İçtihatYargıtay3. Ceza Dairesi
Yargıtay 3. Ceza Dairesi · E. 2021/3032 · K. 2025/3543
- Esas No
- 2021/3032
- Karar No
- 2025/3543
- Karar Tarihi
- 10.02.2025
Karar Metni
3. Ceza Dairesi 2021/3032 E. , 2025/3543 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2018/6 E., 2018/222 K.
SUÇ : Cumhurbaşkanına hakaret
İNCELEME KONUSUKARAR : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Sanık hakkında Cumhurbaşkanına hakaret suçu nedeniyle yapılan yargılama neticesinde Selçuk Asliye Ceza Mahkemesinin 06.03.2018 tarihli ve 2018/6 Esas - 2028/222 Karar sayılı kararıyla sanığın üzerine atılı suçun kanunda suç olarak tanımlanmadığı kabul edilerek CMK'nın 223/2-a maddesi gereğince beraat kararı verilmiştir.
Verilen bu karar aleyhine Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesi uyarınca, 05.05.2020 tarihli ve 94660652-105-35-19373-2019-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.05.2020 tarihli ve 2020/48001 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
A.Kanun Yararına Bozma İstemi
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin;
"Cumhurbaşkanına hakaret suçundan sanık ... hakkında yapılan yargılama neticesinde sanığın beraatine dair Selçuk Asliye Ceza Mahkemesinin 06.03.2018 tarihli ve 2018/6 Esas, 2018/222 sayılı Kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre, Selçuk Asliye Ceza Mahkemesince atılı suçun Kanunda suç olarak tanımlanmamış olduğundan bahisle sanığın beraatine karar verilmiş ise de, sanığın facebook isimli sosyal paylaşım sitesinde 16.07.2016 tarihinde ''Dünyanın en büyük ve anlamlı darbesi yüce Türk ordusunun onurlu!!!! Subayları tarafından başarıyla tamamlandı amacına ulaştı. Dünyanın en büyük diktatörlerinden biri şu an demokrasinin ... savunucusu ve mağduru oldu hayırlı olsun." ve "Asker çekilmeye başladı... Peki ne oldu... Suriyelilere vatandaşlık gündemden düştü... Diploma unutuldu..." şeklindeki paylaşımlarının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 299. maddesinde düzenlenen Cumhurbaşkanına hakaret suçunu oluşturduğu, benzer bir olayla ilgili olarak Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 09.07.2018 tarihli ve 2018/1460 Esas, 2018/2321 Karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, sanığın Cumhurbaşkanına yönelik, bahse konu sözleri sarf ederek üzerine atılı bulunan suçu işlediği anlaşılmakla, sanığın mahkûmiyeti yerine yazılı şekilde beraatine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
B.Hukuki Süreç
1.Sanık ...'in 01.09.1971 Kemalpaşa doğumlu olduğu, kendi beyanına göre lise mezunu olduğu ve Selçuk ilçesinde işletmecilik yaptığı anlaşılmıştır.
2.Sanık hakkında, 15.07.2016 günü gerçekleşen darbe teşebbüsü sonrasında Cumhurbaşkanı ... ...'a yönelik 16.07.2016 tarihinde facebook hesabından ''Dünyanın en büyük ve anlamlı darbesi yüce Türk ordusunun onurlu!!!! Subayları tarafından başarıyla tamamlandı amacına ulaştı. Dünyanın en büyük diktatörlerinden biri şu an demokrasinin ... savunucusu ve mağduru oldu hayırlı olsun'' şeklinde paylaşımda bulunduğunun tespit edilmesi üzerine Cumhurbaşkanına hakaret suçundan yapılan soruşturma sonucunda, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 16.11.2017 tarihli yazısı ile kovuşturma izni verilmesi üzerine Selçuk Cumhuriyet Başsavcılığının 27.12.2017 tarih ve 2016/1191 Soruşturma sayılı iddianamesi ile kamu davası açılmıştır.
