İçtihatYargıtay4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi · E. 2021/26274 · K. 2024/7491
- Esas No
- 2021/26274
- Karar No
- 2024/7491
- Karar Tarihi
- 11.09.2024
Karar Metni
4. Hukuk Dairesi 2021/26274 E. , 2024/7491 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/643 E., 2021/1539 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/169 E- 2020/392 K
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı borçlunun borcunu ödemediği gibi mal kaçırma gayesi ile adına kayıtlı tapu hissesini kardeşine devrettiğini beyan ederek davalılar arasındaki tasarrufun iptalini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili davanın reddini savunmuştur
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 17.12.2020 gün, 2020/169 E- 2020/392 K sayılı kararıyla; Tasarrufun iptali talep edilen taşınmazla ilgili ilk tasarrufun 22/06/2015 tarihinde yapıldığı ve davanın bu tasarruf tarihinden itibaren 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 29.09.2021 gün, 2021/643 E- 2021/1539 K sayılı kararı ile; "22.03.2020 tarihli 31076 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2279 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikayet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dahil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler, 13.03.2020 tarihinden, 30.04.2020 (bu tarih dahil) tarihine kadar durdurulmuştur. 30 Nisan 2020 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Yargı Alanındaki Hak Kayıplarının Önlenmesi Amacıyla Getirilen Durma Süresinin Uzatılmasına Dair" Cumhurbaşkanı Kararı ile de “Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde yayılmasını ve yargı alanında doğabilecek hak kayıplarını önlemek amacıyla; 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun geçici 1 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen durma süresi, 4734 sayılı Kamu İhale Kanununda öngörülen zorunlu idari başvuru yoluna ilişkin süreler hariç, 01.05.2020 (bu tarih dahil) tarihinden 15.06.2020 (bu tarih dahil) tarihine kadar (salgın hastalığın yayılma tehlikesinin daha önce ortadan kalkması halinde yeniden değerlendirilmek üzere) uzatılmıştır.
26.3.2020 tarih ve 31080 Mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un geçici 1.maddesinin b bendine göre; Bu süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlar. Durma süresinin başladığı tarih itibarıyla, bitimine on beş gün ve daha az kalmış olan süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere on beş gün uzamış sayılır.
Somut uyuşmazlıkta hak düşürücü sürenin son günü 15.06.2020 gününden önceki tarihte olmayıp, durma süresinin başladığı tarihten sonrası olan 22.06.2020 tarihi olmakla bu yasa kapsamına girmediğinden davanın açıldığı 30.06.2020 tarihine de uzaması mümkün değildir. Bu nedenle bu hususa değinen istinaf talebi yerinde değildir.
İİK'nın 284. maddesinde, tasarrufun iptali davasının, tasarrufun yapıldığı tarihten itibaren beş yıl içinde açılması öngörülmüştür. Anılan dava açma süresi hak düşürücü süre niteliğinde olduğundan mahkemece davanın süresinde açılıp açılmadığının res'en incelenmesi gereklidir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2019/2086 Esas - 2020/4056 Karar, 2017/4737 Esas- 2019/11843 Karar, 2017/1992 Esas - 2019/10097 Karar sayılı kararları). Somut olayda 1/4 hisse satış tarihi 22.06.2015 olmakla davanın açıldığı 30.06.2020 tarihinde 5 yıllık sürenin dolduğu, hak düşürücü sürenin geçtiği anlaşıldığından Mahkemece bu gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır" gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davanın 30.06.2020 tarihinde süresinde açıldığını, ancak yerel mahkeme tarafından durdurulan süreler gözardı edilerek davanın 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini, İİK m. 330 hükmü ve Cumhurbaşkanı (2279 sayılı RG, 22.03.2020, 31076) Kararları neticesinde durdurulan sürelerde işlem yapılması mümkün olmadığından, durdurulan sürelerin süreli işlerin sonuna ilave edildiğini, tasarrufun iptali yönünden beş yıllık hak düşürücü süreye salgın sebebiyle durdurulan sürenin de ilave edilmesi gerekirken, 85 günlük süre eklenmeden, davanın süresinde açılmadığı gerekçesiyle yerel mahkeme tarafından ret kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Değerlendirme ve Gerekçe
7226 sayılı Kanun'un Geçici 1 inci maddesi, "(1)Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla; a) Dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler; 6.1.1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 12.1.2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim tarafından tayin edilen süreler ile arabuluculuk ve uzlaştırma kurumlarındaki süreler 13.03.2020 (bu tarih dâhil) tarihinden itibaren, 30.4.2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durur. Bu süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlar. Durma süresinin başladığı tarih itibarıyla, bitimine on beş gün ve daha az kalmış olan süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere on beş gün uzamış sayılır. Salgının devam etmesi halinde Cumhurbaşkanı durma süresini altı ayı geçmemek üzere bir kez uzatabilir ve bu döneme ilişkin kapsamı daraltabilir. Bu kararlar Resmî Gazete’de yayımlanır.” hükmünü haizdir.
2480 sayılı Yargı Alanındaki Hak Kayıplarının Önlenmesi Amacıyla Getirilen Durma Süresinin Uzatılmasına Dair Karar ile 30 Nisan 2020 tarihli ve 31114 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış olup; yayımı tarihinde yürürlüğe giren 7226 Sayılı Kanunun Geçici 1 inci maddesinin birinci fıkrasının a bendi kapsamında 13.03.2020 tarihinden itibaren duran sürelerin 15.06.2020 (bu tarih dahil) tarihine kadar durmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Somut olayda; dava konusu tasarruf 22.06.2015 tarihinde yapılmış, dava ise 30.06.2020 tarihinde açılmıştır. İİK'nın 284. maddesinde, tasarrufun iptali davasının, tasarrufun yapıldığı tarihten itibaren beş yıl içinde açılması öngörülmüştür. İlk Derece Mahkemesince davanın beş yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı tarafın istinaf başvurusu Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmiştir. Yukarıda açıklanan Kanun hükmü ile Cumhurbaşkanlığı Kararı uyarınca durma süresinin 15.06.2020 tarihine kadar uzatılmış olması karşısında, dava açma süresinin son günü 22.06.2020 tarihi olup durma süresi olan 95 günün bu tarihe eklenmesi gerektiği gözetildiğinde, davacı tarafından 30.06.2020 tarihinde açılmış olan davanın süresinde olduğunun kabulü gerekir.
Buna göre eldeki dava süresinde açıldığından İlk Derece Mahkemesince işin esasına girilerek taraf delilleri toplanıp oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru bulunmamıştır. Bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
1. Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine,Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,11.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.