İçtihatYargıtay4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi · E. 2021/27451 · K. 2024/1562
- Esas No
- 2021/27451
- Karar No
- 2024/1562
- Karar Tarihi
- 14.02.2024
Karar Metni
4. Hukuk Dairesi 2021/27451 E. , 2024/1562 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2011/91 E., 2015/515 K.
DAVALILAR : 1. ...
2....
3. ...
4. ...
5. ... vekilleri Avukat ...,
Avukat ...
DAVA TARİHİ : 28.02.2011
HÜKÜM/KARAR : Davanın reddi
Taraflar arasındaki adli yardım talepli haksız eylem nedeniyle maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıların murisinin yanında işçi olarak çalışırken işten çıkmak zorunda kaldığını, sonradan davalıların murisinin müvekkiline gelerek özel nedenlerle iş yeri açamadığını, müvekkili adına iş yeri açmak istediğini belirttiğini, bunun karşılığında müvekkiline kâr payı vereceğini, maaş vermese de sosyal güvenlik sigortası primlerini yatıracağını taahhüt ettiğini, müvekkilinin bu teklifi o günün şartlarında zor durumda ve işsiz olması nedeniyle kabul ettiğini, müvekkilinin söz konusu iş yerinin sadece kuruluş işlemlerini yaptığını, bunun dışında iş yerinin hiçbir faaliyetinde yer almadığını, davalılar murisinin iş yerini müvekkili adına işletmesine ve gelir elde etmesine rağmen hiçbir zaman müvekkiline kâr payı vermediğini, vergi dairesi nezdinde yapılan incelemelerde de şirketin kâr elde ettiği ancak bu kârın vergi dairesine bildirilmemiş olması nedeniyle müvekkilinin vergi cezaları ile karşı karşıya kaldığını, davalılar murisinin düzenlediği faturaların sahte olması nedeniyle İstanbul 4. Asliye Ceza Mahkemesinde üç yıl boyunca yargılandığını, söz konusu olaylar nedeniyle müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğradığını belirterek kâr payı nedeniyle şimdilik 5.000,00 TL'nin avans faizi ile 5.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın muacceliyet tarihlerinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; muris tarafından işletilen işletmenin kâr elde ettiği ve davacının söz konusu şirketin vergi borçlarını ödediği iddiasının tamamen gerçek dışı olduğunu, davacının iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamında aldırılan 20.07.2015 tarihli bilirkişi raporu denetime elverişli kabul edilerek davacı ile davalıların murisi arasında olası bir şirket zararı halinde meydana gelen zararın muris tarafından karşılanacağına dair bir sözleşmenin bulunmadığı, vergi borcunun ödenmesi halinde davalılar murisine rücu edebilmesi için taraflar arasında yapılmış bir sözleşmenin varlığının zorunlu olduğu, bu hususa ilişkin herhangi bir sözleşme bulunmadığından davacının iddiasını ispat edemediği ve ödediğini iddia ettiği vergi asıl ve cezalarının davalılardan tahsilinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalılar murisinin müvekkilinin adını, vergi kaydını kullanarak haksız kâr elde ettiğini, faturalar imzalayıp ticari faaliyet sürdürdüğünü, davacının davalıların murisince isminin kullanılmasından habersiz olması nedeniyle isminin kullanılması karşılığında aylık elde edilen kârdan verilmesi gereken 1/2 kısımdan mahrum kaldığını, buna rağmen vergi dairesi nezdinde ise kâr elde eden konumunda göründüğü için ölenin ödemesi gereken vergileri ödemek zorunda kaldığını, hatta İstanbul 4. Asliye Ceza Mahkemesi nezdinde 2006/625 E. 2009/253 K. sayılı dosyasında Vergi Usul Kanunu'na muhalefet suçundan davalılar murisinin usulsüz işlemleri nedeniyle onunla birlikte üç yıl boyunca yargılandığını ve faturalar üzerindeki imzaların müvekkiline ait olmadığının saptanması üzerine beraat ettiğini, davacının, davalılar murisinin yasa dışı eylemlerini ve usulsüz ticaretini vergi dairesinden ve Ceza Muhakemesinden tebligat geldiğinde öğrendiğini ve ölene başvuruda bulunmak için kendisini ararken ölenin Afyon Cezaevinde naylon fatura kullanmaktan hükümlü olarak cezasını çekmekte olduğunu öğrendiğini, dava dosyası içinde yer alan tanık ifadelerinde müvekkilinin davalıların murisinin yanında çalıştığının doğrulandığını, ceza yargılaması gerekçesinde "Her ne kadar şirketin temsilcisi ... görülmekte ise de bu iş yerinin gerçek temsilcisi ve patronunun Necmettin Selimoğlu olduğunun sadece kayıtların Semiha üzerinde görüldüğünün" vurgulandığını, buna rağmen bilirkişi kurulundan çıkan raporda sanki tüm kusur müvekkiline aitmiş gibi görülüp uğradığı maddi ve manevi zararlardan hiç birini kabule şayan bir beyanda bulunulmadığını, davanın reddinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalılar murisinin usulsüz ve yasadışı iş ve işlemleri nedeniyle davacının vergi ve ceza ödemek zorunda kalmış olması ve işyerinden alması gereken kâr payını alamamış olması nedeniyle davalılar murisi tarafından işletilen ve vergi dairesi nezdinde davacı adına işlem gören iş yerindeki faaliyetten elde edilen kâr payı alacağı nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere özellikle karara esas alınan bilirkişi heyet raporu ile taraflar arasında yapılmış bir sözleşme veya böyle bir sözleşmenin yapıldığına ilişkin delil sunulmadığının, ücret ödenmese de en azından SGK primlerinin yatırılacağının davalılar murisi tarafından davacıya söylenmiş olmasının bağımlılık unsurunun olmadığının, taraflar arasında muvazaalı bir iş ilişkisinin yaratıldığını gösterdiği, mirası reddeden davalı ...'nın açılan davadan sorumlu tutulamayacağının belirlenmiş olmasına göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Mahkeme kararının ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,
14.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.