IV. GEREKÇE
A. Katılan ... Vekilinin Kasten Öldürme, Kasten Yaralama, Nitelikli Öldürmeye Teşebbüs Etme ve Mala Zarar Verme Suçları Yönünden; Suça Sürüklenen Çocuk ve Müdafiinin Tehlikeli Maddelerin İzinsiz Olarak Bulundurulması veya El Değiştirmesi Suçundan Kurulan Hükümlere İlişkin Temyiz İstemleri Yönünden
1. Maliye Hazinesi vekilinin kasten öldürme, kasten yaralama, mala zarar verme ve nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs etme suçlarına ilişkin temyiz istemleri yönünden; anılan suçların niteliği itibariyle Maliye Hazinesinin doğrudan zarar görmemesi nedeniyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca katılan sıfatının bulunmadığı ve aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği bahse konu hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı gibi, sanığa atılı kasten öldürme ve kasten yaralama suçlarından verilen “Karar verilmesine yer olmadığına” dair kararların 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinde sayılan hüküm niteliğindeki kararlardan olmayıp mahallinde zamanaşımı süresi içerisinde her zaman hüküm kurulabileceği, ayrıca mala zarar verme suçundan verilen beraat hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararın 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendinde yer verilen “On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, İlk Derece Mahkemesince verilen beraat kararlarının temyiz edilemeyeceğine” ilişkin düzenleme gereği temyiz incelemesine tabi olmadığı anlaşıldığından, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği belirlendiğinden, Tebliğname'de esastan ret isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
2. Suça sürüklenen çocuk ve müdafiinin tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi suçuna ilişkin temyiz istemleri yönünden; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer verilen “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararlarının temyiz edilemeyeceğine” ilişkin düzenleme gereği temyiz incelemesine tabi olmadığı ve incelemeye konu suçun aynı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında bulunmadığı da dikkate alındığında, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği belirlendiğinden, Tebliğname'de esastan ret isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
B. Suça Sürüklenen Çocuk ve Müdafiinin Devletin Birliğini ve Ülke Bütünlüğünü Bozma ile Mağdurlar ... ve ...'a Karşı Nitelikli Kasten Öldürmeye Teşebbüs Etme Suçlarından Kurulan Hükümlere İlişkin Temyiz İstemleri Yönünden
PKK/KCK sözde yürütme konseyinin öz yönetimden başka seçenek kalmadığına yönelik çağrısı üzerine, terör örgütünün amaca ulaşmak için gerçekleştirdiği stratejik hamlelerin en önemlilerinden birisi olan, yoğun olarak Güneydoğu Anadolu Bölgesinde ve Ülkemizin değişik yörelerinde hakimiyet alanları oluşturmak için güvenlik güçlerine ve kamu binalarına topluca saldırı girişiminde bulunmak kararı kapsamında, PKK/KCK terör örgütünün şehirlerdeki milisleri ve kırsal alandaki örgüt mensuplarının silahları ile şehir merkezlerine gizlice girerek halkın arasına karıştıkları, zaman zaman bir kısım belediyelerin araç ve gereçlerini de kullanmak suretiyle insanların yoğun olarak yaşadıkları sokaklara, mahallelere hendekler kazarak el yapımı bomba ve düzenekleri yerleştirdikleri, umumun kullandığı karayollarına mayın döşeyerek patlamaya hazır hale getirdikleri, tonlarca patlayıcı yüklü kamyonlar, iş makineleri ve diğer araçlarla canlı bomba saldırıları hedefledikleri, güvenlik güçlerinin kamu düzenini ve bu yörede yaşayan vatandaşların güvenliğini sağlamak için operasyon yapma zorunluluğu sonucunda, örgüt mensuplarıyla güvenlik güçleri arasında çıkan çatışmalar sırasında daha önce yerleştirilen patlayıcıların infilak ettirilmesi ve bireysel ya da araçlarla gerçekleştirilen canlı bomba saldırılarıyla çok sayıda sivil vatandaş, kamu görevlisi ve güvenlik güçlerinin ölüm ve yaralanmasına sebebiyet verdikleri, bu süreçte yöre halkının oturduğu evleri terk etmelerini cebren engelleyerek canlı kalkan yaptıkları, yerleşim alanlarının teröristlerden ve patlayıcılardan temizlenmesi için sürdürülen operasyonların haftalarca sürdüğü, çok sayıda özel konut ve işyeri, okul, hastane gibi kamu konutları ve şehrin alt yapı tesislerinin ağır hasar görerek kullanılamaz duruma geldiği, bölge halkının büyük bir çoğunluğunun terör örgütünün yasalara ve devlet otoritesine itaatsizlik çağrısına itibar etmemesiyle, silahlı çatışmaya giren bir çok örgüt mensubunun etkisiz hale getirilerek, yerleşim alanlarının, örgütün işgalinden ve patlayıcılardan temizlenerek, kamu düzeninin sağlandığı dava dosya kapsamındaki deliller ve benzer dosyalardan anlaşılması karşısında;
