KARŞI OY
Sanığın suç tarihinde tamir amacıyla bırakılan 77 AE 096 plakalı mazda marka aracın kilitli olmayan sol ön kapısını açarak oto içerisinden CD çalarlı Pioner marka teybini hırsızladığı sabit olduğu olayda, sanığın eyleminin TCK 141/1. maddesindeki suçu mu yoksa TCK 142/1-e maddesindeki suçu mu oluşturduğu noktasında toplanmaktadır.
TCK'nın 141. maddesinde yer alan "Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden alan kimseye ... hapis cezası verilir." şeklindeki düzenleme ile hırsızlık suçunun basit hâli hüküm altına alınmış, aynı Kanun'un 142. maddesinde ise suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâlleri sayılmıştır. Hırsızlık suçunun basit hâlinin oluşması için, başkasına ait taşınabilir eşyanın suçun nitelikli hâllerinde belirtilen şekiller dışında çalınması gerekmektedir.
Suç ve karar tarihi itibarıyla uyuşmazlık konusuyla ilgili TCK'nın 142. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi; "Hırsızlık suçunun; âdet veya tahsis veya kullanımları gereği açıkta bırakılmış eşya hakkında, işlenmesi hâlinde ... hapis cezasına hükmolunur...", şeklinde düzenlenmiştir.
TCK'nın 142. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendindeki suçun oluşabilmesi için, hırsızlık fiilinin âdet veya tahsis ya da kullanımları gereği açıkta bırakılmış eşya hakkında işlenmesi gerekmekte olup bu bölüme ilişkin madde gerekçesinde de; "Fıkranın (e) bendinde, âdet veya tahsis ve kullanım gereği açığa bırakılmış olan eşya hakkında hırsızlık suçunun işlenmesi, bir nitelikli unsur olarak kabul edilmiştir. Tarlalarda bırakılan tarım araçları, inşaat yerine yığılan malzeme, bu kapsama giren eşyaya örnek olarak gösterilebilir. Bunların çalınmalarında kolaylık bulunması, bu nitelikli hâlin kabulünde etken olmuştur." şeklinde açıklamalara yer verilmiş, böylece maliklerince her türlü denetim, gözetim ve önlemden yoksun olan, sahiplerince sürekli biçimde korunmalarındaki zorluk nedeniyle açık alanda bulunan eşyanın başkaları tarafından alınabilmesinin kolaylığını dikkate alan bir düzenleme yapılmıştır.
Suçun konusunu oluşturan "açıkta bırakılmış eşya" ifadesinden özel alanlar dışında kalan caddeler, sokaklar, parklar, bahçeler, tarlalar, sahil kenarları ve bunun gibi yerlerde bırakılmış eşya akla gelmelidir. Bununla birlikte maddedeki nitelikli hâlin oluşması için, eşyanın açıkta bırakılması yeterli olmayıp hangi nedenle açıkta bırakıldığının araştırılması ve âdet veya tahsis ya da kullanımları gereği açıkta bırakılma şartlarının da aranması gerekecektir.
Öğretideki görüşlere göre âdet; "toplumda süreklilik kazanan, alışkanlık oluşturan ve genellik karakterini taşıyan, kamu düzenine, kanunlara ve ahlaka aykırı olmayan, uygunlukları nedeniyle kanunlarca korunabilir nitelikteki yaygın davranış biçimi" olarak tanımlanmış olup zamana, yere ve bölgeye göre değişebileceği, ancak kişisel alışkanlıkları kapsamadığı kabul edilmektedir.
"Tahsis" kelimesi, eşyanın bir iş için özgülenmesi, ayrılması, belirlenmesi ve hasredilmesi anlamına gelmektedir ki, parka gelenlerin oturmasına tahsis edilmiş durumda olan banklar bu kapsamda değerlendirilmelidir.
