VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Direnme kararına karşı süresi içinde alacaklı vekilince temyiz isteminde bulunulmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Alacaklı vekili; İlk Derece Mahkemesinin yersiz ve eksik gerekçelerle 09.12.2019 tarihli raporu çelişkili saydığını, rapordaki inceleme ve tespitlerin dikkate alınmadığını, Jandarma Kriminal Daire Başkanlığı ve Adli Tıp Kurumu raporlarında imzanın borçlunun eli ürünü olup olmadığının kesin olarak tespit edilemediğine dair raporlar ile 09.12.2019 tarihli rapor arasında çelişki olduğunun kabul edilemeyeceği, çelişki olduğu varsayılsa bile Adli Tıp Kurumu Yüksek Uzmanlar Kurulu tarafından da inceleme yapılması konusundaki taleplerinin reddedilmesinin anlaşılır bir durum olmadığını belirterek direnme kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Uyuşmazlık
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takipte borçlu tarafından imzaya itiraz edildiği somut olayda, Jandarma Kriminal Daire Başkanlığı ve Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen raporlarda imzanın borçlunun eli ürünü olup olmadığı yönünde daha ileri bir tespite gidilemediğinin bildirilmesi karşısında, grafoloji konusunda uzman üç kişilik bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen ve imzanın borçlunun eli ürünü olduğunu belirten 09.12.2019 tarihli raporun hükme esas alıp alınamayacağı, buradan varılacak sonuca göre imzaya itirazın reddine karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
D. Gerekçe
1. İlgili Hukuk
1. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 68/a ve170 inci maddeleri.
2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 208, 211, 282 nci maddeleri.
3. 15.07.2018 tarihli ve 30479 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin (4 sayılı Kararname) 16 ncı maddesi ile Adli Tıp Kurumu Kanunu Uygulama Yönetmeliği'nin 23 üncü maddesinin (ı) bendi.
2. Değerlendirme
1. Kambiyo senetlerine dayalı olarak başlatılan takiplerde imzaya itiraz, 2004 sayılı Kanun'un 170 inci maddesinde düzenlenmiş olup, bu maddenin üçüncü fıkrasında icra mahkemesince imza incelemesinin aynı Kanun'un 68/a maddesi dördüncü fıkrasına göre yapılması gerektiği düzenlenmiştir. 2004 sayılı Kanun'un 68/a maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan hükümde atıf yapılan mülga 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 308 inci ve devamı maddelerinde imza inkârı hâlinde mahkemelerce yapılacak usuli işlemler düzenlenmiştir. 6100 sayılı Kanun'un 447 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince 1086 sayılı Kanun'a yapılan yollamalar 6100 sayılı Kanun'a yapılmış sayılır. Bu hüküm uyarınca 6100 sayılı Kanun'un yürürlük tarihinden sonra icra mahkemesinde 6100 Kanun'un 208, 211 ve 217 nci maddelerine göre imza incelemesi yapılması gerekmektedir.
2. Buna göre, 6100 sayılı Kanun'un 211/a maddesine göre yapılan incelemeye rağmen hâkimde sahtelik konusunda kesin bir kanaat oluşmamış ise 6100 sayılı Kanun'un 266 ncı ve devamı maddelerine göre çözümü özel veya teknik bilgi gerektirdiğinden bilirkişi incelemesine karar verilir. 6100 sayılı Kanun’un 211/b maddesine göre bilirkişi incelemesinden önce mevcutsa o tarafa ait karşılaştırma yapmaya elverişli yazı ve imzalar ilgili yerlerden getirilir. Bilirkişi o mahkemede elde edilen yazı ve imzalarla inceleme yapar. Bu husus maddenin gerekçesinde "...Bilirkişi incelemesinde, bu yazı ve imzalarla mahkemece elde edilen yazı ve imzalar esas alınır. Bilirkişi inceleme için gerekli görürse kendi huzurunda tarafın yeniden yazı yazması veya imza atmasını mahkemeden talep edebilir..." şeklinde açıklanmıştır. Bu hükümden anlaşılacağı üzere takibe dayanak senedin sahteliğinin bilirkişi raporu ile ispatlanması gerekir. Bilirkişi incelemesinde kullanılacak belgeler mahkeme veya bilirkişi huzurunda alınan imza örnekleri ve mukayeseye esas belgelerdir.
3. İmza incelemesinde öncelikle senedin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişi tarafından mukayeseye esas alınmalıdır. Yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtayın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır. Nitekim bu ilkeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 26.04.2023 tarihli ve 2022/12-332 Esas, 2023/358 Karar; 08.10.2019 tarihli ve 2017/12-2692 Esas, 2019/1003 Karar sayılı kararlarında da benimsenmiştir.
4. Diğer taraftan 6100 sayılı Kanun'un 282 nci maddesine göre hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir. Mahkeme bilirkişi raporunun tatmin edici bir nitelik taşımadığı kanaatine ulaşacak olursa, yani raporda bazı belirsizlikler ya da çelişkiler bulunduğu kanısına varırsa taraflardan birinin herhangi bir talebi bulunmasa bile bu belirsizliklerin ya da çelişkilerin giderilmesi için kendiliğinden yeni sorular düzenlemek suretiyle aynı bilirkişiden ek rapor alınmasına yahut raporu tanzim eden bilirkişinin sözlü açıklamalarda bulunmak üzere bir gün tayin ederek duruşmaya davet edilmesine ya da gerçeğin ortaya çıkarılması için gerekli görürse yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla tekrar bir inceleme yaptırılmasına karar verebilir (6100 sayılı Kanun md. 282, Bilirkişilik Yönetmeliği md. 56).
5. Somut olayda, alacaklı vekili tarafından borçlu şirket aleyhine başlatılan kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibine dayanak 800.000,00 TL bedelli ve 05.02.2018 keşide tarihli senette keşideci ..., lehdar ise Serkan Ünal olup, senet Serkan Ünal tarafından takip alacaklısı ...'e ciro edilmiştir. Dosya içeriğine göre ... icra dosyasındaki alacağını ... 5. Noterliğinde 28.02.2020 tarihinde yapılan sözleşme ile ...'ye temlik etmiştir.
6. Borçlu vekilinin takibe dayanak senet üzerindeki imzaların müvekkiline ait olmadığını ileri sürmesi üzerine İlk Derece Mahkemesince alınan ve Jandarma Genel Komutanlığı Kriminal Laboratuvar Amirliği tarafından düzenlenen 01.10.2019 tarihli raporda "...kişiye atfedilebilecek kaligrafik ve karakteristik özellikler ihtiva etmeyen "N" harfinin yapılışından ve çizgisel çekilişlerden ibaret, basit tersimli imzalar olduğu..." açıklandıktan sonra senet üzerindeki imzaların ... eli ürünü olup olmadığı hususunda bir kanaat bildirmenin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır.
7. İlk Derece Mahkemesince yeniden rapor alınmasına karar verilmesi üzerine adli belge inceleme uzmanı üç bilirkişi tarafından düzenlenen 09.12.2019 tarihli raporda "...gerek tetkike konu borçlu imzalarının, gerekse ...'ın mukayese imzalarının kişilere atfedilebilecek karakteristik hususiyetleri fazlaca ihtiva etmeyen çizgisel yapıda imzalar oldukları, ayrıca ...'ın mukayese imzalarının kendi içerisinde tam olarak yerleşik bir yapı sergilemediği, bir kısım mukayese imzalarının kısmen titrek bir görünümde olduğu.." belirlendikten sonra "...borçlu imzaları ile ...'ın bilhassa samimi bazı mukayese imzaları arasında benzerlikler..." görüldüğü belirtmiş, sonuç kısmında ise "...kişilere atfedilebilecek karakteristik hususiyetleri fazlaca ihtiva etmeyen çizgisel yapıdaki borçlu imzalarının ... elinden çıktığının kabulü gerektiği..." kanaatine varılmıştır.
8. Söz konusu raporlar arasında çelişki bulunduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesince yeniden bilirkişi incelemesine başvurulmuş ve Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesi tarafından düzenlenen 17.06.2020 tarihli raporda "...İnceleme konusu senette ... adına atılı majüskül "N" harfinden ibaret imzalar ile ...'ın mevcut mukayese imzaları arasında biçimsel benzerlik görülmekle birlikte; söz konusu imzaların karakteristik tanı unsuru içermeyen, tersimi basit, taklidi kolay imzalar olması nedeniyle ...'ın eli ürünü olup olmadığı yönünde daha ileri bir tespite gidilemediği.." sonucuna ulaşılmıştır.
9. Öte yandan, borçlu vekilinin son alınan rapora karşı beyanda bulunduğu dilekçe ekinde takibe dayanak senetle ilgili olarak Kastamonu Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/2169 Soruşturma numaralı dosyasında alınan ve Emniyet Genel Müdürlüğü Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünce düzenlenen 03.09.2019 tarihli bilirkişi raporu sunulmuştur. Raporda, takibe konu senet üzerinde ... adına atılı bulunan imzaların kişilere atfedilebilecek karakteristik hususiyetleri yeterince ihtiva etmeyip yalnızca "N" harfinden ibaret olması sebebiyle söz konusu imzaların ... ve Serkan Ünal elinden çıkıp çıkmadığı hususunda herhangi bir kanaatte bulunulamadığı belirtilmiştir.