Tüm dosya kapsamına göre somut olayda; PKK silahlı terör örgütünün gençlik yapılanması olan YDG-H bünyesinde faaliyet gösterdiği, örgütün sözde öz yönetim ilanı kapsamında ...ili Nusaybin ilçe merkezinde başlattığı şiddet eylemlerine katılmak amacıyla ikamet ettiği Adana ilinden gelerek katılım sağladığı, örgütsel kod adı kulllandığı, örgütün sözde öz yönetim ilanı kapsamında güvenlik güçlerinin müdahalesine karşı kurulan hendek ve barikat yapım çalışmalarında yer alıp, bu hendek ve barikatlarda kalaşnikof silah ile nöbet tuttuğu, mağdurlar başkomiser Ahmet Yılmaz ve uzman çavuş ...'nin Yenişehir Mahallesi Yavuz Selim Sokak içerisinde bölücü terör örgütü mensupları tarafından daha önce açılmış hendeklere zırhlı kepçe yardımıyla müdahale ettikleri esnada Cilo (Kod) isimli örgüt mensubunun yerleştirdiği kablo düzenekli el yapımı patlayıcıyı patlatarak yaralanmalarına neden olduğu tespit edilen sanığın eylemlerinin vahamet arz eder nitelikte bulunduğunun anlaşılması karşısında, mağdur sayısınca nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs etme ve Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçlarından cezalandırılmasına karar verilmesinde hukuki isabetsizlik görülmemekle;
Yapılan yargılama sonunda toplanan deliller karar yerinde incelenip suça sürüklenen çocuğun üyesi bulunduğu silahlı terör örgütünün Devletin birliğini bozma ve ülke topraklarından bir kısmını Devlet idaresinden ayırma amacına yönelik olarak vahamet arz eden olayı gerçekleştirdiği, sübutu kabul olunan eylemlerinin amaç suçun işlenmesi doğrultusundaki örgütsel bağlılık ve ülke genelindeki organik bütünlüğüne göre amacı gerçekleştirme tehlikesi yaratabilecek nitelikte olduğu belirlenip, kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs ile Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçlarının vasıfları tayin edilmiş, sübutları kabul edilmiş, cezanın bireyselleştirilmesi usule uygun takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş olduğundan; suça sürüklenen çocuk ve müdafiinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdükleri temyiz sebepleri ve sair hususlar yerinde görülmemekle suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
C. Katılan ... Hazinesinin Kamu Malına Zarar Verme Suçundan Kurulan Hükme İlişkin Temyiz İstemi Yönünden
Usulüne uygun olarak duruşmadan haberdar edilmeyen Maliye Hazinesinin, 5271 sayılı Kanun'un 260 ıncı maddesi uyarınca kamu malına zarar verme suçuna yönelik olarak katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar gören olduğu, davaya katılma ve hükmü temyiz etme hakkının bulunduğu kabul edilerek, hükmü temyiz etmek suretiyle katılma iradesini ortaya koyan Maliye Hazinesinin aynı Kanun'un 237 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca anılan suç bakımından davaya katılmasına karar verilerek yapılan incelemede;
Suça sürüklenen çocuk hakkında kamu malına zarar verme suçundan İlk Derece Mahkemesince verilen mahkumiyet kararının hukuka aykırı olduğunu değerlendiren Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin, 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereğince duruşma açıp sonucuna göre aynı Kanun maddesinin ikinci fıkrası gereğince İlk Derece Mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kurması gerekirken, 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 303 üncü maddesinin birinci fıkrasına yanlış anlam yükleyerek duruşma açmaksızın dosya üzerinden İlk Derece Mahkemesi hükmünü kaldırıp, yazılı şekilde sanığın beraatine karar verilmesi, 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi kapsamında hukuka kesin aykırılık hâli olarak saptanmıştır.