İçtihatYargıtay3. Ceza Dairesi
Yargıtay 3. Ceza Dairesi · E. 2021/3609 · K. 2023/3507
- Esas No
- 2021/3609
- Karar No
- 2023/3507
- Karar Tarihi
- 23.05.2023
Karar Metni
3. Ceza Dairesi 2021/3609 E. , 2023/3507 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma, basın ve yayın yolu ile zincirleme şekilde silahlı terör örgütü propagandası yapma
Silahlı terör örgütü propagandası yapma; 06.12.2015
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi ve düzeltilerek esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin, İlk Derece Mahkemesinde silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda, savunmaya yeterli imkanın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, istinaf aşaması ve temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunma imkanının kullanılabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz
konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun'un 94 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığının, 01.11.2017 tarih, ... Soruşturma ve ... Esas numaralı iddianamesi ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma ve basın ve yayın yolu ile zincirleme şekilde silahlı terör örgütü propagandası yapma suçlarından cezalandırılması talebi ile kamu davası açılmıştır.
2. Şırnak 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.01.2020 tarihli ve... sayılı kararı ile sanık hakkında;
(a) Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 302 nci maddesinin birinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesi, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba,
(b) Basın ve yayın yolu ile zincirleme şekilde silahlı terör örgütü propagandası yapma suçundan, 3713 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin ikinci fıkrası ve ikinci cümlesi, 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi ve 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca 1 yıl 10 ay 15 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
3. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 13.07.2020 tarihli ve 2020/216 Esas, 2020/622 sayılı kararı ile sanık hakkında;
(a) Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine,
(b) Basın ve yayın yolu ile zincirleme şekilde silahlı terör örgütü propagandası yapma suçundan İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun kabulü ile duruşmasız yapılan incelemede "İlk Derece Mahkemesi gerekçeli karar başlığında yer alan suç tarihi kısmının '06.12.2015' olarak değiştirilmesi ve hükmün zincirleme suç hükümleri uygulamasını düzenleyen B bendinin 3 üncü paragrafının tamamıyla hükümden çıkartılarak yerine 'Yasal koşulları oluşmadığından sanık hakkında TCK'nın 43 üncü maddesi hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına' ibarelerinin eklenilmesi" suretiyle netice ceza 1 yıl 6 ay olacak şekilde hükmün 5271 sayılı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
4. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 22.09.2020 tarihli, sanık hakkında Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan açılmış dava bulunmaması, silahlı terör örgütü propagandası yapma eylemine ilişkin suç tarihinde sanığın suça sürüklenen çocuk sıfatında bulunması ve propaganda suçunda tekerrür hükümlerinin uygulanması nedenleriyle kurulan hükümlerin hukuka aykırı bulunduğundan bozma görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle;
1. Tanıkların duruşmada sanık aleyhine beyanda bulunmadıklarına,
2. Tanıkların hazırlık beyanlarının hukuka aykırı şekilde elde edildiğine,
3. Sanığın suç tarihinde olay yerinde bulunmadığına,
4. HTS kayıtlarının lehe olduğuna,
5. Mahkumiyete yeterli delil bulunmadığına,
6. Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçunun unsurlarının oluşmadığına,
7. Sanığın suç tarihinde suça sürüklenen çocuk konumunda olduğuna,
8. Sanık lehine bulunan tüm yasal maddelerin uygulanması gerektiğine,
9. Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Devletin Birliğini ve Ülke Bütünlüğünü Bozma Suçuna İlişkin
2015 yılı Temmuz ve Ağustos içerisinde Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde bazı şehir ve ilçelerde PKK terör örgütünün aldığı kararlar sonucu öz yönetim ilan edilerek güvenlik güçleriyle çatışmaya girme amaçlı ve devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmak suretiyle devletin bağımsızlığını zayıflatmaya yönelik cadde ve sokaklara barikatlar kurulduğu, hendekler açıldığı, buralara kolluk kuvvetlerinin girişine izin verilmediği, öz yönetim savunma birlikleri adı altında PKK'ya bağlı silahlı birlikler oluşturulduğu,
örgüt emir ve talimatı ile açılan hendek ve kurulan barikatlarda silahlı nöbet tutulduğu, yapılan askeri operasyonlar sonucu bu girişimlerin bertaraf edilebildiği, bu eylemlerin vahim nitelikte ve 5237 sayılı Kanun'un 302 nci maddesinde belirtilen ülke topraklarının bir kısmını devlet yönetiminden ayırmaya yönelik elverişli eylemler olduğu,
Tanıklar H.M. ve F.Y.'nin beyanlarına göre sanığın PKK/KCK silahlı terör örgütünün şehir gençlik yapılanması (YDG-H/YPS) içerisinde Şırnak ili Silopi İlçesi Karşıyaka Mahallesinde silahlı faaliyet gösterdiği, hendek ve barikat yapımına katıldığı, hendek ve barikatların bulunduğu yerlere mayın döşediği, yine Karşıyaka Mahallesinde hendek ve barikatlarda silahlı nöbet tuttuğu, sanığın böylelikle; PKK/KCK silahlı terör örgütünün kuruluş amaçlarını, faaliyet ve eylemlerini benimsediğini gösterir şekilde ve örgütün amaçları doğrultusunda emir talimat içerisinde silahlı faaliyet göstermek, hendek barikatlarda nöbet tutmak, güvenlik güçleriyle çatışmaya girmek amaçlı hendek barikat yapımında yer almak şeklinde yoğunluk, süreklilik ve çeşitlilik arzeden eylem ve faaliyetlerde aktif bir şekilde bulunularak örgütle hiyeraşik ve organik açıdan tam bir disiplin içinde bağlı olduğu,
Sanıkla birlikte aynı ve başka mahallelerde silahlı faaliyet yürüten, haklarında aynı nevi suçtan Şırnak Ağır Ceza Mahkemelerinde ve diğer mahkelerde dava bulunan açık tanıklar her ne kadar soruşturma aşamasındaki teşhis beyanlarını kabul etmediklerini, baskı altında imza attırıldığını belirtmiş iseler de; dosya içerisine alınan gözaltı giriş çıkış adli raporları ve tanıkların kendi hakkındaki soruşturma dosyasındaki ifadelerinde bu hususa ilişkin bir emareye dahi rastlanmamış olup tanıkların teşhis beyanlarına mantıklı bir açıklama getiremediklerinden ve sanıkla tanıklar arasında önceye dayalı bir husumetin varlığına ilişkin tespitin yapılamadığı, sanığın da bu noktada bir iddiasının bulunmadığı anlaşılmakla, tanığın tanımadığı kişilere iftira atmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu da dikkate alınarak kovuşturma aşamasındaki beyanlarına itibar edildiği,
Sanık, her ne kadar 2015 yılı Temmuz ayında Düzce'den Silopi'ye döndüğünü, hendek olaylarını görünce, 2015 Ekim ayından sonra İstanbul'a gittiğini, hendek/barikatlarda silahlı faaliyet yürüttüğüne ilişkin suçlamaları kabul etmediğini beyan etmiş ise de, sanığın kullandığını beyan ettiği 0545 (...) (..) (..) numaralı GSM hattının, ... İlçesinde sokağa çıkma yasağının uygulandığı ve PKK/YDG-H/YPS terör örgütü mensupları tarafından hendek/barikatların kurulduğu 2015 Aralık, 2016 Mart ve 2016 Nisan aylarında Silopi İlçesinden baz verisi bulunduğu, bu nedenle sanığın suçtan kurtulmaya yönelik inkar yollu savunmalarına itibar edilmediği, bu haliyle sanığın eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 302 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen Devletin birliği ve ülke bütünlüğünü bozma amaç suçuna elverişli/vahim nitelikte olduğu kabul edilerek anılan suç tan cezalandırılmasına karar verildiği; kurulan hükümde, sanığın inkarcı olumsuz tutum ve davranışları ile samimi bir pişmanlığına rastlanmadığından 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinde düzenlenen takdiri indirim nedenlerinin uygulanmadığı anlaşılmıştır.
2. Silahlı Terör Örgütü Propagandası Yapma Suçuna İlişkin
11.02.2017 tarihli Açık Kaynak Araştırma tutanağına göre, sanığın "..." isimli Facebook hesabı üzerinden herkese açık olacak şekilde,
06.12.2015 tarihinde, herkese açık olacak şekilde, bir elinde silah, diğer elinde YPS ambleminin olduğu bez parçası bulunan BTÖ mensubunun fotoğrafını,
10.02.2016 tarihinde 12.11.2015 günü saat 04:30 sıralarında Teşiltepe Mah. 50. Cadde, dere yatağı kesişiminde güvenlik güçleri ile girdiği çatışmada ölü olarak ele geçirilen Destan (K) Kadri Sencar isimli BTÖ mensubunun fotoğrafının "Heroher di nava vi dilemedeyi şehit destan (Sen hepimizin yüreğindesin şehit destan)" yorumu ile paylaştığı,
Sanığın savunmasında paylaşımların ve hesabın kendisine ait olduğunu, paylaşımlar nedeniyle pişman olduğunu beyan ettiği,
Paylaşımlarında örgüt mensuplarının kahramanca gösterildiği, bu haliyle mevcut paylaşımların silahlı terör örgütünün şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da teşvik edecek nitelikte olduğu kabul edilerek basın ve yayın yolu ile silahlı terör örgütü propagandası yapma suçundan cezalandırılmasına karar verildiği; kurulan hükümde, aynı suçu değişik zamanlarda birden fazla kez işlediğinden 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezasından 1/4 oranında artırım yapıldığı, 62 nci maddesinde düzenlenen takdiri indirim nedenlerinin uygulanmadığı anlaşılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
1. Devletin Birliğini ve Ülke Bütünlüğünü Bozma Suçuna İlişkin
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
2. Silahlı Terör Örgütü Propagandası Yapma Suçuna İlişkin
Sanığın, Facebook isimli sosyal paylaşım sitesinde kullandığı sayfasında yapmış olduğu 10.02.2016 tarihli paylaşımın terör örgütünün cebir şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek, övecek yada bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek nitelikte olmaması sebebi ile, yalnızca suçun unsurlarını taşıyan 06.12.2015 tarihli paylaşımı sebebi ile cezalandırılması gerekip, bu eylemi yönünden 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmemesi yasaya aykırı olduğu ve sanık müdafiinin istinaf itirazlarının bu yönüyle yerinde bulunduğu, ancak;
Belirtilen bu kanuna aykırılığın, olayın daha fazla araştırılmasını veya aydınlatılmasını gerektirmeyen ve 5271 sayılı Kanun'un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğu kabul edilerek;
İlk Derece Mahkemesinin gerekçeli karar başlığında suç tarihinin "06.12.2015" olarak değiştirilmesi ve hükmün zincirleme suç hükümleri uygulamasını düzenleyen (B) bendinin (3.) paragrafının tümden hükümden çıkartılarak yerine "yasal koşulları oluşmadığından sanık hakkında TCK'nın 43 üncü maddesi hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına" ibarelerinin eklenilmesi suretiyle hükmün 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin ikinci cümlesi gereği hükmün düzeltilerek esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Devletin Birliğini ve Ülke Bütünlüğünü Bozma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Sanık hakkında düzenlenen iddianamede, Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan açılmış usulüne uygun bir kamu davası bulunmadığı, 5271 sayılı Kanun'un 225 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen: ''Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir'' hükmü uyarınca dava konusu yapılacak eylemin açıkça ve bağımsız olarak iddianamede gösterilmesi gerektiği; belirtilen ilkelere uygun olarak, iddianamede sanık hakkında Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan dava açılmadığı, sanık hakkında açılan kamu davasının silahlı terör örgütüne üye olma suçuna ilişkin olup bu suç ile Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçunun unsurlarının farklı olduğu, sanık hakkında devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan ek iddianame düzenlettirilmeden, ek savunmayla yetinilerek hüküm kurulduğu anlaşılmakla, Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan usulüne uygun dava açılması sağlandıktan sonra, yargılamaya devamla bir hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur.
B. Silahlı Terör Örgütü Propagandası Yapma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. 16.01.1998 doğumlu olan sanığın, Facebook isimli sosyal medya üzerinden yapmış olduğu 06.12.2015 tarihli paylaşım itibariyle suça sürüklenen çocuk konumunda bulunduğunun anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Kanun'un 31 inci maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen yaş küçüklüğü hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
2. 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin beşinci fıkrası gereğince suça sürüklenen çocuk hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmayacağının gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 13.07.2020 tarihli ve 2020/216 Esas, 2020/622 sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Sanık hakkında hükmolunan ceza miktarı, bozma nedeni, suçun niteliği, mevcut delil durumu ve tutuklulukta geçen süre dikkate alınarak tahliye talebinin REDDİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri uyarınca Şırnak 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,