V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen ek kararına karşı süresi içinde ... ile ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Nedenleri
Bir kısım davalılar vekili temyiz dilekçesinde; Tebligatların usulsüz olduğunu, taraflara tebliğ edilmeyen kararın usulsüz ve hatalı olarak kesinleştirildiğini, bu hali ile hükmün infazının da mümkün olmadığını, ek karar ile yeniden tebliğ talepleri reddedilerek savunma haklarının kısıtlandığını, esas yönden ise kararı kabul etmediklerini, keşif yapılmadan, taşınmaz değeri tespit edilip harç tamamlanmadan karar verildiğini, taşınmazın Hazine ile ilgisinin olmadığını, uzun yıllardır davalıların zilyetliğinde olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, Kadastro Kanunu'nun 18.maddesine dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
Hemen belirtilmelidir ki; taraf teşkili kamu düzeni ile ilgili olup, anılan hususun yargılamanın her aşamasında temyiz edenin sıfatına bakılmaksızın kendiliğinden ve öncelikle dikkate alınması gerektiği açıktır.
Yargılamanın hukuka uygun ve sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunmanın özgürce ileri sürülebilmesi ve delillerin eksiksiz olarak toplanıp tartışılabilmesi, öncelikle tarafların yargılamadan haberdar edilmeleri ile olanaklıdır. Hasımsız davalar hariç olmak üzere, dava dilekçesi ile duruşma gün ve saati karşı tarafa tebliğ edilmeden ve taraf teşkili sağlanmadan davaya bakılamaz ve yargılama yapılamaz.
Davanın tarafları ile vekillerinin davaya ilişkin işlemleri öğrenebilmesi için, tebligatın usulüne uygun olarak yapılması, duruşma gün ve saatinin kendilerine bildirilmesi gerekmektedir. Duruşma günü ile tebligatın yapıldığı tarih arasında makul bir süre olmalıdır. Aksi takdirde tarafların hukuksal hakları kısıtlanmış olur.
Yargılama sırasında yapılan tebliğlerle ilgili tebliğ mazbatalarının ve ilgili diğer belgelerin dosyaya konulması gerekir. 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve bu Kanunun uygulanması için çıkarılan Yönetmelik hükümleri tamamen şeklidir ve titizlikle uygulanması gerekir. Bir davada yapılan tebligatların usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığını hâkim kendiliğinden denetlemelidir.
Öte yandan; yetkili makamlar tarafından bir takım hukukî işlemlerin, bunların hukukî sonuçlarından etkilenmeleri amaçlanan kimselere kanuna uygun şekilde bildirimi ve bu bildirimin de usulünce yapıldığının belgelenmesi olarak tanımlanan tebligat, Anayasa ile güvence altına alınan iddia ve savunma hakkının, daha da özelde hukukî dinlenilme hakkının tam olarak kullanılması ve bu suretle adil bir yargılamanın yapılmasını sağlayan çok önemli bir araçtır.
Mahkeme iki tarafa eşit şekilde hukukî dinlenilme hakkı tanıyarak hükmünü vermelidir. Taraflara hukukî dinlenilme hakkı verilmesi Anayasal bir haktır. 1982 Anayasası'nın 36. maddesine göre teminat altına alınan iddia ve savunma hakkı ile adil yargılanma hakkı, hukukî dinlenilme hakkını da içermektedir. Yine İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi'nde de hukukî dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın hâkime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir. Ancak, hukukî dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27. maddesinde: "(I) Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. (2) Bu hak; a) Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, b) Açıklama ve ispat hakkını, c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerir". hükmü düzenlenmiştir.
Hukukî dinlenilme hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Zira, insan onurunun yargılamadaki zorunlu bir sonucu olarak, yargılama süjelerinin, yargılamada şeklen yer almaları dışında, tam olarak bilgi sahibi olmaları, kendilerini ilgilendiren yargılama konusunda açıklama ve ispat haklarını tam ve eşit olarak kullanmaları ve yargı organlarının da bu açıklamaları dikkate alarak gereği gibi değerlendirme yapıp karar vermesi gerekir.
3. Değerlendirme
1.Kadastro sonucunda İçel ili, ... ilçesi, ... çalışma alanında bulunan 186 ada 17 parsel sayılı 84.318,56 metrekare yüz ölçümlü tarla vasfındaki taşınmaz irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... ...'ün ölü olduğu belirtilerek 1/2 şer hisse ile ... ... ... ve ... ... adına tespit ve tespite itiraz edilmeksizin 16.03.1995 tarihinde tescil edilmiştir.
2. Dosya kapsamından ; davalılardan ... ... ...'in 04.04.1997 tarihinde yargılama sırasında öldüğü, yargılamaya davalının mirasçıları dahil edilmeden devam edildiği gibi , tebligatların bizzat ölü kişi adına yapıldığı bu hali ile usulsüz olduğu anlaşılmıştır.
3.Tespit maliklerinden ... ...'ün ölü olduğunun anlaşılması üzerine birleştirilen davada mirasçılar aleyhine dava açıldığı, Mahkeme tarafından her ne kadar gerekçeli kararın davalı ... ... mirasçısı ...'ün, "... Mahallesi ..." adresine 18.03.2003 tarihinde bizzat kendisine tebliğ edildiği, ardından Yargıtay ilamının yine belirtilen aynı adrese tebliğe çıkartıldığı ve çıkartılan tebliğatın " Muhatabın Aydınlar Yaylasına gittiğinden" bahisle aynı çatı altında ehil ve reşit olan oğlu ... ...'e 27.06.2003 tarihinde tebliğ edildiği,oğlunun aynı konutta oturmadığına dair herhangi bir beyanda bulunmadığı bu konuda mazbatada herhangi bir şerhde bulunmadığı gerekçesiyle tebligatın usulüne uygun olduğu kabul edilerek karar verilmiş ise de davalılar arasında iştirak hali bulunduğu, birleştirilen davada mirasçı davalılar adına dava dilekçesinin tebliği amacıyla çıkartılan tebligatların iade edildiği, öte yandan ... ..., ... ..., ... ..., ... ve ... ... adına çıkartılan gerekçeli karar içerir tebligatların, tebligat belgesinde aynı konutta ikamet ettiği ve amcası, kardeşi olduğu yazılan ...'e tebliğ edildiği, yine Yargıtay ilamlarının da muhatapların adreste bulunmaması nedeniyle yeğen ... ...'e tebliğ edildiği, tebliğ zarfları üzerinde kapı numarası bulunmadığı gibi, Mahkemece davalıların tebligata elverişli adresinin usulüne uygun olarak araştırılmadığı, davalıların Mahkemeye adresini bildirmediği ve duruşmalara da iştirak etmediği gözlenmekle, davalılara yapılan tebligatların 7201 sayılı yasa hükümlerine uygun olmadığı, Mahkemece 23.10.2020 tarihinde verilen yeniden tebliğ çıkarılmasına yönelik talebin reddi kararının doğru olmadığı anlaşılmıştır.
4. Hâl böyle olunca, davalılar vekilinin temyiz isteğinin reddine dair 23.10.2020 tarihli ek kararın usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşılmakla ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerekir.
5.Davanın esasına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Mahkemece ilk olarak yargılama sırasında öldüğü anlaşılan kayıt maliki ... ... ...'in mirasçılarının davaya dahil edilmesi sağlanarak, dava dilekçesi ve ekleri ile duruşma gününün davanın taraflarına usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesi, taraf teşkili sağlandıktan sonra davalıların savunma ve delillerinin toplanması ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, savunma ve hukuki dinlenilme hakkını kısıtlayacak şekilde yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.