3.Selçuk Asliye Ceza Mahkemesinin 06.03.2018 tarih ve 2018/6 Esas, 2018/222 sayılı Kararında özetle, sanık tarafında yapıldığı kabul edilen davaya konu paylaşımın Cumhurbaşkanı ... Tayyip ...'ın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmaması nedeniyle hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığından sanık hakkında CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
4.Kovuşturma aşamasında ... Genel Sekreterliği tarafından gönderilen 07.02.2018 tarih ve 86167601 sayılı yazıda Cumhurbaşkanı ... .'ın ve dolayısıyla ... Genel Sekreterliği'nin bahse konu dava ile ilgili herhangi bir şikayetinin ve davaya katılma talebinin bulunmadığı bildirilmiştir. Bu nedenle kararın Cumhurbaşkanı ... 'a ve dolayısıyla ... Genel Sekreterliği'ne tebliğ edilmediği anlaşılmıştır.
5.İncelemeye konu gerekçeli karar 25.05.2018 tarihinde 124714 sicil numaralı, 04.06.2018 tarihinde ise 24435 sicil numaralı Cumhuriyet savcılarına görüldü işlemi için gönderilmiş her iki Cumhuriyet savcısı tarafından belirtilen tarihlerde kararın görüldü işlemi yapılmış, söz konusu karar istinaf edilmediğinden 04.06.2018 tarihinde kanun yollarına başvuru yapılmaksızın kesinleşmiştir.
6.Cumhurbaşkanı ... vekili Av. ... Aydın tarafından sunulan 21.11.2019 tarihli dilekçe ile sanık tarafından yapılan sosyal medya paylaşımındaki ifadelerin Cumhurbaşkanı'nı küçük düşürücü, onur ve saygınlığını zedeleyici nitelikte olduğu, bahse konu ifadelerin düşüncü hürriyeti kapsamında değerlendirilemeyeceği, sanığın üzerine atılı suçun unsurları oluştuğu halde beraat kararı verilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğu belirtilerek, yanlış bir hukuki emsal oluşmaması amacıyla Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünden söz konusu kararın kanun yararına bozulması için talepte bulunulduğu anlaşılmıştır.
7.Adalet Bakanlığının, 05.05.2023 tarihli ve 94660652-105-35-19373-2019-Kyb sayılı yazısı ile Selçuk Asliye Ceza Mahkemesinin 06.03.2018 tarih ve 2018/6 Esas, 2018/222 sayılı Kararının CMK'nın 309. maddesi gereğince kanun yararına bozulması talep edilmiştir.
C.İlgili Hukuk
Konu ile ilgili uluslararası düzenlemeler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin 19. maddesi ile İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi'nin 10. maddesinin 1. Fıkrası; ulusal düzenlemeler ise temel hak ve hürriyetlere ilişkin Anayasa’nın 2, 13, 14 ve 26/2. maddeleri ile Cumhurbaşkanına hakaret suçunu düzenleyen 5237 sayılı TCK'nın 299 uncu maddesidir.
D.Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlığın kapsamı, sanık tarafından 16.07.2016 tarihinde facebook sosyal medya platformu üzerinden paylaşılan ''Dünyanın en büyük ve anlamlı darbesi yüce Türk ordusunun onurlu!!!! Subayları tarafından başarıyla tamamlandı amacına ulaştı. Dünyanın en büyük diktatörlerinden biri şu an demokrasinin ... savunucusu ve mağduru oldu hayırlı olsun'' şeklindeki ifadenin Cumhurbaşkanına hakaret suçunu oluşturup oluşturmadığına ilişkindir.
14.11.1977 tarihli ve 3-2 sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen istikrar kazanmış 03.04.2012 tarih 2011/10-438 Esas, 2012/141 Karar; 10.05.2011 tarih 2011/6-80 Esas, 2011/90 Karar; 14.12.2010 tarih 2010/4-210 Esas, 2010/259 sayılı Kararlarında açıklandığı üzere; sübutu kabul edilen eylemin suç oluşturup oluşturmayacağı ya da hangi suçu oluşturacağı yönündeki hukuki tespit, kabul ve uygulamaların, uygulama birliği ve hukuk güvenliği amaçları bağlamında kanun/kamu yararı taşıdığından kanun yararına bozma yasa yoluna konu olabileceğinde şüphe yoktur.
