Yargıtay 7. Ceza Dairesi · E. 2021/3505 · K. 2024/3103
7. Ceza Dairesi 2021/3505 E. , 2024/3103 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2010/257 E., 2016/106 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet, Resmi belgede sahtecilik HÜKÜMLER : Sanıklar ..., ..., ..., ... hakkında beraat, sanık ... hakkında mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî ret, kısmî onama, kısmî bozma Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz nedenleri; sanıkların kaçakçılık ve sahtecilik suçlarını işlediğine, beraat kararlarının re’sen dikkate alınacak nedenlerle bozulması talebine ilişkindir. 2. Sanık ... müdafiinin temyiz nedenleri; sanığın atılı suçu işlemediğine, beraat kararı verilmesi gerektiğine, re’sen dikkate alınacak nedenlerle hükmün bozulması talebine ilişkindir.
II. GEREKÇE
Halkalı Gümrük Müdürlüğü tarafından yapılan incelemelerde; sanık ...'ın ortağı ve yetkilisi olduğu ... Tekstil İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi adına tescilli 22.07.2009 tarihli 10 adet ihracat beyannamesi muhteviyatı eşyanın fiilen taşınmadığı ve yurt dışı edilmediği halde 5 adet özet beyandaki taşıma senedine "yavru beyanname" olarak bağlanarak kapatıldığı, böylece eşyanın gerçekte yurt dışı edilmediği halde özet beyana gizlenerek yurt dışı edilmiş gibi sistem üzerinden beyannamenin kapatılmasının sağlandığı, kapatılan beyannamelerin taşıma senedine kayıtlı ana beyannameyle herhangi bir ilgisinin bulunmadığı, firmanın bu ihracatla ilgili olarak KDV mahsup ve iadesinden yararlandığı anlaşılmıştır. İhracatçı firma yetkilisi ve ortağı olan sanık ..., gümrük müşaviri ..., taşıyıcı firma sahibi..., özet beyan giriş şifre ve ekranı kullanılan taşıyıcı firma çalışanı ..., yine taşıyıcı firma çalışanı ... ile özet beyanın tescil ve onay işlemini yapan gümrük memuru ... hakkında, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin ondördüncü, aynı Kanun'un 4 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca kamu davası açılmıştır. Sanık ... savunmasında, ihracatçı firmanın yetkilisi olduğunu, Rus uyruklu bir alıcının istediği eşyaların satışı konusunda anlaştıklarını, onun yönlendirdiği gümrük müşavirine vekalet verdiğini, yine onun yönlendirdiği taşıyıcı firmanın eşyaları depodan aldığını, diğer sanıkları tanımadığını, eşyaların yurtdışı edilmesine müteakip beyanname kapsamında KDV iadesi talebinde bulunduğunu beyan etmiştir. Sanık ... savunmasında, Transalkım Uluslararası Nakliyat ve Tic. Ltd. Şti.nde bordrolu eleman olarak çalıştığını, gümrüklerde özet beyan girişlerinde firma çalışanı 12 arkadaşı ile birlikte ... adına alınan şifre ile işlem yaptıklarını, iddianamede ismi geçen şahısları ve firmaları tanımadığını, bu şahıs ve firmaların herhangi bir nakliye işini gerçekleştirmediğini beyan etmiştir. Sanık ... savunmasında, Transalkım Uluslararası Nakliyat ve Tic. Ltd. Şti.nde bordrolu eleman olarak 9 yıldır çalıştığını, Transalkım firmasına ait çıkış özet beyanlarda yer alan ... isminin kendisine ait olduğunu, tüm bu özet beyanların kendi şifresi ile yapıldığını, bu şifrenin tüm Transalkım çalışanlarınca bilindiğini, iddianameye konu firmaları ve yetkililerini tanımadığını, bunlarla ilgili firmalarının gerçekleştirdiği herhangi bir işlem söz konusu olmadığını beyan etmiştir. Sanık ... savunmasında, gümrük müşaviri olduğunu, şifresini kendisinden başka kimsenin bilemeyeceğini, nasıl ele geçirildiğini bilmediğini, dosya kapsamındaki firmaları ve şahısları tanımadığını, beyannameleri kendisinin düzenlemediğini, bilgisinin olmadığını, şifresinin ve adının kullanıldığını beyan etmiştir. Sanık ... savunmasında, eylemle ilgisinin olmadığını, art niyetli kişiler tarafından BİLGE sisteminin eksikliklerinden faydalanılarak yapıldığını, usülsüz işlemle ilgili bir bilgisinin olmadığını, BİLGE sistemindeki eksikliklerin de kendileri tarafından ortaya çıkarıldığını, sahteciliğe konu hiçbir belgenin kendisi tarafından düzenlenmediğini beyan etmiştir. Katılan ... İdaresi vekilinin münhasıran beraat kararlarına yönelik temyizi ile sanık ... müdafiinin temyizinin incelenmesinde; A. Sanıklar ... ve ... Hakkında 5607 sayılı Kanun'a Muhalefet ve Resmî Belgede Sahtecilik Suçlarından Kurulan Beraat Hükümlerinin Temyizi Bakımından Sanıkların aşamalardaki savunmaları ve tüm dosya kapsamına göre; 5607 sayılı Kanun'a muhalefet ve resmi belgede sahtecilik suçlarını diğer sanıklarla iştirak halinde işlediklerine dair dosyaya yansıyan somut delil bulunmadığı anlaşılmakla; Sanıklar ... ve ...'ün yargılama konusu eylemlerine göre belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan, aynı Kanun'un 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği ise 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, atılı suçun işlendiği 22.07.2009 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar, 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin gerçekleştiğinin anlaşılması bozmayı gerektirmiştir. B. Katılan ... İdaresi Vekilinin Münhasıran Sanıklar ... ve ... Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik ve 5607 Sayılı Kanun'a Muhalefet Suçlarından Kurulan Beraat Hükümleri Yönünden Temyizi ile Sanık ... Müdafiinin Sanık Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Yönünden Temyizi Bakımından Suça konu ihracat beyannamelerinin gümrük müşaviri sanık ...'nin şifresi kullanılarak tescil edildiği, bu şifre olmadan eylemin icra edilmesi mümkün olmadığı gibi söz konusu TIR karnesi muhteviyatı eşyaları Transalkım firmasının naklettiği ve anılan firmanın çalışanı olan sanık ...'in şifresi ile TIR karnelerine alt satırlar açılarak yavru beyannamelerin düzenlendiği, bunun yanında söz konusu ihracat beyannemelerinin ... Tekstil İnş. San. Ve Tic. Ltd. Şti. adına tescil edildiği ve bu firmanın temsile yetkili ortağının da sanık ... olduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar mahkemece sanıklar ... ve ... hakkında atılı resmi belgede sahtecilik ve 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçlarından delil yetersizliği gerekçesiyle beraat kararı verilmiş ise de, 22.07.2009 tarihli 10 adet ihracat beyannamesinin ekinde bulunması gereken TIR karneleri ve diğer belgeler olmadan tescil edildikleri, bu nedenle 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin ondördüncü fıkrasındaki düzenleme gereği "İhracat gerçekleşmediği halde gerçekleşmiş gibi göstermek" fiilinin somut olayda gerçekleştiği, keza suça konu diğer ihracat beyannamelerinin ekinde yer alan TIR karneleri incelendiğinde her bir yavru beyanname muhteviyatı eşyanın farklı bir TIR aracı ile nakliyesinin yapılması ve ayrı bir çıkış beyannamesine bağlanarak 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 150 ve devamı maddeleri gereğince tescil edilmesi gerekirken yavru beyannamelerin yer aldığı TIR karnelerinin sadece bir çıkış beyannamesine bağlanması ve ana beyanname muhteviyatı eşyaları taşıyan nakil araçlarının yavru beyanname kapsamındaki eşyaları nakletmesinin dosya kapsamına göre mümkün olmadığının anlaşılması karşısında, sanıkların iştirak halinde yavru beyannamelere konu eşyaları Türkiye Gümrük Bölgesi dışına çıkartmadıkları halde ihraç etmiş gibi gösterdiklerinin sabit olduğu gözetilerek, resmî belgede sahtecilik suçu bakımından sanıkların eylemlerine uyan 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince, kaçakçılık suçu bakımından ise suç tarihinde yürürlükte bulunan 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin ondördüncü fıkrası ve aynı Kanun'un 4 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereği mahkûmiyetlerine karar verilmesi gerekirken, sanıklar ... ve ... hakkında beraatlerine, sanık ... hakkında ise 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca mahkûmiyetine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. C. Sanık ... Hakkında 5607 sayılı Kanun'a Muhalefet Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükmünün Temyizi Bakımından Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve Kanun'a uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, sanık müdafiinin aşağıda yer alan hukuka aykırılıklar dışındaki temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. 1. Dava konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin 2 katının ödenmesi halinde; soruşturma evresinde etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmamış ise verilecek cezada 1/2 oranında, yapılmış ise 1/3 oranında indirim yapılacağı belirtilerek 7242 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca etkin pişmanlık ihtaratında bulunulması gerektiği de göz önünde bulundurulmak suretiyle; 10.12.2022 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrası "yirmiüçüncü" fıkrası olarak değiştirildiği gözetilerek; 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesi yirmiüçüncü fıkrasına eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içermesi, yine aynı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ikinci fıkrası uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve anılan madde gereğince suça konu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarındaki miktarın hüküm verilinceye kadar Devlet Hazinesine ödenmesi halinde verilecek cezada indirim uygulanacağı hüküm altına alındığı dikkate alınarak, 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ve 7242 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesi ile 5607 sayılı Kanun'a eklenen geçici 12 nci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının saptanması ve sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu, 2. Sanığın diğer sanıklar ... ve ... ile birlikte atılı suçu işlediği anlaşılmakla, 5607 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca cezada artırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi, Hukuka aykırı bulunmuştur.