Yargıtay 1. Hukuk Dairesi · E. 2021/6220 · K. 2023/2617
1. Hukuk Dairesi 2021/6220 E. , 2023/2617 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi İLK DERECE MAHKEMESİ : Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar, ... ili, ... ilçesi, ... köyü sınırları içinde bulunan ve kadastro tespiti ile kendi adlarına kayıtlı olan 128 ada 2 parsel sayılı taşınmazın bir kısmının davalı adına kayıtlı 128 ada 4 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kaldığını, kadastro çalışması sırasında taşınmazlar arasındaki sınırın zeminde mevcut olan sınırdan farklı şekilde ölçülüp tespit edildiğini ileri sürerek davalı adına olan taşınmazın tapu kaydının iptali ile kendilerine ait taşınmaza eklenmek suretiyle tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
II. CEVAP
Davalı, 1986 yılında babası İsmail Kurban'ın öldüğünü, aynı yıl içinde taşınmazları davacılar ile böldüklerini, kendi payına düşen yerin sınırını ağaç kazık ve tahta ile belirlediğini, taşınmazları böldükten sonra kendi aralarında anlaşma senedi imzaladıklarını, bu senede göre kim anlaşmayı bozarsa 15.000,00 TL tazminat ödeyeceğinin kararlaştırıldığını, anılan senedi küçük kardeşleri davalı ...'ya verdiklerini fakat ...'nın senedin kaybolduğunu söylediğini, kendisinin evinin bulunduğu taşınmaz bölümünü ise 1975 yılında muhtar satış senedi ile dava dışı Fatma Karaca ve oğlu İsmail Karaca'dan satın aldığını, kadastro çalışmaları sırasında kendisine ait olan taşınmaz bölümlerinin 128 ada 4 parsel olarak adına tescil edildiğini belirtip davanın reddini savunmuştur.