T.C. Anayasası'na göre, Cumhurbaşkanı Devletin başıdır ve bu sıfatla Türkiye Cumhuriyetini ve Türk Milletinin birliğini temsil eder. Bu nedenledir ki Cumhurbaşkanına hakaret suçu, kişilere ve şerefe karşı suçlar içerisinde değil Devlete karşı işlenmiş suçlar bölümünde düzenlenerek Devleti temsil eden ... makamının saygınlığının korunması amaçlanmıştır. Devlete karşı işlenen suçlardan bir kısmının gerçek mağdurunun makamı temsil eden gerçek kişi olmakla birlikte, Devlete ilişkin hukuki yararın korunması, kişiye nazaran daha üstün tutulmuştur.
Suç doğrudan doğruya Cumhurbaşkanı olan kişiye karşı işlenmekte ise de, suçla korunan ve bu nedenle ihlal edilen hukuki değer Devletin siyasal iktidar yapısıdır (Özek, Çetin, Siyasi İktidar Düzeni ve Fonksiyonları Aleyhine Cürümler, İst 1967 s. 10).
Hakaret, bir kişiye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek şekilde bir fiil veya olgu isnat etmek veya sövmek suretiyle onur, şeref ve saygınlığa saldırmasıdır. Eylemin yüze karşı ya da yoklukta işlenmesi arasında fark yoktur. Gıyapta hakarette ihtilat öğesi aranmamaktadır.
Hakaret suçları ifade özgürlüğünü sınırlayan hallerden bir tanesidir. Doğal haklardan kabul edilen ifade hürriyeti, çoğulcu demokrasilerde vazgeçilmez ve devredilmez bir niteliğe sahiptir. İfade hürriyeti insanın özgürce fikirler edinebilme, edindiği fikir ve kanaatlerinden dolayı kınanmama, bunları meşru yöntemlerle dışa vurabilme imkan ve özgürlüğüdür. Temel hak ve özgürlüklerden olan bu hak birçok uluslararası belgeye, Anayasa ve kanunlara konu olmuştur. Bu cümleden olarak, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin 19. maddesinde, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10/1. maddesinde, T.C. Anayasasının 25 ve 26. maddelerinde birbirlerine benzer şekilde; "Herkes görüşlerini açıklama ve anlatım özgürlüğüne sahiptir. Bu hak, kanaat özgürlüğü ile kamu otoritelerinin müdahalesi ve ülke sınırları söz konusu olmaksızın haber veya fikir alma ve verme özgürlüğünü de içerir." biçiminde teminat altına alınmıştır.
Ancak mutlak haklardan olmayan ifade hürriyetinin sonsuz ve sınırsız olmadığı, kısıtlı da olsa belli şartlarda sınırlandırılabileceği de aynı metinlerde yer bulmuştur. İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesinin 10/2 maddesine göre; görev ve sorumluluklar da yükleyen bu hakkın kullanılması, kanunla öngörülen ve demokratik bir toplumda başkalarının şöhret ve haklarının korunması için gerekli olan bazı formaliteler, koşullar, sınırlamalar veya yaptırımlara tabi tutulabilir. Anayasanın 26/2. maddesine göre de: "Bu hürriyetlerin kullanılması... başkalarının şöhret veya haklarının... korunması amaçlarıyla sınırlanabilir."
Sınırlama veya müdahale için yasal bir düzenleme, sınırlamanın meşru bir amacı, fıkrada sayılan sınırlama nedenlerinin bulunması, sınırlamanın meşru amaçla orantılı ve demokratik toplum bakımından “zorunlu” olması gerekmektedir.
