İçtihatYargıtay6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi · E. 2021/322 · K. 2023/182
- Esas No
- 2021/322
- Karar No
- 2023/182
- Karar Tarihi
- 22.03.2023
Karar Metni
Ceza Genel Kurulu 2021/322 E. , 2023/182 K.
"İçtihat Metni"
YARGITAY DAİRESİ : 6. Ceza Dairesi
Sanık ... hakkında nitelikli cinsel saldırı ve nitelikli yağma suçlarından açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda ... 2. Ağır Ceza Mahkemesince 11.11.2013 tarih ve 110-275 sayı ile sanığın atılı suçlardan CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince beraatine ilişkin kurulan hükümlerin, Cumhuriyet savcısı ve katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 22.02.2018 tarih ve 14333-1280 sayı ile;
"Oluşa ve dosya içeriğine göre; katılan ...’nın 2009 yılı Haziran ayında eşinden ayrılması üzerine ...’a taşınarak eniştesi olan sanık ... ve ailesi ile birlikte yaşamaya başladığı, 17.07.2009 günü evde kimsenin olmadığı bir vakit sanığın katılana bıçak gösterip, tehdit ederek organ sokmak suretiyle cinsel saldırıda bulunduğu, katılanın durumu ailesine söylemesi üzerine sanığın, katılanı yalanlayarak ailesine aşk yaşadıklarını bundan sonra katılanın kendi namusu ve karısı olduğunu söylediği, katılan ve ailesinin sanıktan korktukları için ses çıkartamadıkları, sanığın katılan ve ailesini silahla tehdit ettiği, katılan ve eşi ...’yi sürekli darp ettiği, 2009 Ağustos ayında da bıçak zoruyla katılanın iki adet altın yüzük ve bileziklerini aldığı, sanığın başka bir suçtan tutuklandığı 2011 yılı Ocak ayına kadar katılana yönelik eylemlerini sürdürdüğü, katılan ...’ya ait dosya içerisinde bulunan ... kurulu raporları, tanık beyanları ve katılanın aşamalarda tutarlı ve değişmeyen beyanları karşısında delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek sanık hakkında yağma ve nitelikli cinsel saldırı suçlarından mahkûmiyeti yerine yerinde ve yeterli olmayan gerekçe ile yazılı şekilde beraat kararı verilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma kararına uyan Yerel Mahkemenin sanığın nitelikli yağma suçundan TCK’nın 149/1-d maddesi uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına; nitelikli cinsel saldırı suçundan ise TCK'nın 102/2, 102/3-d, 102/5 ve 43. maddeleri uyarınca 14 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına; her iki suç yönünden de aynı Kanun'un 53. ve 58. maddeleri uyarınca hak yoksunluğuna ve cezasının mükerirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin 21.11.2018 tarihli ve 34-264 sayılı hükümlerinin, sanık müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 11.04.2019 tarih ve 665-2353 sayı ile onanmasına karar verilmiştir.
II. İTİRAZ SEBEPLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 24.02.2021 tarih ve 109820 sayı ile; "Tüm dosyanın incelenmesinde, sanığın işlemiş olduğu başka suçlar nedeniyle 06.01.2011 tarihinde cezaevine girdiği ve o günden beri dışarı çıkmadığı anlaşılmıştır. Sanık 06.01.2011 tarihinde cezaevine girmesine rağmen katılan C. Başsavcılığına şikâyet başvurusunu 20.12.2012 günü yapmış ve şikâyetçi olmak için yaklaşık 2 yıl beklemiştir. Ayrıca katılan, sanığın cezaevinde 23 kez ziyaretine gitmiştir. Katılanın sanığa yolladığı mektupların okunmasında, herhangi bir korku ve kaygı içeriğinin görülmediği, aksine sevgi, aşk ve özlem dolu satırların yazıldığı görülmüştür. Katılan mektuplarında, sanığın kendisini özlediğini düşünerek cezaevine resimler göndermiş, resimlerin incelenmesinde de sanık ve katılanın samimi pozları fark edilmiştir. Ayrıca dosyaya dilekçe sunan katılanın kızkardeşi ve babası, sanığın doğruyu söylediğini ifade etmişlerdir.
Sonuç olarak, gerek katılanın savcılığa geç başvuru yapması, gerek sanığı cezaevinde ziyaret etmesi ve gerekse gönderdiği resim ve mektuplarda, sanıkla aralarında duygusal bir yakınlığın olduğunun anlaşılması karşısında, sanığın üzerine atılı niteliki yağma ve nitelikli cinsel saldırı suçlarını işlediğine dair şüpheli bir durumun ortaya çıktığı kabul edilmelidir.
Bu nedenle sanığın bu şüpheli durumdan yararlandırılması ve müsnet suçlardan beraatine karar verilmesi gerektiği," görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.
CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 6. Ceza Dairesince 28.06.2021 tarih ve 10337-12366 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
III. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONUSU
İtirazın kapsamına göre inceleme sanık ... hakkında nitelikli yağma ve nitelikli cinsel saldırı suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa atılı nitelikli cinsel saldırı ve nitelikli yağma suçlarının sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
IV. OLAY VE OLGULAR
İncelenen dosya kapsamından;
Sanığın baldızı olan katılanın, eşi ile yaşadığı sorunlar nedeniyle 2009 yılı Haziran ayında eşinden ayrılarak oğlu ile birlikte ...'a yerleştiği, eşi ve çocukları ile birlikte katılana ait evde kaldığı sırada gece yarısı katılanın yatak odasına giren sanığın katılanı yere yatırıp nitelikli cinsel saldırıda bulunmaya çalıştığı ancak katılanın bağırması üzerine eylemini tamamlayamadan odadan kaçtığı, bilahare annesi ve babasının da katılanla birlikte yaşamaya başladıkları, 17.07.2009 tarihinde evde kimsenin bulunmadığı bir sırada sanığın bıçak çekerek katılanın vücuduna organ sokmak suretiyle cinsel saldırıda bulunduğu, bu cinsel saldırı eylemlerini cezaevine girdiği 06.01.2011 tarihine kadar devam ettirdiği, 2009 yılı içerisinde katılanın altınlarını ve bileziklerini çekmeceden aldığı, katılanın tıpkı nitelikli cinsel saldırıda olduğu gibi sanığın sabıkalı ve korkutucu kişiliğinden dolayı bu yağmaya sesini çıkaramadığı iddiası ile kamu davası açıldığı,
28.12.2013 tarihli ... kurulu raporuna göre katılanın ruh sağlığının bozulduğu,
... E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünce Mahkemeye hitaben düzenlenen 21.05.2013 tarihli belgeden; katılanın sanığı 13.10.2011-07.11.2012 tarihleri arasında toplam 26 kez ziyaret ettiği,
Bilirkişi tarafından düzenlenen raporlara göre; sanığın 27.04.2011-03.06.2012 tarihleri arasında katılana hitaben tehdit ve hakaret içerikli bir çok mektup yazdığı,
Katılanın, cezaevinde bulunan sanığa 24 tane fotoğraf ile aşk ve özlem içerikli bir çok mektup gönderdiği,
Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminden (UYAP) alınan sanığa ait adli sicil kaydına göre; sanığın, kasten öldürme, uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti, kasten yaralama, 6136 sayılı Kanun'a muhalefet, cinsel taciz ve tehdit suçlarından kayıtlarının bulunduğu,
Sanığın eşi olan ... Kirişçi'nin 01.11.2013 tarihli dilekçesinde; yaşadıkları bazı sorunlar nedeniyle annesi, babası, katılan ve tanık Hatice ile birlikte bazı kararlar aldıklarını, sanığa olan kızgınlıklarından ve nefretlerinden dolayı böyle bir komplo kurduklarını, sanık ile katılanın kendi gönül rızalarıyla evlendiklerini, sanığın katılanın altınlarını zorla alması gibi bir durumun söz konusu olmadığını yazdığı,
Tanık ... ...'ın 10.10.2018 tarihli dilekçe ile; sanığın ceza alması için yalan ifadelerde bulunduğunu, uygun görüldüğü takdirde olayın doğrusunu anlatmak için ek ifade vermek istediğini bildirdiği,
Katılan tarafından Cumhuriyet Başsavcılığına sunulan 20.12.2012 tarihli şikâyet dilekçesinde; sanığın, 17.07.2009 tarihinde gece yarısından sonra pompalı tüfek kullanmak suretiyle kendisine tecavüz ettiğini, bir gün sonra da sanki kendisinin gönlü varmış gibi ailesinin yaşadığı bağ evine giderek "Ben bu işi yaptım, bu artık benim namusum, kimse karışamaz, karışan olursa öldürürüm." dediğini, sanık ile gönül ilişkisinin olmadığını, kendisini ve ailesini öldürme, çocuğunun da gözlerini kör etmeyle tehdit ettiği için her şeyi yaptığını, 2009 yılı Ağustos ayında da kolundaki altın bilezik ve iki adet altın yüzüğünü "Ben zorluk çekerken sen bilezik takıp sefa sürüyorsun." diyerek bıçak çekip döverek zorla aldığını belirttiği,
Anlaşılmaktadır.
