellik
- Kamu Yararı
- Konu ile ifade arasındaki düşünsel bağlılık
- Anayasa'nın 38. maddesinde teminat altına alınan masumiyet karinesi hususlarını gözönüne alarak haber yapmalıdır.
GERÇEKLİK: Basın haber yaparken objektif sınırlar içerisinde hareket etmelidir. Eleştiri yapılırken objektifliğe ve gerçekliğe bağlı kalınmalıdır. Sansasyon, maddi kaygılar nedeniyle haber sınırı aşılmamalı, yanlış, yersiz, abartılı yorumlarda bulunmamalıdır. Gerçek vaka yanlış bilgilerle tümden yalan haber haline getirmemelidir.
GÜNCELLİK: Olay güncel olmalıdır. AİHM Sunday Times/İngiltere kararında da belirtildiği üzere haberin kolay bozulabilir bir mal kategorisine girdiği, kısa bir süre için bile olsa gecikmesinin haberin tüm ilgi çekiciliğini kaybettireceği prensibi doğrultusunda hareket edilmelidir. Haber gerçek olsa dahi özellikle adli vaka haberlerinin tekrar gündeme getirilmesi defaatle kişilerin toplum nezdinde linç edilmesine neden olmaktadır. Cezalandırma yetkisine sahip olan devletin işlenen suça bir kez müeyyide uygulamasına rağmen güncel olmayan adli haberlerin tekraren yapılması, basına, devlette dahi olmayan mükerrir cezalandırma yetkisinin verecektir.
KAMU YARARI: Yapılan haberlerde kamuoyunu suçlardan koruyucu, olumlu noktada motive edici, toplumun inkişafını sağlayıcı saikler güdülmelidir. Ekonomik kaygılar kişisel saikler ve de sansasyonel etki meydana getirme güdüsüyle haberler yapılmamalıdır. Ülkemizde hergün binlerce soruşturma, kovuşturma yapılmakta ve de adli vaka yaşanmaktadır. Bu vakaların suç teşkil edenlerden bir kısmı medyada haber yapılmaktadır. Ana haber bültenlerinde adam öldürme, tecavüz ve buna benzer suç haberleri sıklıkla yapılmaktadır. Yapılan bu haberler sansasyonel ve reyting amacı gütmektedir. Kaldı ki adli vakaların büyük bir ekseriyetinin haber yapılmasında kamu yararı bulunmamaktadır. Adli vakaların özellikle ağır ceza suçlarının haber yapılması toplumu kaosa, ümitsizliğe, ülkede adli ve kolluk birimlerine güvensizliğe sürüklemekte, daha ötesi bu suçların işlenebilirliği hususunda gençliğin zehirlenmesine, bir yerde de suçların artmasına sebebiyet vermektedir. ABD de Ulusal Akıl Sağlığı Enstitüsünün 1982 tarihli raporunda televizyonda şiddet ve trajik haber görmenin;
- Çocukların başkalarının acı ve ızdırabına karşı daha az duyarlı hale gelmesine, dünyadan korkmalarına, saldırgan ve zararlı şekillerde davranış sergilemelerine yol açtığını belirttiği,
- Türkiye Gazeteciler Cemiyetinin Hak ve Sorumluluklar 2021 tarihli bildirgesinde; “Üzüntü, sıkıntı, tehlike, yıkım, felaket ya da şok halindeki insanlar söz konusu olduğunda duygu sömürüsünden kaçınılması, haberlerde kadına yönelik şiddetin detaylarının aktarılmaması, kadınların uğradığı taciz, tecavüze ilişkin haberin detaylı aktarılmaması, fotoğraflara ve görsel unsurlara yer verilmemesi, kimlik bilgilerinin yayınlanmaması, animasyon ve canlandırma kullanılmaması, travma yaratacak kan ve şiddet içeren fotoğraflara yer verilmemesi” belirtilmiştir.
