IV. GEREKÇE
1. Her iki suç yönünden sanığın UYAP kayıtlarına göre hükümler tarihinde mahkemenin yargı çevresi dışında başka suçtan Hatay (Kapatılan) E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunduğu, sorgusunda duruşmadan vareste tutulma talebi de bulunmayan sanığın hükümlerin tefhim olunduğu oturuma getirtilmesi veya SEGBİS yoluyla katılımı sağlanmadan, yokluğunda mahkumiyet hükümleri kurulması suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 193 üncü ve 196 ncı maddelerine aykırı davranılarak savunma hakkının kısıtlanması hukuka aykırı görülmüştür.
2. Kabule göre de;
a) Nitelikli dolandırıcılık suçundan, sanığın suça konu sahte çekleri işlenmiş deri karşılığı Mu-dersan... Şirketi yetkilileri katılanlar ... ile Recep Dere'ye verdiği iddia ve kabulüyle nitelikli dolandırıcılık suçundan mahkumiyet hükmü kurulmuş ise de; hem katılanların beyanında, hem de sanığın savunmasında belirtildiği üzere yaklaşık bir aylık zaman diliminde sanığın katılanlardan muhtelif zamanlarda müteaddit defalar sahte çekler karşılığı işlenmiş deri aldığı, 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi uyarınca ''bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla ya da aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi" durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının mümkün olduğu, bu duruma dayanak teşkil eden belgelerin ve araştırmaların da ayrıntılı şekilde Olaylar ve Olgular bölümünün (8) numaralı paragrafında izah edilmesi karşısında ilgili dosyaların ve varsa tespit edilebilen benzer nitelikteki dosyalarının getirtilerek incelenmesi, mümkün olması halinde davaların birleştirilmesi, aksi halde bu dosyayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dosya içine alınması, mahkemece iddianame ve suç tarihlerine göre sanığın aynı katılana verdiği sahte çeklerden dolayı menfaat sağlamasında hukuki kesinti bulunduğu gerekçesiyle hüküm kurulmasına rağmen Uşak 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/117 Esas sayılı dosyası ile bu yargılama dosyasındaki iddianame ve suç tarihleri dikkate alındığında hukuki kesintinin bulunmadığı, ancak sanığın aynı katılana bu iki yargılama dosyasının dışında da sahte çekler vererek menfaat sağladığı başka soruşturma ve yargılama dosyalarıın da olabileceği dikkate alınarak tüm dosyaların incelenerek iddianame ve suç tarihlerine göre hukuki kesinti olup olmadığının belirlenmesi, bu şekilde eksiklik tamamlandıktan sonra sanık hakkında 5337 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasının uygulanma şartlarının oluşup oluşmadığı ya da eylemlerin ayrı suç oluşturup oluşturmadığı hüküm yerinde tartışılarak gerekli değerlendirmelerin yapılması, kesinleşmiş hükümlerin zincirleme suç kapsamında kaldığının anlaşılması halinde de YCGK' nın 15.03.2016 tarihli ve 2014/847 Esas, 2016/128 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, tayin olunacak cezadan kesinleşmiş önceki cezaların mahsup edilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile mahkumiyet hükmü kurulması nedenleriyle hukuka aykırı görülmüştür.
b) Resmi belgede sahtecilik suçundan, sanığın suça konu sahte çekleri işlenmiş deri karşılığı Mu-dersan... Şirketi yetkilileri katılanlar ... ile Recep Dere'ye verdiği iddia ve kabulüyle mahkumiyet hükmü kurulmuş ise de; dosya kapsamına alınan belgeler ve UYAP üzerinden yapılan incelemeye göre, sanığın resmi belgede sahtecilik suçundan Olay ve Olgular Bölümünün 8 inci ve 9 uncu paragraflarında da belirtilen, iddianame ve suç tarihlerine göre hukuki kesintinin de olmadığı tespit edilen birden çok derdest dosyasının bulunduğu, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun (YCGK) 22.04.2014 tarihli ve 2013/11-397 Esas, 2014/202 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu ile 5237 sayılı Kanun'un “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “resmi belgede sahtecilik” suçlarında korunan hukuki yararın kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişi de haksızlığa uğrayıp, suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulünün etkilenmeyeceği, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerekeceği ve 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi uyarınca, "Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla ya da aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi" durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanması, aynı anda verilen çekler yönünden ise 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi uyarınca alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayin edilmesi gerektiği de gözetilerek, sanığın aynı suç işleme kararının icrası kapsamında Olay ve Olgular bölümünün 8 inci ve 9 uncu paragrafında belirtilenler ile varsa başkaca sahtecilik eylemlerinin ve bağlantılı dava dosyalarının araştırılıp, mümkün olması halinde tüm davaların birleştirilmesi, aksi halde dava dosyaları getirtilip incelenerek bu dosyayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dosya içine alınması, iddianame ve suç tarihlerine göre hukuki kesinti olup olmadığının belirlenmesi, eksiklikler tamamlandıktan sonra sanığın çekleri aynı anda ya da farklı zamanda verip vermediği de tespit edilerek eylemlerinde 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi uyarınca alt sınırdan uzaklaşılması gereken bir durumun var olup olmadığının, farklı zamanlarda işlediği eylemlerinde suç işleme kararını yenileyip yenilemediği, suç işleme kararını yenilememiş ise zincirleme şekilde işlenmiş resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturup oluşturmadığının hüküm yerinde tartışılması, kesinleşmiş hükümlerin zincirleme suç kapsamında kaldığının anlaşılması halinde de YCGK' nın 15.03.2016 tarihli ve 2014/847 Esas, 2016/128 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, tayin olunacak cezadan kesinleşmiş önceki cezaların mahsup edilmesi gerektiği gözetilerek sanığın hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerekirken, eksik inceleme ile mahkumiyet hükmü kurulması nedenleriyle hukuka aykırılık görülmüştür.
c) Nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hükümde;
Hüküm fıkrasında 15.000 gün adli para cezasının 5237 sayılı Kanun'un 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca günlüğü 20 TL den 300.000 TL adli para cezası olarak paraya çevrilmesi gerekirken, 230.000 TL olarak eksik ceza tayini,
d) Resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükümde; sanık hakkında 5237 sayılı Kanunun 58 inci maddesinin altıncı fıkrası uygulanmasına rağmen tekerüre esas alınan ilamın belirtilmemesi,
Hukuka aykırı bulunmuştur.