III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıdaki tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı-karşı davalının Türkmenistan uyruklu olduğu, tarafların evlendikten sonra uzun süre yurt dışında çalıştıkları, davalı-karşı davacının mühendis olarak çalıştığı, halen emekli olduğu ayrıca danışmanlık yaparak ek gelir elde ettiği, tarafların Türkiye ye yerleştikten sonra davalı-karşı davacının yurt dışında çalışmaya devam ettiği, davacı ve çocukların Türkiye de yaşadıkları, davalı-karşı davacının, davacı-karşı davalı ve çocukları tekrar yurt dışına götürmediği, bu ayrılık döneminde davacı-karşı davalının kendisini dinsel konulara vererek Yahova Şahitleri isimli bir dinsel gruba dahil olduğu, davalı Türkiye ye döndükten ve taraflar bir arada yaşamaya başladıktan sonra taraflar arasında fikri, ruhi uyuşmazlık, kültür ve inanç farklılıkları üzerinde geçimsizliklerin baş gösterdiği, davacı-karşı davalının çocukları Yahova Şahitliği isimli inanç çerçevesinde yetiştirmeye ve büyütmeye çalıştığı, davacıdan kaynaklı bu etkinin dinlenen ortak çocuk beyanlarından da anlaşıldığı, davalının ise özgür düşünceli, dini inanç ve dogmalar dışında bir düşünce yapısına sahip olduğu, taraflar arasındaki bu düşünsel ve inançsal çatışmalar neticesinde davalının 2006 yılında davacı ve çocukları bırakarak Antalya ya yerleştiği, onları arayıp sormadığı, evin geçimi ve iaşesi ile ilgilenmediği, çocukların eğitimi ve öğretimi ile ilgilenmediği, maddî ve manevî olarak yalnız bıraktığı, davalı-karşı davacının ve çocukların zor zamanlar geçirdikleri, komşuların ve davalı-karşı davacının dahil olduğu dinsel cemaatin yardımları olduğu, bu şekilde davalı-karşı davacının eşe ve çocuklara karşı olan sorumluluklarını yerine getirmeyerek onları maddî ve manevî olarak mağdur ettiği ve kusurlu olduğu, davacı-karşı davalının da davalı ile belli konularda uzlaşarak evliliğini sürdürmek yerine dinsel inançlarına daha çok bağlandığı, hayatının merkezine aldığı, başta iki ayrı kültürden gelerek biraraya geldiklerini ve bir çok zorlukla karşılacaklarını bilerek bu evliliğe başlamış olmalarına rağmen bu şekilde ruhi, fikri ve kültürel ayrılıkların çekişmeye dönüşmesine neden olmakla taraflar arasındaki geçimsizlikte davacı-karşı davalının da az da olsa kusurlu olduğu, tarafların 3 yılı aşkın süredir ayrı yaşıyor olmaları, aralarındaki ruhi, fikri ve kültürel anlaşmazlıklar nedeniyle taraflar arasında evlilik birliğinin sürdürmeleri kendilerinden beklenilmeyecek derece temelinden sarsılması sabit görülmüş, meydana gelen geçimsizlikte eşe ve çocuklarına karşı olan yükümlülüklerini yerine getirmeyen onları yüzüstü bırakan erkek daha fazla kusurlu ise de davacı-karşı davalı da boşanmayı istediğinden, davalı-karşı davacısının davasının kısmen kabulü tarafların boşanmalarına karar verildiği, kadının tedbir ve iştirak nafakası taleplerinde haklı olduğu nazara alınarak bu yöndeki davasının kısmen kabulüne karar verildiği ve tedbir nafakalarının başlangıç tarihleri olarak kadının açmış olduğu dava tarihlerinin esas alındığı, tarafların ortak çocuklarının sürekli olarak anne yanında kaldığı, alışkın olduğu ortamın anne yanı olduğu, yaşı ve fiziksel durumları itibariyle de anne ilgi ve şefkatine muhtaç olduğu kendi taleplerinni de anne yanında olmak yönünde olduğu ve uzman raporuıda göz önüne alınarak velayetlerinin anneye verilmesine karar verildiği, kadının düzenli geliri olmadığından, boşanmayla birlikte yoksulluğa düşeceğinden tarafların ekonomik ve sosyal durumları, paranın satın alma gücü ve hakkaniyet ilkesi de gözönüne alınarak kadın yararına yoksulluk nafakasına hükmedildiği, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, paranın satın alma gücü ve hakkaniyet ilkesi de gözönüne alınarak, ortak çocuklar için takdir edilmiş olan tedbir nafakasının karar kesinleşdikten sonra iştirak nafakası olarak devamına karar verildiği, boşanmaya neden olan olaylarda erkeğin daha fazla kusurlu olduğu, kadının boşanmayla en azından eşinin maddî desteğini yitireceğinden yine tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü ve hakkaniyet ilkesi de göz önüne alınarak maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verildiği, erkeğin, kadının kişilik haklarına saldırıda bulunduğu konusu ispatlanamadığından kadının manevi tazminat talebinin reddine karar verildiği gerekçesi ile asıl ve birleşen davanın kabulü ile tarafların 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca boşanmalarına, ortak çocukların velâyetinin anneye verilmesine, asıl dava yönünden tedbir nafakası talebinin kısmen kabulü ile ortak çocuklar için takdir edilmiş olan aylık 400,00er TL tedbir nafakası ile tahsilde tekerrür oluşturmamak suretiyle asıl dava tarihi olan 08.06.2017 tarihinden geçerli olmak üzere ortak çocuklar Denisa ve Vanessa için 600,00'er TL tedbir nafakasının davalı-karşı davacıdan alınarak anneye verilmesine, karar kesinleştikten sonra iştirak nafakası olarak devamına , asıl davada davacının kendisi için talep ettiği tedbir nafakası talebinin kısmen kabulü ile asıl dava tarihi olan 08.06.2017 tarihinden geçerli olmak üzere aylık 650,00 TL tedbir nafakasının davalı-karşı davacıdan alınarak davacı-karşı davalıya verilmesine, karar kesinleşinceye kadar devamına, karar kesinleştikten sonra yoksulluk nafakası olarak devamına, kadın yararına 30.000,00 TL maddî tazminata, kadının manevî tazminat talebinin reddine hükmedilmiştir.