Bilim insanı Gerbner’in medyadaki şiddet haberlerine yönelik raporunda bu tür şiddet yayınlarının şiddeti ve şiddetin kurbanı olmayı meşrulaştırdığını bireyin bilinçaltına yerleştiğini belirtmiştir.
KONU İLE İFADE ARASINDAKİ DÜŞÜNSEL BAĞLILIK: Yapılan haberlerde kullanılan dil, uslüp amaca uygun olmalı, kelimeler yapılan haberin amacını aşmamalıdır. Yapılan yorumların aşağılayıcı, kamu oyunu yanıltıcı, tahkir edici olmamasına dikkat edilmelidir. Birçok haberde itham edilen kişiler doğrudan mahkum olarak gösterilmekte, sonrasında beraat etse dahi kamu oyu vicdanında beraat edememektedir. Bir kimsenin suçla itham edilmesi her ne kadar kamuoyunu ilgilendiriyorsa da işlemediği gerçeğinin de kamu oyunu ilgilendiriği unutulmamalıdır.
MASUMİYET KARİNESİ ve LEKELENMEME HAKKI: 1982 Anayasası'nın 38. maddesinde "Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimse suçlu sayılamaz." yine 15. maddesinde de "Suçluluğu mahkeme kararı ile ıspatlanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz." hükmü bulunmaktadır. Yapılan adli haberlerde kişilerin fotoğraflarının açıkça yayınlanması, isimlerinin açıkça ifşa edilmesi masumiyet, suçsuzluk ve lekelenmeme karinesi ve hakkı ile bağdaşmamaktadır. Bu sınırlar herkesi kapsamaktadır. Yapılan haberlerle kişilerin şeref ve onurunun zedelendiği, haberlerin geniş kitlelere ulaşması ile tamiri mümkün olmayan ağır hasarlar meydana geleceği aşikardır.
5271 sayılı Kanun'un 157. maddesinde "Soruşturmalar gizli yapılır" emredici hükmü ile Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade alma Yönetmeliği'nin 27. maddesinde öngörülen "Suçluluğu bir yargı hükmüne bağlanana kadar kişinin masumiyeti esastır ve hazırlık soruşturması gizlidir. Bu nedenle soruşturma safhasında gözaltındaki bir kişinin suçlu olarak kamuoyuna duyurulmasına, basın önüne çıkartılmasına, kişilerin basınla sorulu cevaplı görüştürülmelerine, görüntülerinin alınmasına, teşhir edilmelerine sebebiyet verilemez ve soruşturma evrakı hiçbir şekilde yayınlamaz." düzenlemeleri de Anayasa'a teminat altına alınan aynı mihvalde masumiyet karinesi ve lekelenmeme hakkını düzenleyen hükümlerdir.
Davacı ... hakkında verilen hüküm değerlendirildiğinde davacının Turgutlu Cumhuriyet Başsavcılığınca mağdur ... Tireli'yi darp ettiği iddiasıyla gözaltına alındığı, 09.12.2016 tarihinde tutuklandığı, yapılan soruşturmada araç benzerliği nedeniyle davacının gözaltına alındığının ortaya çıktığını, 12.12.2016 tarihinde de serbest bırakıldığı, 15.12.2016 tarihinde de hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmıştır. Yapılan haberinde "Manisa'da ... 'ye Saldıran ... Tutuklandı", "Kadın Düşmanı" başlığı altında davacının açık şekilde yüz fotoğrafı yayınlatılarak bizzat isminin yazılıp teşhir edildiği, davacının hamile kadına bizzat saldırdığı yönünde haber yapılmıştır.
Kullanılan fotoğraflar, ibareler, eleştiri, iddia sınırlarını aşarak davacının toplum nezdinde itibarının sarsılmasına ve küçük düşürülmesine sebebiyet vermiş dolayısıyla masumiyet karinesi ihlal edilmiştir.
Bu sebeple davacı lehine manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği kanaatiyle sayın çoğunluğun görüşüne katılmamaktayız.