10. Öncelikle belirtmek gerekir ki, Özel Dairece 09.12.2019 tarihli bilirkişi raporunun kesin kanaat içerdiğinden bahisle hükme esas alınabileceği belirtilmiş ise de, yukarıda da açıklandığı üzere bahsi geçen raporda "...gerek tetkike konu borçlu imzalarının, gerekse ...'ın mukayese imzalarının kişilere atfedilebilecek karakteristik hususiyetleri fazlaca ihtiva etmeyen çizgisel yapıda imzalar oldukları, ayrıca ...'ın mukayese imzalarının kendi içerisinde tam olarak yerleşik bir yapı sergilemediği, bir kısım mukayese imzalarının kısmen titrek bir görünümde olduğu.." tespit edilmesine karşın raporun sonuç kısmında borçlu imzalarının ... elinden çıktığının kabul edilmesi çelişki oluşturduğundan bu raporun hükme esas alınamayacağı açıktır.
11. Dosya kapsamında bulunan diğer raporlarda senet üzerindeki imzaların borçlunun eli ürünü olup olmadığı hususunda kanaate varılamadığı gibi 09.12.2019 tarihli bilirkişi raporunda varılan sonuç ile Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesince düzenlenen 17.06.2020 tarihli rapor arasında çelişki bulunmaktadır. Bu durumda 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 16 ncı maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen "(2)Fizik İhtisas Dairesi ve Trafik İhtisas Dairesinin raporları Adlî Tıp Üst Kurullarında incelemeye alınamaz. Bu dairelerden birinin verdiği raporlar ile diğer bilirkişi raporları arasında çelişki bulunması hâlinde mahkeme veya Cumhuriyet savcılıklarınca gerekçesi belirtilmek suretiyle talep edilmesi üzerine raporlar, ilgili ihtisas dairesinin en az yedi uzmanının katılımı ile oluşan genişletilmiş uzmanlar heyetince incelenir ve kesin olarak karara bağlanır. Kararlar katılanların oy çokluğuyla alınır, eşitlik hâlinde başkanın bulunduğu taraf oy çokluğunu sağlamış olur" hükmü ile Adli Tıp Kurumu Kanunu Uygulama Yönetmeliğinin 23 üncü maddesinin (ı) bendinde yer alan "Fizik ihtisas dairesi adlî belge inceleme şubesi ve trafik ihtisas dairesinin işleri Adlî Tıp Genel Kurulunda incelemeye alınmaz. Bu dairelerden birinin raporu ile diğer bir bilirkişi raporu arasında çelişki varsa, mahkeme veya Cumhuriyet savcılıklarınca gerekçesi belirtilmek suretiyle ihtisas dairesi en az yedi uzmanın katılımıyla rapor hazırlar. Bu rapora daha önceki raporda imzası bulunan uzmanların, ihtisas dairesindeki görevi devam ettiği sürece, katılımı zorunludur. İhtisas dairesindeki uzman sayısının yediden fazla olduğu durumlarda, bu raporlarda görüş bildirecek uzmanlar her ay ihtisas dairesi başkanı huzurunda çekilecek kura ile belirlenir. Fizik ihtisas dairesinin adlî belge inceleme şubesi dışında kalan şubelerinde de yeterli sayıda uzman olduğu takdirde aynı hükümler geçerlidir. Kararlar oy çokluğu ile alınır. Eşitlik halinde daire başkanının bulunduğu taraf oy çokluğu sağlamış sayılır" şeklindeki düzenleme gereğince, takibe dayanak senet üzerindeki keşideci imzalarının Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinin en az yedi uzmanının katılımı ile oluşan genişletilmiş uzmanlar heyetince incelenmesi ve bu suretle alınacak bilirkişi raporu da değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekmektedir.
12. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, 09.12.2019 tarihli bilirkişi raporunda dosya kapsamında bulunan diğer raporlarda yer alan tespitlere yer vermesine rağmen gerekçe gösterilmeksizin imzanın borçluya ait olduğu sonucuna varıldığını, bu yönüyle de 09.12.2019 tarihli raporun kendi içerisinde çelişkili olduğu, dosya kapsamında bulunan diğer raporlarda takibe konu senet üzerindeki keşideci imzalarının kişiye atfedilebilecek kaligrafik ve karakteristik özellikler ihtiva etmeyip, basit tersimli olması nedeniyle borçlunun eli ürünü olup olmadığının belirlenemediği, bu nedenle 09.12.2019 tarihli rapor ile diğer raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için yeniden rapor alınsa da sonucun değişmeyeceği, imzanın borçluya ait olduğu ispat edilemediğinden direnme kararının onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.
13. Hâl böyle olunca direnme kararının yukarıda açıklanan bu değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı bozulması gerekmiştir.