Yargıtay 9. Hukuk Dairesi · E. 2021/4807 · K. 2021/9092
9. Hukuk Dairesi 2021/4807 E. , 2021/9092 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi ... Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen karar, duruşmalı olarak süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiş ise de; işin mahiyeti itibariyle duruşma isteminin reddine, incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verilmiş olmakla; dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili, müvekkilinin 2003 yılı Kasım ayında davalı tarafa ait eczanede, eczane teknisyeni (eczacı kalfası) olarak çalışmaya başladığını, 2011 yılı Ekim ayında iş akdinin hiç bir kanuni sebep gösterilmeden davalı tarafından keyfi olarak feshedildiğini, en son maaşının net 1.500,00 TL olduğunu, 09:00-19:30 saatleri arasında çalışıp her ay iki ya da üç defa eczanenin nöbetçi olduğu tatil gülerinde de aralıksız olarak bir gün boyunca işyerinde çalıştığını, eczanenin nöbetçi olduğu dini ve milli bayramlarda da davacının 1 gün boyunca aralıksız çalıştığını, bu çalışma sonrasında da ertesi gün normal mesaisine devam ettiğini, bu çalışmalarının karşılığının işveren tarafından ödenmediğini, bu çalışma temposunda davacıya yıllık ücretli izinlerinin kullandırılmayıp ücretlerinin de verilmediğini, davalı tarafından haksız ve kötü niyetli fesih neticesinde mağdur olduğunu iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, kötü niyet tazminatı yıllık ücretli izin ve ücret alacaklarının tahsilini talep etmiştir. Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili, müvekkilinin sağlık sebepleri ile eczacılığı bırakması üzerine davacının babası ... 'in eczacılık diplomasını kiraladığını, davacının babasının da kızını eşini ve dostunu sosyal güvenlik kapsamında çalışan olarak bildirdiğini, davacının iş akdinin keyfi değil davacının babasının müvekkilini dolandırması, zarar vermesi üzerine azil edilerek eczanenin tekrar geri almasına dayandığını, davacının gerçekte babasının resmi olarak davalı müvekkilin işyerinde çalıştı gösterildiğini, davacının babasıyla yaşanan sorunlar nedeniyle durumu şahsileştirdiğini, davacının haksız kazanç peşine düşerek haksız davayı açtığını, davacı ile müvekkil arasında hizmet akdinin olduğu kabul edilse dahi ticari olarak babasının işlettiği bir işyerinde davacının yıllık ücretli izinleri kullanamaması ve fazla mesai yapmasının gerçeğe aykırı olduğunu, davacının babasının işyerine gelip gittiği için gerçek ve fiili bir çalışmasının bulunmadığını, davacının taleplerinin yerinde olması halinde bile zaman aşımına uğradığını, davacının ileri sürdüğü ücrete çalışma süresine ve tazminat taleplerinin yerinde olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir. Mahkeme Kararının Özeti: Mahkeme bozma ilamına uyarak, davalının babası olan dava dışı...'in dosyamız davalısına ait eczanedeki çalışmasından kaynaklanan işçilik alacaklarından dolayı işveren olarak dosyamız davalısına karşı açtığı davanın ... Anadolu 2. İş Mahkemesi'nde 2012/1251 esas-2016/775 karar sayılı ilamı ile 15.12.2016 tarihinde "davacının 2012 yılı sonuna kadar davalıya ait eczaneyi işveren sıfatı ile işlettiği anlaşılmakla davacı ve davalı arasındaki ilişkinin hizmet akdine dayanmadığı, taraflar arasında işçi işveren ilişkisinin bulunmadığı" gerekçesiyle reddolunduğu, ... Bölge Adliye Mahkemesi 31. H.D.'nin 2017/426 esas-2017/254 karar sayılı ilamı ile "görev hususu çözülmeden işin esasına geçilemeyeceği" gerekçesi ile görevsizlik kararı vermek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine iade edilmesine kesin olarak karar verildiği, dosyanın görevsizlikle geldiği ... Anadolu 25.