Yargıtay 9. Ceza Dairesi · E. 2021/406 · K. 2022/538
Ceza Genel Kurulu 2021/406 E. , 2022/538 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi:Ceza Dairesi Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan sanık hakkında ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 26.10.2020 tarih ve 60-40 sayı ile; evrak üzerinden yapılan inceleme neticesinde CMK'nın 223/7. maddesi uyarınca kamu davasının reddine karar verilmiştir.Hükmün sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının "bozma" istemli 29.11.2021 tarihli ve 136986 sayılı tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Temyiz incelemesi yapan Ceza Genel Kurulunca dosya incelenip görüşülerek gereği düşünüldü: Ceza Genel Kurulunca, sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılma istemiyle açılan davada, İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 9. Ceza Dairesinde evrak üzerinde yapılan yargılama sonunda kamu davasının reddine dair verilen kararın hukuki yönüne ilişkin temyiz incelemesi yapılacaktır. I) TEMYİZ EDENLERİN SIFATI, BAŞVURULARIN SÜRESİ VE TEMYİZ NEDENLERİNE GÖRE YAPILAN İNCELEMEDE: A) Uygulanacak Temyiz Hükümleri: 07.10.2004 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un 25 ve geçici 2. maddeleri uyarınca kurulan bölge adliye mahkemeleri, 07.11.2015 tarihli ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de ilan edildiği üzere 20.07.2016 tarihinde tüm yurtta göreve başlamıştır. Bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçmesiyle birlikte istinaf kanun yolu uygulamaya girmekle birlikte 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8. maddesi uyarınca, bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihi olan 20.07.2016 tarihinden önce verilen kararlar hakkında kesinleşinceye kadar 1412 sayılı CMUK'nın, bu tarihten sonra verilen kararlar hakkında ise 5271 sayılı CMK'nın temyize ilişkin hükümleri uygulanacaktır.Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine Ek 7 nolu protokolün "Cezai konularda iki dereceli yargılanma hakkı" başlıklı 2. maddesinin "Bir mahkeme tarafından cezai bir suçtan mahkum edilen her kişi, mahkumiyet ya da ceza hükmünü daha yüksek bir mahkemeye yeniden inceletme hakkını haiz olacaktır. Bu hakkın kullanılması, kullanılabilme gerekçeleri de dahil olmak üzere, yasayla düzenlenir. 2. Bu hakkın kullanılması, yasada düzenlenmiş haliyle önem derecesi düşük suçlar bakımından ya da ilgilinin birinci derece mahkemesi olarak en yüksek mahkemede yargılandığı veya beraatini müteakip bunun temyiz edilmesi üzerine verilen mahkumiyet hallerinde istisnaya tabi tutulabilir." hükmü doğrultusunda, bazı kamu görevlilerin özel yetki kuralları uyarınca Yargıtayda veya Yüce Divan sıfatıyla Anayasa Mahkemesinde yargılanmaları hâlinde istisna getirebilme olanağına rağmen iç hukukumuzda, ilk derece olarak Yargıtayda yargılanacak kişiler bakımından verilen hükümlerin temyiz edilebileceği öngörülerek, iki dereceli sistem benimsenmiştir. B) Temyiz Süresi ve Neden Bildirme Yükümlülüğü:Hüküm fıkrasında, verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun maddelerinin, verilen ceza miktarının, kanun yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağı bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresinin, mercisi ve şekillerinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilerek hazır bulunan sanığa ve müdafisine bildirilmesi gerekmektedir. Temyiz istemi, tutuklu bulunan sanıklar hakkında CMK'nın 263. madde hükmü saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasından itibaren eğer temyiz yoluna başvurma hakkı olanların