1. İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; olay tarihinde saat 17.40 sıralarında sanığın idaresindeki kamyonet ile meskun mahal dışında, 10.50 metre genişliğinde, iki yönlü, iki şeridi Sinop istikametine, bir şeridi de Boyabat istikametine giden üç şeritli, eğimli, asfalt kaplama yolda, gündüz vakti, açık havada Sinop istikametine orta şeritte seyri sırasında, sanığın beyanına göre marka ve modeli bilinmeyen bir komyonu sollamaya çalıştığı sırada ölenlerin aracının bulunduğu Boyabat istikametine en sol şeride geçtiği ve ölen ...'nün idaresindeki otomobil ile ön kısımlarından çarpıştığı, kaza neticesinde ... ve ...'nun öldüğü olayda, sanığın yaklaşık 18 promil alkollü olduğu kabul edildiğinde Karayolları Trafik Kanununun 48. maddesinin 5. ve 7. fıkralarına göre güvenli sürüş yeteneğini kaybetmediği ileri sürülebilir ise de sanığın 16/10/2017 tarihinde Cumhuriyet savcısı tarafından alınan ifadesinde tevilli olarak alkol aldığını kabul ettiği, bu bakımdan sanığın araç ile yola çıkarken alkollü olduğu ve alkollü bir şekilde trafikte seyreden bir sürücünün alkol konsantrasyonu hangi seviyede olursa olsun bireysel farklılıklar göstermekle birlikte trafik güvenliği açısından değişen derecelerde risk oluşturabileceği, kaza sonrasında aracın kilometre göstergesinin azami hız sınırının 22 km/s üzerinde 92 km/s'te kalması, trafik bilirkişisi tarafından düzenlenen rapora göre ölen ...'nün sevk ve idaresindeki aracın 9 m fren izinin bulunması hususları da göz önüne alındığında sanığın güvenli sürüş yeteneğini kaybettiği kabul edilerek sanık hakkında bilinçli taksir hükümleri uygulanmış ve tam kusurlu sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/2. maddesindeki taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE ve KARAR
Gerekçeli kararın giriş kısmında, ölenlerin kimlik bilgilerinin gösterilmemesi, mahallinde tamamlanabilir yazım eksikliği olarak görülmüştür.
Mahkemece, sanığın alkol miktarı itibariyle sürüş yeteneğini kaybetmediği ileri sürülebilir ise de kazanın meydana gelme şekli itibariyle alkol düzeyi düşük olsa dahi sanığın güvenli sürüş yeteneğini kaybettiği ve hakkında bilinçli taksir hükümleri uygulandığı belirtilmiş ise de, Adli Tıp Kurumunun bilimsel verilere dayanarak oluşturduğu görüşlere ve Dairemizin yerleşmiş uygulamalarına göre, 100 promilden fazla alkol miktarı güvenli sürüş yeteneğini ortadan kaldıracağının kabulü gerektiği ve yaklaşık 20 promil alkollü araç kulllanması sebebiyle sanık hakkında bilinçli taksir hükümleri uygulanamayacağı ancak; dosya kapsamına göre sanığın seyrettiği şerit bakımından sollama yasağı bulunmasına rağmen ve Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 94 maddesinin "m" bendi gereği "...İki yönlü ve üç şeritli yollarda en sol şeride girmeleri... yasaktır" hükmüne rağmen, sanığın önünde seyreden kamyonu, sollama ve geçme yasağı olan yerde sollaması sebebiyle kazanın meydana geldiği ve bilinçli taksirin koşullarının oluştuğu anlaşılmakla, hatalı gerekçe gösterilmesi bozma nedeni yapılmamıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin kararında sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Boyabat Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.04.2025 tarihinde karar verildi.