İnsan Hakları Avrupa Mahkemesine göre;
“Sınırlama için belli bir sınırlama nedeninin varlığı yeterli olmayıp, aynı zamanda demokratik bir toplum bakımından zorunluluk bulunmalıdır. Zorunluluk, ölçüsüz bir sınırlamaya olanak tanımaz. Üye devletlere sınırlamada bir takdir alanı tanınmakla birlikte, ifade özgürlüğünün önemi nedeniyle devletler üzerindeki denetim sıkı olmalı, sınırlandırma zorunluluğu inandırıcı bulunmalıdır. Dolayısıyla, sınırlamalar dar ve sınırlayıcı bir ölçüde yorumlanmalıdır. ‘Kamu düzeni’ genel hükmünde düşünülebilecek sınırlama nedenleri, genel çıkarların, yargı gücünün otorite ve yansızlığının ve başkalarının ünü ya da haklarının korunması amacıyla sınırlamaya konu olabilir.
Anılan önlemin izlenen meşru amaçla sınırlı olması şeklinde ifade edilen ölçülülük ilkesi, demokratik bir rejimin dayandığı ‘değerler’, (çoğulcu, hoşgörülü, hukuka ve bireysel özgürlüklere saygılı) öne çıkarılarak titiz ve derinleştirilmiş bir denetime tâbi tutulmalıdır” (Prof. Dr. İ.Özden Kaboğlu; İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nde İfade Özgürlüğü, sh. 111 ve 112.),
“Demokratik bir toplumun zorunlu temellerinden birini ve toplumun ilerlemesi ve bireyin özgüveni için gerekli temel şartlardan birini teşkil eden ifade hürriyeti, sadece kabul gören veya zararsız veya kayıtsızlık içeren bilgiler veya fikirler için değil aynı zamanda kırıcı, şok edici veya rahatsız edici olanlar için de geçerlidir. Bunlar demokratik bir toplumun olmazsa olmaz tölerans ve hoşgörünün gerekleridir” (Prof. Dr. D.Tezcan, Yrd. Doç. Dr. M. R. ..., Yrd.Doç.Dr.O.Sancaktar, Türkiyenin İnsan Hakları Sorunu, 2.Baskı, sh.462.).
Günümüz özgürlükçü demokrasilerinde, istisnaları dışında, geniş bir yelpazeyle düşünceyi açıklama hakkı korunmakta ve ifade hürriyeti kapsamında değerlendirilmek suretiyle özgürlüğün sağladığı haklardan en geniş şekilde yararlandırılmaktadır.
İftira, küfür, onur, şeref ve saygınlığı zedeleyici söz ve beyanlar, müstehcen içerikli söz, yazı, resim ve açıklamalar, savaş kışkırtıcılığı, hukuk düzeni cebir yoluyla değiştirmeye yönelen nefret, ayrımcılık, düşmanlık ve şiddet yaratmaya yönelik bulunan ifadeler ise düşünce özgürlüğü bağlamında hukuki koruma görmemekte, suç sayılmak suretiyle ceza yaptırımlarına bağlanmaktadır.
Anayasa’nın 2, 13, 14 ve 26/2. maddeleri ile İHAS’nin 10/2 ve 17. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde; hürriyetlerin demokratik bir toplumda, zorunlu tedbirler niteliğinde olarak; ulusal güvenlik, toprak bütünlüğü, kamu güvenliği ve düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlâkın, başkalarının şöhret ve haklarının korunması, gizli kalması gereken haberlerin yayılmasına engel olunması veya yargı gücünün otoritesinin ve tarafsızlığının korunması için kanunla öngörülen bazı biçim koşullarına, sınırlama ve yaptırımlara tabi tutulacağı anlaşılmaktadır. Nitekim, ifade özgürlüğünün sınırlandırılmasına ilişkin düzenlemelerin dar yorumlanması gerektiği, sınırlandırma için önemli bir toplumsal ihtiyaç veya zorunluluğun bulunması, bu sınırlandırmanın meşru bir amacı gerçekleştirmek için yapılması, sınırlandırmada aşırıya gidilmemesi ve her halükârda gelişimi zedelemeyecek ölçüde yapılması görüşü genel bir kabul görmüştür.
