İçtihatYargıtay16. Ceza Dairesi
Yargıtay 16. Ceza Dairesi · E. 2021/86 · K. 2022/583
- Esas No
- 2021/86
- Karar No
- 2022/583
- Karar Tarihi
- 27.09.2022
Karar Metni
Ceza Genel Kurulu 2021/86 E. , 2022/583 K.
"İçtihat Metni"
Yargıtay Dairesi : (Kapatılan) 16. Ceza Dairesi
Sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda ... 5. Ağır Ceza Mahkemesince 13.04.2018 tarihli ve 109-150 sayılı kararla TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5, TCK’nın 62/1, 53, 58/9, 63. maddeleri gereğince 6 yıl 3 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiş, bu karara karşı sanık müdafisi tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesince 29.06.2018 tarih ve 859-270 sayı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bu hükmün de sanık müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesince 03.10.2019 tarih ve 3775-5909 sayılı karar ile,
"Dosya kapsamında bulunan, başka dosya şüphelisi ...’un Cumhuriyet Savcısı huzurunda tanık sıfatıyla verdiği beyanda, Argeş kod adlı örgüt mensubunun kendisini götürdüğü evin kapısını çaldığında önce yaşlı bir kadının dışarı çıktığını, sonra kadının 40-45 yaşlarındaki oğlunun dışarı geldiğini, Argeş kodun bu şahsın, kadının oğlu olduğunu söylediğini, ev sahibine 'Apo' şeklinde hitap ettiklerini ve bu şahsın 'inşaatçılık' yaptığını; sonrasında alınan beyanında da gittikleri evi yer gösterme sırasında göstermesi ve görevlilerden ev sahibinin isminin ... olduğunu öğrendiğini belirtmesi; sanığın ise kolluktaki müdafiili beyanında annesi, eşi, çocukları, kız ve erkek kardeşi ile birlikte aynı evde yaşadıklarını; savcılıktaki savunmasında da bulundukları sokakta kendisinden başka 'Apo' diye hitap edilen 40-45 yaşlarında inşaatlarda çalışan kimse olmadığını belirtmesi karşısında tebliğnamedeki eksik inceleme yönünde bozma içeren düşünceye iştirak edilmemiştir.
Sanık müdafiinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Suça iştirak faillik veya şeriklik şeklinde gerçekleşebilir. Müşterek faillikte; suç işleme kararının yanında fiilin hakimiyet alanında da bulunmayı gerekli kılar. Şeriklik ise suça azmettirme veya yardım etme şeklinde tezahür etmektedir. Ceza Kanunu genel hükümler kısmında TCK'nın 39. maddede düzenlenen 'yardım etme' ile özel hükümlerde TCK’nın 220/7. maddede tanımlanan örgüte yardım farklı kavramlardır. Genel anlamda yardım, suç işlemeye teşvik etmek, suç işleme kararını kuvvetlendirmek, suçun işlenmesinden sonra yardımda bulunmayı vaadetmek ve suçun nasıl işleneceği konusunda yol göstermek şeklinde manevi olabileceği gibi suçun işlenmesinde kullanılan araçları sağlamak, suçun işlenmesinden önce veya işlendiği sırada yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak tarzında maddi yardım da olabilir, yardım suçunun oluşması için yardım edenin kastının bulunması ve somut bir suça yönelik olması gerekmektedir. Terör örgütüne yardım suçundan ise özel düzenleme yapılan örgüte silah sağlama (TCK 315. md.), fon sağlama (6415 sy. 4. md.) dışında örgüte veya örgüt üyelerine bilerek ve isteyerek barınma, nakletme, istihbari bilgi sağlama, örgüt mensuplarının araştırma ve yakalanmalarını engellemeye yönelik imkan sağlama gibi her türlü yardımdır. Yardımların somut bir suça yönelik olmasına gerek yoktur.