yokluğunda açıklanmışsa tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde hükmü veren mahkemeye bir dilekçe verilmesi veya zabıt kâtibine bir beyanda bulunulması suretiyle yapılmasının gerekliliği, temyiz sebebinin ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin olabileceği gözetilerek, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorunda olduğu, başvurusunda temyiz nedenleri gösterilmemişse temyiz başvurusu için belirlenen sürenin bitmesinden veya gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde bu nedenleri içeren bir ek dilekçe verilmesi gerekliliğine uyularak usulüne uygun başvuru yapıldığı anlaşılmakla işin esasına geçilmiştir. C) Temyiz Nedenleri ve İncelemenin Kapsamı: İstinaf mahkemelerinin Türk yargı sistemine dahil olmasıyla kanun yolu yargılamasında yeni bir anlayışı benimseyen kanun koyucu, istinaf başvurusunda Cumhuriyet savcısı dışındaki diğer kişiler bakımından sebep gösterme zorunluluğu öngörmezken, temyiz kanun yolunda, mülga 1412 sayılı CMUK'dan farklı şekilde resen temyiz tercihinden vazgeçerek, temyiz davasını açan ve sınırlayan temyiz dilekçesinde temyiz edenin, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini, temyiz sebeplerini göstermek zorunda olduğunu ve temyiz başvurusunda temyiz nedenleri gösterilmemişse temyiz başvurusu için belirlenen sürenin bitmesinden veya gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde hükmü temyiz olunan bölge adliye mahkemesine bu nedenleri içeren ek bir dilekçe vermesini öngörmüştür. Gerekçeli temyiz dilekçesi, (ek dilekçe, temyiz layihası) temyiz nedenlerinin gösterildiği dilekçedir. Temyiz dilekçesinde ya da daha sonradan verilen ek temyiz dilekçesinde temyiz denetiminin kapsamının belirlenmesi bakımından hangi hukuka aykırılıklara dayanıldığının anlaşılır bir şekilde gösterilmesi gerekir. Bir muhakemede, çözümü amaçlanan iki temel sorun vardır. Bunlar, maddi sorun ve hukuki sorundur. Maddi sorun, "olgusal dünya"ya; hukuki sorun, "normatif dünya"ya aittir. Mahkemede önce maddi sorun, sonra hukuki sorun çözülür. Maddi sorunun çözümü geçmişte yaşanmış bir olayın temsili, nasıl gerçekleştiğinin tespitidir. Bu çözüm de sadece hukukun izin verdiği yöntemlerle gerçekleşecektir. Maddi olayın gerçeğe uygun temsil edilebilmesi öncelikle, eksiksiz soruşturma yapılması ve toplanan tüm delil araçlarının doğru değerlendirilmesine bağlıdır. Hâkim; delil araçlarını, akıl yürütmek ve bu arada tecrübe kurallarına başvurmak suretiyle, vicdanına göre değerlendirecektir. Yine akıl yürüterek boşlukları dolduracaktır. Dolayısıyla vicdani kanaate sezgilerle değil akıl yoluyla ulaşılacaktır. Temyiz denetiminde, maddi olayın tespitinde ilk derece ve bölge adliye mahkemelerinin, sözlülük, doğrudan doğruyalık ve yüzyüzelik ilkeleri uyarınca elde edilen delilleri vicdani kanaatleri ile serbestçe takdir ederken, delillerle varılan sonucun hukuk kurallarına, akla, mantığa, genel hayat tecrübelerine ve bilimsel görüşlere uygun olup olmadığının tespiti bakımından somut dosya üzerinden görüşülüp incelenebileceği gibi maddi sorunla ilgili vaka değerlendirmelerindeki hukuka aykırılıkları da gerekçe üzerinden denetlenebilecektir. Temyiz dilekçesinde bir temyiz nedeni var olmasına rağmen muhakeme hukukuna aykırılık iddiasının temyiz sebebi olarak gösterilmemesi ya da gösterilmekle birlikte hükme etki edecek nitelikte olmadığının anlaşılması durumunda usul hükümlerine uygunluk bakımından sadece 5271 sayılı CMK'nın 289. maddesi kapsamındaki hukuka kesin aykırılık hâlleriyle sınırlı bir temyiz incelemesi yapılacak, inceleme sırasında tespit edilen ancak hükmü etkilemeyen muhakeme hukukuna aykırılıklar Yargıtay tarafından bozma nedeni yapılmayarak kararda bu aykırılıklara işaret edilmekle yetinilecektir. Temyiz nedeninin, maddi hukuka aykırılık iddiasına dayanması hâlinde ise maddi hukuka aykırılık nedeniyle hükmün temyiz edilmesi yeterli olup cezai yaptırımların kişiler üzerindeki telafisi mümkün olmayan ağır sonuçları da gözetilerek somut olayda adaleti gerçekleştirme ve doğru bir hüküm oluşturma ile yükümlü olan Yargıtayca dosyaya yansıyan tüm maddi hukuka aykırılıklar tespit edilip temyiz edenin sıfatı da dikkate alınmak suretiyle bozma nedeni yapılması gerekecektir. CMK'nın 289. maddesinde yazılı olan "Temyiz dilekçesi veya beyanında gösterilmiş olmasa da aşağıda yazılı hâllerde hukuka kesin aykırılık var sayılır" kuralı, hiçbir temyiz nedeni içermeyen bir temyiz başvurusunda, mutlak temyiz nedenlerinin kendiliğinden gözetileceği şeklinde anlaşılamaz. Bu noktada dilekçe yalnızca bir veya birden fazla nispî temyiz nedeni içeriyorsa, bu nedenler kabul edilmese dahi 5271 sayılı CMK'nın 289. maddesinde yer alan mutlak hukuka aykırılık hâllerinden birine dayanarak hükmün bozulması mümkündür. D) Temyiz isteminin süresinde ve geçerli olup olmadığının değerlendirilmesi: a) Özel Dairece ilk derece mahkemesi sıfatıyla gerçekleştirilen ve evrak üzerinden yapılan yargılama neticesinde verilen kararın; Sanığa 24.11.2020 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, Bu karara yönelik olarak sanığın karardan 23.11.2020 tarihinde haricen haberdar olduğunu da belirtmek suretiyle 24.11.2020 tarihli ve süresi içerisinde sunduğu dilekçeyle temyiz kanun yoluna başvurduğu, b) Temyiz dilekçesi içeriğinden; sanığın nedenlerini belirtmek suretiyle kararın bozulmasını talep ettiği, Görülmekle temyiz talebinin süresinde ve geçerli olduğu anlaşılmıştır. II) İDDİA: "Hakimler ve Savcılar Kurulu 2. Dairesinin 25/02/2020 tarih 2020/8 Esas, 2020/176 sayılı kararı ile yukarıda açık kimlik bilgileri yazılı bulunan şüpheliler hakkında atılı suçlardan dolayı Kovuşturma izni verildiği,Bu bağlamda;... eski, .Cumhuriyet Savcısı iken meslekten ihraç edilen ... (.), ... eski, ... Cumhuriyet Savcısı iken meslekten ihraç edilen ... (34287), ... eski, ... Hakimi ilken meslekten ihraç edilen ... (.), ... eski, ... Hakimi iken meslekten ihraç edilen ... (., ... eski, ... Hakimi iken meslekten ihraç edilen ... (.), ... eski, ... Hakimi iken meslekten ihraç edilen ... (40849) ve ... eski Hakimi, Yargıtay Tetkik Hakimi iken meslekten ihraç edilen ...'ın (.)'ın;Kamuoyunda .TV davası olarak bilinen ... 18. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2014/112 (TMK'nın 10. Maddesi ile görevli ... kapatılan 16. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 10/03/2014 tarih ve 2011/14 Esas sayılı kararı ile devredilen) Esas sayılı dosyasında şikayetçi Nedim Şener hakkında yaptıkları işlemler ve verdikleri kararlar ile AİHS'nin 5/3-4 ve 10. maddelerinin (ikna edici ve yeterli olmayan gerekçelerle tutuklama, tutukluluğa etkin itiraz imkanı bulunmaması, uzun tutukluluk süresi ve ifade özgürlüğü) ihlal edildiği gerekçesiyle AİHM'e yaptığı başvurunun (38270/11) hazine aleyhine sonuçlanmasına neden oldukları, Bu bağlamda şüphelilerin soruşturma ve kovuşturma aşamalarında şikayetçi Nedim Şener'in özgürlüğünden yoksun bırakılması sonucunu doğuran işlemlerinin tetkikinde; 1-Cumhuriyet Savcısı (35837) ...'ün: A- 02/03/2011 tarihli yakalama talimatını, B- 03/03/2011 tarihli gözaltı kararını, C- 04/03/2011 tarihli, gözaltı kararına yönelik itirazın reddine karar verilmesi yollu mütalaayı, D- 05/03/2011 tarihli, Nedim Şener'in 'Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma' suçundan tutuklaımasına karar verilmesi istemli sorguya sevk müzekkeresini, E- 11/03/2011 tarihli, tutukluluğa yönelik itirazın reddine karar verilmesi mütalaasını içerir yazıyı, F- 28/03/2011 tarihli, tutukluluğa yönelik itiraz hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi görüşünü havi yazıyı düzenlendiği, 2) Cumhuriyet Savcısı (34287) ...'ın: A- 05/04/2011, 06/06/2011, 19/07/2011 ve 19/08/2011 tarihli, CMK'nın 108. Maddesi uyarınca tutukluluk incelemesi yapılarak ilgilinin tutukluluk halinin devamına karar verilmesi istemli talep yazılarını, B- 08/04/2011, 15/04/2011, 06/05/2011, 18/05/2011, 30/06/2011 ve 16/08/2011 tarihli, tutululuğa yönelik itirazın/tahliye talebinin reddine karar verilmesi mütalaasını içerir müzekkereleri, C- ... Cumhuriyet Başsavcılığının (CMK 250. Madde ile görevli) 26/08/2011 tarih ve 2011/605 esas, 2011/425 sayılı iddianamesini, Tanzim ettiği, 3) Hakim (37952) ...'ın: A- ... 10. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK 250. Madde ile görevli) 04/03/2011 tarih ve 2011/231 değişik ... sayılı, gözaltı kararına yönelen itirazın reddine karar verilmesine dair kararı, B- ... 10. Ceza Ağır Mahkemesinin (CMK 250. Madde ile görevli) 05/03/2011 tarih ve 2011/32 değişik ... sayılı, 'silahlı terör örgütüne üye olmak suçunun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, şüphelinin üzerine atılı suçu işlediği hususunda soruşturma dosyası kapsamına, iletişimin tespiti tutanakları içeriklerine, daha önce iddia olunan Ergenekon soruşturma kapsamında Oda TV'de yapılan aramalarda ele geçirilen belge ve bilgilere göre kuvvetli suç şüphelerinin varlığını gösteren olguların bulunması, şüpheli hakkında adli kontrol hükümlerinin uygulanmasının yetersiz kalacağı ve atılı suçun CMK'nın 100/3. Maddede sayılan katalog suçlardan bulunması' gerekçesiyle adı geçenin tutuklanmasına dair karar verdiği, 4) Hakim (33372) ...'ın, ... 16. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK 250. Madde ile görevli) 2011/14 esas sayılı dosyasının: A- 12/09/2011 tarihli tenzip zaptında, B- 12/10/2011, 02/11/2011 ve 30/11/2011 tarihli tutukluluk durumu inceleme değerlendirme zabıtlarında, 5) Hakim ( 39730) ... ve (40849) ...'nin, ... 16. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK 250. Madde ile görevli) 2011/14 esas sayılı dosyasının: A- 12/09/2011 tarihli tensip zabtında, B- 12/10/2011, 02/11/2011, 30/11/2011, 28/12/2011 tarihli tutukluluk durumu inceleme değerlendirme zabıtlarında, C- 05/01/2012 ve 27/01/2012 tarihli duruşma ara kararlarında, 6) Hakim (39587) ...'nin; ... 16. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK 250. Madde ile görevli) 2011/14 esas sayılı dosyasının: A- 28/12/2011 tarihli tutukluluk durumu inceleme değerlendirme zaptında, B- 05/01/2012 ve 27/01/2012 tarihli duruşma ara kararlarında, İlgilinin tutululuk halinin devamına dair kararlara hükmettikleri, ... 16. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK 250. Madde ile görevli) 2011/14 esas sayılı dosyasında, Başkan (33372) ..., üye Hakimler (39730) ... ve (40849) ...'den müteşekkil heyet tarafından verilen tutukluluk halinin devamına dair kararlarda genel olarak: '... Atılı suçun vasıf ve mahiyeti, aleyhlerindeki mevcut delil durumu, iddianamede gösterilen sevk maddelerinin alt ve üst sınırları, suç ve tutuklama tarihine nazaran kaçma şüphesi devam ettiğinden, delilleri karartma ihtimali bulunduğundan bu nedenlerle koruma tedbirlerinin de uygulanması yeterli olmayacağından, tutuklama