IV. GEREKÇE
Sanık Hakkında Devletin Birliğini ve Ülke Bütünlüğü Bozma ve Yangın, Su Baskını, Tahrip veya Bombalama ya da Nükleer, Biyolojik Veya Kimyasal Silah Kullanmak Suretiyle Öldürmeye Teşebbüs Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden
Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre,
Molotoflu saldırıya uğrayan otobüsün şoförü mağdur ...'ın beyanlarında ve teşhislerinde otobüse doğru molotof atan şahıslardan birisinin sanık olduğunu hem soruşturma hem de kovuşturma aşamalarında istikrarlı olarak net şekilde teşhis edip ifade ettiği, kovuşturma aşamasında da sanık ile mağdur K. A.'nın duruşmada yüzleştirildikleri, mağdurun olayı gerçekleştiren şahsın sanık olduğunu bir kez daha net şekilde teşhis ettiğini beyan ettiği, mahkemece yapılan keşif tutanağına göre olay sırasında mağdur ile sanığın bulunduğu konumlar itibariyle sanığın bulunduğu noktada bulunan konu mankeninin yüzünün daha sonra teşhis edilebilecek kadar görülebildiği, yani mağdurun bulunduğu konumdan rahatlıkla görülebildiği, teşhis edilebildiğinin gözlendiği tespitlerine yer verildiği, yine olay sırasında otobüste bulunan diğer mağdur İ. K. ile K. A.'nın beyanlarında da olayın akabinde "bu işi Gökhan ile Emrah yapmıştır" şeklinde etrafta konuşulduğunu ifade ettikleri, olaydan sonra 16.01.2015 tarihinde sanığın yakalanması için ikametine gidildiğinde pencereden kaçtığı, kovalamaca sonucu yakalandığı hususları bir arada değerlendirildiğinde sanığın söz konusu olayın içinde olduğu sabit ise de;
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.).
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır (... özel kısım syf.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf.280).
5237 sayılı Kanun'un 314 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında; "Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin diğer hükümler, bu suç açısından aynen uygulanır." hükmüne yer verilmiş, suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK’nın 220 inci maddesinin 6 ncı fıkrasında örgüt adına suç işleme fiiline yer verilmiştir. Bu fıkraya göre "Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişinin, ayrıca örgüte üye olmak suçundan dolayı" cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan düzenlemenin konuluş amacı gerekçesinde; "Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca örgüte olmak suçundan dolayı cezalandırılır." şeklinde açıklanmış, düzenlenen maddede, örgütün faaliyetleri doğrultusunda işlenen suçlardan da ayrıca sorumluluk esası kabul edilmiştir.
Örgüt üyeliği suçunun oluşabilmesi için süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetler aranmasına rağmen örgüt adına suç işlemek suretiyle örgüte üye olmak suçunda bu unsurlar aranmamakta örgüt adına tek bir suç işlenmesi yeterli sayılmaktadır.
Buna göre örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğunu gösterecek şekilde süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk içeren faaliyetleri tespit edilemeyen kişilerin eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 314 üncü maddesinin üç ve 220 nci maddesinin altıncı fıkraları delaletiyle 314 üncü maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen silahlı terör örgütü adına suç işleme suçunu oluşturabilmesi için örgütün talimatı ya da bilgisi dahilinde tek başına ya da diğer örgüt mensuplarıyla birlikte bir ya da birden fazla araç suç işlemesi gerekmektedir.
Terör örgütü üyelerinin gerçekleştirmek istedikleri devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçu da amaç suç olup örgütün faaliyeti doğrultusunda vahim bir eylem (öldürme, yaralama, yağma,... gibi) gerçekleştiğinde, üyelik suçundan hüküm kurulmayıp geçitli suç nedeniyle amaç suçtan hüküm kurulacağı nazara alındığında;
Dosya kapsamında yer alan otobüs şoförü mağdur K. A.'nın aşama beyanlarında, atılan molotof kokteylinin cam ile demir çerçevenin birleşim yerine isabet ettiğini, otobüsün sol şoför yanında bulunan camın kırıldığını, molotof kokteyli çerçeveye çarptığı esnada alevlenmediği için otobüsün içerisinde herhangi bir yanık oluşmadığını ifade ettiği, olay sırasında otobüsün içinde bulunan iki şahsın da herhangi bir yara almadıkları, olay tutanakları incelendiğinde otobüste yangın çıktığına dair bir tespitin de bulunmadığı görülmekle, sanığın molotofu ateşlemeden attığının kabulü gerekeceğinden bu durum da eyleminin öldürmeye elverişli olmaması nedeniyle kasten öldürmeye teşebbüs suçunun oluşmayacağı, otobüse atılan molotof kokteylinin otobüsün camını kırması nedeniyle mala zarar verme suçunun oluşacağı, bu şekilde gerçekleşen araç suçun vahim eylem kapsamında değerlendirilemeyeceği, bu nedenle TCK'nın 302 nci maddesinde düzenlenen amaç suçun da oluşmayacağı görülmekle,
Dosya kapsamına yansıyan faaliyet ve eylemler itibariyle sanığın örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğunu gösteren süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk oluşturan eylemlerinin tespit edilemediği ancak otobüse attığı molotofun otobüsün camını kırdığı görülmekle; eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 152 nci maddesinde düzenlenen mala zarar verme ile aynı kanunun 314 üncü maddesinin üç ve 220 nci maddesinin altıncı fıkralarında düzenlenen örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçlarını oluşturacağı gözetilmeksizin suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.