Bu açıklamalar ışığında;
Başka dosya şüphelileri beyanları, yer gösterme tutanağı, tutanaklar, sanık savunması ve tüm dosya kapsamına göre, hakkında silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğunu, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerde bulunduğunu gösterecek başka delil bulunmayan sanığın, ... ilçe merkezine gelen örgüt mensuplarına para karşılığında kullanmaları için ... kiralama, ihtiyaçlarını karşılama ve barındırma şeklinde kabul edilen eylemlerinin, silahlı terör örgütüne yardım suçunu oluşturacağı nazara alınmadan delillerin değerlendirilmesinde ve suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA," karar verilmiştir.
Yeniden yapılan yargılama sonucunda ... 5. Ağır Ceza Mahkemesince 14.01.2020 tarihli ve 541-25 sayılı karar ile ve oy çokluğuyla önceki hükümde direnilmesine ve sanığın aynı sonuç ceza ile mahkumiyetine karar verilmiştir.
Direnme kararına konu bu hükmün de sanık müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 07.07.2020 tarihli ve 24647 sayılı “bozma” istekli tebliğnamesiyle Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesine gönderilmiş, CMK'nın 307. maddesince inceleme yapan Özel Dairece 23.12.2020 tarih ve 5326-6916 sayı ile, direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın eyleminin silahlı terör örgütüne üye olma suçunu mu yoksa silahlı terör örgütüne yardım etme suçunu mu oluşturduğunun belirlenmesine ilişkindir.
İncelenen dosya kapsamından,
PKK/KCK silahlı terör örgütü içerisinde faaliyet gösterdikten sonra ... ilinde güvenlik güçlerine teslim olan ... ile Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan hakkında soruşturma yürütülen ...'ün ... Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan ifadeleri ile yer gösterme işlemleri üzerine sanık hakkında soruşturma başlatıldığı ve bahse konu ifadelerde anlatılan eylemleri nedeniyle silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması istemiyle iddianame düzenlendiği anlaşılan olayda;
PKK/KCK silahlı terör örgütünün ... ilçesinde bulunan sözde Aladağlar Bölge Komutanlığı içerisinde faaliyet gösterdikten sonra ... ilinde güvenlik güçlerine teslim olan..Kod ...'un ... Cumhuriyet Başsavcılığınca tanık olarak alınan 14.11.2016 tarihli ifadesinde "....... mahallesinin içine girdiğimizde sarı renkli bir üst geçitten ... istikametine doğru sağa dönerek ana yoldan mahellenin içine girdik. Burada kırmızı renkli bir ev bulunuyordu, buradan sağa dönerek dar bir sokağa girdik. Bu sokaktan iki ... yan yana zor geçer. Bu sokağın sonunda solda bir ev bulunuyordu. Bu ev iki katlı bir evdi. Argeş kapıyı çalınca önce yaşlı bir kadın dışarı çıktı. Sonra kadının 40-45 yaşlarında bir oğlu dışarı geldi. Argeş bu şahsın kadının oğlu olduğunu söyledi. Sonra kadının oğlunun karısı ve iki kızı daha yanımıza geldi. Argeş bu şahıslara da 'hevaller burada mı' diye sordu. Şahıslar da 'yok burada değiller buyrun gelin oturun' dediler. Biz de işimiz var diyerekten burdan ayrıldık. Daha sonraki zamanlarda ise ben Argeş (K) isimli örgüt mensubu ile birlikte bu evde bir defa gizlendik. Eve hava karardıktan sonra akşam saatlerinde gelmiştik. Akşam yemeğini bu evde yedik. Daha sonra ev sahibi erkek şahsı bize araba temin etmesi için para vererek ... ilçe merkezine ... kiralamaya gönderdi. Argeş (K) bu şahsa ... kira bedeli ve yakıt parası olarak yaklaşık 250-300 TL para