İçtihatYargıtay9. Ceza Dairesi
Yargıtay 9. Ceza Dairesi · E. 2021/3972 · K. 2023/6907
- Esas No
- 2021/3972
- Karar No
- 2023/6907
- Karar Tarihi
- 31.10.2023
Karar Metni
9. Ceza Dairesi 2021/3972 E. , 2023/6907 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2013/96 E., 2014/77 K.
SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Gümüşhane Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.12.2014 tarihli ve 2013/96 Esas, 2014/77 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
a) Sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
b) Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılanlar Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Sanık hakkında, mağdurenin yaşı hususunda kusuru ortadan kaldıran hata sebebiyle ceza verilmesine yer olmadığına dair verilen kararın hukuka aykırı olduğuna, suçun işlendiği tarihte mağdurenin on beş yaşından küçük olduğu dikkate alındığında rızanın varlığı ve geçerliliğinden bahsedilemeyeceğine, bu nedenle hükmün bozulması gerektiğine ve diğer hususlara ilişkindir.
B. O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemi
Mahkemenin sanığın mağdurenin on beş yaşından büyük olduğu konusunda hataya düştüğünden bahisle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 30 uncu ve 5271 Sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (d) bendi gereğince ceza takdirine yer olmadığına şeklinde karar vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ve diğer hususlara ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Mahkemece "Mağdure Ayşegül'ün anne ve babalarının yaklaşık 4 yıldır ayrı yaşadıkları ve olay sonrasında boşandıkları, müşterek çocukların müşteki ...'in velayetine verildiği, mağdurun da babasının yanında ikamet ettiği, lise 9. sınıf öğrencisi olan mağdurun internet ortamından sanık ... ile tanıştığı ve facebook isimli siteden konuşmaya başladıkları, daha sonrasında buluşup arkadaş oldukları, mağdurenin eve geç gelmesinden dolayı babasının mağdureye kızması ve mağdureyi evin dışına göndermesi üzerine mağdurenin sanık ... ile buluştuğu, kendisine kalacak yer ayarlamasını söylediği, sanığın da tanjant yolu üzerinde ... isimli arkadaşının evini ayarladığı, mağdure ve sanığın geceyi burada birlikte geçirdikleri ve tarafların rıza ile cinsel ilişkiye girdikleri, tarafların daha sonra da görüşmeye devam ettikleri ve bir araya geldiklerinde yine rıza ile cinsel ilişkiye girdikleri, bu ilişki neticesinde mağdurenin hamile kaldığı, mağdurenin bu durumu okul arkadaşlarına anlatması üzerine olayın okul idaresine intikal ettirildiği, okul idaresinin de kolluk birimlerine bildirmesi üzerine adli tahkikatın başladığı, mağdurenin hazırlık aşamasında cinsel ilişkinin rızası dışında gerçekleştiğini belirtmesine karşın, yargılama aşamasında bütün yaşanan cinsel ilişkilerin zorlama olmaksızın kendi rızası ile gerçekleştiğini, ailesinden çekindiği için zorla olduğu şeklinde daha önceden beyanda bulunduğunu belirttiği, Mahkememiz heyetince de benimsendiği üzere mağdurenin beyanın muteber ve olayın oluşuna uygun olduğu, tarafların müşterek ilişkilerinden meydana gelen İkra Öykü isimli çocuğun babasının sanık olduğunun ATK raporu ile sabit olduğu, fiziki görünüm ve gelişim itibariyle mağdurenin olgun bir görünüm arzettiğinin gözlemlendiği, sanığın bütün aşamalarda ilişkinin mağdurenin rızası ile gerçekleştiğini ve mağdurenin kendisine 17 yaşında olduğunu söylediğini belirttiği, mağdurenin de bu hususu teyit ettiği, olay tarihinde yaşının 16-17 olduğunu sanığa söylediğini belirttiği, tarafların nüfus kayıt örneğinden anlaşılacağı üzere ailelerinin de rızası ile 10/12/2014 tarihinde resmi olarak evlendikleri, müşterek çocukları İkra Öykü ile birlikte yaşamaya devam ettikleri, sanığın üzerine atılı nitelikli cinsel istismar suçu ile hürriyeti tahdit suçunun kasıtla ve mağdurun rızasına aykırı olarak işlenebilen suçlardan olduğu, olay tarihinde mağdurenin resmi olarak 14.5 yaşında olmasına karşın kendi yaşının 16-17 olduğu yönünde sanığa beyanda bulunarak sanığı kaçınılmaz hataya düşürdüğü, sanığın da mağdurenin rızasını ve yaşını göz önünde bulundurarak rızası ile birliktelik yaşadığı, suç işlemeye yönelik bir kasıt içerisinde olmadığı, mağdure ile evlenmeyi düşündüğü, mağdurenin yaşı konusunda kaçınılmaz bir hataya düştüğü, mağdurenin fiziki görünümü itibari ile de sanığın bu hataya düşmesinin olağan bir durum olduğunun değerlendirildiği, her ne kadar şekli olarak 14.5 yaşındaki mağdure ile rızası ile cinsel ilişkiye giren sanık yönünden atılı suçun oluştuğu kabul edilse bile mağdurenin fiziki görünümü, yaşı hususundaki sanığa söylediği yanıltıcı beyanı, rızası ile bu ilişkiye onay vermesi hususları dikkate alındığında mağdure ile müşterek aile kuran sanığın atılı suçlar yönünden kusurunu ortadan kaldıran bir hataya düştüğü kanaatinin mahkememiz heyetinde hasıl olması dikkate alınarak TCK'nun 30 ve CMK'nun 223/3-d maddesi gereğince sanığa ceza taktirine yer olmadığına" karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmanın toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin suça sürüklenen çocuk tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, katılan Bakanlık vekili ile o yer Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
2. Mahkemece olayda 5237 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinde düzenlenen hata hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunduğu nazara alınarak 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına karar vermiş ise de mevcut haliyle eylemin 5237 sayılı Kanun'un 104 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturup, mağdurenin duruşma ifadesinde şikayetçi olmadığını bildirmesi nedeniyle davanın düşmesine, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun ise yasal unsurları itibarıyla oluşmadığından sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken 5237 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesine yanlış anlam verilerek yazılı şekilde ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Gümüşhane Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.12.2014 tarihli ve 2013/96 Esas, 2014/77 Karar sayılı kararına yönelik katılan Bakanlık vekili ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
31.10.2023 tarihinde karar verildi.