IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalı vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemeden davacı eş için 60.000,00 TL manevi tazminat, çocuklar için ayrı ayrı 30.000,00 TL olmak üzere toplam 120.000,00 TL manevi tazminat talep edildiğini, taleplerinin vicdanen ve hakkaniyet ölçülerinde makulün çok altında olmasına rağmen, nispi kabulün dosya kapsamına uygun olmadığını beyan ederek Mahkemenin kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, müteveffanın bünyesinden kaynaklanan ölüm olayında herhangi bir kusurunun bulunmaması karşısında davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, bu ölüm olayının kaçınılmazlıktan ziyade müteveffanın kendi kusuru olduğunu, müvekkili şirket için işçiye bu kadar müdahale hakkı olmadığından müvekkilinin engellememesi hususu için kaçınılmaz olurken, ... bakımından kaçınılmaz değil, ağır kusur olduğunu, söz konusu olayda iki taraf için kaçınılmazlık olmadığını, Mahkemece ve bilirkişilerce bu hususun gözardı edildiğini, maddi tazminat takdirinde tarafların ekonomik ve sosyal durumlarını, şahsi hallerini, yaş gibi durumlarını zedelenen mevcut ve beklenen menfaatlerin yoğunluk ve ağırlığını, kişilerin eğitim durumları, yine ölüme bağlı temlik ve tasarruflardan yoksun kalma gibi nedenlerle kaybedilen veya yararlanılamayan menfaatlerin nazara alındığını, hakimin maddi tazminata peşin olarak hükmettiğinde buna uygun bir indirim de yapması gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle, alınan hesap raporunda hesaplama hataları mevcut olduğunu, hesaba yapmış oldukları itirazları burada da tekrar ettiklerini, eşe düşen miktar ve çocuğa düşen miktarın fazla hesaplandığını, kadının evlenme oranının da düşük hesaplandığını, ayrıca yapılan faiz hesabının da hatalı olduğunu, faiz başlangıcının kabulünün mümkün olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacıların alacakları tazminatın zamanaşımına uğradığını, ayrıca davacı lehine verilen vekalet ücreti ve yargılama giderinin de hatalı hesaplandığını, Mahkemenin kabul ettiği manevi tazminat miktarının da fazla kabul edildiğini, davacılar lehine manevi tazminat taleplerinin zenginleşme aracı olmadığını beyan ederek Mahkemenin kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu olayın, davalıya ait işyerinde (makinist) işçi olarak çalışan ...'ın, ... içerisinde, cüruf sahası mevkiinde, cüruf boşaltmak için gittiğinde, cürufu boşalttıktan sonra potaların yer değiştirilmesi işlemini yaparken, müteveffanın potaların yer değiştirmesini yapmak için araya gireceği zaman, ... ayaktayken hafif sallanıp dizleri üzerinden yan tarafa düşmesi, kaldırıldığı hastanede bir müddet yoğun bakımda kaldıktan sonra hayatını kaybetmesi şeklinde meydana geldiği, olayın iş kazası olup olmadığı hususunda Karabük İş Mahkemesinde açılan davada alınan bilirkişi raporunda, felcin, işçinin yoğun çalışmasıyla ilişkili olarak aniden ortaya çıktığı, kalp damar hastalığı sebebiyle beyinde tıkanıklık sonucu felç geçirdiğinin belirtildiği, olayın iş kazası olduğuna karar verildiği ve anılan kararın Yargıtay tarafından onanarak kesinleştiği, Mahkemece gerçekleşen kaza ile ilgili üç ayrı heyetten kusur raporu alındığı, olay mahallinde keşif yapıldığı, her üç kusur heyeti raporunda da, ... ...'ın belirlenebilmiş bir kusurunun olmadığı, ayrıca davalı ... A.Ş.’nin bir kusurunun tespit edilemediği, olayın meydana gelişinde %100 kaçınılmazlık faktörünün olduğunun belirtildiği, desteğin gelirinin paylaştırmasının nasıl yapılacağına dair matematiksel bir ölçüt bulunmamakla birlikte yerleşmiş uygulamalar ile destek ile eşe ayrılan payın çocuklar ile aynı olmadığı çocuk sayısının çocuklar arasındaki paylaşımda etkili olduğu kabul edilmekle birlikte bu payın sağ kalan eş ile aynı olmadığı, destek muris ile eşin paylarının daha yüksek oranda belirlendikten sonra kalanın çocuklar arasında çocuk sayısı dikkate alınarak belirlendiği ve bu uygulamanın SGK’nın eş ve çocuklar yönünden gelir bağlama işlemlerinde esas alınan oranlara da benzerlik sağladığı gibi yerleşmiş Yargıtay ilkelerinin, uygulamada toplumsal adalet duygusunun tatmini yönünden de kabul gördüğü, bu nedenlerle, istinafa konu olayda, davacı kız çocuğunun 22 yaşına kadar müteveffadan destek alacağı kabul edilerek, çocuk ile birlikte eşe %40, çocuğa %15 ve eş tek kaldığında ise %50 destek payı verilmiş olup, davalının bu yöne ilişkin istinaf talebinin yerinde olmadığı, davacı eşin, hesap tarihinde halen evlenmediği, hal böyle olunca, sağ eşin yeniden evlenme ihtimalinin hesap tarihindeki yaşı (53) dikkate alınarak AYİM tablosuna göre %1 olarak belirlenmesinin yerinde olduğu, Mahkemece hüküm altına alınan tazminat miktarları için kaza tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmesinin isabetli olduğu, kaza tarihi itibariyle 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı, tarafların sosyal ekonomik halleri, iş kazasının meydana geldiği tarih, tarafların kusur durumları gözetildiğinde, Mahkemenin takdir edilen manevi tazminat miktarlarına ilişkin kararının isabetli olduğu, yargılama giderleri ve vekalet ücreti hesaplamalarında da, usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle tarafların istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.