verdi. Bu şahıs ... ilçe merkezine giderek kendisine verdiğimiz görev gereğince aracı kiralayarak bize getirdi, Bu ... Renault Seymbol veya Clio marka bir araçtı. Normalde bu ... ile biz sabah çıkıp faaliyetlerimize devam edecektik. Ancak gece geç saatlerde Şevger (K) isimli örgüt mensubu bizim gizlendiğimiz bu eve Reinault Megan marka bir ... getirip bıraktığı için biz bu kiralık aracı hiç kullanmadık. Ev sahibi şahısta ertesi gün gidip bu aracı kiraladığı yere tekrar bırakmış. Bu evde bulunan Kızlardan biri şişman ve çirkin görünümlüydü. Diğeri ise daha güzel görünümlüydü. Ben bu kızların diğer bir kız kardeşinin daha önce Fırıncı Fırat olarak tanıdığım ancak gerçek ismini sizden Veysel ... olarak öğrendiğim ve bizimde işbirlikçimiz olan kürtçe ismini İrşat (Işıklı) olarak bildiğim köydeki şahsın vasıtası ile terör örgütüne giderken yakalandığını biliyorum. Bunları bize kırsalda anlatmışlardı. Bu evi de çok rahat bir şekilde bulabilirim.....Ayrıca bu ev sahibi şahsın fotoğrafını da görürsem çok rahat bir şekilde tanıyabilirim. Bu şahıs bıyıklı gür saçlı 1.70-1.75 boylarında orta kilolu 40-45 yaşlarında şahıstır. Bu şahsa Apo diye hitap ederiz inşaatçılık yapar...." beyanında bulunup tanığa ifadesi doğrultusunda yaptırılan yer gösterme işlemi ile alınan 16.11.2016 tarihli ifadesinde de, "İlk vermiş olduğum ifademde gittiğimiz işbirlikçi şahıslardan birinin evi olarak tarif ettiğim ve bu şahsı bıyıklı gür saçlı 1.70-1.75 boylarında orta kilolu 40-45 yaşlarında olarak belirttiğim ve Apo diye hitap ettiğimizi belirttiğim inşaatçılık yapan şahsın evini size yer gösterme sırasında gösterdiğimde ismini sizden ... olarak öğrendim. (KROKİ NO:4)" şeklinde beyanda bulunduğu,
Tanık ...'un Özel daire bozması öncesinde ilk derece mahkemesince duruşmada tanık olarak alınan ifadesinde özetle; huzurda bulunan sanığı çıkartamadığını, daha önce görüp görmediğini hatırlamadığını, çelişki nedeniyle sorulduğunda önceki beyanının doğru olduğunu, olayın üzerinden zaman geçtiği için o sırada sanığı çıkartamadığını, ancak önceki beyanlarını aynen tekrar ettiğini, yer göstermeleri de kabul ettiğini, daha önce PKK terör örgütü içerisinde faaliyette bulunduğu sürede kendilerine yardım edenlerin evlerini yer gösterme ile gösterdiğini, o beyanlarını kabul ettiğini, kendisine gösterilen fotoğraftaki evin doğru olduğunu ancak fotoğrafın evin önünden çekilmediğini, ayrıca hatırladığı kadarıyla ... isimli şahsa ait fotoğrafla o sırada huzurda bulunan şahsın birbirlerine çok fazla benzemediklerini, sanık müdafisinin talebiyle sorulduğunda ise sanığın evine ikinci kez saat kaçta gittiklerini hatırlamadığını, ancak akşam vakitlerinde hava kararmak üzereyken ve kendisine gösterilen eve gittiklerini, gittiği evde bir yanlışlık olmadığını, yer göstermeye de bizzat katılarak bu evi ve bölgede gittiği diğer evleri tespit ederek ilgili kolluk birimine gösterdiğini, hatta hatırladığı kadarıyla sanığın evi olarak tespit ettiği ve kendisine fotoğrafı gösterilen evde televizyonun olduğu yerde akvaryumunun bulunduğunu beyan ettiği,
Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan hakkında soruşturma yürütülen ...'ün 18.11.2016 tarihinde ... Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan tanık ifadesinde; "....Bu örgüt mensupları genel olarak üç eve gidip geliyorlardı. Ben hep onları bu üç eve götürüp getiriyordum...Bu evlerden üçüncüsü yine ...-... yoluna girdiğinizde ana yol üzerinde ...Petrol var, ...Petrolü 50-100 metre geçince ileride üst geçitin altında sağa dönen yola giriyoruz. Bu yol parke taşı döşelidir. Parke taşı döşeli yolda giderken sağ tarafta elektrik trafosu var, trafonun orada ara yol var, ara yola girince sokağın bitiminde sağdaki ev, bu eve de örgüt mensuplarını üç kez götürdüm. Ev iki katlı bahçesi duvarla çevrilidir. Bahçenin kapısı siyah tenkli sürgülü bir kapıdır. Bu eve ... ve ... isimli örgüt mensuplarını üç kez götürdüm. İki defa ben bekledim. Onlar eve girdi. Bir saat kadar kalıp geri çıktılar. Bir sefer de gece o evde kaldılar. Zira onları eve bıraktım. Bana ertesi gün akşam saat 20:00 civarı gelip bizi al dediler." beyanında bulunduğu, tanığa ifadesi doğrultusunda 19.11.2016 tarihinde yer gösterme işlemi yaptırıldığı, kimlik bilgileri tespit edilemeyen bir şahsın ikamet ettiği ve KROKİ-2 olarak sınıflandırılarak tutanak tutulan bu evle ilgili olarak 19.11.2016 tarihli tutanakta bahse konu evin sanık ...'a ait olduğunun tespit edildiğinin belirtildiği,
Tanık ...'ün Özel Daire bozması öncesinde ilk derece mahkemesinde duruşmada tanık olarak alınan ifadesinde özetle; PKK terör örgütüne yardım etme suçlamasıyla cezaevinde tutuklu olarak bulunduğunu, o sırada görmekte olduğu şahsı tanımadığını, soruşturma aşamasında polislerin kendisine birçok teşhis yaptırıp evrak imzalattırdığını, bu şahsı daha önce hiç görmediğini, emniyette baskı altında olduğunu, kesinlikle orada herhangi bir teşhis ve yer gösterme işlemi yapmadığını, çelişki nedeniyle soruşturma aşamasındaki ifadesinin okunarak sorulması üzerine, huzurda verdiği ifadesinin doğru olduğunu, önceki beyanlarını kabul etmediğini, soruşturma aşamasında avukatı yokken beyanının alındığını ve evrakların kendisine okutturulmadan imzalatıldığını beyan ettiği,
Anlaşılmıştır.
Sanık 26.05.2017 tarihinde kollukta alınan ifadesinde özetle; yaklaşık yirmi yıldır bahse konu adreste ikamet ettiğini, evlerinin iki katlı olup üst katının kaba inşaatının tamamlanmış hâlde olduğunu, evin etrafında iki metre yüksekliğinde bahçe duvarı bulunduğunu, uydu fotoğrafından gösterilen krokideki evin kendisine ait olduğunu, bu evde annesi, eşi, çocukları, kız ve erkek kardeşiyle birlikte yaşadıklarını, erkek kardeşiyle birlikte 2016 yılının Kasım ayının başlarında ... ilinde inşaatlarda çalıştıklarını, 35-40 gün kadar burada çalıştıktan sonra soğuk hava şartlarından dolayı işlerin durduğunu ve kendilerinin de ...'e geri döndüklerini, ...'da bulunduğu sırada kolluk görevlilerince evinde arama yapıldığını, o zaman aramadan haberinin olduğunu ancak ne için yapıldığını bilmediğini, bu yüzden de arkasına düşmediğini, Şevger (K), Argeş (K), Hebun (K) isimli örgüt mensuplarını tanımadığını ve hiç duymadığını, örgüt mensuplarıyla hiçbir işinin olmadığını ve ... ve Veysel ... isimli kimseyi de tanımadığını,
Cumhuriyet savcılığında alınan ifadesinde özetle; daha önce jandarmada verdiği ifadesinin doğru olduğunu, bu ifadeyi tekrar ettiğini, Şevger, Çekşin ve Hebun isimli örgüt mensuplarını tanımadığını, evine bu kişilerin gelmediklerini ve evinde kalmadıklarını, yer gösterme işlemlerinde kullanılan krokide yer alan evin kendisine ait olduğunu ancak hakkındaki beyanları kabul etmediğini, bazen arkadaş ortamlarında kendisine Apo diye hitap edildiğinin olduğunu, ... isimli kişiyi tanımadığını, bu şahısla bir husumetinin bulunmadığını, evinin sokağında kendisinden başka Apo diye hitap edilen ve 40-45 yaşlarında olup inşaatlarda çalışan kimse olmadığını,
Sulh ceza hâkimliğinde alınan ifadesinde özetle; üzerine atılı suçlamayı kesinlikle kabul etmediğini, böyle işlerle uzaktan yakından alakasının olmadığını, ... isminde bir kimseyi tanımadığını, savcılıkta verdiği ifadesini tekrar ettiğini, terör örgütü mensuplarını evine aldığı ve onlara yardım ettiği yönündeki beyanların doğru olmadığını,
Bozma öncesi yapılan yargılamada mahkemede alınan ifadesinde özetle; üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini, ... ve ... isimli şahısları ve ....kod adlı terör örgütü üyelerini tanımadığını, evinde bu kişileri ya da başka herhangi bir terör örgütü üyesini barındırmadığını, herhangi bir terör örgütü üyesi için ... kiralamadığını, onlara yardım etmediğini, ... ilçesi ... Mahallesinde ikamet ettiğini, krokideki evin kesin olarak kendi evi olup olmadığını söyleyemeyeceğini, ancak dosya içerisinde bulunan siyah beyaz fotoğraftaki inşaat hâlindeki evin yanındaki 2 katlı evin kendisine ait olduğunu, çocuklarıyla birlikte bu evde ikamet ettiklerini, ancak kardeşleri bu evde oturmamasına rağmen ikamet adreslerinin burası gözüktüğünü, annesinin 1998, babasının 2014 yılında vefat ettiğini, hakkında ifade veren şahısları tanımadığını ve verilen ifadelerin doğru olmadığını, tanıkların iftira attıklarını ve beyanlarının çelişkili olduğunu, tanığın ilk önce orada yemek yediğini söylerken daha sonra tanımadığını ve kendisini çıkartamadığını anlattığını, evinde yemek yediği bir insanı tanımamasının mümkün olamayacağını, tanığın ayrıca fotoğraf teşhisindeki kişinin kendisi olmadığını da söylediğini, böyle bir suç işlemediğini, bu yaşına kadar herhangi bir suça katılmadığını,
Bozma sonrası yapılan yargılamada mahkemede alınan ifadesinde ise; terör örgütü üyesi olmadığını, Yargıtayın bu konudaki tespitinin doğru olduğunu, önceki beyanlarını tekrar ettiğini, tanıkların beyanlarında bahsettikleri evin kendisine ait olmadığını, terör örgütü mensuplarına kesinlikle ... kiralamadığını, onları evinde barındırmadığını ve ihtiyaçlarını da gidermediğini,
Savunmuştur.
Uyuşmazlığın sağlıklı bir şekilde çözümlenebilmesi için öncelikle silahlı terör örgütüne üye olma ve silahlı terör örgütüne yardım etme suçlarına değinilmesinde yarar bulunmaktadır.
Terör konusunu özel bir kanunla düzenleme yoluna giden kanun koyucu, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 1. maddesinde terörü; “Cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasî, hukukî, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından girişilecek her türlü suç teşkil eden eylemlerdir.”; aynı Kanun'un 2. maddesinin birinci fıkrasında terör suçlusunu, "Birinci maddede belirlenen amaçlara ulaşmak için meydana getirilmiş örgütlerin mensubu olup da, bu amaçlar doğrultusunda diğerleri ile beraber veya tek başına suç işleyen veya amaçlanan suçu işlemese dahi örgütlerin mensubu olan kişi..." şeklinde tanımlamış, aynı maddenin ikinci fıkrasında ise, terör örgütüne mensup olmasa da örgüt adına suç işleyenlerin de terör suçlusu sayılacağını hüküm altına almıştır.
Bu genel terör ve terör suçlusu tanımları dışında; 3713 sayılı Kanun'un 3. maddesinde doğrudan terör suçları, 4. maddesinde de dolaylı terör suçları düzenlenmiştir.
18.07.2006 tarihli ve 26232 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5532 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 17. maddesiyle, terör örgütünün tanımını yapan 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun birinci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları yürürlükten kaldırılmış; madde gerekçesinde, Türkiye'nin de taraf olduğu Sınıraşan Örgütlü Suçlara Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi'nin 2. maddesinin (a) bendine uygun olarak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 220. maddesinde suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüt tanımlaması yapıldığı için, Terörle Mücadele Kanunu'nda ayrıca örgüt tanımlaması yapılmasına gerek görülmediği belirtilmiştir.
TCK'nın 6. maddesinin birinci fıkrasının (j) bendine göre örgüt mensubu suçlu; suç işlemek için örgüt kuran, yöneten, bu örgüte katılan veya örgüt adına suç işleyen kişidir.
TCK'nın “Suç işlemek amacıyla örgüt kurma” başlıklı 220. maddesinde;
“(1) Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt kuranlar veya yönetenler, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile ... ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olması halinde, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak, örgütün varlığı için üye sayısının en az üç kişi olması gerekir.
(2) Suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olanlar, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Örgütün silâhlı olması hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza dörtte birinden yarısına kadar artırılır.
(4) Örgütün faaliyeti çerçevesinde suç işlenmesi hâlinde, ayrıca bu suçlardan dolayı da cezaya hükmolunur...” hükmüne yer verilmiştir.
Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuyla korunan hukuki yarar, kamu güvenliği ve barışıdır. Suç işlemek için örgüt kurmak, toplum düzenini tehlikeye soktuğu ve ... niteliğindeki suç örgütü, amaçlanan suçları işlemede büyük bir kolaylık sağladığından, bu suç nedeniyle kamu güvenliği ve barışın bozulması, bireyin güvenli, ... içinde yaşamak hakkını da zedeleyeceğinden, işlenmesi amaçlanan suçlar açısından hazırlık hareketi niteliğinde olan bu fiiller ayrı ve bağımsız suçlar olarak tanımlanmıştır. Böylece bu düzenlemeyle aynı zamanda bireyin, Anayasa'da güvence altına alınmış olan hak ve özgürlüklerine yönelik fiillere karşı da korunması amaçlanmıştır. Bu amaçla henüz suç işlenmese dahi, sadece suç işlemek amacıyla örgüt oluşturmuş olmaları nedeniyle örgüt mensubu faillerin cezalandırılması yoluna gidilmiştir. Bunun asıl nedeni suç işlemek için örgüt kurmanın, kamu barışı yönünden ciddi bir tehlike oluşturmasıdır. Kanun koyucu bu düzenleme ile öncelikle gelecekte işlenebilecek suçları engellemek istemiştir.
Bu suçun mağduru ise öncelikle kamu güvenliği ve barışını sağlamakla yükümlü olan devlet ve toplumu oluşturan bireylerdir.
TCK'nın 220. maddesi kapsamında bir örgütün varlığından söz edebilmek için en az üç kişinin suç işlemek amacıyla hiyerarşik bir ilişki içerisinde devamlı olarak amaç suçları işlemeye elverişli ... ve gerece sahip bir şekilde bir araya gelmesi gerekmektedir.
Örgüt, soyut bir birleşme olmayıp bünyesinde hiyerarşik bir ilişki barındırmaktadır. Bu hiyerarşik ilişki, bazı örgüt yapılanmalarında gevşek bir nitelik taşıyabilir. Oluşturulan bu ilişki sayesinde örgüt, mensupları üzerinde hâkimiyet tesis eden bir güç kaynağı niteliğini kazanmaktadır. Bu nedenle niteliği itibarıyla devamlılık arzeden örgütün varlığı için ileride ihtimal dahilindeki suç/suçları işlemek amacı etrafındaki fiilî birleşme yeterlidir. Buna karşın, kişilerin belirli bir suçu işlemek için bir araya gelmesi hâlinde ise örgüt değil, iştirak ilişkisi mevcuttur.
Ceza Genel Kurulunun istikrar bulunan ve süregelen kararlarında da belirtildiği üzere, TCK'nın 220. maddesi anlamında bir örgütten bahsedilebilmesi için,
a) Üye sayısının en az üç veya daha fazla kişi olması gerekmektedir.
b) Üyeler arasında gevşek de olsa hiyerarşik bir bağ bulunmalıdır. Örgütün varlığı için soyut bir birleşme yeterli olmayıp örgüt yapılanmasına bağlı olarak gevşek veya sıkı bir hiyerarşik ilişki olmalıdır.
c) Suç işlemek amacı etrafında fiili bir birleşme yeterli olup örgütün varlığının kabulü için suç işlenmesine gerek bulunmadığı gibi işlenmesi amaçlanan suçların konu ve mağdur itibarıyla somutlaştırılması mümkün olmakla birlikte, zorunluluk arz etmemektedir. Örgütün faaliyetleri çerçevesinde suç işlenmesi hâlinde fail, örgütteki konumuna göre üye veya yönetici sıfatıyla cezalandırılmasının yanında ayrıca işlenen suçtan da cezalandırılacaktır.
d) Örgüt, niteliği itibarıyla devamlılığı gerektirdiğinden kişilerin belli bir suçu işlemek veya bir suç işlemek için bir araya gelmesi hâlinde örgütten değil, ancak iştirak iradesinden söz edilebilecektir.
e) Amaçlanan suçları işlemeye elverişli üye, ... ve gerece sahip olunması gerekmektedir.
Yukarıda belirtildiği üzere kanunların suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla, sahip bulunduğu üye sayısı ile ... ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli yapılara suç örgütü denmektedir. Terör örgütleri ise ideolojik amaçları olan suç örgütleridir. Terör örgütlerini, suç örgütlerinden ayıran bu ideolojik amaç; 3713 sayılı Kanun'un 1. maddesinde gösterilen Cumhuriyetin Anayasa'da belirtilen niteliklerine karşı olabileceği gibi, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, Türk Devleti ve Cumhuriyetin varlığına, Devlet otoritesini zaafa uğratmaya veya yıkmaya ya da ele geçirmeye, Devletin iç ve dış güvenliğine, kamu düzeni veya genel sağlığa ya da temel hak ve hürriyetlere yönelik de olabilmektedir.
3713 sayılı Kanun'un "Terör örgütleri" başlıklı 7. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Cebir ve şiddet kullanılarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemleriyle, 1 inci maddede belirtilen amaçlara yönelik olarak suç işlemek üzere, terör örgütü kuranlar, yönetenler ile bu örgüte üye olanlar Türk Ceza Kanununun 314 üncü maddesi hükümlerine göre cezalandırılır. Örgütün faaliyetini düzenleyenler de örgütün yöneticisi olarak cezalandırılır.” hükmü ile TCK'nın 314. maddesine atıf yapılmıştır.
TCK'nın 314. maddesinde tanımlanan "Silahlı örgüt" suçu ise;
"(1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir.
(3) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin diğer hükümler, bu suç açısından aynen uygulanır." şeklinde düzenlenmiştir.
Örgütlü suçluluğun özel bir türü olarak öngörülen TCK'nın "Silahlı Örgüt" başlıklı 314. maddesinde, TCK'nın ikinci kitap dördüncü kısmının dördüncü bölümünde yer alan Devletin güvenliğine karşı suçlar ile beşinci bölümünde yer alan Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçları işlemek amacıyla silahlı örgüt kuran, yöneten ve örgüte üye olanların cezalandırılmaları öngörülmüş ve maddenin son fıkrasında, suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin diğer hükümlerin, bu suç açısından aynen uygulanacağı ifade edilmiştir..
Bu açıklamalar yanında silahlı terör örgütüne yardım etme suçuyla ilgili olarak;
Örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte örgüte veya örgüt üyelerine bilerek ve isteyerek aşağıda sayılan hâller dışında barındırma, nakletme, istihbari bilgi sağlama, örgüt mensuplarının araştırılmasını ve yakalanmasını engellemeye yönelik imkan sağlama gibi örgütün faaliyetlerini kolaylaştırıcı ancak suç teşkil etmeyen her türlü faaliyet TCK'nın 314/3 ve 220/7. maddeleri yollamasıyla 314/2. maddesi;
Silahlı terör örgütü üyesi olmayıp örgütün faaliyetlerinde kullanılmak maksadıyla bunların amaçlarını bilerek, bu örgütlere üretmek, satın almak veya ülkeye sokmak suretiyle silâh temin eden, nakleden veya depolayanların TCK'nın 315. maddesi;
Terör örgütlerine veya mensuplarına para veya değeri para ile temsil edilebilen taşınır veya taşınmaz, maddi veya gayri maddi her türlü mal, hak, alacak ile bunları temsil eden her türlü belgeyi sağlayan veya toplayan kişilerin 6415 sayılı Kanun'un 4. maddesi;
Kapsamında kalacaktır.
