IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemenin 26.04.2013 tarih ve 2010/27 Esas, 2013/108 Karar ... kararı, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
2. Temyiz incelemesi neticesinde, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 04.12.2017 tarih ve 2015/15750 Esas, 2017/8452 Karar ... ilamıyla; " ilk derece mahkemesi tarafından yapılan araştırma ve incelemenin yeterli olmadığı belirtilerek, dava konusu taşınmazlara komşu olan tüm taşınmazların kadastro tutanakları, varsa tespite dayanak belgeler ve kadastro sonucu oluşan tapu kayıtlarının onaylı örneklerinin ilgili yerlerden getirtilmesi, davacıların dayandıkları tapu kayıtlarının revizyon görüp görmedikleri sorulup revizyon görmüşlerse revizyon gördükleri taşınmazların tespit tutanakları ile dava konusu taşınmazların tespit tarihinden 15 - 20 - 25 yıl öncesine ait hava fotoğraflarının getirtilip dosyanın ikmal edilmesinden sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisi, teknik bilirkişi ve üç kişilik ziraatçi bilirkişi kurulunun katılımıyla, taşınmazların çayır olduğu belirtildiğinden buna uygun dönemde ve iklim koşullarında yeniden keşif yapılması ve bu keşifte, öncelikle davacı yanın tutunduğu tapu kaydının yöntemince uygulanarak kapsamının 3402 ... Kadastro Kanunu'nun (3402 ... Kanun) 20 nci maddesi gereğince varsa haritasına göre belirlenmesi, tapu kaydının haritasının bulunmaması veya uygulama kabiliyetinin olmaması durumunda ise, hudutlarının yerel bilirkişilerce zeminde tek tek gösterilmesinin istenilmesi, bilirkişilerin gösteremediği sınırların tespiti için davacı tarafa tanık dinletme imkanının sağlanması; fen bilirkişisine, uygulanan tapu kaydının kapsadığı alanı gösterir ve keşfi takibe imkan verir ayrıntılı rapor düzenlettirilmesi; çekişmeli taşınmazın tapu kaydı kapsamı dışında kaldığının anlaşılması halinde usulünce zilyetlik araştırması yapılması, bu kapsamda, yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın kime ait olduğunun, öncesinde kim tarafından ne kadar süre ile kullanıldığının, kimden kime ne şekilde intikal ettiğinin, zilyetliğin sürdürülüş biçiminin, etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılması, yerel bilirkişi ve tanık sözleri arasında doğabilecek çelişkilerin gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle yöntemince giderilmesi, yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin, komşu taşınmazların kadastro tutanakları ve varsa dayanaklarını oluşturan kayıtlarla denetlenmesi; fen bilirkişisinden, keşfi takibe elverişli krokili rapor alınması; ziraatçi bilirkişi kurulundan, dava konusu taşınmazların toprak yapısı ve niteliğini, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini, taşınmaz üzerindeki bitki örtüsünü bildirir, komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi ve taşınmazların değişik yönlerden çekilmiş ve etrafı işaretlenmiş fotoğraflarını da içerir ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınması; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinden, hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelenmesi neticesinde taşınmazların sınırlarını ve niteliğini, taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şekline ve süresini belirtir şekilde rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi " gereğine değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozma ilamına Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesi tarafından bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla, tapu kaydı uygulaması yönünden, davacı tarafın dayandığı tapu kayıtlarının hudutlarının yerel bilirkişilerce zeminde tek tek gösterilmesinin istenildiği, ancak okunan üç sınırın ikisinin 23 nolu parsele uyduğu, bir sınırının ise 28 nolu parsele uyduğu, bir tapu kaydının dava konusu yere ait olması için en az üç hudut itibari ile dava konusu yere uyması gerektiği bu nedenle, çekişmeli taşınmazların tapu kaydı kapsamı dışında kaldığı, zilyetlik araştırması yönünden ise; mahallinde dinlenen bilirkişilerin beyanlarına göre, taşınmazların, davacıların dedeleri ...' ye, dedelerinin vefatından sonra ise çocukları ... ve ...'ya intikal ettiği ve bu kişilerinde vefatından sonra çocukları tarafından eski yıllarda arpa ekilerek, arpaya olan ihtiyacın bitmesi nedeniyle sonraki yıllarda (son 30 yıldır) da çayırlık olarak ot biçmek suretiyle kullanıldığı, zilyetliklerinin bu şekilde kesintisiz olarak devam ettiği, jeodezi ve fotogrametri mühendis bilirkişilerinin raporlarında, eski tarihli hava fotoğrafları üzerinde yapılan inceleme sonucunda 143 ada 23 ve 28 nolu parseller üzerinde orman varlığının söz konusu olmadığı, dava konusu taşınmazların üzerinde zirai bir faaliyetin olduğu, buna bağlı olarak zilyetlikten söz edilebileceğinin belirtildiği, ziraat mühendisleri bilirkişilerinin raporlarında, 143 ada 23 ve 28 numaralı parsellerin uzun zaman öncesinde insan eliyle taşlardan arındırıldığı, keşif sırasında belirtilen taşınmaz sınırlarının uzun yıllar boyunca işlenmemesine rağmen daha önce tarım yapıldığının belirgin şekilde görüldüğü, arazinin eğimli olması dolayısıyla taraçalar haline getirildiği ve bu şekilde tarımsal amaçlı kullanıldığına dair emareler mevcut olduğu, dava konusu arazinin kadimden beri aynı vasıf ve nitelikte olduğu, çayır - tarla tarımı yapıldığını gösteren fiziki yapıya ve gözlemsel değerlere sahip olduğu, kadimden beri kullanılan tarım arazileri oldukları, bu haliyle taşınmazlar üzerinde davacı taraf lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu, birleşen dosya yönünden ise, temyiz yasa yoluna başvurulmadığından bu dosyanın kesinleştiği gerekçesiyle, birleşen dosya hakkında yeniden karar verilmesine yer olmadığına, asıl dosya yönünden ise davanın kabulü ile 143 ada 23 ve 28 parsel numaralı taşınmazlar hakkındaki 02.09.2009 tarihli kadastro komisyon kararının iptaline, taşınmazların kadastro tutanağındaki vasıf ve yüzölçümü ile hüküm yerinde gösterilen kişiler adına paylı olarak tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.