Yargıtay 14. Ceza Dairesi · E. 2021/278 · K. 2024/132
Ceza Genel Kurulu 2021/278 E. , 2024/132 K. "İçtihat Metni"
İTİRAZ
İtirazname No : 2020/34009
KARARI VEREN
YARGITAY DAİRESİ : (Kapatılan) 14. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 266-33 ile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanığın çocuğun basit cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103/1-1. cümlesi, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 10 yıl kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan aynı Kanun'un 109/2, 109/3-f, 109/5 ve 53. maddeleri uyarınca 9 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Nevşehir 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 22.06.2017 tarihli ve 319-110 sayılı hükümlere yönelik katılan ... Hizmetler Bakanlığı vekili ile sanık müdafii tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine dosyayı inceleyen Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesince 18.09.2017 tarih ve 2059-1674 sayı ile; "...Sanık hakkında zorla kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan dava açıldığı halde, iddianamede TCK'nın 109/2.maddesinin sanık hakkında uygulanmasının talep edilmediği gibi, mahkeme tarafından da bu madde uyarınca sanığa ek savunma hakkı verilmeyerek sanığın savunma hakkının kısıtlanması," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Bozmaya uyan Nevşehir 1. Ağır Ceza Mahkemesince 21.11.2017 tarih ve 230-221 sayı ile önceki hükümler gibi sanığın mahkûmiyetine karar verilmiş, bu hükümlerin de katılan ... Hizmetler Bakanlığı vekili ile sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesince 12.02.2018 tarih ve 272-213 sayı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bu kararın da katılan ... Hizmetler Bakanlığı vekili ile sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 22.05.2019 tarih ve 2771-9973 sayı ile; katılan ... Hizmetler Bakanlığı vekilinin temyiz talebinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 298. maddesi uyarınca reddiyle sanık müdafiinin temyiz talebiyle sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde hükümlerin,"Ceza Muhakemesi Hukukunun amacı insan haklarını ihlal etmeden ve hukukun öngördüğü yöntemlerle maddi gerçeğin araştırılarak bulunması olup bu kapsamda CMK’nın 217. maddesine göre hakimin kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabileceği nazara alındığında, olayın tek tanığı konumunda bulunan mağdurenin soruşturma evresinde alınan yazılı ve varsa görüntülü beyanlarının duruşmada izlenip, okunmasından sonra taraflara söz hakkı verilerek diyeceklerinin sorulması gerekirken, ilk derece mahkemesince daha önceden mağdurenin beyanının alındığından bahisle dinlenilmesinden vazgeçilmesi karşısında, her ne kadar 5271 sayılı CMK'nın 236. maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde 'İşlenen suçun etkisiyle psikolojisi bozulan çocuk veya mağdur, bu suça ilişkin soruşturma veya kovuşturmada tanık olarak bir defa dinlenebilir' ifadesine yer verilmiş ise de maddi gerçeğin aydınlatılması açısından zorunlu olduğu durumlarda mahkeme tarafından da mağdurun tekrar dinlenebileceği ve dosya kapsamında mağdurenin kayda alınan ifadesinin de bulunmadığı gözetildiğinde aynı zamanda olayın tek tanığı konumundaki mağdurenin CMK'nın 210/1 ve 236/2. maddeleri gereğince, tanık sıfatıyla duruşmada dinlenilmesinden sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, ilk derece mahkemesi tarafından eksik araştırma ile kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine yazılı şekilde esastan reddine karar verilmesi," şeklindeki gerekçeyle bozulmasına karar verilmiştir. Bozmaya uyan Nevşehir 1. Ağır Ceza Mahkemesince 16.01.2020 tarih ve 266-33 sayı ile önceki hükümler gibi sanığın mahkûmiyetine, bu hükümlerin de katılan ... Hizmetler Bakanlığı vekili ile sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 19.11.2020 tarih, 4060-5116 sayı ve oy çokluğu ile; "Mağdurenin okuldan çıkış saati ve eylemin gerçekleşme anı itibarıyla sanığın olay yerinde olmadığına dair tanık beyanları, teşhis tutanağının fotoğraf üzerinden tek bir şahıs gösterilmek suretiyle usule aykırı tanzim edilmesi, mağdure ...'ya ait külot üzerinde yapılan inceleme sonucunda tespit edilen vücut sıvılarının genel itibarıyla mağdureye ve pijamasının üstündeki bir adet lekenin ise sanık dışında başka bir erkeğe ait olduğununun 13.10.2016 tarihli Jandarma Kriminal Daire Başkanlığı uzmanlık raporunda belirtilmesi, sanıktan temin edilen ayakkabı ile olay yerinde tespit edilen izlerin ait olduğu ayakkabının yörede yaşayanlarının çoğunluğunun giydiği ayakkabılardan olup, karakteristik özelliğinin bulunmaması, savunma ve tüm dosya içeriği nazara alındığında, sanığın üzerine atılı suçları işlediğine dair cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Daire Üyesi Y. Gezgin; "Mağdurenin istikrarlı beyanı, olayın intikal şekli ve hemen olay akabinde intikal etmiş olması, mağdurenin 2 gün önce sanığın evine gidip kuzularını sevmesi, olaydan bir gün öncede başka çocuklarla kavga eden mağdureyi sanığın bu çocukların elinden kurtarması olay günüde mağdure ile karşılaşan sanığın çocuklarla tekrar kavga etmesi halinde kaçıp saklanacağı yer göstereceğini beyan ederek mağdureyi olayın gerçekleştiği harabe binaya götürmesi ve olay yerinden alınan ayakkabı izleri ile sanıktan alınan ve sanığın giydiği ayakkabı izlerinin aynı olması, mağdurenin iftira atmasını gerektirecek husumetinde bulunmaması nazara alındığında ilk derece mahkeme kararının onanması gerektiğinden sayın çoğunluğun beraatine karar verilmesi yönündeki düşüncesine iştirak etmiyorum." düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır.