IV. OLAY VE OLGULAR
İncelenen dosya kapsamından;
Nöbetçi müdür, komiser yardımcısı ve altı polis memurunca düzenlenen 12.05.2010 tarihli tutanakta; 12.05.2010 tarihinde saat 00.50 sıralarında haber merkezine, Kız Meslek Lisesi önünde bir grup gencin kavga ettiğinin bildirmesi üzerine olay yerine 62.32 kod numaralı motorize ekibin sevk edildiği, bu ekibin takviye kuvvet istemesi üzerine 62.36 kod numaralı ekibin de olay mahalline yönlendirildiği, 62.30 ve 62.34 kod numaralı ekiplerle olay mahalline varıldığında, ... Caddesi üzerindeki İstanbul Birahanesi önünde 8-10 kişilik bir grubun olduğu, olay mahallinde 45.22, 45.42, 38.82, 41.52 kod numaralı ekiplerin de bulunduğu, yaklaşık 150-200 metre ileride Akyol Parkı yönünde kalabalık bir grubun daha olduğu, olay yerine günün Nöbetçi Müdürünün intikal ettiği, tarafların darbedildiklerini iddia etmeleri üzerine olaya karışanların polis merkezine davet edildiği, polis merkezine geçtikten sonra Akyol Parkı ile Kız Meslek Lisesi arasında karşıt görüşlü grupların karşılaşmamaları amacıyla 62.30 başta olmak üzere 62.32, 62.34 ve 41.52 kod numaralı ekiplere olay yerinde beklemeleri talimatının verildiği, grup evlerine yönlendirildikten sonra Üçgen Büfe önünde yine bir grubun polis merkezi önünde karşıt görüşteki grubun kendilerine saldırdığını beyan edip Sekibaşı istikametine doğru koşmaları üzerine, merkeze telsizle anons edilerek kalabalık bir grubun Sekibaşı istikametine polis merkezinin arkasına doğru koştuklarının bildirildiği, Polis Merkezi kavşağında bulunan ışıklarda tedbir alan personelin yanına gelinerek tedbirlere destek olunduğu, saat 02.50 sıralarında Kıbrıs Pastanesi önünden Serpil Parkı’na geçen bir grubun polise doğru koştuğunun, bu sırada karşıt grup tarafından Ans Mağazası önünden polise doğru taşlar atıldığının, 3-4 el silah sesi duyulduktan sonra Güvenlik Şube Müdürlüğünde görevli polis memurları ... ile ...’nın uyarı amaçlı havaya doğru ateş ettiklerinin, bu sırada gruba talimat sonucu gazla müdahale edildiğinin, yerde bir şahsın yattığının görülmesi üzerine gaz atma işlemine son verildiğinin, olay yerine gelen cankurtaranla karşıt görüşlü yaralı şahsın Devlet Hastanesine gönderildiğinin belirtildiği,
12.05.2010 tarihli olay yeri inceleme raporu ve ekindeki krokide; olayın meydana geldiği ... Caddesi’nde, yolun sağındaki trafik ışığı direğine 1 metre uzaklıkta 9 mm çapında boş kovan bulunduğu ve 1 numaralı delil olarak işaretlendiği, bu kovana 10 metre uzaklıkta 9 mm çapında ikinci bir kovan bulunduğu, ikinci kovana 1 metre uzaklıkta aynı çapta üçüncü kovan, bu kovana 3 metre mesafede aynı çapta dördüncü kovan, dördüncü kovana 2 metre mesafede yine 9 mm çapında beşinci kovan, bu kovana 2,5 metre mesafede aynı çapta altıncı kovan, altıncı kovana 20 metre mesafede aynı çapta yedinci kovan, yedinci kovana 20 metre mesafede 9 mm çapında sekizinci kovan, bu kovana 3 metre mesafede aynı çapta dokuzuncu kovan, dokuzuncu kovana 4 metre mesafede ise 10 numaralı delil olarak belirtilen 9 mm çapındaki kovanın bulunduğu, bu kovan ile 11 numaralı delil olarak işaretlenen maktulün kan lekesinin arasında 35 metre mesafe bulunduğu, olay yerinde maktule ait üç ayrı kan lekesinin tespit edildiği, 11, 12 ve 13 numaralı deliller olarak işaretlenen bu lekelerden 13 numaralı kan lekesinin 30 cm yanında 14 numaralı delil olarak işaretlenen bir adet tahta parçası bulunduğu, bu delilin 23 metre uzağında 15 delil numaralı ses tabancası kovanı, bu kovana 2 metre mesafede ikinci bir ses tabancası kovanı, son kovana 13 metre mesafede ise üçüncü bir ses tabancası kovanı bulunduğu ve 17 numaralı delil olarak işaretlendiği, bu delile 35 metre mesafede de 1 adet MKE yapımı 7,65 çapında kovan bulunduğu tespitlerine yer verildiği,
Jandarma Bölge Kriminal Laboratuvar Amirliğince düzenlenen 28.06.2010 tarihli raporda; olay yerinde bulunarak incelemeye gönderilen 9 mm çapındaki 10 kovanın (7+3) olmak üzere çap ve tiplerine uygun iki ayrı silah ile atıldıkları, 2, 3, 4, 5, 6, 8 ve 9 delil numaralı 7 adet kovanın tanık polis memuru ...’ya ait P7834 seri numaralı CZ marka 75 B model tabancadan atıldıkları; 1, 7, 10 delil numaralı 3 adet kovanın ise sanığa ait P1868 seri numaralı CZ marka 75 B model tabanca ile atıldıkları, incelemeye konu yarı otomatik tabancaların emniyet sistemlerinin sağlam ve işler durumda oldukları, atışa engel mekanik herhangi bir arızalarının bulunmadığının ifade edildiği,
İzmir Adli Tıp Grup Başkanlığınca düzenlenen 16.06.2020 tarihli otopsi tutanağında; 12.05.2010 tarihinde yaralanarak tedavi altına alınan ve yapılan tüm çabalara rağmen 24.05.2010 tarihinde vefat ettiği bildirilen 183 cm boyunda, 20-22 yaşlarında, orta yapıda, ela gözlü, kısa kesilmiş siyah saçlı, 10-15 günlük siyah sakallı, beyaz tenli erkek cesedi üzerinde yapılan incelemeler sonucunda; kanda ve idrarda sistematikteki uyutucu - uyuşturucu maddelerin bulunmadığı, sol omuz başı arka bölümünde bir adet mermi çekirdeği giriş deliği saptanmış olup meydana gelen yaranın tek başına öldürücü nitelikte olduğu, kişinin ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı her iki akciğer yaralanması ile küt kafa travmasına bağlı beyin kanaması ve bunların müşterek komplikasyonları sonucu ölmüş olduğu, saptanan küt kafa travmasının kişinin kurşun yaralanması sonucu yere düşmesi ve başını yere çarpması ile meydana gelebileceği gibi kişinin başına yöneltilen künt bir travma sonucu da meydana gelebileceği ancak bu konuda tıbbi bir ayırım yapılamayacağı, saptanan ateşli silah yaralanması ile kafa travmasının ayrı ayrı kişinin ölümüne neden olabilecek nitelikte tıbbi bulgular olduklarının belirtildiği,
Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Balistik Şubesince düzenlenen 02.05.2012 tarihli raporda; kesilerek çıkartılmış siyah renkli, uzun kollu deri montun arka yüz, sol üst yan bölgesinde, omuz dikişinden 8 cm aşağıda, sol kol gövde dikişine 5 cm mesafede ateşli silahla husulü mümkün 0,6 cm çapında bir adet, ön yüz sağ üst yan bölgesinde, omuz dikişinden 5 cm aşağıda, sol kol gövde dikişine 4 cm mesafede, ateşli silahla husulü mümkün 1,0 cm uzunluğunda bir adet delik bulunduğu, delikler ile bu delikler etrafında göz ve lup ile yapılan fiziksel incelemede; yanık, kavruk görülmediği, geliştirilmiş Griess ayracı kullanılarak yapılan kimyasal incelemede barut artıkları saptanmadığı, elde edilen bu fiziksel ve kimyasal bulgulara göre, delikleri meydana getiren atışın bitişik, bitişiğe yakın ya da yakın atış mesafesinden yapılmamış olduğu, ancak mevcut bulgulara göre gerçek atış mesafesi tayinine olanak bulunmadığının ifade edildiği,
Muğla Valiliği İl Emniyet Müdürlüğünün 18.05.2010 tarihli yazısında; sanığın olay sırasında görev alan sivil personel arasında bulunduğu;
Haber ajanslarınca ve çeşitli iş yerlerine ait güvenlik kameralarınca olaya ilişkin tespit edilen görüntüler ile sanık müdafileri ve katılan vekillerince temin edilen çeşitli uzman görüşü ve mütalaa içeren raporların dosyaya sunulduğu,
Anlaşılmaktadır.
Katılan ....mahkemede; ölenin babası olduğunu, 28 yıl öğretmenlik yaptığını, eşinin de devlet memuru olduğunu, oğlunun Muğla Üniversitesi İktisat - İşletme Bölümünde öğrenci olduğunu, eğitim hayatı boyunca, gerek okulda, gerekse kurs aldığı yerlerde maktul oğlu hakkında hiçbir şikâyet işitmediğini, oğlunun bir provokasyona kurban gittiğini, olayı görmediğini ancak sanığın maktul oğlunu kasten ve hedef alarak ateş edip öldürdüğünü düşündüğünü,
Katılanlar ....mahkemede benzer şekilde; olayı görmediklerini, sanıktan şikâyetçi olduklarını,
Tanık ... istinabe olunan mahkemede; polis memuru olarak olay sırasında görevli olduğunu, güvenlik şubesi olarak öğrenci faaliyetlerine de baktıklarını, saat 01.00 sıralarında anons edilmesi üzerine olay yeri olan Akyol Parkı’na kendilerini ilgilendiren bir konu olup olmadığını anlamak için gittiklerini, sol görüşlü öğrencileri gördüklerini, ardından sanığı arayıp durumu anlattığını ve isterse gelmesini söylediğini, sanığın durumu bildirdiği şube müdürü ile beraber geldiğini, günün nöbetçi emniyet müdürü ... ile nöbetçi müdür ...’ın da olay yerinde bulunduğunu, şikâyetçi olan bazı öğrencileri karakola, bazılarını da emniyet müdürlüğüne götürdüklerini, saat 02.45 sıralarında bir grup öğrencinin karakola doğru koşmaya başladığını, Cumhuriyet Meydanı tarafından 2-3 el silah sesi işittiğini, atılan taşlardan ekip aracının camlarının kırıldığını, sanık ...’in günün nöbetçi müdürü ...’a; "Müdürüm böyle böyle, silah sesleri geliyor, taşlar geliyor, ikaz atışı yapabilir miyiz?" dediğini, müdürün başını eğdiğini, sesli olarak "Olur." ya da "Olmaz." diye bir şey söylemediğini, sanığın bunu; "Olur." olarak değerlendirdiğini, silahını çıkarıp uyarı ateşi açtığını, kendisinin de bu sırada ekip arkadaşını yalnız bırakmamak için sanığın peşinden gittiğini, kendisinin yolun sağında, sanığın ise yolun solunda bulunduğunu, kendilerine taş savrulduğu için bir direğin arkasına sığındığını, bu sırada çevik kuvvetin gaz kullandığını, sanığın tam olarak hangi yöne ateş ettiğini görmediğini, sanığın nöbetçi olmadığını, saat 01.00’den sonra kendisinin sanığı çağırdığını, görevinin çağırmakla başladığını, sanık ile maktul arasında yaklaşık 25 metre bulunduğunu, sanık ateş ederken elinin tam havaya doğru baktığını, öne ya da yana bir açısının ilk aşamada olmadığını, sonrasını zaten göremediğini,
Tanık .... aşamalarda benzer şekilde; Muğla İl Emniyet Müdür Yardımcısı olduğunu, olayların başlamasının ardından durumu telefonla il emniyet müdürüne aktardığını ve il emniyet müdürünün talimatı ile çevik kuvvet müdürünü, 30 personeli ile birlikte donanımlı olarak göreve çağırdığını, Cumhuriyet Meydanı’nda toplandıkları anlaşılan solcu grubun ... Caddesi’ne girip cadde üzerinde bulunan Kıbrıs Pastanesi önünde toplanmış olan sağcı grupla taşlı sopalı bir kavgaya tutuştuklarını, kavganın çıktığını anlar anlamaz çevik kuvvetin bir bölümünün ana caddeye doğru koştuğunu, bu arada sivil polislerin de olaya müdahale için indiklerini, daha ışıklardan caddeye inmeden silah seslerinin gelmeye başladığını, gaz tüfeği taşıyan ismini hatırlamadığı bir çevik kuvvet polisinin gaz atmak için kendisinden izin istediğini, daha doğrusu gaz atmaya çalıştığını görünce bu polisi engellediğini, gaz atmasına izin vermediğini, zira gaz kullanmadan olayların yatıştırılabileceğini tahmin ettiğini, bu arada 8-10 el silah sesi işittiğini, ardından bir sessizlik olduğunu, silah seslerinin sustuğu anda kendisinin caddede bulunduğunu, silah sesleri ile birlikte birkaç tane gaz bombasının da atıldığını, güvenlik şubede sivil olarak çalışan sanığı olaylar başladığı an gördüğünü, ... Caddesi üzerindeki vurulma olayının gerçekleştiği kavganın başladığı anda, sanığın kendisinin yanından fırlayarak ve elini beline atarak caddeye doğru koşturduğunu, bu arada silah çıkarttığını ancak sanığın ateş ettiğini görmediğini, olaya ilişkin görüntüleri izlediğinde yolun sağında ateş eden kişinin güvenlik şubeden ..., yolun solunda göstericilere doğru ateş ederek koşan kişinin ise sanık olduğunu, sanık ...'in uyarı ateşi açmak konusunda kendisinden izin istediğini hatırlamadığını, kesinlikle sözlü veya hareketle uyarı atışı yapılmasına yönelik herhangi bir talimat vermediğini, gösterinin başında gaz atılmasına bile izin vermeyen biri olarak uyarı amaçlı da olsa silah kullanılmasına izin vermesinin düşünülemeyeceğini, 8-10 el silah sesi dışında cılız, kuru sıkı veya 7,65 tabancaya ait atış sesi duymadığını, olayı defalarca zihninde canlandırmasına rağmen böyle bir cılız atış hatırlamadığını,
Tanık ... aşamalarda benzer şekilde; Muğla Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürü olarak görev yaptığını, olay günü nöbetçi olduğunu, gürültüler üzerine çevik kuvvet ile birlikte yola çıktığını, üzerilerine taş atıldığını, kaskları olmadığı için geri çekildiklerini, bu esnada sağ görüşlü öğrencilerden bir grubun kendilerine doğru koşarak sokak aralarına dağıldıklarını, atılan taşlardan korunmak için Serpil Park’ın oraya gittiğini, üzerinde kalkan ve kask bulunan çevik kuvvet ekipleri ön safa geçince kendisinin yine cadde üzerine çıktığını, karşıyı görmeye çalıştığını, gelen taşlar yüzünden geri çekilerek elinde kalkan ve kask bulunan çevik kuvvet polislerin arkasına geçtiğini, aynı anda silah sesleri gelmeye başladığını, bir, iki el de gaz atıldığını, bu esnada etrafında hem asayişten hem de diğer şubelerden sivil ve resmî polislerin olduğunu, bazı polislerin elinde silah gördüğünü fakat ateş eden olmadığını, 5-6 el silah sesi işittiğini, gaz atışları ile birlikte ileriye çıktığında il emniyet müdür yardımcısı Mehmet’i ellerini kaldırmış ve gaz atışının durmasını söylerken gördüğünü, 5-6 el silah sesi duyduğu esnada önünde çevik kuvvet olduğu için kimlerin ateş ettiğini görmediğini, ancak daha sonra elde edilen görüntülerden göstericilere doğru koşarak ateş eden iki sivil polis memurundan birisinin güvenlik şubeden sanık, diğerinin ise ... olduğunu teşhis ettiğini, olay yerinde bahsi geçen cılız silah seslerini duymadığını, caddeye indikten sonra atılan silah seslerinin tamamının polis tarafından atılan silah sesleri olduğunu, yaralanmanın da bundan sonra gerçekleştiğini, olayın öncesinden veya sonrasında karşı taraftan herhangi bir silah sesi duymadığını,
Tanık Ahmet Yeniçeri Cumhuriyet Başsavcılığında; Muğla Emniyet Müdürlüğünde Güvenlik Şube Müdürü olarak görev yaptığını, olay günü evde istirahatte iken saat 01.30 sıralarında şubesinde görevli polis memuru sanığın kendisini telefonla arayarak sağcı ve solcu grup arasında öğrenci olayları olduğunu ve takviye olarak olay yerinde olduklarını bildirdiklerini, bunu üzerine sanıktan lojmana gelip kendisini almasını istediğini, saat 01.30 sıralarında sanığın ekip aracı ile gelerek kendisini aldığını, Akyol Parkı civarından geçerken olayın bitmiş olmasına rağmen hâlen solcu gruptan bir topluluğun park civarında beklediğini gördüğünü, il emniyet müdür yardımcısı ... ile nöbetçi emniyet müdürü ...’ın da olay yerine geldiklerini, taraflarla konuşulduğunu, olayın solcu grubun içerisinde bulunan iki kızın birahanenin önünden geçtikleri sırada ülkücü gruptan kızlara laf atılması sonucu meydana geldiğini öğrendiklerini, bu ilk olayın ardından müşteki olarak her iki gruptan birtakım kişilerin ifadelerinin alınması için polis merkezine götürüldüğünü, ayrıca ülkücü gruptan bir şahsın birahanede beklediğini öğrendiklerini, bu kişi can güvenliği için polise sığınınca bu şahsı karakola götürdüklerini, nöbetçi müdür ve il emniyet müdür yardımcısının solcu gruba dağılmaları yönünde telkinde bulunduklarını, şahıslar arkadaşlarının göz altına alındığını ve onlar bırakılıncaya kadar dağılmayacaklarını söyleyince kimsenin göz altına alınmadığını, polis merkezine götürülen kişilerin müşteki olarak ifadelerinin alınmasının ardından serbest bırakılacaklarının gruba anlattığını, bunun üzerine grubun dağılmayı kabul ettiğini, üçerli beşerli gruplar hâlinde farklı yönlere dağıldıklarını, daha sonra polis merkezine döndüğünü, merkezin önünde ülkücü grupla yine arka sokaklardan gelen solcu grup arasında ikinci bir arbede yaşandığını, bu arbede nedeniyle iki taraftan 3 - 4 kişinin yakalandığını, aralarında bulunan solcuların polis merkezine alındığını, polis merkezi önünde bulunduğu sırada ... Caddesi üzerinden bağırış çağırışlar duyduklarını, bu sırada iki karşıt grubun cadde üzerinde tekrar karşılaşıp birbirlerine taş attıklarını öğrendiklerini, bu olayın çıkmasının ardından çevik kuvvet ve görevlilerin caddeye indiklerini, kendisinin ise polis merkezinin önünde bulunduğunu, kuvvetlerin caddeye inmesinin ardından ilk önce birkaç el, ardından da art arda silah sesleri gelmeye başladığını, caddeye indiğinde gazlar atılmış ve silah seslerinin kesilmiş olduğunu, ileride yolun sol tarafında yerde yatan bir şahıs gördüğünü, yaralının başına nöbetçi müdürler ... ile ...'ın gittiğini, kendisinin de yaralanın başına gitmeye çalıştığını ancak gazdan etkilenince gidemediğini, gaz dağılınca olay yerine vardığında göstericinin bulunduğu yerde kan birikintileri olduğunu gördüğünü, kısa bir süre sonra cankurtaran geldiğini ve maktulü hastaneye götürdüğünü, silahların ve gaz bombalarının atıldığı sırada polis merkezinin önünde olduğu için kimin ne şekilde ateş ettiğini görmediğini, yaralanmanın ne şekilde gerçekleştiği hususunda da bilgisinin bulunmadığını, olay sırasında silah atmadığını ve kimseye de silah kullanması yönünde talimat vermediğini, basında çıkan ve daha sonra emniyet müdürlüğü tarafından da temin edilen görüntüleri izlediğinde kendi şubesinde polis memuru olarak görev yapan ... ve sanığın silah sıktıklarını gördüğünü, bu görüntüler üzerine her iki memuru ile de görüştüğünde, ikisinin de silah sıktıklarını fakat kesinlikle hedef gözetmediklerini, atışlarını uyarı amaçlı ve havaya yaptıklarını söylediklerini,
Tanık Sinan Önat Cumhuriyet Başsavcılığında; olay günü çevik kuvvette görevli polis memuru olduğunu, ... Caddesi’ne daha çıkmadan kendilerine doğru birkaç kişinin koştuğunu, bu gruptakilerin saldırıya uğradıklarını ifade ettiklerini, tam yola çıkmak üzereyken karşı taraftan birkaç el silah sesi işittiğini, önce paniğe kapıldıklarını, ... Caddesi’ne çıktıklarında taşlamaların başladığını, bu sırada polis memuru sanık ve ismini bilmediği diğer sivil giyimli polis memurunun ateş ederek göstericilere doğru koşmaya başladıklarını, sanığın yolun sol tarafında, diğer polisin ise yolun sağ tarafında ateş ettiklerini, bu atışların ardından birkaç el gaz atıldığını, gördüğü kadarı ile sağ taraftaki polis memurunun eli havaya tam dik şekilde ateş ettiğini, sanığın elinin havaya tam kalkmamış olsa bile atış şekli itibarıyla attığı kurşunların göstericilere denk gelmesini mümkün görmediğini, ... Caddesi’ne inerken göstericilerin arasında duyduğu birkaç el silah sesi ile olayların başlaması, sanık ve diğer polis memurunun ateşleri ve göstericinin vurulduğu olay arasında yaklaşık 3 dakikalık zaman geçtiğini, olay anında sanık ve diğer polis memurundan başka polis memuru görmediğini, sonradan yerde gördüğü maktulün vurulma anını da görmediğini,
Tanık Selami Kaya Cumhuriyet Başsavcılığında; olay sırasında görevli polis memuru olduğunu, ışıklar civarında çevik kuvvetin içinde bulunduğunu, üzerlerine taş atılmaya başlayınca güvenlik şubeden sanık ve ...’nın silahlarını çıkartıp gruba doğru koşarak her birinin 3-4 el havaya ateş ettiklerini, ateş sırasında ...’ın yolun sağ tarafında, sanığın ise yolun üzerinde olduğunu, adı geçenlerin ateş etmesi ile birlikte çevik kuvvetin de gaz bombası attığını, gazdan etkilenmemek için geri çekildiğini, yanlış hatırlamıyor ise ...’nın havaya ateş ederek Trendy Kafe’nin ön kısmına kadar gittiğini, sanığın nereye gittiğini hatırlamadığını, ...'ın havaya ateş ettiğini net olarak gördüğünü, ...’ın hiçbir atışını göstericilerin üzerine doğru yapmadığını, sanığın ilk atışlarını havaya doğru yaptığını ancak daha sonra kendisini görmediğini, olayların birkaç dakika sürdüğünü, ardından silah seslerinin kesildiğini, gösterici gruptan; "Vurdunuz, vuruldu!" diye bağrışmalar geldiğini, daha sonra birkaç çevik kuvvet görevlisi ile il emniyet müdür yardımcısı ...’ın yaralının başına gittiklerini, cankurtaran ile yaralının hastaneye gönderildiğini,
Tanık Muhammet Ali Çelebi Cumhuriyet Başsavcılığında; çevik kuvvette görevli polis memuru olduğunu, olay günü istirahatte iken göreve gelmesi için telefonla çağrıldığını, gece saat 02.00 sıralarında polis merkezine geldiğini, karşıt görüşlü iki grup arasında çatışma olduğunu, bu nedenle birkaç kişinin polis merkezine alındığını, kendisinin de polis merkezinde bulunan kişilerin başında olduğunu, saat 02.30'dan sonra karakoldan çıkarak ... Caddesi üzerindeki arkadaşlarının yanına doğru giderken cadde üzerinden silah sesleri geldiğini, baktığında sivil giyimli iki şahsın havaya doğru ateş ederek heykele doğru gittiklerini gördüğünü, bunun üzerine ışıklarda bekleyen grubun içerisine girdiğini, bu arada yanında kask ve kalkan bulunan birkaç kişinin grubun üzerine doğru gittiklerini, ardından gaz ve taş atılmaya başlandığını, maske olmadığı için gazdan etkilendiklerini, olaylara müdahale edemediklerini, daha sonra bir şahsın vurulduğunu işittiğini, yaralanan şahsın ne şekilde vurulduğunu görmediğini, sadece havaya ateş eden iki kişiyi gördüğünü, her ikisini de yolun içerisinde hatırladığını, bu iki kişinin toplam 10-12 el ateş ettiklerini, bu kişiler dışında başka ateş edenin olmadığını,
Tanık Emre Ural Cumhuriyet Başsavcılığında; olay günü çevik kuvvette görevli polis memuru olduğunu, cadde üzerinde dururken ANS isimli mağazanın önünde 3 el cılız muhtemelen kurusıkı veya 7,65 silah sesi duyduklarını, oraya doğru ilerlediklerini, ülkücü gruptakilerin kendilerine doğru koşmaya başladıklarını, daha sonra karşıdan doğulu öğrencilerin kendilerini taşlamaya başladıklarını, bu sırada gaz kullanmayı teklif ettiğini, ancak nöbetçi müdür ...’ın o an için gaz kullanılmasına izin vermediğini, ardından güvenlik şubeden sanık ile ...’ın bir şeyler konuştuklarını, ne konuştuklarını anlayamadığını, sanığın ...’ın yanından ayrıldığını, daha doğrusu ...'ın bir iki metre önünden silahını çıkartarak havaya ateş ettiğini ve daha sonra göstericilere doğru koşmaya başladığını, aynı anda da silahı elinde havaya atışlar yaptığını, sanığın asfaltın sol tarafına yakın, ...’ın ise Trendy Kafe’nin önünde kaldırım üzerinde olduğunu ve eli havada havaya ateş ettiğini, ...’ın göstericilere doğru gittiğini görmediğini, sanığın havaya yaptığı ikinci veya üçüncü atış sırasında şube müdürünün talimatının ardından l adet gaz attığını, ancak gaz tüfeğinin namlusunu çok fazla kaldırdığı için gaz kartuşunun göstericilerin çok ötesine düştüğünü, ...’ın çok fazla mermi sıktığını hatırlamadığını, sanığın 3-4 elden fazla silah atmış olabileceğini, baktığı sırada sanığın havaya ateş ettiğini, göstericilerin üzerine doğru atış ettiğini görmediğini, atışların bitmesinin ardından gösterici grubun içerisinden bir çocuğun yerde yattığını gördüğünü, olay sırasında yukarıda ismini verdiği ... ve sanıktan başka silah atan olmadığını, olayların başladığı anda 3 el kurusıkı veya 7,65 tabanca sesi işittiğini, olay sırasında sadece l el gaz attığını, l kez de gaz el bombasını göstericilerin üzerine attığını,
Tanık ... Cumhuriyet Başsavcılığında; Muğla Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Müdürlüğünde polis memuru olarak görev yaptığını, olay günü saat 01.00’da görevinin bittiğini, daha sonra tanık ... ve sanık ile öğrenci faaliyetindeki görevlerine devam ettiklerini, Akyol Parkı’nda karşıt fikirli iki grubun kavga ettiğini ve içerisinde öğrenciler olduğunu duymaları üzerine hep beraber olay yerine intikal ettiklerini, olay yerine vardıklarında kavganın ayrılmış, nöbetçi müdürlerin olay yerine gelmiş olduklarını gördüklerini, nöbetçi müdür ...’ın her iki grubu da şikâyetçi olup olmadıklarını sorduğunu, şikâyetçi olduklarını söyleyenleri farklı araçlarla olay yerinden gönderdiğini, doğulu öğrencilerin polis merkezine, diğer öğrencilerin de emniyet müdürlüğüne gönderilmesi yönünde talimat verdiğini, ... ve sanık ile birlikte polis merkezine doğru giderken ışıklarda tedbir amaçlı olarak polis merkezinin alt kısmında bulunan ışıkların oraya aracı park ettiklerini, aracın dışında beklemeye başladıklarını, bir müddet sonra Kıbrıs Pastanesi civarından bir grubun kendilerine doğru koşmaya başladıklarını, saldırıya uğradıklarını söylediklerini, ardından çevik kuvvetin caddeye indiğini, bu sırada üzerilerine taş atılmaya başlandığını, sanık ve tanık ... ile birlikte atılan taşlardan korunmaya çalıştıklarını, kendilerini taşlayan grubun bulunduğu yerden 3-4 el cılız silah sesi duyduklarını, bunun üzerine sanığın yakınlarında duran emniyet müdür yardımcısı ...’dan grubu dağıtmak amacıyla uyarı atışı yapmak için izin istediğini, ardından silahını çıkartarak gruba doğru yönelip ... Kebapçı ile birlikte havaya ateş etmeye başladıklarını, aynı anda gaz bombalarının atıldığını, gaz bombalarının atılması ile beraber sokaktaki görüş imkânının zayıfladığını, kendilerine taş atılmaya devam edildiğini, gazın etkisi ile gözlerinin yaşarmaya başladığını, mecburen geri çekildiğini, silah seslerinin kesilmesinin ardından birinin vurulduğu yönünden bağrışmalar olduğunu, atılan gazlardan ve taşlardan korunmaya çalışırken şahsın yaralandığı anı göremediğini, sanığın havaya ateş ettiğini gördüğünü, sanığın asfalt altında sola yakın bir vaziyette yürüdüğünü, ...’ı o an için fark etmediğini, gördüğü kadarıyla sivil veya resmî polislerden başka ateş eden olduğunu görmediğini, sanığın 3-4 el ateş ettiğini, sanığın silahını göstericilere doğrultarak ateş ettiğini görmediğini, gördüğü kadarıyla sanığın havaya ateş ettiğini, silah atışlarının ardından yukarıda da belirttiği gibi çevik kuvvetten gaz bombası atıldığını ancak kimin attığını görmediğini çünkü çevik kuvvetin önünde bulunduğunu,
Tanık Hüseyin Mandıracı mahkemede; soruşturma aşamasında beyanının bulunmadığını, Chicken House isimli iş yerini işlettiğini, saat 22.30 ile 23.00 arasında karşı kaldırımda elleri sopalı bir grubun toplandığını, ara sokaklardan başka grupların gelmesiyle kavga çıktığını, bekleyen gruptakilerin karakolun bulunduğu yöne doğru kaçmaya başladıklarını, olay yerinde kalan gruptakilerin kaldırımları kırıp ellerindeki taşları polislere atmaya başladıklarını, sağa sola saldırdıklarını, bu sırada sol taraftan bir el silah sesi duyduğunu, başını sağa çevirdiğinde polislerin ateş etmeye başladıklarını, ilk duyduğu silah sesinden sonra maktulün yere düştüğünü, sağa dönüp baktığında polislerin ateş ederek geldiğini gördüğünü, gelen polislerin sivil olduklarını, polislerin gruba yaklaşık 50 metre uzakta olduklarını, ateş eden kişilerin ellerini havaya kaldırıp koşarak ateş ettiklerini, hatırladığı kadarıyla iki polisin 9-10 el ateş ettiklerini, polislerden birinin sağ kaldırımın yanında, diğerinin ise sol kaldırımın yanında ateş ederek geldiklerini, polislerin biber gazı atmasıyla gruptakilerin kaçmaya başladıklarını,
Tanık Mehdi Karaçelik Cumhuriyet Başsavcılığında; Muğla Üniversitesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümünde öğrenci olduğunu, olay günü arkadaşı Ömer’in evinde Rıdvan ile birlikte oturduklarını, dolaşmak amacıyla dışarıya çıktıklarını, dolaşırken Rıdvan’ı Cansel isimli arkadaşlarının aradığını ve Akyol Caddesi üzerinde, evlerine doğru giderlerken ülkücü gruptan birkaç kişinin kendilerine küfrettiklerini, bu nedenle karakola gittiklerini söylediğini, bunun üzerine arkadaşlarıyla birlikte Akyol Parkı’na gittiğini, burada okuldan tanıdığı diğer arkadaşlarının da bulunduğunu, durumu sorduğunda Cansel’in anlattıklarını tekrarladıklarını, Cansel ve Sefa ile laf atan gruptakilerin karakola götürüldüğünü öğrendiğini, karakol çıkışında arkadaşların başına bir iş gelmesin diye Akyol Parkı’nın ilerisinde beklemeye başladıklarını, ışıklar civarında bir grubun küfredip kendilerini taşlamaya başladıklarını, kendilerinin de etrafta buldukları taş ve benzeri cisimleri bu kişilere doğru fırlattıklarını, bunu kendilerini korumak amacıyla yaptıklarını, bu arbedenin birkaç dakika sürdüğünü, bu sırada polislerin Akyol Caddesi’ne indiklerini, polislerin inmesi ile karşı gruptan kişilerin polislerin arkasından bir alt sokağa kaçtıklarını, polislerin kendilerine yöneldiklerini, tüfeklerle gaz bombası atmaya başladıklarını, ardından silah sesleri gelmeye başladığını, bu sırada Kıbrıs Pastanesi civarında yol üzerinde park hâlinde bulunan ve taşlardan zarar görmüş aracın yanında bulunduğunu, kendileriyle aynı kaldırımda bulunan, renkli sweatshirt giyen ve kel olan... isimli sanık sivil polisini gördüğünü, sanığın silahı ile havaya doğru ateş ettiğini, bir ara elini indirdiğini fakat daha sonra kendilerini hedef alarak ateş edip etmediğini tam göremediğini, silah sesi ile birlikte diğer arkadaşlarının kaçmaya başladıklarını, yukarıda belirttiği aracın arkasına geçtiği anda maktul ...’ı gördüğünü, ölenin yüzünü buruşturduğunu ve aynı anda sağ tarafa devrildiğini, bu sırada sokakta yoğun duman olduğunu, her tarafın gazla kaplandığını, ölenin başına giderek diğer arkadaşlarla birlikte yüzünü çevirdiğinde başının sağ tarafında kan gördüğünü, omzundan da kan geldiğini, ölenin yere düşerken cadde ortasında tek başına olduğunu, başına herhangi bir cisimle vurabilecek kimse olmadığını, olayın ne başında ne de sonunda polislerle veya karşı gruptaki diğer kişilerle hiçbir fiziki temasa veya kavgaya girmediklerini, aralarında daima belli bir mesafe bulunduğunu, ölenin başından nasıl yaralandığını bilemediğini, ölen vurulduktan sonra da polislerin kendilerine gaz atmaya devam ettiklerini ayrıca tüfekle de doğrudan üzerilerine gaz attıklarını, gazı havaya doğru atmadıklarını,
Tanık... mahkemede; Muğla Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümünde okuduğunu, maktulün de arkadaşı olduğunu, olaylar sırasında Cumhuriyet Meydanı’nın bulunduğu taraftan ...Caddesi’ne indiklerini, sanığın ateş ettiği anı görmediğini ancak silahını çekip koşarken elinin ve silahı'nın namlusunun ucunun kendilerine doğru olduğunu, eli yere paralel olan sanığın yaklaşık 25 metre uzakta bulunduğunu ve koşarak kendilerine doğru geldiğini, sanığın yanında başka kimse olup olmadığını görmediğini, işittiği silah seslerinin hep aynı yönden yani polisin bulunduğu taraftan geldiğini, ara sokaklardan silah sesi işitmediğini,
Tanık ... Cumhuriyet Başsavcılığında; Muğla Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesinde öğrenci olduğunu, olayları duyunca arkadaşları ile dışarı çıktığını, üniversiteden tanıdığı Gültekin isimli kel, üzerinde çizgili tişört olan sivil polis memuru sanığın, kendilerine; "Dağılın!" diye bağırdığını, sanığın tabancasını çıkartıp havaya ateş etmeye başladığını, aynı anda gaz bombalarının da atıldığını, gaz bombalarının ardından silah seslerinin arttığını, bu esnada sanığın elindeki silahı üzerlerine doğru yönlendirip ateş etmeye başladığını, kaçmak için arkasını döndüğü esnada solunda bulunan ölenin de arkasını dönmek üzereyken yere düştüğünü, ölenin sağ tarafına yan bir şekilde düştüğünü, ölenin vurulduğunu gören diğer arkadaşları ile birlikte koşup kendisini sırtüstü çevirdiklerini, ölenin; "Ben ölüyorum." dediğini, başından kan gelen ölenin rahat nefes alması için montunu çıkarttıklarında sağ omzundan da kan geldiğini gördüğünü, bu arada yanlarına gelen rütbeli polislerden cankurtaran çağırmalarını istediklerini, olaylar sırasında ne ülkücü grup ne de polisle bir fiziki temaslarının olmadığını, aralarında sürekli 7-8 metrelik bir mesafe bulunduğunu, ölenin kafasının nasıl yaralandığını bilmediğini, ancak ölenin kafasına gelebilecek veya yaralayabilecek hiçbir cisim olmadığını, sanık havaya ateş ederken ve tabancasını kendilerine yönlendirirken aralarında 7-8 metre mesafe bulunduğunu, sanıktan başka silahını kendilerine yönlendiren ve ateş eden başkaca birinin olmadığını,
Tanık ...istinabe olunan mahkemede; Muğla Üniversitesi Mobilya ve Dekorasyon Öğretmenliği Bölümünde öğrenci olduğunu, olayları haber alınca dışarı çıktıklarını, üzerinde çizgili tişört bulunan kel bir sivil polis memurunun silahını çıkartarak havaya doğru ateş etmeye başladığını, kaçmaya başladıklarını, Kıbrıs Pastanesi civarında kaldırımın üstünde olduğu sırada ölenin ise kendisinin sağında yol üzerinde olduğunu, dönüp kaçmaya başlayacağı anda ölenin kaldırıma doğru dönüp yüzüstü yere düştüğünü, bu sırada ölenin yanında kimsenin bulunmadığını, hemen maktulün yanına gittiklerini, vurulduğunu söylemelerine rağmen polislerin gaz bombası atmaya devam ettiklerini, maktulün başının sağ tarafında ve sol omzundan kan geldiğini, maktulün nasıl vurulduğunu ve kim tarafından vurulduğunu görmediğini,
İfade etmişlerdir.
Sanık ... mahkemede; olay tarihinde Muğla Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Müdürlüğü Öğrenci Faaliyetleri Büro Amirliğinde görevli olduğunu, 4160 kod numaralı ekiplerinde ... ve ... ile beraber olduklarını, sabit bir görevlerinin olmadığını, Önder’in saat 01.00’a kadar 4152 numaralı ekipte sabit görevde olduğunu, ondan sonra kendilerine katıldığını, olay günü kullandıkları ekip aracının 48 ND 241 plakalı beyaz renkli Renault Toros marka araç olduğunu, akşam Akyol Parkı’nda kızlara laf atılmasından dolayı gruplar arasında kavga çıktığını, laf atan grubun ülkücü grup olduğunu, kızların ise karşı gruptan olduğunun söylendiğini, ülkücü gruptan 3 kişi, karşı gruptan da 6-7 kişinin bu olayla ilgili karakola alındığını, ancak karakolda arbede çıkmasın diye ülkücü gruptaki kişilerin Muğla Emniyet Müdürlüğüne götürüldüklerini, parktaki olay sırasında olay yerine 5-6 km uzaklıkta üniversite bölgesi olan Kötekli bölgesinde bulunduklarını, olayı telsiz anonslarından takip ettiklerini, ancak öğrenci kavgası olduğuna dair bir anons gelmediği için hemen olay yerine gitmediklerini, anonsu duyduktan yarım saat sonra Akyol Parkı’na gittiklerinde 50-60 kişilik bir grup gördüklerini, her iki gruptan insanların alındığını orada öğrendiklerini, bekleyen grubun müdürler tarafından dağılmaları yönünde ikna edildiğini, dağılan grupların çeşitli yönlere gittiklerini, ... Caddesi üzerindeki Pizza Tomato isimli iş yerinin önüne araçlarını bırakıp yaya olarak dağılan grupları gözlemeye başladıklarını, güvenlik şube müdürü Ahmet Yeniçeri’nin de yanlarında bulunduğunu, dağılan gruptan 3-4 kişinin Turgut Reis Caddesi’ne döndükten sonra Serpil Park tarafından 3 kişilik bir ülkücü grubun çıkıp Turgut Reis Caddesi’ne gitmekte olan karşı gruba saldırdıklarını, bunların koştuklarını görünce kendilerinin de bulundukları yerden bu kişilere müdahale ettiklerini, her iki gruptakileri alıp karakola teslim ettiklerini, bu olayın saat 02.00 sularında olduğunu, karakolun önünde beklemeye başladıklarını, olaylar gelişirken nöbetçi çevik kuvvet görevlilerinin de geldiğini, saat 02.20 sıralarında Akyol Parkı civarında karşıt gruptakilerin toplandığı ve karakola doğru taş ve sopalar ile geldikleri bilgisinin kendilerine ulaştığını, bunun üzerine olay yerinde bulunan müdürlerinin görevli arkadaşları hem Turgut Reis Caddesi girişine hem de ... Caddesi girişine ve Turgutlu Reis Caddesi’ne çıkan bir ara sokağa yerleştirdiklerini, karşı grubun ... Caddesi’nin paralelindeki Turgut Reis Caddesi’nden dolanarak Valilik binasının önündeki Cumhuriyet Meydanı’na çıktıklarını ve Chicken House isimli iş yerinin önünde bekleyen ülkücü grupla karşılaştıklarını, aralarında arbede yaşandığını, bu arbededen kaçan 3-4 ülkücünün kendilerinin bulunduğu tarafa geldiklerini, bunları tutup etkisiz hâle getirdiklerini, bu şahısların; "Aşağıda 50-60 kişilik grup var, bizi taşlıyorlar, öldürecekler, ellerinde taşlar ve sopalar var." demeleri üzerine bu şahısları arka tarafa geçirdiklerini, karşıt grupla karşı karşıya kaldıklarını, o sırada bu gruptan üzerilerine taş atılmaya başlandığını, bu saldırı nedeniyle kendilerine taş isabet edenler olduğunu, yaralanan olup olmadığını bilmediğini, Pizza Tomato isimli iş yerinin önündeki ekip araçlarının arka camının kırıldığını, ayrıca Kıbrıs Pastanesi önünde sivil bir şahsın aracının camının ve yine ANS adlı iş yerinin camlarının kırıldığını, taş atan bu karşı gruptan silah sesleri de geldiğini, hatırladığı kadarıyla 3 el silah sesi duyduğunu, o arada emniyet müdür yardımcısı ... ile karşıt grubun dağıtılması için uyarı atışı yapmaları konusunda konuştuğunu, müdür yardımcısının başı ile onay işareti yaptığını, bunun üzerine Serpil Park’ın köşesindeyken zati demirbaş silahı olan CZ-75 model silahını belinde, sağ tarafta bulunan kılıfından çıkarttığını, mekanizmasını kurduğunu ve Serpil Park’ın köşesine geçerek Chicken House adlı iş yerinde bulunan karşıt gruba sağ elinde, namlu göğe bakacak şekilde tutup grubun üzerine koşarak, eli havada iken 3 el ateş ettiğini, bu olayın 2-3 saniye sürdüğünü, olay sırasında sivil olduğunu, üzerinde kot pantolon, beyaz spor ayakkabı, sarı - siyah enine çizgili sweatshirt bulunduğunu, belinde sağ tarafta tabancasını koyduğu tabanca kılıfı, sol tarafında 15 cm uzunluğunda göz yaşartıcı tüp, belinin arka tarafında ise kelepçe bulunduğunu, gruba doğru koşarak yaptığı atış sırasında 8-10 metre gittiğini, 3 elden başka ateş etmediğini, Serpil Park’ın köşesinden çıkıp Kıbrıs Pastanesi’ne doğru koşarken ana caddenin sol tarafında bulunduğunu, kaldırıma çıkmadığını, ekip arkadaşı ...’nın da kendisi ile birlikte gruba doğru koştuğunu, ...’ın da ateş ettiğini, ayrıca başka ateş edenler de olduğunu, bunu silah sesinden anladığını, ...’ın da gruba koşarken sağ eli havada ateş ettiğini, olaylar sırasında 2-3 el gaz bombası atıldığını, gaz bombasının atıldığı anın kendisinin silah atışından önce mi yoksa sonra mı olduğunu bilemediğini, gruba doğru koşup eli havada ateş ederken gruptan kendisine en yakın kişinin 40-50 metre mesafede olduğunu, ateş ederken ortalığın toz duman olmadığını, ama koşmayı bitirdiğinde grubun bulunduğu tarafın toz duman olduğunu, gazdan etkilendiğini, durduğu yerde sadece gaz kokusu olduğunu, koşma esnasında yaptığı atışlar sırasında elini hiç aşağıya indirmediğini, bundan kesin emin olduğunu, durduğu Kıbrıs Pastanesi önünde atışını bitirdikten sonra silahını indirdiğini, grubun geriye doğru çekildiğini, o sırada çevik kuvvetin önüne geçtiğini, ondan sonra geriye dönüp silahını beline taktığını ve Pizza Tomato isimli iş yerinin önündeki otomobilin yanına geldiğini, o zaman yaralanma olduğu şeklinde bağrışmalar duyduğunu, yaralının bulunduğu yere gitmediğini, ancak emniyet müdür yardımcısı ...’ın yaralının yanına gittiğini, ölenin silahla nasıl yaralandığını bilmediğini, üniversitedeki 7 yıllık görevi nedeniyle öğrenci olayları sırasında yaptığı adli ve idari işlemlerden dolayı kimi tanıklar tarafından suçlandığını düşündüğünü, iyi görev yaptığı için suçlanmakta olduğunu, kendi şahsında devleti de lekelemek için bu suçlamanın yapıldığını, eksik soruşturma, yalancı tanıklar nedeni ile suçlu duruma düşürüldüğünü, olay sırasında yolun orta kısmında koşarak havaya doğru ateş ettiğini, bulunduğu kısımdan ileri doğru ve havaya doğru tutulan el ile yapılan atışla ölüm sonucunun meydana gelmesinin mümkün olmadığını, atış mesafesinin 70 metreyi geçtiğini, silahının etki mesafesinin ise 50 metre olduğunu, ölenin etki alanı dışında bulunduğunu, iddianamenin içinin boş olduğunu, olayın kendisiyle hiçbir alakasının olmadığını, olaya taksir bile denemeyeceğini, olayın kendisi tarafından gerçekleştirilmediğinin ispatlandığını savunmuştur.