"Kullanım gereği" ibaresi ile, eşyanın kullanılması için açıkta bırakılmasının zorunlu olduğu durumlar kastedilmekte olup söz konusu eşyanın amacına uygun kullanılabilmesi ve kendisinden beklenen fonksiyonu yerine getirebilmesi için açıkta durmasının gerekli olduğu durumlarda bu nitelikli hâl uygulanacaktır. Örneğin, apartmanın önünde bulunan kapı zilleri kullanımları gereği açıkta bırakılan eşya niteliğinde kabul edilebilir. Yine arı kovanları kullanımları gereği açıkta bırakılmaktadır. Kurutulmak amacıyla tarlaya serilen üzümler de bu bent kapsamı içerisinde değerlendirilmelidir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2012/1541 Esas, 2013/522 Karar sayılı ilamında belirtiği üzere “Her ne kadar kapıları kilitli olmayan veya camları kapatılmamış olan aracın kendisinin (e) bendi anlamında açıkta bırakılan eşya olarak kabulü mümkün olsa bile, ancak bu şekildeki bir aracın içerisinde bulunan eşyanın anılan bent anlamında açıkta bırakılan eşya olarak kabulü mümkün değildir. Nitekim, 142. maddenin birinci fıkrasının "Hırsızlık suçunun; Herkesin girebileceği bir yerde bırakılmakla birlikte kilitlenmek suretiyle ya da bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında, işlenmesi halinde ... hapis cezasına hükmolunur" şeklinde düzenlenmiş olan (b) bendine ilişkin gerekçede, "...Ancak bina tanımına girmeyen bir yerde, örneğin otomobilde bulunan eşya hakkında muhafaza altına alınma koşulu aranmış; böylece kapıları kilitli olmayan veya camları kapatılmamış bir otomobildeki eşyanın çalınması hâlinde nitelikli hırsızlık kabul edilmemiştir" denilmek suretiyle, kapıları kilitli olmayan veya camları kapatılmamış olan araç içerisindeki eşyanın çalınması eyleminin, 5237 sayılı TCK'nın hırsızlık suçunun basit halinin düzenlendiği 141/1. maddesine uyduğu belirtilmiştir. Müştekinin, aracının kapılarından birisini kilitlememek suretiyle eşyanın korunması noktasında üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmediği, bu nedenle araç içerisinde bulunan cep telefonu ile oto teybinin 5237 sayılı TCK'nın 142. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi anlamında açıkta bırakılan eşya olarak kabulünün mümkün olmadığı somut olayda, sanığın eyleminin, aynı Kanun'un 141. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenmiş olan hırsızlık suçunun basit halini oluşturduğu belirtilmiştir.
Uyuşmazlık konusu olan, tamir amacıyla bırakılan aracın kilitli olmayan sol ön kapısını açarak oto içerisinden CD çalarlı Pioner marka teybini çalındığı olayda, mağdurun aracın kapılarını kilitlememesi nedeniyle üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmediği durumda araç içindeki eşyanın adet veya tahsis veya kullanımları gereği açıkta bırakılmış eşya olamayacağı kaanatindeyiz. Zira Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2012/1313 Esas, 2013/521 Karar sayılı ilamında belirtiği üzere “Plaka, yan ayna, silecek, lastik, jant, anten vb. gibi aracın dış kısmında bulunan eşyaların kullanımı gereği açıkta bırakılan eşya olarak kabulü gerekmektedir. Zira, belirtilen bu eşyaların kullanımları gereği sürekli olarak aracın üzerinde bulunması zorunlu olup, araç sahibinin bu eşyaları yanında götürmesi söz konusu olamayacağı gibi, bu eşyaları beraberinde götürmesini beklemek hayatın olağan akışına da aykırıdır. Diğer taraftan, aracın kapı ve camlarının kilitlenmesinin bu eşyaların bulundukları yer itibarıyla korunmalarına herhangi bir katkısı da olmamaktadır.
Dolayısıyla sayılan bu eşyaların kullanım şekilleri itibarıyla açıkta bırakılan eşya olarak kabulünde zorunluluk bulunmaktadır. Bu itibarla, plaka, yan ayna, silecek, lastik, jant, anten vb. gibi aracın dış kısmında bulunan eşyaların çalınması eylemleri, 5237 sayılı TCK’nın 142/1-e maddesine uyan nitelikli hırsızlık suçunu oluşturmaktadır.”.
Olayımızda ise aracın kapı ve camlarının kilitlenmesinin çalınan oto teybinin bulunduğu yer itibarıyla korunmalarına katkısının olacağı, mağdurun ise üzerine düşen kilitleme yükümlülüğünü yerine getirmediği sabittir.
Yukarıda açıklanan nedenler ve özellikle Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2012/1541 Esas, 2013/522 Karar sayılı ilamında açıkca belirttiği üzere sanığın kapısı kilitli olmayan araçtan oto teybini çalması eyleminin TCK'nın 141/1. maddesindeki suçu oluşturduğu kanaatinde olduğumuzdan yerel mahkeme hükmünün bozulması gerektiği düşüncesindeyiz.14.06.2023