V. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Temyiz Nedenleri
Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki itiraz nedenlerini yineleyerek, istinaf sebeplerinin yeterince irdelenmediğini, bilirkişi raporunun eksik inceleme sonucu hazırlandığını, kıyıların özel mülkiyete konu olamayacağına dair temel ilkenin ihlal edildiğini bildirip, önceki beyanları tekrarla Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
3. Gerekçe
3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 3621 sayılı Kıyı Kanunu ile Türk Medeni Kanunu'nun 715 ve 999. maddelerine dayalı olarak açılmış tapu kaydının iptali ile sicilden terkini isteğine ilişkindir.
3.2. İlgili Hukuk
3.2.1. Anayasa'nın 43 ve 3621 sayılı Kıyı Yasası'nın 5. maddesine göre kıyılar; Devlet'in hüküm ve tasarrufu altındadır, herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına açıktır. ..., göl ve akarsu kıyıları ile ... ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerinden yararlanmakta, öncelikle kamu yararı gözetilir. 4. madde hükmüne göre Kıyı çizgisi: ..., tabii ve suni göl ve akarsularda, taşkın durumları dışında, suyun karaya değdiği noktaların birleşmesinden oluşan çizgi, Kıyı Kenar çizgisi: Kıyı çizgisinden sonraki kara yönünde su hareketlerinin oluşturulduğu kumluk, çakıllık, kayalık, taşlık, sazlık, bataklık ve benzeri alanların doğal sınır, kıyı ise: kıyı çizgisi ile kıyı kenar çizgisi arasındaki alandır. TMK'nın 999. maddesine göre de; özel mülkiyete tâbi olmayan ve kamunun yararlanmasına ayrılan taşınmazlar, bunlara ilişkin tescili gerekli bir aynî hakkın kurulması söz konusu olmadıkça kütüğe kaydolunmaz, tapuya kayıtlı bir taşınmaz, kayda tâbi olmayan bir taşınmaza dönüşürse, tapu sicilinden çıkarılır.
3.2.2. Uyuşmazlığın bu niteliğine göre, öncelikle yöntemince kıyı-kenar çizgisinin belirlenmesi ve zemine uygulanması gerekir. Bu doğrultuda, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde idarece oluşturulmuş kıyı kenar çizgisinin bulunup bulunmadığı Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'nden sorularak belirlenmelidir. İdarece oluşturulmuş ve kesinleşmiş kıyı kenar çizgisi var ise, buna ilişkin karar ve dayanağı olan belgeleri ile kroki ve haritasının birlikte getirtilip dosya arasına konulması, mahallinde yerel ve teknik bilirkişi ile harita mühendisi aracılığıyla yapılacak keşifte araziye uygulanması, çekişme konusu taşınmazın yeri belirlenip harita üzerine işaretletilmesi gerekir.
3.2.3. İdarece oluşturulmuş kıyı kenar çizgisinin bulunmaması yahut idari yargı yerinde iptal edilmiş veya oluşturulan harita 28.11.1997 tarihli ve 5/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında kabul edilen ilkeye göre ilgililerine tebliğ edilerek kesinleştirilmemiş ve davalının itirazına uğramışsa; adli yargı mahkemesince, 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun 4.maddesindeki tanımlamalar dikkate alınarak, aynı Kanunun 5 ve 9. maddeleri ile 13.03.1972 tarihli ve 7/4 sayılı, 28.11.1997 tarihli ve 5/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararları gözönünde tutularak, Kanun'un 9/2.maddesinde belirtilen bilirkişi kurulu aracılığıyla, keşif yapılarak açıklanan kural ve yöntemler doğrultusunda kıyı kenar çizgisi oluşturulmalıdır. Mahkeme aracılığıyla bu çalışma yapılırken, varsa idarenin önceden kıyı kenar çizgisi oluşturmak için yaptığı saptamalar ve bu konuda kurulan komisyonun çalışmalarının ortaya çıkardığı bilimsel değerlerin bulunduğu da göz ardı edilmemelidir.
3.2.4. İdarenin kıyı kenar çizgisi çalışmalarında, o yere ilişkin kamu görevlilerince önceden oluşturulmuş komisyon çalışmalarını içerir kayıt ve belgeler getirtilmeli, bunlardaki verilerle, mahkemece kıyı kenar çizgisi oluşturmak için bilirkişilerce yapılan çalışmalarda elde edilen veri ve bulguların örtüşmemesi durumunda, bunun nedenleri hakkında bilirkişilerden bilimsel gerekçelere ve maddi bulgulara dayalı, doyurucu ve denetime açık ek rapor alınmalıdır. Başka bir anlatımla, eldeki uyuşmazlıkta idari saptamalardan takdiri delil olarak yararlanılması zorunludur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 26.06.2003 tarihli ve 97/110 sayılı kararı da bu doğrultudadır. Yapılacak bu araştırmalarla, dava konusu taşınmazın kıyı kenar çizgisinin hangi tarafında kaldığı duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlendikten sonra, oluşacak durum, dosya içeriği, iddia ve savunma doğrultusunda toplanan diğer tüm deliller birlikte tartışılıp değerlendirilerek, uyuşmazlık hakkında bir karar verilmesi gerekir.
3.3. Değerlendirme
3.3.1. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu 3.304,00 m2, tarla vasıflı taşınmazın ... adına kayıtlı olduğu, ...'nın ise 08/01/1976 tarihinde öldüğü, davalıların ise ölü olan tapu maliki ...'nın mirasçıları olduğu, davalılardan ...'ın kıyı kenar çizgisinin tespitinin iptali istemiyle idare mahkemesinde dava açtığı, Bursa 2. İdare Mahkemesi'nin 19/06/2018 tarihli 2016/499 E. 2018/748 K. sayılı ilamı ile; dava konusu kıyı kenar çizgisinin Kıyı Kanununa ve bu kanunun uygulanmasına ilişkin yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlendiği, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, kararın davacı ... tarafından istinafı üzerine, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 5. İdari Dava Dairesi'nin 29/03/2019 tarihli 2018/3144 E. 2019/1169 K. sayılı ilamı ile, kararın usul ve hukuka uygun olduğu gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verildiği, bu kararın da davacı ... tarafından temyizi üzerine, Danıştay 6. Dairesi'nin 13/10/2021 tarihli 2019/16865 E. 2021/11342 K. sayılı ilamı ile uyuşmazlıkla ilgili bölge idare mahkemesi idari dava dairesince yapılan istinaf incelemesi neticesinde verilen kararın, temyiz edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle temyiz isteminin incelenmeksizin reddine kesin olarak karar verildiği, buna göre anılan hükmün 13/10/2021 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
3.3.2. Somut olayda; davacı Hazine tarafından dava açıldıktan sonra tapu kayıt malikinin mirasçılarından Ruhi tarafından açılan kıyı kenar çizgisinin tespitinin iptali davası sonucunda Bursa 2. İdare Mahkemesi'nin 19/06/2018 tarihli 2016/499 E. 2018/748 K. ilamı ile idarenin belirlediği kıyı kenar çizgisinin doğru olduğu keşfen belirlenerek dava reddedilmiş, verilen karar 13/10/2021 tarihinde kesinleşmiştir. Bu durumda idarece belirlenen kıyı kenar çizgisi yönünden kesinleşmiş bir yargı kararı bulunduğuna göre adli yargı merciince ayrıca kıyı kenar çizgisinin yeniden belirlenmesine gerek duyulmamaktadır. Bu nedenle yargı kararı ile kesinleşen kıyı kenar çizgisine aykırı olarak düzenlenen bilirkişi raporuna itibar edilerek, kesinleşen idari kıyı kenar çizgisi kapsamında kaldığı halde terkin talebi yönünden davanın kısmen reddedilmesi isabetsizdir.
3.3.3. Hal böyle olunca; dava konusu taşınmazdaki kesinleşen idari kıyı kenar çizgisi kapsamında kalan alanın tamamı yönünden davanın kabulüne karar verilmek üzere karar bozulmalıdır.
VI. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle; davacının yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1. maddesi uyarınca Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda yazılı nedenlerden dolayı 6100 sayılı HMK’nın 371/1-a maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İznik Asliye Hukuk Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 17/03/2022 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.