Bir eylemin hukuk düzeni tarafından cezalandırılması ancak onu hukuka uygun kılan, diğer bir anlatımla hukuka aykırılığı ortadan kaldıran bir nedenin bulunmamasına bağlıdır. Bu kapsamda, basın yoluyla işlenen suçlarda hukuka uygunluk nedeni oluşturan haber verme ve eleştiri hakkı üzerinde de durulmasında yarar bulunmaktadır. Temelini Anayasa'nın 28 ve devamı maddelerinden alan haber verme ve eleştirme hakkının kabulü için, açıklama veya eleştiriye konu olan haberin gerçek ve güncel olması, açıklanmasında kamu ilgisinin ve yararının bulunması, açıklanış şekliyle konusu arasında düşünsel bir bağ bulunması gerekir.
Düşünce özgürlüğü ve dolayısıyla eleştiri, demokratik toplumlarda vazgeçilmez bir haktır. Toplumun ilerlemesi ve yararı için zorunludur. İfade özgürlüğü sadece lehte olduğu kabul edilen veya zararsız veya ilgilenilmeye değmez görülen haber ve düşünceler için değil, devletin veya nüfusun bir bölümünün aleyhinde olan, onları rahatsız eden haber ve düşünceler için de uygulanır. Bu, demokratik toplum düzeninin ve çoğulculuğun gereğidir. Eleştiri de kaynağını bu özgürlükten alır. Eleştirinin doğasından kaynaklanan sertlik suç oluşturmaz. Eleştiri övgü olmadığına göre sert, kırıcı ve incitici olması da doğaldır.
Ancak eleştiri hak ve görevi kötüye kullanılmamalı; küçültücü, incitici, abartılı sözlerden kaçınılmalıdır. Sayılan öğelerden birisinin olmaması hâlinde haber verme ve eleştiri hakkından söz edilemeyecek, eylem hukuka aykırı olacaktır.
Bu kapsamda, Devletin birliğini temsil eden ... makamının da diğer Anayasal ve yasal kurumlar gibi eleştiriye açık olması doğaldır.
Bu açıklamalar ışığında ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun Dairemizce de benimsenen istikrar kazanmış 21.10.2021 tarih 2018/18-407 Esas, 2021/492 Karar; 10.05.2022 tarih 2017/ (kapatılan)16-1160 Esas, 2022/331 Karar; 13.09.2022 tarih 2018/ (kapatılan)16-62 Esas, 2022/542 sayılı Kararları çerçevesinde;
Cumhurbaşkanına hakaret suçundan mahkûmiyetin zorunlu bir toplumsal ihtiyaca karşılık gelip gelmediği ve gerçekleşmesi amaçlanan meşru amaçla orantılı olup olmadığı hususu açısından; siyasetçilerin, kamuoyunca tanınan kişilerin ve kamusal yetki kullanan görevlilerin gördükleri işlev nedeniyle eleştiriye daha fazla katlanmak durumunda oldukları ve bunlara yönelik eleştirinin sınırlarının çok daha geniş olduğu her zaman vurgulanmıştır. Somut olayda sanığın kendisine ait facebook sosyal medya hesabı üzerinden 15.07.2016 günü gerçekleşen darbe teşebbüsünün hemen sonrasında 16.07.2016 tarihinde yapmış olduğu paylaşımın içeriği, paylaşım zamanı ve bağlamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; muhataba yönelik değer yargısından ibaret ifadelerin rahatsız edici, ağır eleştiri ve kaba hitap tarzında olmakla birlikte katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelik taşımaması ve sövme fiilini de oluşturmaması nedenleriyle Cumhurbaşkanına hakaret suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı kabul edilmelidir.
Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.
II.KARAR
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, dava dosyasının, mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.02.2025 tarihinde karar verildi.