IV. GEREKÇE
A. Tebliğnamedeki Görüş ve Katılan Bakanlık Vekilinin Vekalet Ücretine Yönelik Temyiz Sebebi Yönünden;
T.C. Anayasasının 41 inci maddesine göre ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevi Devlete aittir.
Aile ve çocukların korunması hakkının Anayasa ile güvence altına alındığı, 6284 sayılı Kanun'un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince, ...'nın kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği anlaşılmış ise de, Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkindir.
5271 sayılı Kanun'un 237 nci ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan doğrudan zarar görme şartının katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı gözetilerek yapılan değerlendirmede, katılan ... vekilinin vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine dair temyiz itirazı yerinde görülmemiş ve bu nedenle Tebliğnamedeki görüşe iştirak olunmamıştır.
B. Diğer Temyiz Sebepleri Yönünden;
1. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden;
a) Sanık ...'nın, kızı olan katılan ...'ya yönelik eziyet suçunu oluşturan eylemlerinden biri olan kolunu kıvırarak kırması eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 87 nci maddesi kapsamında ayrıca kasten yaralama suçunu oluşturduğu anlaşıldığından, sanık ... hakkında bu suçtan zamanaşımı süresi içerisinde mahallinde işlem yapılması mümkün görülmüştür.
b) 5237 sayılı Kanun'un "Eziyet" başlıklı 96 ncı maddesinin birinci fıkrasında eziyet suçunun maddi unsuru, “bir kimsenin eziyet çekmesine yol açacak davranışları gerçekleştirmek” şeklinde belirtilmiş, ancak bu davranışların ne olduğu somut olarak ortaya konulmamıştır. Ancak maddenin gerekçesinde; eziyet olarak, bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışlarda bulunulması gerektiği belirtilmiştir. Böylece kanun koyucu işkence suçuna ilişkin 94 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki tanıma, eziyet suçunu düzenleyen 96 ncı maddenin metninde değil, gerekçesinde yer vererek eziyet suçunda fiilin arz ettiği özellikleri belirlemiştir. Bu durumda eziyet suçu ile işkence suçu, maddi unsuru bakımından benzerlik göstermektedir. Ancak eziyet suçu bakımından maddenin gerekçesinde, işkence suçunda öngörülen “algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine” yol açacak hareketten söz edilmemektedir.
Eziyet serbest hareketli bir suçtur. Mağdurun gerek bedensel gerek ise ruhsal yönden acı çekmesine neden olacak, mağdurda utanma, korku, acizlik ve değersizlik duygusu uyandırıp onurunu zedeleyecek hareketler eziyet kapsamındadır. Bu suç tipinde mağdur, objektif olarak aşağılayıcı ve eza verici hareketler aracılığıyla, insan olma niteliğinin gerekli kıldığı düzeyin objektif olarak altında kalan ve kişiliğinin derhal ya da ileride gelişebilmesi için gerekli olan dengeye olarak etki edebilecek muamelelere tabi kılınmaktadır.
Eziyet teşkil eden fiiller, kasten yaralama, hakaret, tehdit, cinsel taciz niteliği taşıyabilirler. Ancak, bu fiiller, ani olarak değil, sistematik bir şekilde ve belli bir süreç içinde işlenmektedir. Eziyetten söz edebilmek için, maddenin gerekçesine göre eziyet oluşturan fiillerin sistematik bir şekilde gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Sistematik olmaktan kastedilen, mağdura karşı yapılan birden fazla saldırının, genel bir tutum çerçevesinde gerçekleştirilen davranışların bir parçası olması ya da önceden kararlaştırılmış, organize ve düzenli bir seyir izlemesidir. Sistematik olma hali, hareketlerin eziyet suçunu oluşturup oluşturmadığını tespite yarayan kriterlerden biridir. Hareketlerin sistematik biçimde uygulanması, mağdura yönelik davranışların belli bir süreç içinde düzenli ve bir bütünlük arz eder biçimde yapılmasını gerektirir. Bu sebeple mağdura yönelik hareketler, fail tarafından bilerek ve istenerek belirli bir süreçte genel bir tutum çerçevesinde bir bütünün parçası olarak veya belirli bir plan dahilinde işlenirlerse eziyet suçu oluşur. Burada çeşitli nitelikteki hareketler objektif olarak belirli bir şiddeti içermekte, asgari düzeyde bir ağırlığa ulaşmaktadır. Hareketler bir bütün halinde objektif olarak eziyet teşkil edecek boyuta ulaştığında, başka bir deyişle asgari bir düzeyde şiddete ulaştığında suç tamamlanmış olacaktır. Dava konusu olayda, henüz sekiz yaşında olan mağdurun sistematik bir şekilde öz babasının şikayet tarihine kadar devam eden süreçte sanık ... tarafından yemek verilmeyip kuru ekmek verilmesi, geceleri koluna sigara basılarak uyandırılması, sağ kolunun kıvrılarak kırılması şeklinde gerçekleşen eylemlerin 5237 sayılı Kanun'un 96 ncı maddesi kapsamında eziyet suçunu oluşturduğu anlaşıldığından, sanıklar hakkında kurulan hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
c) Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan Şerife vekilinin ve sanık Şerife müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
2. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden;
a) (B) bölümünün birinci fıkrasının (b) bendinde açıklanan bilgiler ışığında, henüz sekiz yaşında olan mağdurun sistematik bir şekilde öz babasının şikayet tarihine kadar devam eden süreçte üvey babası sanık ... tarafından darp edilerek kafasının duvarlara vurulması eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 96 ncı maddesi kapsamında eziyet suçunu oluşturduğu anlaşılmakla, katılan Şerife vekilinin ve sanık müdafiinin suçun sübutuna ve eksik ceza tayin edildiğine ilişkin temyiz sebepleri reddedilmiştir.
b) Sanık hakkında Kilis Asliye Ceza Mahkemesinin 2001/210 Esas, 2002/608 Karar sayılı, 31.10.2010 infaz tarihli kararına istinaden tekerrür hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur.