A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk derece mahkemesi kararında özetle; “1-Davacının maruz kaldığı iş kazası nedeni ile uğradığı maddi zarar yönünden 147909,54 TL maddi tazminatın 15/01/2013 iş kazası tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
2-Davacının maruz kaldığı iş kazası nedeni ile uğradığı manevi zarar yönünden 20 000,00 TL manevi tazminatın 15/01/2013 iş kazası tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile alınıp davacıya verilmesine,” karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI:
Bölge Adliye Mahkemesi kararında özetle; “İlk derece mahkemesinin kararının yasal ve hukuksal gerekçeleri ile dayanağı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığından 6100 sayılı HMK'nun madde 353/1-b.1 hükmü gereğince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine,” karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle: davacının iş kazası neticesinde gerçekleştiğini iddia ettiği sürekli iş göremezlik oranı ile iş kazası arasında illiyet bağı olmadığını, Nöroşirurji uzmanı olmadan ATK 2. Üst Kurulundan rapor düzenlenmesinin hatalı olduğunu, davacının bünyesinde mevcut os-odontoideum rahatsızlığı nedeniyle sürekli iş göremezlik oranının olduğunu, Ceza Mahkemesi dosyasında Adli Tıp 2. İhtisas Kurulundan alınan raporla bu durumun ortaya konulduğunu, taraflarınca ibraz edilen uzman bilimsel görüşün HMK 293. Maddesi kapsamında değerlendirmeye tabi tutulması gerekirken değerlendirilmemesinin hatalı olduğunu, bu mütalaadan da anlaşılacağı üzere eğer davacıda os odontoıdeum anomalisi olmasaydı, 16.01.2013 tarihinde meydana gelen kaza sonrasında sadece derin yumuşak doku lezyonlarına neden olacak şekilde yaralanmış olacağını, bu durumda da kabul anlamına gelmemekle birlikte sadece geçici iş göremezlik dönemi kazanç kaybının meydana geleciğini, bu kapsamda davacının %100 sağlıklı biri gibi kabul edilerek, sanki sadece 16.01.2013 tarihinde meydana gelen kaza nedeni ile meslekte kazanma gücünü %31,2 oranında kaybetmiş gibi maddi kazanç kaybı hesabı yapılmış olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu gibi manevi tazminat hükmünün de hatalı olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Dava iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesine ilişkindir.
Somut olayda olduğu gibi Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmayan zararın ödetilmesine ilişkin davalarda (tazminat davaları) öncelikle haksız zenginleşmeyi ve mükerrer ödemeyi önlemek için Kurum tarafından sigortalıya bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin tazminattan düşülmesi gerektiği Yargıtay’ın oturmuş ve yerleşmiş görüşlerindendir. Diğer yandan, sigortalıya bağlanacak gelir ve hükmedilecek tazminatın miktarını doğrudan etkilemesi nedeniyle, işçide oluşan meslekte güç kayıp oranının hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeksizin kesin olarak saptanması gerekir.
5510 sayılı Yasa’nın 18. maddesinde Kurumca yetkilendirilen hekim veya sağlık kurullarından istirahat raporu alınmış olması şartıyla; iş kazası nedeniyle iş göremezliğe uğrayan sigortalıya her gün için geçici iş göremezlik ödeneği verileceği, 19 ncu maddesinde iş kazası sonucu oluşan hastalık ve özürler nedeniyle Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık Kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanacağı; iş kazası ve meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezlik hallerinde meslekte kazanma gücündeki kayıp oranının belirlenmesine ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esasların Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği bildirilmiştir.
5510 sayılı Yasa’nın 95. maddesine göre "Bu Kanun gereğince, yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, çalışma gücü kaybı, geçici iş göremezlik ödeneklerinin verilmesine ilişkin raporlar ile iş kazası ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü veya çalışma gücü kaybına esas teşkil edecek sağlık kurulu raporlarının usûl ve esaslarını, bu raporları vermeye yetkili sağlık hizmeti sunucularının sahip olması gereken kriterleri belirlemeye, usulüne uygun olmayan sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeleri düzenleyen sağlık hizmet sunucusuna iade edecek belirlenen bilgileri içerecek şekilde yeniden düzenlenmesini istemeye Kurum yetkilidir. Usulüne uygun sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeler ile gerekli diğer belgelerin incelenmesiyle; yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, vazife malullük derecesini, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu tespit edilen meslekte kazanma gücünün kaybına veya meslekte kazanma gücünün kaybı derecelerine ilişkin usûlüne uygun düzenlenmiş sağlık kurulu raporları ve diğer belgelere istinaden Kurumca verilen karara ilgililerin itirazı halinde, durum Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır.
Kural olarak Yüksek Sağlık Kurulunca verilen karar Sosyal Güvenlik Kurumunu bağlayıcı nitelikte ise de, diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı olmadığından Yüksek Sağlık Kurulu Kararına itiraz edilmesi halinde inceleme Adli Tıp Kurumu aracılığıyla yaptırılmalıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı Kararı da bu yöndedir.
Adli Tıp 3. İhtisas Kurulundan alınacak rapor ile Yüksek Sağlık Kurulu Kararı arasında sürekli iş göremezlik oranına yönelik görüş ayrılığı bulunduğu takdirde çelişkinin giderilmesi için dosyanın Adli Tıp 2. Üst Kuruluna gönderilerek çıkacak sonuca göre karar verilmesi gerekir.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre; 16.01.2013 tarihinde iş kazasına uğrayan sigortalının iş kazası geçirmesi üzerine başvurduğu anlaşılan Özel ... Tınaztepe Hastanesinin 18.01.2013 tarihli radyoloji raporunda sigortalıya “Os Odontoideum teşhisi konulduğu, atlas anterior kesiminde hipertrogi, atlantoksial instabilite, C1,2 düzeyinde spinal kordda kontüzyona bağlı kemik iliği ödemi ile uyumlu sinyal değişikliğinin” tespit edildiği, Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi’nin 22.01.2013-24.01.2013 tarihli hasta epikrizinde; “1 hafta önce kafasına kalas düşmesi sonucu bilinç kaybı olan hastaya dış merkezde servikal coller önerildiği, baş ağrısı, sol kolda uyuşma, karıncalanma ve her iki bacakta uyuşmanın devam ettiği, dış merkezde çekilen grafilerde konjenital “Os Odontoideum” sekonder C1-2 fraktürü saptandığı, motor ve duyu defisiti olmadığı, C3-4 lateral mas vidalama, C2 bilateral pedinkül vidası işlemi uygulandığı” anlaşılmıştır. Kurum sağlık kurulu raporunun dayanağını olşturduğu anlaşılan ... ... Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 13.02.2014 tarihli Sağlık Kurulu Raporunda “Beyin Cerrahide yaklaşık 1 yıl öce travma sonrası 9. Eylül Tıp Fakültesinde boynunda ameliyat olduğunu tanımlıyor, Servikal posterior 12-13 cm insizyon skarı var objektif motor kusuru yok, 2 yönlü servikal grafi occipito servikal (OCC-C1,2,3) enstürmantasyon beyin cerrahi açısından ek tedavi ve istirahat gerekmektedir.” Teşhisinin bulunduğu anlaşılmıştır. SGK Kocatepe Sosyal Güvenlik Merkezinin 18.02.2015 tarihli raporunda “sigortalının servikal yaralanması nedeniyle C1,2,3 vertebralarda posterior stabilizayon yapıldığı” belirtildikten sonra sürekli iş göremezlik oranının E cetveline göre %31,2 olarak tespit edildiği, itiraz üzerine Yüksek Sağlık Kurundan alınan 29.01.2016 tarihli raporunda kurum sağlık kurulunun doğrulanarak sigortalıda aynı bulgular nedeniyle sürekli iş göremezlik oranının %31,2 olarak tespit edildiği anlaşılmıştır.
Aynı olay nedeniyle Ceza dava dosyasında Adli Tıp 2. İhtisas Kurulundan alınan 24.04.2015 tarihli raporda “Kişinin boyun bölgesinde kendisinde mevcut Os- Odontoideum Anomalisi mevcut olduğu, dosyada mevcut radyolojik tetkiklerin kurulumuzca incelenmesinde herhangi bir kemik kırığı tespit edilemediği, C1,2 seviyesinde izlenen medulla spinalisteki T2 hiperintens sinyal değişikliğinin Os- Odontoideum anomalisi olan vakalarda harici travma geçirmeyen hastaların bazılarında da görüldüğü , kord patolojisi ve diskolasyonun travmaya bağlı olup olmadığının tıbben ayırt edilemediği ancak dava konusu travmanın kişide mevcut şikayetlerin artmasına yol açabileceği bu cihetle, derin yumuşak doku lezyonlarına neden olan yaralanmasının,: 1- Kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir durum olmadığı, 2 – Etkisinin basit tıbbi müdahale ile giderebilecek nitelikte olmadığı, 3- Organlarından veya duyularından birinin işlevinin sürekli zayıflaması ya da yitirilmesi niteliğinde herhangi bir anatomik eksiklik veya fonksiyonel bozukluk tarif edilmediği, 4- Vücudunda kemik kırığı tespit edilemediğinin oy birliğiyle” rapor edildiği anlaşılmıştır.
İş bu temyize konu dava dosyasında ceza dava dosyasında alınan rapor dosya kapsamına dahil olduktan sonra Adli Tıp 3. İhtisas Kurulundan alınan 10.05.2017 tarihli raporda “boyun bölgesinde kendisinde mevcut os odontoideum anomalisi mevcut olduğu, dosyada mevcut radyolojik tetkiklerin kurulumuzca incelenmesinde herhangi bir kemik kırığı tespit edilmediği, C1-2 seviyesinde izlenen medulla spinalisteki T2 hiperintens sinyal değişikliğinin os odontoideum anomalisi olan vakalarda harici travma geçirmeyen hastaların bazılarında da görüldüğü, kord patolojisi ve dislokasyonun travmaya bağlı olup olmadığının tıbben ayır edilemediği, ancak dava konusu travmanın kişide mevcut şikayetlerin artmasına yol açabileceği cihetle; 15.01.2013 tarihinde geçirdiği iş kazasına bağlı derin yumuşak doku lezyonlarına neden olan yaralanması sebebiyle 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinden yararlanılarak ve meslek grup numarası Grup 6 olduğu anlaşılmakla: Gr 6 X (4A......10) A%14 -- E cetveline göre: %11.0 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağının oy birliği ile” rapor edildiği anlaşılmıştır
Adli Tıp 2. Üst Kurulundan alınan 22.02.2018 tarihli raporunda ise “18.01.2013 tarihli servikal MR tetkikinde C1 düzeyinde Medula spinaliste muhtemel kontüzyonla uyumlu olabilecek sinyal değişiklikleri, C2 vertebrada Os Odontoideum varyasyonu, olduğu akut kırık görülmediği, os odontoid hafif deplase olduğu, 21.01.2013 tarihli grafilerde C1-\*C2 düzeyinde anteriora subluksasyon görüldüğü cihetle 15.01.2013 tarihinde geçirdiği iş kazasına bağlı vertebralarda füzyona neden olan arızası sebebiyle 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinden yararlanılarak ve meslek grup numarası Grup 6 olduğu anlaşılmakla: .......... E cetveline göre: %31,2 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağının oy birliği ile” rapor edildiği anlaşılmıştır
Bu açıklamalar doğrultusunda somut olayda, davacıda Os Odontoideum rahatsızlığının bulunduğununi, bu kapsamda 16.01.2013 tarihinde gerçekleşen iş kazası nedeniyle Ceza Dava Dosyasında Adli Tıp 2. İhtisas Kurulundan alınan 24.04.2015 tarihli raporda ve iş bu dava dosyasında Adli Tıp 3. İhtisas Kurulundan alınan 10.05.2017 tarihli raporda derin yumuşak doku yaralanması tariflenerek sürekli iş göremezlik oranının %11.0 olarak belirtilmişken, Adli Tıp 2. Üst Kurulundan alınan raporda bu tespitlerden ayrılarak yaralanmanın niteliği ve davacıda mevcut Os Odontoideum rahatsızlığının sürekli iş göremezlik oranına etkisi açıkça belirtilmeden sürekli iş göremezlik oranının kurum sağlık kurulu raporlarında olduğu gibi %31,2 olarak belirlendiği anlaşılmaktadır.
O halde Mahkemece, Adli Tıp 2. Üst Kurulundan alınan raporun yeterli açıklama içermediği gözetilerek, öncelikle davacıda iş kazası üzerine yapılan radyolojik tetkik neticesinde tespit edilen “Os Odontoideum” rahatsızlığı ile Ceza Davasında kesinleşen Adli Tıp 2. İhtisas Kurulu tespitlerine göre iş kazası neticesinde yaralanmanın “derin yumuşak doku lezyonları” niteliğinde olduğunun anlaşılmasına göre, Adli Tıp 2. Üst Kurulundan yeniden rapor almak suretiyle davacıda mevcut “Os Odontoideum” rahatsızlığı ve olayın gerçekleşmesi nedeniyle tespit edilen “derin yumuşak doku lezyonları niteliğindeki yaralanma” nedeniyle sürekli iş göremezlik oranlarının birbirinden bağımsız olarak tespitinin sağlanması, bu kapsamda daha önce düzenlenen raporda Adli Tıp 2. İhtisas Kurulu ile Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu raporlarından ayrılma gerekçesinin rapor yerinde gösterilmediği gözetilerek bu hususta açıklama yapılması, ayrıca davalı tarafından sunulan uzman bilirkişi mütalaasının da rapor yerinde tartışılarak itibar edilip edilemeyeceğinin gösterilmesi suretiyle rapor düzenlenmesinin temin edilmesi gerekmektedir. Giderek düzenlenecek rapor sonucuna göre, iş kazası neticesinde gelişmediği anlaşılan bünyesel faktör niteliğinde rahatsızlığın varlığının tespiti halinde bu kısma yönelik tespit edilecek sürekli iş göremezlik oranından işverenin sorumlu tutulamayacağı hususunu gözetip, iş kazası neticesinde gerçekleşen sürekli iş göremezlik kaybı nedeniyle tespit olunan oran üzerinden (davacı tarafın kararı temyiz etmemiş olması nedeniyle) oluşan usuli kazanılmış hakları dikkate alıp, özellikle maddi tazminatın tespiti noktasında hükme esas alınan raporda esas alınan bilinen (işlemiş) devre tarihini dikkate alıp, bu tarihten sonraki ücret değişikliklerini rapora yansıtmamak sonucuna göre dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre davacının tazminat istemleri hakkında usule uygun bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin ... Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesinin istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi kararının HMK'nın 373/1. maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen İlk Derece Mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının sair yönleri bu aşamada incelenmeksizin BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, davalı avukatı yararına takdir edilen 8.400,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıya yükletilmesine, Üye ...'ın muhalefetine karşı, Başkan ... ile Üyeler ..., ... ... ve ...'nın oyları ve oy çokluğuyla, 18/10/2022 gününde karar verildi.