sebepleri kalkmadığı' Şeklindeki gerekçelere yer verildiği, Başkan (39587) ..., üye hakimler (39730) ... ve (40849) ...'den müteşekkil heyet tarafından verilen tutukluluk halinin devamına dair kararlarda ise genel olarak: 'Atılı suçların vasıf ve mahiyeti, sanıkların evlerinde ve işyerlerinde yapılan yasal arama sonucu elde edilen döküman, dijital veri ve diğer delillerin içeriği, iletişim tespiti tutanakları, fiziki takip tutanakları ve dosyada mevcut tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde kuvvetli suç şüphesini gösteren olguların bulunması, delillerin henüz toplanmamış olması, sanıklar hakkında isnad edilen suçun CMK'nın 100/3-a maddesinde yer alan suçlardan olması, sanıklar hakkında isnad edilen suçların yasada öngörülen hürriyeti bağlayıcı cezasının alt ve üst sınırları değerlendirildiğinde diğer koruma tedbirlerinin uygulanmasının bu aşamada yeterli olmayacağı, sanıklar ve müdafilerinin dilekçelerinde ileri sürdükleri gerekçeler de dikkate alınarak ve dosyaya sunulan dijital veriler üzerinde sanıklar müdafiilerinin talepleri doğrultusunda haricen aldırılıp sanıklar müdafilerince dosyaya sunulan görüş yazılarının bilirkişi raporu olarak kabul edilemeyeceği gibi görüş yazıları içerikleri ve dosya kapsamın bütün olarak değerlendirildiğinde...' şeklindeki gerekçelere yer verildiği, Sonuç Olarak; Fethullahçı Silahlı Terör Örgütü üyesi olan yukarıda açık kimlik bilgileri yazılı şüphelilerin yapmış oldukları yargısal faaliyetlerinde Anayasaya, Kanuna ve Hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre karar vermedikleri, bağımsızlık ve tarafsızlık ilkeleriyle hiç bir biçimde bağdaşmayacak şekilde FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü yapılanmasının içerisine girerek, örgüt hiyerarşisi ve ideolojik bağlılık duyguları ile anılan silahlı terör örgütünün amaçları doğrultusunda hareket ettikleri,maddi gerçeğin ortaya çıkmasına çalışmadıkları, buna göre tarafsızlık, doğruluk, tutarlılık, ehliyet ve liyakat ilkelerine aykırı davrandıkları anlaşılmakla; 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 89. ve 90. maddeleri uyarınca yukarıda açık kimlik bilgileri yazılı şüphelilerin Yargıtay ilgili Ceza Dairesinde yargılamaları yapılmak üzere haklarında son soruşturmanın açılmasına karar verilmesi" talep edildiği anlaşılmıştır. III) SON SORUŞTURMANIN AÇILMASI KARARI: "... Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/12 Soruşturma 2020/12 Esas 2020/12 sayılı iddianamesi ile: Bu bağlamda; Şüphelilerin öncelikle mensubu oldukları Fethullahçı Silahlı Terör Örgütünün yapısı, işleyişi, amacı noktasında Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulunun 24/08/2016 gün ve 2016/426 Esas sayılı kararında belirtilen tespit ve değerlendirmelere aşağıda yer verilmiştir. ....FETÖ/PDY, yukarıda gösterilen nihai amacın gerçekleştirilebilmesi için Türk Ceza Kanununun ikinci kitap, dördüncü kısım, dördüncü ve beşinci bölümlerde yer alan suçları 'amaç suç' olarak işlemek üzere kurulmuş; hiyerarşik yapıya, sıkı bir disipline, eylemli bir işbirliğine sahip yüzbinlerce kişiden oluşan, yapısı, sahip bulunduğu üye sayısıyla, ... ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli -gerçekleşen eylemlerine göre- silahlı bir terör örgütü olduğu hususunda herhangi bir kuşku bulunmamaktadır. Bu cümleden olarak; ... eski, Bolu Cumhuriyet Savcısı iken meslekten ihraç edilen ... (.), ... eski, ... Cumhuriyet Savcısı iken meslekten ihraç edilen ... (.), ... eski, ... Hakimi ilken meslekten ihraç edilen ... (.), ... eski, ... Hakimi iken meslekten ihraç edilen ... (.), ... eski, ... Hakimi iken meslekten ihraç edilen ... (.), ... eski, ... Hakimi iken meslekten ihraç edilen ... (.) ve ... eski Hakimi, Yargıtay Tetkik Hakimi iken meslekten ihraç edilen ...'ın (33372)'ın; Kamuoyunda Oda TV davası olarak bilinen ... 18. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2014/112 (TMK'nın 10. Maddesi ile görevli ... kapatılan 16. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 10/03/2014 tarih ve 2011/14 Esas sayılı kararı ile devredilen) Esas sayılı dosyasında şikayetçi Nedim ŞENER hakkında yaptıkları işlemler ve verdikleri kararlar ile AİHS'nin 5/3-4 ve 10. maddelerinin (ikna edici ve yeterli olmayan gerekçelerle tutuklama, tutukluluğa etkin itiraz imkanı bulunmaması, uzun tutukluluk süresi ve ifade özgürlüğü) ihlal edildiği gerekçesiyle AİHM'e yaptığı başvurunun (38270/11) hazine aleyhine sonuçlanmasına neden oldukları, Bu bağlamda şüphelilerin soruşturma ve kovuşturma aşamalarında şikayetçi Nedim ŞENER'in özgürlüğünden yoksun bırakılması sonucunu doğuran işlemlerinin tetkikinde; 1-Cumhuriyet Savcısı ( .) ...'ün: A- 02/03/2011 tarihli yakalama talimatını, B- 03/03/2011 tarihli gözaltı kararını, C- 04/03/2011 tarihli, gözaltı kararına yönelik itirazın reddine karar verilmesi yollu mütalaayı, D- 05/03/2011 tarihli, Nedim Şener'in 'Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma' suçundan tutuklaımasına karar verilmesi istemli sorguya sevk müzekkeresini, E- 11/03/2011 tarihli, tutukluluğa yönelik itirazın reddine karar verilmesi mütalaasını içerir yazıyı, F- 28/03/2011 tarihli, tutukluluğa yönelik itiraz hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi görüşünü havi yazıyı düzenlendiği, 2) Cumhuriyet Savcısı (34287) ...'ın: A- 05/04/2011, 06/06/2011, 19/07/2011 ve 19/08/2011 tarihli, CMK'nın 108. Maddesi uyarınca tutukluluk incelemesi yapılarak ilgilinin tutukluluk halinin devamına karar verilmesi istemli talep yazılarını, B- 08/04/2011, 15/04/2011, 06/05/2011,18/05/2011, 30/06/2011 ve 16/08/2011 tarihli, tutululuğa yönelik itirazın/tahliye talebinin reddine karar verilmesi mütalaasını içerir müzekkereleri, C- ... Cumhuriyet Başsavcılığının ( CMK 250. Madde ile görevli) 26/08/2011 tarih ve 2011/605 esas, 2011/425 sayılı iddianamesini, Tanzim ettiği, 3) Hakim (.) ...'ın: A- ... 10. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK 250. Madde ile görevli) 04/03/2011 tarih ve 2011/231 değişik ... sayılı, gözaltı kararına yönelen itirazın reddine karar verilmesine dair kararı, B- ... 10. Ceza Ağır Mahkemesinin (CMK 250. Madde ile görevli) 05/03/2011 tarih ve 2011/32 değişik ... sayılı, 'silahlı terör örgütüne üye olmak suçunun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, şüphelinin üzerine atılı suçu işlediği hususunda soruşturma dosyası kapsamına, iletişimin tespiti tutanakları içeriklerine, daha önce iddia olunan Ergenekon soruşturma kapsamında Oda TV'de yapılan aramalarda ele geçirilen belge ve bilgilere göre kuvvetli suç şüphelerinin varlığını gösteren olguların bulunması, şüpheli hakkında adli kontrol hükümlerinin uygulanmasının yetersiz kalacağı ve atılı suçun CMK'nın 100/3. Maddede sayılan katalog suçlardan bulunması' gerekçesiyle adı geçenin tutuklanmasına dair karar verdiği, 4) Hakim (33372) ...'ın, ... 16. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK 250. Madde ile görevli) 2011/14 esas sayılı dosyasının: A- 12/09/2011 tarihli tenzip zaptında, B- 12/10/2011, 02/11/2011 ve 30/11/2011 tarihli tutukluluk durumu inceleme değerlendirme zabıtlarında, 5) Hakim (39730) ... ve (40849) ...'nin, ... 16. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK 250. Madde ile görevli) 2011/14 esas sayılı dosyasının: A- 12/09/2011 tarihli tensip zabtında, B- 12/10/2011, 02/11/2011, 30/11/2011, 28/12/2011 tarihli tutukluluk durumu inceleme değerlendirme zabıtlarında, C- 05/01/2012 ve 27/01/2012 tarihli duruşma ara kararlarında, 6) Hakim (39587) ...'nin; ... 16. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK 250. Madde ile görevli) 2011/14 esas sayılı dosyasının: A- 28/12/2011 tarihli tutukluluk durumu inceleme değerlendirme zaptında, B- 05/01/2012 ve 27/01/2012 tarihli duruşma ara kararlarında, İlgilinin tutululuk halinin devamına dair kararlara hükmettikleri, ... 16. Ağır Ceza Mahkemesinin ( CMK 250. Madde ile görevli) 2011/14 esas sayılı dosyasında, Başkan (33372) ..., üye Hakimler (39730) ... ve (40849) ...'den müteşekkil heyet tarafından verilen tutukluluk halinin devamına dair kararlarda genel olarak: '... Atılı suçun vasıf ve mahiyeti, aleyhlerindeki mevcut delil durumu, iddianamede gösterilen sevk maddelerinin alt ve üst sınırları, suç ve tutuklama tarihine nazaran kaçma şüphesi devam ettiğinden, delilleri karartma ihtimali bulunduğundan bu nedenlerle koruma tedbirlerinin de uygulanması yeterli olmayacağından, tutuklama sebepleri kalkmadığı' Şeklindeki gerekçelere yer verildiği, Başkan (39587) ..., üye hakimler (39730) ... ve (40849) ...'den müteşekkil heyet tarafından verilen tutukluluk halinin devamına dair kararlarda ise genel olarak:'Atılı suçların vasıf ve mahiyeti, sanıkların evlerinde ve işyerlerinde yapılan yasal arama sonucu elde edilen döküman, dijital veri ve diğer delillerin içeriği, iletişim tespiti tutanakları, fiziki takip tutanakları ve dosyada mevcut tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde kuvvetli suç şüphesini gösteren olguların bulunması, delillerin henüz toplanmamış olması, sanıklar hakkında isnad edilen suçun CMK'nın 100/3-a maddesinde yer alan suçlardan olması, sanıklar hakkında isnad edilen suçların yasada öngörülen hürriyeti bağlayıcı cezasının alt ve üst sınırları değerlendirildiğinde diğer koruma tedbirlerinin uygulanmasının bu aşamada yeterli olmayacağı, sanıklar ve müdafilerinin dilekçelerinde ileri sürdükleri gerekçeler de dikkate alınarak ve dosyaya sunulan dijital veriler üzerinde sanıklar müdafiilerinin talepleri doğrultusunda haricen aldırılıp sanıklar müdafilerince dosyaya sunulan görüş yazılarının bilirkişi raporu olarak kabul edilemeyeceği gibi görüş yazıları içerikleri ve dosya kapsamın bütün olarak değerlendirildiğinde...' şeklindeki gerekçelere yer verildiği, Sonuç Olarak;Fethullahçı Silahlı Terör Örgütü üyesi olan yukarıda açık kimlik bilgileri yazılı şüphelilerin yapmış oldukları yargısal faaliyetlerinde Anayasaya, Kanuna ve Hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre karar vermedikleri, bağımsızlık ve tarafsızlık ilkeleriyle hiç bir biçimde bağdaşmayacak şekilde FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü yapılanmasının içerisine girerek, örgüt hiyerarşisi ve ideolojik bağlılık duyguları ile anılan silahlı terör örgütünün amaçları doğrultusunda hareket ettikleri,maddi gerçeğin ortaya çıkmasına çalışmadıkları, buna göre tarafsızlık, doğruluk, tutarlılık, ehliyet ve liyakat ilkelerine aykırı davrandıkları anlaşılmakla; 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 89. ve 90. maddeleri uyarınca yukarıda açık kimlik bilgileri yazılı şüphelilerin Yargıtay ilgili Ceza Dairesinde yargılamaları yapılmak üzere haklarında son soruşturmanın açılmasına karar verilmesi kamu adına talep ve iddia olunur.' şeklinde dosya mahkememize tevzi edilmiştir.