Katılan ... savcılıkta; eşi ile yaşadıkları problem nedeniyle ...'dan ...’a döndüğünü, burada çocuğuyla birlikte bir evde kalmaya başladıklarını, önce annesi ve babasının, daha sonra da eniştesi olan sanık ve onun eşi olan ...’nin yanlarına geldiklerini, sanığın bir gece yarısı odasına girdiğini, bu nedenle bağırdığını, bunu duyan ablasının odaya gelerek niye bağırdığını sorduğunu, kendisinin de korktuğu için bağırdığını, herhangi bir şey olmadığını söylediğini, bu sırada sanığın dışarı kaçmış olduğunu, hamile olan ablasının bebeğine bir zarar gelebilir diye bu olayın duyulmasını istemediğini ve kimseye söylemediğini, bu olaydan yaklaşık bir ay kadar sonra 17.07.2009 tarihinde saat 15.00 civarlarında evde kimsenin bulunmadığı bir sırada sanığın, tekrar odasına gelerek bu sefer bıçak gösterip tehdit etmek suretiyle kendisine tecavüz ettiğini, bir gün sonra annesine bu durumu sanki aşk yaşıyorlarmış gibi anlattığını, daha sonra da diğer aile bireyleri ve çevredekilere "Bu benim namusum, bu benim karım, ona kimse karışamaz." diye söylemeye başladığını, birçok suça karışmış ve ...'ta bilinen bir kişi olan sanıktan tüm aile bireyleri olarak çekindiklerini, sanığın defalarca annesine ve babasına bıçak çekerek tehdit ettiğini, sanığın daha sonra da baskı ve zorlama ile kendisine tecavüz etmeye devam ettiğini, ustura ve pompalı av tüfeği ile kendisini tehdit ettiğini, evde bulunan ... ve sair tüm eşyaları kırdığını, birkaç kez evi yaktığını, eşyalara zarar verdiği gibi çocuğuna zarar vermekle ve çocuğunun gözlerini kör etmekle kendisini tehdit ettiğini, bu olayların sanık cezaevine girene kadar devam ettiğini, sanığın 2011 yılı Ocak ayında tutuklanarak cezaevine girdiğini, sanık cezaevine girdikten sonra da bir klasör hâlinde sunduğu mektupları gönderdiğini, çalıştığı ... yerindeki patronlarıyla ilişkisi olduğu şeklinde laf uydurarak patronlarına mektup yazıp onları tehdit ettiğini, onların da sanığın ismini bilip çekindikleri için kendisini işten çıkardıklarını, bu nedenle kimsenin kendisine ... vermediğini, sanığın söz konusu mektupların bazılarını posta yolu ile bazılarını ise bazı şahıslar vasıtasıyla gönderdiğini, kesinlikle sanıkla kendi rızasıyla cinsel birliktelik yaşamadığını, ayrıca sanığın zorla bileziklerini ve altın yüzüklerini aldığını, paralarını da vermeyip harcadığını, bu olaylardan bütün aile bireylerinin haberinin olduğunu, onların da baskı ve tehdit altında kaldıklarını, hatta evliliğinin de sanığın yüzünden bittiğini, sanık kendisine tecavüz ettikten sonra eşinden boşandığını, hâlâ eşinin başına gelenleri bilmediğini, sanıktan korktuğu için daha önce bu olaylar nedeniyle müracaatta bulunmadığını, sanık cezaevine girdikten sonra da her an çıktı çıkacak diye korkusunun devam ettiğini, sanığın tutuklu olduğunu düşündüğünü ve her an çıkabilir endişesi taşıdığını, sanığın 2019 yılına kadar cezaevine kalacağını öğrendiğini ve şikâyetçi olduğunu, sanıkta çocuğunun fotoğraflarının olduğunu ve bunların iadesini istediğini,
Mahkemede; sanığın, ablası ile on yıl evli kaldığını, kendisi ve ailesi üzerinde hep baskı kurduğunu, asıl amacının kendisi ve çocuğunu öldürmek olduğunu, sanıktan korktuğunu ve hâlâ bunu üzerinden atamadığını, bilmediği telefon numaralarının kendisini arayarak "Seni enişten şey yapmış, biz de yapsak ne olur?" dediğini, ne gururunun ne de şerefinin kaldığını, fotoğraf ve aşk mektuplarını sanığı oyalamak için gönderdiğini, zira hayatından endişe ettiğini, sanığın ailesini darmadağın ettiğini ve ailesinin sanığın yaptıklarından ve yapacaklarından korktuğunu, sanığın yanına gitme sebebinin ise sanığın bugün yarın çıkarım demesi olduğunu, sanığın cezaevinden hemen çıkacağını söylediğini ancak 2019 yılında çıkacağını duyunca şikâyetçi olduğunu, kendisinin sunabileceği bir delilinin olmadığını, ne yaşadıysa korkusundan yaşadığını, kendisine, çocuğuna ve ailesine zarar vermesinden korktuğu sanığın telefonda da sürekli kendisini tehdit ettiğini, sanığın kendisine imam nikâhı kıymadığını, sanık tecavüz ettiği sırada sesini duyan ailesinin ve ablasının da bu konuya şahit olduklarını, sanığın ilk defa 17 Temmuz 2011 tarihinde ustura çekerek tecavüz ettiğini, yine bundan üç ay önce de kendisine tecavüz etmek istediğini ancak buna müsaade etmediğini, sanığa yakın davranmasa ondan kendisine zarar gelecek diye korktuğunu, bu nedenle yakın davrandığını, gösterilen fotoğrafları cezaevine kendisinin gönderdiğini, yine sanığa hitaben yazılan mektupları da kendisinin yazdığını, bunlar içerik olarak incelendiğinde aşk ve sevgi cümleleri içeren mektuplar olduğunu, bu mektupları korkusundan yazdığını, korkmasa bu mektupları yazmayacağını, kesinlikle sanığa "Sen cezaevine girersen veya yurt dışına çıkarsan ben yaşayamam." demediğini,
Tanık ... ... kollukta; öz kızı olan katılanın, eşinden şiddet gördüğü için yaklaşık beş yıl kadar önce ...’dan ayrılıp ...’a geldiğini, kızı olması nedeniyle katılanı ve onun oğlunu yanına aldığını, birlikte yaşamaya başladıklarını, daha sonraki dönemlerde diğer kızı ...’nin eşi olan sanığın "Baba böyle olmuyor, hepimiz bir çatı altında yaşayalım." dediğini, kendisinin de kabul ettiğini, bunun üzerine sanık, ... ve iki çocuğunun da ikametine taşındıklarını ve hep beraber yaşamaya başladıklarını, tam tarihini hatırlamadığı bir gün bağ evinde bulunduğu sırada eşi olan Yurdagül’ün yanına gelerek sanığın katılan ile zorla ilişkiye girdiğini söylediğini, kendisinin o an donup kaldığını ve ne yapacağını bilemediğini, daha sonra sanığa böyle bir şey olup olmadığını sorduğunda sanığın, "Olmaması gereken bir şeydi ama oldu. Yapacak bir şey yok." diye cevap verdiğini, bu cevap üzerine sanığı şikâyet edeceğini söylediğinde de "Böyle bir şey yaparsan ailenden kimseyi sağ bırakmam, seni de aileni de öldürürüm." şeklinde kendisini tehdit ettiğini, sanığa güçleri yetmediği ve böyle bir olayın çevreden duyulmasından çekindikleri için herhangi bir merciye şikâyette bulunamadıklarını, zaten sanığın da şikâyet etmemeleri için gerek sözlü olarak gerekse bıçak kullanarak ailesine ve akrabalarına zarar vereceğinden bahisle sürekli kendilerini tehdit ettiğini, sanığın yaklaşık iki yıl kadar önce cezaevine girdiğini ancak hangi suçtan girdiğini bilmediğini, cezaevindeyken bile tehdit içerikli mektuplar gönderdiğini, sanığın tehditlerinin bitmediğini, en son hadde geldikleri için dayanamadıklarını ve katılanın savcılığa giderek şikâyetçi olduğunu, kendileri evde yokken sanığın katılana defalarca tecavüz ettiğini katılanın ve eşinin anlatması üzerine öğrendiğini, bunları kendi gözüyle görmediğini,
Mahkemede; sanığı oğlumuz diyerek evlerine aldıklarını, sanık eve gelince kendisinin bağ evinde kaldığını, olaylar olduktan bir ay sonra haberinin olduğunu, sanığa onu şikâyet edeceğini söylediğini, bu sırada bağda baldızının da olduğunu, sanığın yanına gelerek "Senin boynunu kopartacağım." dediğini, korkusundan sanığa bir şey diyemediğini, olayların bu şekilde devam ettiğini, sanığın katılanı odasına aldığını gördüğünü ancak bir şey diyemediğini, katılanı çeke çeke odasına götürdüğünü, kimsesi olmadığı için sanığı şikâyet edemediğini, katılan ile sanık arasında nikâh olmadığını, sanığın yalan söylediğini, katılanın tehdit altında olduğunu, katılanın sanığa yazdığı samimi mektuplardan haberinin olmadığını, katılan sanıktan korkmasaydı zaten bunların yaşanmayacağını, sanığın katılana tecavüz ettikten sonra gelip "Ben kızınıza tecavüz ettim, ona sahip olacağım." diye bir şey söylemediğini, sadece bir sefer "Senin boynunu kopartırım." dediğini, sanık ile bazı adamların geldiklerini ancak bunların kendisine bir şey demediklerini, kendisinin sanığa "Benim kızım kötü kadındır, yani o..dur, böyle olmasa yuvasını yıkıp gelmezdi." demediğini,
Tanık ... kollukta; öz kızı olan katılanın, beş yıl kadar önce ...’daki eşinden boşanarak ...’a döndüğünü ve yanında kalmaya başladığını, sanık ile evli olan küçük kızı ...’nin de sanıktan dayak yediğini ve işkence gördüğünü söyleyip kendileriyle yaşamaya başladığını, daha sonra sanığın da yanlarına yerleştiğini, sanıktan korktukları için bir şey diyemediklerini ve hep beraber yaşamaya başladıklarını, sanığın kendilerinde kalmaya başladığının ertesi günü katılanın, yanına gelerek sanığın kendisine tecavüz ettiğini anlattığını, korkusundan tir tir titreyen katılanın sanığın kendisine bıçak çektiğini ve zorla sahip olduğunu anlattığını, iki yıl boyunca aynı evde kaldıkları sanığın hem kendisine hem de kızlarına şiddet uyguladığını, silah ve bıçak ile kendilerini öldürmekle tehdit ettiğini, sanıktan korktukları için seslerini çıkaramadıklarını, sanığın yaptığı her şeye baş eğdiklerini, sanığın kendileriyle birlikte kaldığı süreçte sık sık katılanın odasına girip çıktığını ancak sanık ile katılanı yatakta görmediğini, sanığın katılana tecavüz ettiğini katılanın anlatması üzerine öğrendiğini,
Savcılıkta; sanığın katılanın boğazına bıçak dayayarak zorla onu kendisine eş yaptığını, gariban insanlar oldukları için ses çıkaramadıklarını, çıkarmaya çalıştıkları sırada da sanığın hemen tepelerine çöktüğünü, gölgesinin üzerlerinde gezdiğini, korktukları için sanıktan şikâyetçi olamadıklarını, sanığın katılanı ikinci eşi gibi iki yıl boyunca kullandığını, hatta eşinden daha çok onu kullandığını, katılanın her şeyi zorla yaptığını, sanık ile katılan arasında herhangi bir nikâh olmadığını, sanığın tesirinin hâlâ üzerlerinde olduğunu, katılana bilezikleri ne yaptığını sorduğunda, kolundaki bilezikleri bıçak çekerek sanığın zorla aldığını, parmağından da yüzüğünü aldığını katılanın anlattığını, bunları kendisinin görmediğini, aradan uzun süre geçtikten sonra şikâyetçi olmalarının sebebinin sanıktan korkmaları olduğunu,
Mahkemede; katılanın bu olaylardan dolayı sanığı kendisine şikâyet ettiğini, bu durumu sanığa söylediğinde sanığın boğazına bıçak dayadığını, evde uyudukları bir gün bir bağırtı duyduğunu, katılanın odasına gittiğinde "Rüya görüyordum." dediğini, sonradan sanığın katılana tecavüz ettiğini öğrendiklerini, sanığa neden böyle yaptığını sorduğunda yani ona engel olmaya çalıştığında sanığın, kolundan tutup dışarı attığını ve kapıyı yüzüne kapattığını, korktuğu için sanığı şikâyet edemediğini, eşi kalp hastası olduğu için bu durumu ona duyurmadıklarını, katılanın, sanığın kolundaki altınları aldığını söylediğini, sanığın katılanı sürekli dövdüğünü, ölümle tehdit ettiğini ve hakaret ettiğini, önceki ifadesi okunup sorulduğunda; katılan ile aynı odada yattıklarını, sanığın saçından tutup sürüyerek katılanı kendi odasına götürmeye çalıştığını, ona engel olmaya çalıştığında kolundan tutup kendisini dışarı attığını, evden atılmamak için bu duruma razı olmak zorunda kaldığını, her seferinde katılanın ağlama seslerini duyduğunu, sanığın kendisine tecavüz ettiğinden dolayı ağladığını bildiğini, bunun göz önünde olduğunu ancak çok çaresiz oldukları için bunu kimseye anlatamadıklarını, hiçbir dayanağının olmadığını ve tek başına bir şey yapamadığını, sanığın hem eşini hem de katılanı dövdüğünü, katılan vekilinin talebi üzerine sorulduğunda; katılana tecavüz ettikten sonra sanığın kendilerini topladığını, burada kendisine, eşine, katılana ve ...’ye "... artık benim eşimdir, ona zorla sahip oldum, ancak bundan sonra benim eşim sayılır, ben ona sahip çıkacağım. Evin boyanmasından arta kalan tiner ile evi yakarım, sizi de içinde birlikte yakarım." dediğini, kendisinin de "Yakarsan yak, her gün çekeceğimize bir gün çekeriz." diye karşılık verdiğini, sanığın katılanı oğlu ile tehdit ettiği için katılanın oğlunu babasının yanına gönderdiğini, katılanın sanığa yazdığı aşk mektuplarından haberinin olmadığını, katılanın korkusundan dolayı bir şey söyleyememiş olabileceğini, sanığın bağ evine gelerek eşini ve kendisini dövdüğünü, eşinin gömleğini parçaladığını, kendilerine bıçak çektiğini, bu duruma ...'ın şahit olduğunu, sanığa "... baldızındı, kardeşin sayılır. Ona nasıl bunları yaptın?" dediğini, amacının sanığa çıkışmak olduğunu ancak sanığın kendilerini dövdüğünü,
Tanık ... savcılıkta; normalde ...’te yaşadığını ancak ara sıra ablasını ziyarete ...’a geldiğini ve onun yanında kaldığını, ablasının kızı olan katılanın, eşinden ayrıldıktan sonra ...’a döndüğünü ve ablası ile birlikte kaldıklarını, daha sonra sanık ve ...’nin de onlarla kalmaya başladıklarını, katılanın anlattığına göre; boşanma sebebinin sanık olduğu ve nafaka parasını da sanığın aldığı, bu süreçte sanığın kaldığı odaya zorla girip ırzına geçtiği, kendisinin katılanın zorla ırzına geçilmesine ilişkin görgüye dayalı bir bilgisinin olmadığını ancak sanığın bağda eniştesine bıçak çekip üzerine yürüdüğünü, yakasından tutup düğmelerini kopardığını ve aile üzerinde baskı kurduğunu gördüğünü, hatta bu olanlardan dolayı şikâyetçi olmayı düşündüğünü ancak eşinin olmaması ve tek oğlunun zarar göreceği endişesiyle bir şey yapamadığını, eniştesine sanığın "Senin kızlarını, eşini bilmem ne yapacağım, öldüreceğim." dediğini duyduğunu ancak bu olayın ne zaman olduğunu tam hatırlamadığını,
Mahkemede; kız kardeşini ziyarete gittiğinde ablasının ve eniştesinin stresli olduklarını ve yüzlerinin gülmediğini gördüğünü, sonra sanığın bağ evine geldiğini, tartışmalar yaşandığını, sanığın, küfürler ederek eniştesine bıçak çektiğini ve "Elinizden geleni geri koymayın." dediğini, bu sırada alkol ve hap kullandığını, daha sonra araba ile arkadaşlarını da getirdiğini, arkadaşlarının evin dışında beklediğini, ablasının sanığa "Bizi öldüreceksen bir an önce öldür, bizde kurtulalım." dediğini, bunun üzerine eniştesine sanığın bıçak çektiğini, bunun sebebinin; sanığın katılanın ırzına geçmesi üzerine eniştesinin bu durumu sanığa söyleyip "Bunu yapmayacaktın." demesi olduğunu, sanığın da "Öbürü olmadı, ... oldu." gibilerinden bir cümle kullandığını, "Var mı bir diyeceğiniz? Elinizden geleni yapın." diyerek bıçak ile eniştesinin üzerine yürüdüğünü ve gömleğinin düğmelerini kopardığını, bıçağın eniştesinin elini kestiğini, küfürleri üzerine bunları yapmamasını söyleyip sanığın ağzını kapatmaya çalıştığını, daha sonra sanığın ... ile katılanı da buraya getirdiğini, kendisinin katılana "Madem bu işi yapmışsınız, ya bu işi ortaya çıkartın ya da buradan gidin." dediğini, katılanın burada sanığın tarafını tuttuğunu ancak daha sonra katılanın, sanığın kendisini saçından sürüyerek götürdüğünü ve zorla ırzına geçtiğini söylediğini, katılan ve ... geldiklerinde orada kendisine kızdıklarını, zira sanıktan korktuklarını, bunu bağa geldikten sonra söylediklerini, kendisinin bilezik olayını bilmediğini, bir seferinde ablasının evine geldiğinde de sanığın onları dövdüğünü ve tehdit ettiğini onlardan duyduğunu, bağdaki olayların dışında hakaret ve gasp olayı görmediğini, sanığın talebi üzerine tanıktan sorulduğunda da katılan ile ... bağ evine geldiklerinde kendisinin katılana bu olayı gönüllü mü yoksa gönülsüz mü yaptığını sorduğunu, bu sırada tir tir titreyen katılanın kendisine "Sen ne karışıyorsun?" dediğini, kendisinin de katılana "Cehennem ol git!" diye karşılık verdiğini, daha sonra da ...’ye sorduğunu, onun da "Teyze kendileri zorla veya güzellikle de olsa böyle bir şey olmuşsa ve kendileri mutluysa ben ne yapabilirim?" dediğini ancak onun da tir tir titrediğini,
Tanık Hatice Darak kollukta; ablası olan katılanın eşiyle problem yaşaması nedeniyle yaklaşık beş yıl kadar önce ...’dan ...’a döndüğünü ve burada annesiyle birlikte yaşamaya başladığını, kendisinin ise o dönemde ... ilinde yaşadığını ancak gerek katılan ile gerekse kardeşi ... ile arada sırada görüştüklerini, ...’nin sanığın kendisine sürekli kötü davrandığını söylediğini ve sürekli dert yandığını, kendisi ve ailesi sanıktan korktukları için ona ses çıkaramadıklarını, bir ara katılan ile ...’nin birlikte yaşamaya başladıklarını, çünkü ... maddi durumlarının kötü olduğunu ve geçinemediklerini, sanığın işsiz ve problemli bir insan olduğunu, sanığın ailesi ile birlikte kaldığı bir zamanda katılanın, kendisini arayarak sanığın kendisine bıçak zoruyla tecavüz ettiğini söylediğini, kendisinin ve ailesinin bu olayı duymaları üzerine şok olduklarını ancak sanıktan korktukları için seslerini çıkaramadıklarını, sanıktan sık sık şiddet gördüklerini ve tehdit edildiklerini, kardeşlerinden öğrendiği kadarıyla sanığın sürekli şiddet uyguladığını, sanık ile aynı evde kalmadığını, bildiklerinin kardeşlerinden öğrendikleri olduğunu, sanığın suç makinası olduğunu,
Mahkemede; zamanında başına bazı olaylar geldiğini ve bir müddet kadın sığınma evinde kaldığını, bekârken bir çocuğunun olduğunu ve babası ile birlikte yaşadığı evden sanık yüzünden kaçtığını, ablası ile evli olan sanığın bakışlarından ve onunla aynı evi paylaşmaktan rahatsız olduğu için kadın sığınma evine gittiğini, sanığın kendisini taciz etmediğini, katılanın kendisini arayarak sanığın odasına girip ırzına geçtiğini, bu durumu da arada gönül ilişkisi varmış gibi gösterdiğini söylediğini, şikâyet etmesini söylediğinde de sanığın kendisini çocuğu ile tehdit ettiğini ve sokağa çıkartmadığını söylediğini, ...’nin de bu olaylardan haberinin olduğunu, katılanın beyanı dışında bu ilişkinin zorla olduğuna dair başka bir bilgisinin olmadığını, kendisinin evden 2005-2006 yılları arasında ayrıldığını ve bir daha da geri dönmediğini, ailesinin sanıktan çok korktuğunu, işsiz güçsüz bir adam olan sanığın sürekli anne ve babasını tehdit ettiğini, dokuz kız kardeş olup erkek kardeşlerinin olmadığını, babasının da yaşlı olduğunu, katılan ile sanık arasında imam nikâhı olmadığını, katılanın, sanığın altınlarını zorla aldığını ve bir gece odasına girip bıçağı boğazına dayayarak tecavüz ettiğini söylediğini, sanığın hem katılanı hem de eşini dövdüğünü, katılan vekilinin talebi üzerine sorulduğunda da katılanı sanığın karısı olarak gördüğünü, çünkü sanığın katılan ile aralarında gönül ilişkisi varmış gibi gösterdiğini, katılanı sürekli "Artık sen benim karımsın, ikimiz birlikteyiz." diyerek tehdit ettiğini,
İfade etmişlerdir.
Sanık ... savcılıkta; baldızı olan katılanın, kocasının kovalaması üzerine ...’dan ...’a geldiğini, annesi ve diğer baldızı ... ile beraber yaşamaya başladığını, bu sırada kendisinin de sekiz dokuz yıldır evli olduğu ... ile birlikte yaşadığını, maddi sıkıntı yaşamaları nedeniyle katılanın sık sık evlerine gelerek ne varsa eşinden isteyip aldığını, eşine katılan ile görüşmemesini söylediğini, temyiz aşamasında daha önceki infazını da yakar şekilde dosyasının olduğunu, avukatının söylemesi nedeniyle önceki infazının yanacağını bildiğini, yakalanmamak için yurt dışına çıkacağından eşine "Anneni ve bacılarını çağır, bizim evde otursunlar. Ben çekip gideceğim." dediğini, onların da "Siz bizim eve gelin, tek kira veririz." diye karşılık vermeleri üzerine eşi ve çocuklarının kayınvalidesine gittiklerini, kendisinin iki ay boyunca yanlarına gitmediğini ancak masraflarını gönderdiğini, eşi, kayınbabası ve kayınvalidesinin ısrarla eve gelmesini istediklerini, katılanın da gelmesini istediğini, bunun üzerine kendisinin de bu evde kalmaya başladığını, katılanın, çocuğunun ve evdekilerin ihtiyaçlarını karşıladığı için kendisine yakınlaşmaya başladığını, yanında uygunsuz hareketler yapıp uygunsuz giyinerek odasından internet aracılığıyla mesaj gönderdiğini, bu şekilde birlikte olmaya başladıklarını, ilişkilerinin gizli kalması konusunda katılana ısrar ettiğini, katılanın ise eşinden boşanmasını ve kendisine nikâh kıymasını istediğini, kendisinin ise çocuğuna kıyamadığını ve katılanın istemesine rağmen boşanmadığını ancak katılanın yakasını bırakmadığını, 18.07.2009 tarihinde katılanın kendisini araması üzerine onu bağdan alıp çarşıya bıraktığını, bu sırada katılanın "Bir saat sonra eve gel, bekliyorum." dediğini, sarhoş bir şekilde eve gittiğini ve katılanla birliktelik yaşamaya başladıklarını, katılana karşı herhangi bir zor kullanmadığını, zaten kaynanasının kendisini baştan çıkaranın katılan olduğunu bildiğini, bundan dolayı katılanı dövüp evden kovduklarını, kendisinin ise katılana sahip çıkıp buna engel olduğunu, katılanla birliktelik yaşadıkları esnada onu bir kaç kere dövdüğünün doğru olduğunu, bunun sebebinin; katılanın evde huzursuzluk çıkartması, evden taşınıp ayrı bir yerde yaşamaları konusunda ısrarcı olması ve ...'nin yanına gitmemesi ile çocuklarıyla ilgilenmemesini istemesi olduğunu, katılanın bilezik ve yüzüklerini aldığı iddiasının doğru olduğunu ancak bunları katılanın kendi rızasıyla verdiğini, hatta bunları bozdurup parasını verdiğini, kendisinin kaynanasının eski evini yeniden yaptırdığını, evin tamamlandığını ve boyasının yapılmış olduğunu, ancak boyacının boyama parasının kaldığını, bunu ödemek için bilezik ve yüzüklerin parasını katılandan aldığını ve boyacıya verdiğini, gösterilen mektupları kendisinin yazdığını, cezaevine girdikten sonra katılanın yaklaşık iki yıl boyunca düzenli olarak ziyaretine geldiğini, hatta cezaevi idaresine katılanı görüşeceği arkadaşlarından birisi olarak bildirdiğini, ameliyat olup hastanenin mahkûm koğuşunda kalırken refakatçi olarak katılanın yanında kaldığını, eşinin kalmadığını, haftalık görüşmelerini de katılanla yaptığını ancak yaklaşık iki ay kadar önce katılanı iki kez aramasına rağmen telefonunun kapalı olduğunu, üçüncüde de katılanın telefonu yüzüne kapattığını, bundan dolayı katılana çok sinirlendiğini, onunla olan ilişkisini sona erdirdiğini ve söz konusu on iki sayfalık mektubu yazdığını, katılanın imam nikâhlı eşi olduğunu, katılanın şahitlerinin; annesi, babası, amcası ve önceki eşi ... olduğunu, atılı suçları işlemediğini,
Mahkemede; katılana sahip çıktığını, ona tecavüz etmediğini, kendisine iftira atıldığını, katılan ile gayriresmî nikâh kıydıklarını, bu şekilde ilişkiye girdiklerinin doğru olduğunu ancak herhangi bir zorlama olmadığını, katılanın oturduğu evi kendisinin yaptırdığını, katılanın altınlarını rızasıyla verdiğini, kendisinin de bunları ev yapımı sırasında ustalara verdiğini, cezaevine düşene kadar katılan ile aralarının iyi olduğunu, hatta katılanın, ayaklarını bile yıkadığını ve kendisine çok iyi baktığını, cezaevine düştükten sonra katılanın, kendisini terk ettiğini ve hakkında iftirada bulunmaya başladığını, katılanın gasp ve tacavüzde bulunduğuna yönelik iftira atması üzerine ise dayanamayıp mahkemeye sunduğu tehdit ve hakaret içerikli mektupları saçmalamak sureti ile yazdığını, dar yerde olduğu için yapılan bu haksızlığı kendisine yediremediğini, dosyadaki fotoğraflara bakılırsa katılanın rızasıyla kendisiyle birlikte olduğunun anlaşılacağını, fotoğraflarda samimi pozlar olduğunu, bu hususların dikkate alınmasını istediğini, cezaevine düştükten sonra katılanın iki yıl kendisine sahip çıktığını, sonra terk edip iftira attığını, sunduğu fotoğrafların aralarındaki samimiyeti gösterdiğini, bu fotoğrafların katılan ile oğlunun evde çekip kendisine gönderdiği fotoğraflar olduğunu, sorulduğunda; katılan vekilinin kendisini sevgililer gününde şikâyet ettiğini, on aylık cezasından dolayı polisler kendisini almaya eve geldiklerinde katılanın polislere karşı çıkarak kendisini teslim etmek istemediğini, katılanın oğlunun, eski kocasının ve ... yerindeki patronunun tanık olarak dinlenmesini istediğini,
Savunmuştur.
