Yargıtay 21. Hukuk Dairesi · E. 2021/434 · K. 2022/1597
Hukuk Genel Kurulu 2021/434 E. , 2022/1597 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi 1. Taraflar arasındaki "Maddi ve manevi tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İstanbul Anadolu 15. İş Mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karar davalı Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi (TEİAŞ) vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. 2. Direnme kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi: 4. Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkili ...’un davalı ...’a ait işyerinde 2009 yılı Eylül ayından itibaren teknik servis görevlisi olarak çalıştığını, Digitürk kurulumu için 04.12.2009 tarihinde ... Yay isimli arkadaşı ile birlikte görevlendirildiği iki katlı binanın çatısına çıkıp yerleştirdiği çanak anteninin zemin kata attığı kablosunun yüksek gerilim hattına çarpması sonucu çıkan yangın ve meydana gelen patlamada büyük bir alev topunun içinde kalarak yan balkona fırladığını, elinin ve yüzünün yandığını, yirmiyedi gün yoğun bakımda kaldığını, plastik cerrahi ameliyatlar geçirdiğini ancak doktorlar tarafından yara izlerinin kalıcı olduğunun bildirildiğini, iş kazasının meydana gelmesinde davalı işverenin kusurlu olduğunu, bu olay nedeniyle gerek davacının gerekse eşi, anne-babası ve kardeşleri olan diğer davacıların maddi ve manevi olarak zarara uğradıklarını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacı ... için 100TL maddi, 50.000TL manevi, davacılar ..., ... ve ... için 50.000’er TL ve ... ve ... için 30.000’er TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep etmiş; 22.04.2013 harç tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat miktarını 68.413,10TL’ye yükseltmiştir. Davacı ... yönünden 78.587,91TL daha maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte hüküm altına alınması istemiyle İstanbul Anadolu 8. İş Mahkemesinde açılan ve eldeki dava ile birleştirilen 2017/447 E., 2017/185 K. sayılı davaya konu tutar ile birlikte toplam talep edilen maddi tazminat miktarı 147.001,01TL olmuştur. Davalı Cevabı: 5. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; öncelikle davanın zaman aşımına uğradığını, öte yandan manevi tazminatta fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasının mümkün olmadığını, kazanın davacının dikkatsizce attığı kablonun yüksek gerilim hattına takılması sonucu meydana geldiğini, tazminat taleplerinin fahiş olduğunu, ..., ... ... ve ...’un aktif dava ehliyetlerinin bulunmadığını, tüm iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınmış olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. 6. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin asıl işveren olmadığını, bir an için müvekkilinin sorumlu olduğu kabul edilse bile davanın zaman aşımına uğradığını, olayın meydana gelmesinde müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, davacının kusuru sonucu meydana gelen kazada illiyet bağının kesildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemenin Birinci Kararı: 7. İstanbul Anadolu 15. İş Mahkemesinin 28.05.2013 tarihli ve 2013/716 E., 2013/335 K. sayılı kararı ile; bilirkişi kurulu raporunda davacının %30, davalı ...’ın %70 oranında kusurlu oldukları, davalı ...’ın kusursuz olduğu yönünde görüş bildirildiği, davacının geçirdiği iş kazasında %37 oranında malul kalacak şekilde yanarak yaralandığı, hesap bilirkişi raporunun yeterli olduğu, öte yandan kusursuz olduğu tespit edilen davalı ... hakkındaki davanın reddedilmesi gerekmekle birlikte kısa kararda ayrım yapılmadan davanın kabulüne karar verildiği ve kısa kararın değiştirilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacı ... için 68.413,10TL maddi ve 50.000TL manevi; davacı eş için 20.000TL; davacı anne ve baba için 10.000’er TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline, kardeş olan davacılar yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Özel Dairenin Birinci Bozma Kararı: 8. İstanbul Anadolu 15. İş Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. 9. Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 18.11.2013 tarihli ve 2013/13939 E., 2013/21073 K. sayılı kararı ile; "...Somut olayda, davacı sigortalı işçi; davalı işveren ...'e ait kablolu TV kurulumu ile uğraşan işyerinde servis elemanı olarak çalıştığı sırada, çanak anteni yerleştirmek için iki katlı binanın çatısına çıkmış olup, antenden uzanan kabloları aşağıya bıraktığında, söz konusu kabloların aşağıdan geçmekte olan yüksek gerilim hattına temas etmesi üzerine meydana gelen patlama sonucu sıçrayan alevler ile davacının, vücudunda ve yüzünde kalıcı yanıklar oluşacak şekilde yaralandığı anlaşılmıştır. Söz konusu olayda, davalı işveren ... ile davalı ... arasında davalı ...'ın ihale makamı veyahut üst işveren olarak tanımlandığı bir sözleşme bulunmadığı halde; mahkemece itibar edilen kusur raporunda, böyle bir sözleşme varmış gibi değerlendirme yapılarak, davalı ...'ın ihale makamı olarak kusursuz olduğu belirtilmiştir. Yine somut olayın niteliği itibari ile kusur raporunu düzenleyen bilirkişi heyeti içerisinde işçi sağlığı ve iş güvenliği uzmanı olan elektrik mühendisi bilirkişi bulunmaması ve heyetin üç bilirkişiden oluşmaması da dikkate alındığında; söz konusu kusur raporunun hükme dayanak alınacak nitelikte olmadığı anlaşılmaktadır. Bu haliyle, mahkemece yetersiz bilirkişi raporuna itibar edilerek karar verilmesi isabetsizdir. Yapılacak iş, davacı sigortalı ...'in iş ve yetkileri ile mesai süreleri de göz önüne alınarak İş Kanunu'nun 77. maddesi ve tüzük hükümleri kapsamında tamamı işçi sağlığı ve iş güvenliği uzmanı elektrik mühendisi bilirkişilerden oluşturulacak 3 kişilik bilirkişi heyetinden yeniden kusur raporu alındıktan sonra, tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonuca göre karar verilmesinden ibarettir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, yetersiz bilirkişi raporu dikkate alınarak hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde davalı işveren ... vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır….” gerekçesiyle davalılar vekillerinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığı belirtilerek karar bozulmuştur. Mahkemenin İkinci Kararı: 10. İstanbul Anadolu 15. İş Mahkemesinin 15.10.2014 tarihli ve 2014/73 E., 2014/565 K. sayılı kararı ile bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucu; bozma kararı doğrultusunda mahallinde keşif yapılarak bilirkişi kurulundan rapor alındığı, raporda davalı ...’ın kusurlu olmadığı tespit edildiğinden davalı TEAİŞ hakkındaki davanın kusur yokluğu ve ihale makamı olmaması nedeniyle reddi gerektiği gerekçesiyle davacı ... için 68.413,10TL maddi, 50.00TL manevi; davacı eş için 20.000TL, davacı anne ve baba için ayrı ayrı 10.000TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...’dan tahsiline, kardeş olan davacıların açtığı davanın ve davalı ... hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir. Özel Dairenin İkinci Bozma Kararı: 11. İstanbul Anadolu 15. İş Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı süresi içinde davacılar ve davalı ... vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. 12. Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 17.02.2015 tarihli ve 2014/26527 E., 2015/2738 K. sayılı kararı ile; “…Bunun üzerine bozma ilamına uyan mahkeme, 07/05/2014 tarihinde keşif icra etmiş olup, keşif sonrası tamamı işçi sağlığı ve iş güvenliği uzmanı olan üç elektrik mühendisi bilirkişiden oluşturulan heyetçe düzenlenen "tarihsiz" kusur raporunda, davacı sigortalıya %30; davalı işveren ...'e %70 kusur atfedilirken; davalı ... yönünden ise "yüksek gerilim hattının çalışma yapılan binaya yakın olması ile ilgili risklerin kusurlandırılmasının iş hukukunun kapsamı içinde olmadığı, üst işveren ve ihale makamı da olmayan davalı ...'ın olayla ilgisi açısından değerlendirme yapılmayacağı" belirtilerek, davalı ...'ın üçüncü kişi olarak kusur durumunun bozma ilamına rağmen irdelenmediği tespit edilmiş olup, davalı işveren ... vekili ve davacılar vekilinin itirazlarına rağmen mahkemesince başkaca kusur raporu aldırılmaksızın mevcut kusur oranlarına göre hüküm tesis edildiği anlaşılmıştır. İş kazalarında olay, İş Hukuku ve sosyal güvenlik ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmeye tabi tutulmalıdır. İşverenin iş kazası sonucu meydana gelen zarar nedeniyle hukuki sorumluluğu yasa ve içtihatlarla belirlenmiş olan ayrık haller dışında ilke olarak iş aktinden ... işçiyi gözetme (koruma) borcuna aykırılıktan kaynaklanan kusura dayalı sorumluluktur. İnsan yaşamının kutsallığı çerçevesinde işverenin işçilerin sağlığını ve güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu İş Kanunu'nun 77. maddesinin açık buyruğudur. İş kazasından ... tazminat davalarının özelliği gereği, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasanını 4 ve devamı maddeleri ile bu kanuna dayanılarak çıkarılan yönetmelik hükümleri göz önünde tutularak ve özellikle işverenin niteliğine göre, işyerinde uygulanması gereken İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü'nün ilgili maddelerini incelemek suretiyle, işverenin işyerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelenmek suretiyle kusurun aidiyeti ve oranı hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde belirlenmelidir. (Hukuk Genel Kurulunun 16.06.2004 gün ve 2004/21-365 E.-369 K.sayılı kararı da aynı yöndedir ) Somut olayda, davacı sigortalı işçi; davalı işveren ...'e ait kablolu TV kurulumu ile uğraşan işyerinde servis elemanı olarak çalıştığı sırada, çanak anteni yerleştirmek için iki katlı binanın çatısına çıkmış olup, antenden uzanan kabloları aşağıya bıraktığında, sözkonusu kabloların aşağıdan geçmekte olan yüksek gerilim hattına temas etmesi üzerine meydana gelen patlama sonucu sıçrayan alevler ile davacının, vücudunda ve yüzünde kalıcı yanıklar oluşacak şekilde yaralandığı anlaşılmıştır. Sözkonusu olayda, ihale makamı veya üst işveren olmayıp, üçüncü kişi durumunda olan davalı ...'nün kusur durumunun irdelenmesi amacıyla, somut olayın niteliği itibari ile tamamı işçi sağlığı ve iş güvenliği uzmanı olan üç elektrik mühendisi bilirkişiden oluşacak bilirkişi heyetinden kusur raporu alınması gerektiği gözetilmeksizin, davalı ...'ın olayda, üçüncü kişi durumunda olup, iş hukuku bakımından kusur durumunun değerlendirilmeyeceğine ilişkin kanaat bildirilen "tarihsiz" heyet raporuna göre hüküm kurularak, bozma ilamının gereğinin yerine getirilmemesi isabetsiz olmuştur. Yapılacak iş, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasanını 4 ve devamı maddeleri ile bu kanuna dayanılarak çıkarılan yönetmelik hükümleri göz önünde tutularak tamamı işçi sağlığı ve iş güvenliği uzmanı elektrik mühendisi bilirkişilerden oluşturulacak 3 kişilik bilirkişi heyetinden, olayın niteliği gereği, olayda üçüncü kişi konumunda bulunan davalı ...'ın da kusur durumunun irdelenmesi gerektiği dikkate alınarak, yeniden kusur raporu alındıktan sonra, tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonuca göre karar verilmesinden ibarettir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, yetersiz bilirkişi raporu dikkate alınarak hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir O halde davacılar vekili ve davalı ... vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır…” gerekçesiyle davacılar ve davalı ... vekillerinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığı belirtilerek karar bozulmuştur. Mahkemenin Üçüncü Kararı: 13. İstanbul Anadolu 15. İş Mahkemesinin 31.10.2017 tarihli ve 2015/226 E., 2017/387 K. sayılı kararı ile bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucu; bozma kararı doğrultusunda bilirkişi kurulundan rapor alındığı, 13.06.2016 tarihli bu rapora göre 3. kişi konumundaki davalı ...’