V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı-karşı davalı erkek vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava dilekçesi ve eklerinin kadına usulüne uygun tebliğ edilmesine ve yasal cevap verme süresi geçmesine rağmen mahkemece kadına cevap dilekçesi sunması için verilen sürenin hatalı olduğunu, cevap ve karşı dava dilekçesinin süresinde olmadığını, davanın açıldığı ve dava dilekçesinin kadının yerleşim yeri adresine gönderildiği tarihte kadının mernis adresi ile yerleşim yeri adresinin aynı olduğu ancak ilk tebligatın bila ikmal dönmesinden sonra kadının adres kayıt sistemindeki adresini değiştirdiğini, mahkemenin hatalı değerlendirme sonucu kadının her iki adresinin farklı olması nedeniyle mernis şerhli olarak yapılan tebligatın usule uygun olmadığı gerekçesiyle kadına cevap dilekçesi sunması için imkan tanınmış olmasının usule aykırı olduğunu, fiziksel şiddet uyguladığına ilişkin tanık beyanlarının soyut olduğunu, mahkemece yüklenen diğer kusurların dosya kapsamına uygun olmadığını, kadının erkeği tehdit ettiğini, kadının ailesinin evliliğe müdahalesine ve hakaretlerine sessiz kaldığını, dosyaya sunulan ses kaydının erkek tarafından elde edilmeyip erkeğe yollandığını bu sebeple hükme esas alınması gerektiğini, kadının ziynet eşyalarının bozdurulduğunu ispatlayamadığını, mahkemeinin de gerekçeli kararında kadının ziynet eşyalarına ilişkin iddiasını ispat edemediğini belirttiği halde bu gerekçesiyle çelişkili şekilde hüküm kurduğunu ileri sürerek; kararın, kadının kabul edilen boşanma davası, kusur belirlemesi, aleyhine hükmedilen tazminatlar ile kendi tazminat taleplerinin reddi ve kadının kabul edilen ziynet alacağı davası yönünden bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı-karşı davacı kadın vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde özetle; erkeğin aşamalarda belirttiği ses kayıt tarihinin dava tarihinden sonra olduğunu, bu delilin hukuka aykırı yollarla elde edildiğini, kadının ispat edilmiş bir kusurunun bulunmadığını, hükmedilen maddî ve manevî tazminat miktarının günün ekonomik koşullarına göre az olduğunu ileri sürerek erkeğin kabul edilen boşanma davası, kusur belirlemesi ve hükmedilen tazminatların miktarı yönünden kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflarca karşılıklı olarak açılan boşanma davasında davasında taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik bulunup bulunmadığı, geçimsizlik var ise kusurun kimden kaynaklandığı, tarafların kusur durumlarına göre asıl ve karşı davanın kabulü ile kadın yararına tazminata hükmedilmesine ilişkin koşulların oluşup oluşmadığı ile koşullar oluşmuş ise miktarların hakkaniyete uygun olup olmadığı ve kadının ziynet alacağı davasını ispat edip edemediği noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Kanun'un 4 üncü ve 6 ncı maddesi, 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 175 inci maddesi, 220 inci maddesi, 222 nci maddesi, 226 ncı maddesi. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Kanun'un 190 ıncı ve 194 üncü maddeleri, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 nci ve 371 inci maddesi. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun (6098 sayılı Kanun) 50 nci ve 51 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı-karşı davacı kadının tüm, davacı-karşı davalı erkeğin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Somut uyuşmazlıkta, Mahkemece boşanmaya sebebiyet veren olaylarda eşine ilgisiz davranan, evinde durmayan, sürekli alkol kullanan, fiziksel şiddet uygulayan, kadının boşanma isteğini dile getirdikten sonra sosyal medya üzerinden eşinin şeref ve haysiyetine yönelik paylaşımlarda bulunan erkeğin ağır; eşi hakkında, onu çocuğu gibi gördüğü, sevmediği, cinsel olarak istemediği, aşık olmadığı, evliliğin böyle olduğunu tahmin etmediği, sorunun kendisinde olduğuna dair dava dışı 3. Kişiye mesaj gönderen, eşine boşanma isteğini söyleyen, başka erkekle olan çiziminin sosyal medyada paylaşılmasına sebep olarak güven sarsıcı davranışta bulunan ve psikiyatrik tedavi görmesine neden olacak şekilde eşinin psikolojisini bozan kadının ise az kusurlu olduğuna hükmedilmiştir. Her ne kadar erkeğe, eşine fiziksel şiddet uyguladığı yönünde kusur yüklenmiş ise de; dosyanın tetkikinden, erkeğin eşine fiziksel şiddet uyguladığına yönelik tanık beyanlarının soyut olduğu, kadının, karşı dava dilekçesinde fiziksel şiddete ilişkin dayandığı vakıanın evliliğin başında gerçekleştiği yönündeki iddialar ile tanık beyanlarının birlikte değerlendirilmesinden, kadının kök ailesinin yanına ...'ya ilk gidişinden sonra ...'a ortak konuta döndüğü, sonrasında taraflar arasındaki evlilik birliğinin bir süre devam ettiği, bu süreçte kadına fiziksel şiddet uygulandığına dair bir iddia ve delilin dosya içeriğinde mevcut olmadığı, kadının 26.04.2019 tarihinde geçici görev ile tekrar ...'ya gittiği ve dönüş tarihi belli olmasına rağmen tarafların ikameti olan ...'a dönmediği, bu durumda; erkeğe kusur olarak yüklenen "eşine fiziksel şiddet uyguladığı" vakıasının dosya kapsamındaki delillerle ispatlanamadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen tarafların diğer kusurlu davranışlarına göre ise tarafların eşit kusurlu olduklarının kabulü gerekir. Hal böyle iken Mahkemece, erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğu şeklindeki kusur belirlemesi doğru bulunmamış, bozmayı gerektirmiştir.
3.Yukarıda ki bentte açıklandığı üzere, tarafların boşanmaya sebebiyet veren olaylarda eşit derecede kusurlu oldukları anlaşılmaktadır. Boşanma sonucu maddî ve manevî tazminata hükmedilebilmesi için tazminat yükümlüsünün kusurlu, tazminat talep eden eşin ise kusursuz veya diğerine göre daha az kusurlu olması gerekir. Mahkemece, kadının maddî ve manevî tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, erkeğin kadına nazaran ağır kusurlu olduğunun kabulü ve bu hatalı kusur belirlemesine göre kadın yararına maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi isabetsiz olmuş ve bozmayı gerektirmiştir.