Kişi, örgütün işlediği somut fiili bilmese de terör örgütü olduğunu, sağladığı yardımın örgütün yararına kullanılacağını bilmeli ve bu irade ile hareket etmelidir. İnsani mülahazalarla yapılan yardımlar örgüte yardım suçunu oluşturmaz.
Örgüte yardım suçunda manevi unsurun oluşması için genel kastın yanında özel saik de gereklidir. Fail örgütün amacını gerçekleştirmesine katkı sağlamak kastı ile hareket etmelidir.
Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte bilerek ve isteyerek yardım edilmiş olması gerekir. Başka bir ifadeyle, yardım fiilinin örgütün suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgüt olduğu bilinerek gerçekleştirilmiş olması gerekir. Fıkra metninde geçen "bilerek" ibaresi doğrudan kastı ifade eder. Doğrudan örgüte değil de örgüt mensuplarına yardım edilmesi halinde, yardım edilen kişilerin suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgüt mensubu olduklarının da bilinmesi gerekmektedir. Örgüt mensuplarına yapılan yardım, aynı zamanda örgüte yapılan yardım olarak değerlendirmek gerekir. Ancak, bu yardımın örgütün amacını gerçekleştirmeye hizmet eden bir yardım olması gerekmektedir (Prof. Dr. İzzet ÖZGENÇ, Suç Örgütleri, 7. Baskı, s. 38-39).
Silahlı terör örgütlerine yardım suçunda yardım fiili, örgütün bizzat kendisi veya mensupları lehine gerçekleştirilebilir. Ceza Genel Kurulunun 31.10.2012 tarih ve 2012/1234 Esas 2012/1825 Karar sayılı kararında da belirtildiği gibi yardımın mutlaka örgüte ulaşması, sonuç vermesi gerekmez ve her bir fail, örgütçe verilen veya kendiliğinden üstlenilen görev kapsamında kendi fiilinin gerçekleştirilmesinden sorumlu olacaktır.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
... ilçe merkezine gelen PKK/KCK silahlı terör örgütü mensuplarını zaman zaman evinde barındırıp ihtiyaçlarını karşılayan, verdikleri para karşılığında bu örgüt mensuplarına kiralamak suretiyle ... temin ederek örgüt mensuplarının faaliyetlerini kolaylaştıran, askeri ve siyasi eğitim almayan, kod adı bulunmayan, örgüt hiyerarşisine dahil olduğuna ve örgütle organik bağ kurup süreklilik, yoğunluk ve çeşitlilik gösteren faaliyetlerde bulunduğuna ilişkin delil mevcut olmayan sanığın eylemlerinin, örgüt hiyerarşisine dahil olmaksızın gerçekleştirilen ve mahiyeti itibarıyla başka bir suçu da oluşturmayan maddi nitelikteki fiillerin örgüte yardım etme suçuna vücut verdiği gözetilerek TCK'nın 314/3 ve 220/7. maddeleri yollamasıyla TCK'nın 314/2. maddesi kapsamında örgüte yardım etme suçunu oluşturması karşısında, sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan hüküm kurulmasının hatalı olduğu anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, Yerel Mahkemenin direnme kararına konu hükmünün, sanığın eyleminin silahlı terör örgütüne yardım etme suçunu oluşturduğunun gözetilmemesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- ... 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.01.2020 tarihli ve 541-25 sayılı direnme kararına konu hükmünün, sanığın eyleminin silahlı terör örgütüne yardım etme suçunu oluşturduğunun gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,
2- Sanık hakkındaki mevcut adli kontrol tedbirlerinin devamına,
3- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 27.09.2022 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.