ın kazanın meydana gelmesinde %20, davacının %10, davalı ...’ın %50 ve dava dışı İstanbul Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğünün 3. kişi olarak %20 oranında kusurlu olduklarının belirtildiği, kusur oranlarına göre alınan 12.07.2017 tarihli ek hesap raporunda davacı ...’un talep edebileceği maddi tazminat 154.882,58TL olarak hesaplanmakla birlikte ek davadaki talep dikkate alınarak karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı ... için 147.001,01TL maddi, 50.000TL manevi, davacı eş için 20.000TL manevi, davacı anne ve baba için ayrı ayrı 7.500TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, kardeş olan davacıların davasının reddine karar verilmiştir. Özel Dairenin Üçüncü Bozma Kararı: 14. İstanbul Anadolu 15. İş Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı süresi içinde davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. 15. Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 03.04.2019 tarihli ve 2018/1025 E., 2019/2462 K. sayılı kararı ile; "...Dosya kapsamından, iş kazası sonucunda kazalıda oluşan sürekli iş göremezlik oranının %37,00 olduğu ve hükme esas alınan bilirkişi kusur raporunda kazanın meydana gelişinde davacı kazalının %10, davalı ...'in %50, davalı ...'ın %20, dava dışı belediyenin ise %20 kusurlu oldukları yönünde görüş bildirildiği anlaşılmaktadır. Kaza tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 41. maddesi ile sonradan yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesine göre "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür”. Bu hüküm dikkate alındığında kusur sorumluluğu olarak tanımlanan haksız fiil sorumluluğunun kurucu unsurları; fiil, zarar, illiyet bağı, kusur ve hukuka aykırılıktır. Haksız bir eylemin tazminat sorumluluğu doğurabilmesi için kusurlu ve hukuka aykırı bir fiil sonucunda zarar doğması, zarar ile fiil arasında da illiyet bağı bulunması gereklidir. Hükme esas alınan bilirkişi kusur raporunda, davacı kazalıya karşı 3. kişi konumunda bulunan davalı ...'a kusur verilme nedenleri somut olayın oluşuna uygun olmayıp, dosya kapsamına göre davalı ...'a yüklenecek bir kusur bulunmamaktadır. Bu nedenle davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, sorumluluğu yoluna gidilmesi isabetsiz olmuştur. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davalı ...'ın bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır…” gerekçesiyle karar bozulmuştur. Direnme Kararı: 16. İstanbul Anadolu 15. İş Mahkemesinin 25.10.2019 tarihli ve 2019/181 E., 2019/459 K. sayılı kararı ile; kazanın meydana geldiği binanın 3194 sayılı İmar Kanunu’na aykırı davranılarak enerji nakil hattı emniyet mesafesi içinde kalacak şekilde ve gecekondu olarak sonradan kaçak yapıldığı, yüksek gerilim hattına yeterli emniyet mesafesi bulunmayan kaçak binanın çatısında gerekli güvenlik önlemleri alınmadan ve nezaretçi bulundurulmadan yapılan televizyon anteni montajı sırasında davacının kabloyu çatıdan aşağı attığı sırada meydana gelen kazada davalı ...’ın enerji nakil hatlarının denetim ve kontrolü sırasında emniyet mesafeleri içerisine yapılan kaçak binaları ilgili belediyeye zamanında bildirip gerekirse binaları kamulaştırıp yıkım kararı aldırmaması nedeni ile sorumluluğunun bulunduğu, bu davalının kusurlu ve hukuka aykırı fiili sonucu zarar meydana geldiği, zarar ile fiil arasında illiyet bağı bulunduğu belirtilerek önceki gerekçe de tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir. Direnme Kararının Temyizi: 17. Direnme kararı süresi içinde davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.