V. GEREKÇE
Katılanın eşi ile yaşadığı sorunlar nedeniyle 2009 yılı Haziran ayında ...'a döndüğü ve burada annesiyle birlikte yaşamaya başladığı, daha sonra yanlarına sanık ve eşinin de taşındıkları, bir gece katılanın yatak odasına giren sanığın, katılanı yere yatırıp nitelikli cinsel saldırıda bulunmaya çalıştığı ancak katılanın bağırması üzerine odadan kaçarak bu eylemini tamamlayamadığı, 17.07.2009 tarihinde evde kimsenin bulunmadığı bir sırada ise bıçak göstererek bu sefer katılanın vücuduna organ sokmak suretiyle cinsel saldırıda bulunduğu, bu cinsel saldırı eylemlerini cezaevine girdiği 06.01.2011 tarihine kadar devam ettirdiği, ayrıca 2009 yılı içerisinde bir gün bıçak göstermek suretiyle zorla katılanın altın bilezik ve yüzüklerini aldığı iddia olunan olayda; katılanın aşamalarda; birçok suça karışmış ve ...'ta bilinen bir kişi olan sanıktan tüm aile bireyleri olarak çekindiklerini, sanığın, baskı ve zorlama ile kendisine nitelikli cinsel saldırıda bulunduğunu, ustura ve pompalı av tüfeği ile tehdit ettiğini, ayrıca zorla bilezik ve altın yüzüklerini aldığını, evde bulunan ... ve sair tüm eşyaları kırdığını, birkaç kez evi yaktığını, eşyalara zarar verdiği gibi çocuğuna da zarar vermekle ve gözlerini kör etmekle kendisini tehdit ettiğini, bu olayların sanık cezaevine girene kadar devam ettiğini, sanık bugün yarın çıkarım dediği için onun ziyaretine gittiğini, ona yakın davranmasa sanığın kendisine zarar vereceğinden korktuğunu ve bu nedenle yakın davrandığını, gösterilen fotoğrafları cezaevine kendisinin gönderdiğini, yine sanığa hitaben yazılan mektupları da korkusundan yazdığını; tanık ... 'ın; tam tarihini hatırlamadığı bir gün bağ evinde bulunduğu sırada eşi olan tanık Yurdagül’ün yanına gelerek sanığın katılan ile zorla cinsel ilişkiye girdiğini söylediğini, kendisinin o an donup kaldığını ve ne yapacağını bilemediğini, daha sonra böyle bir şeyin olup olmadığını sanığa sorduğunu, onun da "Olmaması gereken bir şeydi ama oldu. Yapacak bir şey yok." diye cevap verdiğini, bu cevap üzerine onu şikâyet edeceğini söylediğinde de ise "Böyle bir şey yaparsan ailenden kimseyi sağ bırakmam, seni de aileni de öldürürüm." şeklinde kendisini tehdit ettiğini, sanığa güçleri yetmediği ve böyle bir olayın çevreden duyulmasından çekindikleri için herhangi bir merciye şikâyette bulunamadıklarını; tanık Hatice Darak'ın; katılanın bir gün kendisini arayarak sanığın kendisine bıçak zoruyla cinsel saldırıda bulunduğunu söylediğini, kendisinin ve ailesinin bu olayı duymaları üzerine şok olduklarını ancak sanıktan korktukları için seslerini çıkaramadıklarını, ayrıca katılanın sanığın, altınlarını zorla aldığını da söylediğini; tanık ...'ın; sanığın katılanın ırzına geçmesi üzerine eniştesinin bu durumu sanığa söyleyip "Bunu yapmayacaktın." dediğini, sanığın da "Öbürü olmadı, ... oldu." gibilerinden bir cümle kullandığını, "Var mı bir diyeceğiniz? Elinizden geleni yapın." diyerek bıçak ile eniştesinin üzerine yürüdüğünü ve gömleğinin düğmelerini kopardığını; tanık ...'ın; evde uyudukları bir gün bir bağırtı sesi geldiğini, katılanın odasına gittiğinde "Rüya görüyordum." dediğini, sonradan sanığın katılana nitelikli cinsel saldırıda bulunduğunu öğrendiklerini, sanığın katılanı saçından tutarak sürükleyip kendi odasına götürmeye çalıştığını, ona engel olmaya çalıştığında kolundan tutup kendisini dışarı attığını, korktuğu için sanığı şikâyet edemediğini, eşi kalp hastası olduğu için bu durumu ona duyurmadıklarını, bir gün bileziklerini ne yaptığını sorduğu katılanın, sanığın bıçak çekerek bilezik ve yüzüklerini zorla aldığını söylediğini ifade etmeleri, her ne kadar katılan, sanığın ilk eyleminden uzun bir süre sonra şikâyette bulunmuş, sanığı cezaevinde 26 kez ziyaret etmiş, ona aşk ve özlem içerikli mektuplar yazmış ve fotoğraflar göndermiş ise de katılanın, korkusundan dolayı geç şikâyette bulunduğunu, cezaevinde bulunan sanığı ziyaret ettiğini ve ona fotoğraf ile mektuplar gönderdiğini beyan etmesi, tanıkların ifadelerinin bu beyanı destekler nitelikte olması, sanığın gönderdiği tehdit ve hakaret içerikli mektuplar ve sanığın adli sicil kaydındaki katılan ve tanıklar tarafından aşamalarda ifade edilen kendisinden korku duyulmasını da haklı gösteren suçlu kişiliğine dair sabıka kayıtları göz önünde bulundurulduğunda, katılanın bu beyanının kabul edilebilir nitelikte olması, ayrıca 28.12.2013 tarihli ... kurulu raporu ile de katılanın ruh sağlığının bozulduğunun tespit edilmiş olması karşısında, sanığın atılı suçları işlemediğine dair savunmalarının suç ve cezadan kurtulmaya yönelik bulunduğundan, sanığa atılı nitelikli yağma ve nitelikli cinsel saldırı suçlarının sabit olduğunun kabulü gerekmektedir.
Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan bir Ceza Genel Kurulu üyesi; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır.
VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE,
2- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 22.03.2023 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.