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/293 esas-2018/85 karar sayılı ilamı ile, "davacı...'in eczaneyi kendi nam ve hesabına işlettiği" gerekçesi ile reddolunduğu, kararın istinaf incelemesinden geçerek Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2020/3227 esas-2020/4389 karar sayılı ilamı ile onanmasına kesin olarak 17.09.2020 tarihinde karar verildiği, davalı her ne kadar davalının iş yerinde Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarına göre çalışan olarak görünse de yazılı belgenin aksi ancak yazılı belge ile ispat edileceğinden, yukarıda künyeleri paylaşılan kararlardan da anlaşılacağı üzere söz konusu eczaneyi davalının değil davacının babasının işlettiği kesinleşmiş yargı kararı ile sabit olduğundan, bu durumda taraflar arasında kurulmuş bir hizmet akdinden bahsedilemeyeceğinden ve görev konusunun kamu düzeninden olup her aşamada değerlendirilebileceğinden Mahkemenin görevsiz olduğu gerekçesiyle “4857 sayılı Kanunun 4/1-e , 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c madde ve fıkrası yollaması ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu 115/2 Maddesi uyarınca davanın usulden Reddi ile Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, görevli mahkemenin ... Anadolu Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna,” karar verilmiştir. Temyiz: Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. Gerekçe: Somut uyuşmazlıkta, mahkemenin görevli olup olmadığı, bozma sonrası verilen görevsizlik kararının usulî müktesep hakkı ihlal edip etmediği hususlarının açıklığa kavuşturulması gereklidir. Mahkemenin ilk kararı Dairemizin 07/02/2017 tarihli ilamıyla, mahkeme kararının gerekçesiz olmasının yanında, hüküm sonucunda alacak kalemlerinin net mi brüt mü olduğunun, ayrıca faiz başlangıç tarihlerinin açıkça gösterilmemesi, ıslaha karşı zamanaşımını değerlendirmeden karar verilmesi, hesap raporunda hükmedilen fazla çalışma, izin ve genel tatil alacaklarından nete çevrilirken Sosyal Güvenlik Kurumu ve işsizlik primlerinin düşülmemesi gerekçesiyle bozulmuştur. Temyiz duruşma istemli talep edilmiş, bu safhada davalı vekili gerek yazılı dilekçesinde de gerekse şifahi olarak eczaneyi davalının babasının işlettiği, müvekkilinin fiilen çalışmadığı ve davacı ile iş ilişkisinin bulunmadığını ileri sürerek Mahkemenin görevsizliğini savunmuştur. Öyle ki, temyize konu görevsizlik kararının dayanağı olan ve davalı ile dava dışı babası arasında görülen dava, bozmadan önce dosyaya yansıyan bilgi ve belgeler arasında yer almıştır. Buna karşın, Mahkemenin ilk kararı görevsizlik nedeniyle bozulmamıştır. Zira, 6197 sayılı Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanuna göre; eczane açmak ve işletmek ile ecza deposu mesul müdürlüğü yapmak için eczacı olmak şart koşulmuş, muvazaalı olarak eczane açıldığının tespiti hâlinde, ruhsatnamenin iptal edileceği ve eczacının beş yıl süreyle eczane açamayacağı öngörülmüştür. Dolayısıyla eczacı olan ve eczane açıp işletme yetkisine münhasıran sahip olan davalının, bu yetkisini ve sorumluluklarını başka birine devretmesi yasal olarak mümkün olmadığı gibi yasaya aykırı bir olay ve olguya dayanan davalı, lehine bir sonuç bahşetmenin de hakkaniyete ve adalete uygun olmayacağı da açıktır. Ayrıca Mahkemenin kabulünde olduğu gibi resmî kayıtlara göre de davalının işveren olarak göründüğü sabittir. Her ne kadar temyize konu kararda görevsizliğin her aşamada re'sen dikkate alınacağı ve kayıtlar karşısında kesinleşmiş yargı kararının bulunduğuna dayanarak davanın usul yönünden reddine karar verilmiş ise de; Mahkemenin dayandığı olgu ve olaylar temyize konu edilmiş, dosyaya yansımış olmasına rağmen yukarıda değinilen gerekçelerle ilk karar görevsizlik nedeniyle bozulmamıştır. Ayrıca kesinleşmiş yargı kararıyla davalının işlettiği eczaneyi fiilen dava dışı davalının babasının işlettiği sabit ise de, bu olgu dava dışı davalının babasının yanında davalının da sorumluluğu cihetine gidilmesine mani değildir. Nitekim, bu sonuç “kimse kendi kusurundan faydalanamaz” ilkesinin, kişinin kendi muvazaasına dayanarak hak elde edemeyeceği kuralının da bir gereğidir. Velhasıl, somut olayın özelliğinden kaynaklı olarak Mahkemece bozma sonrası verilen görevsizlik kararı hukuken isabetsizdir. Bu durumda Mahkemece yapılacak iş, ilk bozma kararı da nazar-ı dikkate alınarak uyuşmazlığın esasına girilip çözüme kavuşturulmasından ibarettir. Yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde verilen karar, tekrar bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ:Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 18.05.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.