V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bozma ilamında 31.12.2015 tarihli asgari ücret ile yapılan hesapla sınırlı utulan bir hesap yapılmasının hatalı olduğunu, maddi zararın karşılanmadığını, nihai karar verilmeden önde 29.01.2019 tarihli hesap raporuna itibarla açılan birleşen davada dikkate alınarak toplam 426.727, 41 TL maddi tazminata faiz, yargılama gideri ve vekalet ücreti ile hükmedilmesi gerektiğini, manevi tazminatın 100.000,00 TL olarak tam kabul edilmesi gerektiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 2020/7162 E. 2021/519 K. Sayılı kararında, bozma gerekçeleri kısmında zikredilen ve fakat hüküm kısmında zikredilmeyen bozma sebebinin hüküm kısmında da gösterilmesi için maddi hatanın düzeltilmesi talebiyle karar düzeltme başvurusunda bulunulmasına rağmen Mahkemece bu istemin daireye gönderilmediğini, karar yönünden ise; hastane enfeksiyonu nedeniyle amputasyon gerçekleştiği için iş kazası ile maluliyet arasında illiyet kesildiğinden davanın reddi gerektiğini, müvekkilinin kazanın gerçekleşmesinde kusurunun bulunmadığını, maddi tazminata olay tarihi itibariyle faiz işletildiğinden, bu detay dikkate alınarak hesaplamanın o dönemin verileriyle (tarih, yıllık gelir, peşin değer hesabı vs.) yapılması gerektiğini, bilinmeyen dönem hesabında bugünden itibaren hesap yapılmasının hatalı, hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, kusur oranını, ücrete esas alınan hatalı meblağı, ve sair hususları kabul etmediklerini beyan etmekle beraber, bu veriler doğru olsaydı dahi, uygulana gelen verilerin kaza tarihinden itibaren uygulandığında, zarar miktarının hesaplanan tutardan çok daha düşük olacağı; 187.621,90 TL’ye tekabül edeceğinin dikkate alınması gerektiğini, pasif dönem hesabının 4 yıl 11 ay olup bu dönemin kazanç oranının %70’in altında olduğun, pasif dönem geliri bilinmeyen dönem geliri ve bilinen dönem geliri hatalı hesaplandığı gibi; SGK tarafından bağlanacak maluliyet aylığı ve toplam değeri de yapılan hesaplamadan doğru şekilde düşülmediğini, davacıya 27.09,36 TL’lik ödemenin hesaptan tenzil edilmesi gerektiğini, hesaba esas ücretin prime esas kazanç üzerinde esas alınmasının hatalı olduğunu, manevi tazminatın ıslah ile istenemeyeceğini, faizin hesabın yapıldığı tarih sonrası için dikkate alınması gerekirken kaza tarihinden faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazası neticesinde sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminata hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı HMK Geçici 3/2 maddesi delaletiyle uygulama imkanı bulan 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 1086 sayılı HUMK’nun 427 ilâ 444 üncü maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 13, 16 ve 20 inci maddeleri, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun 2 inci maddesi gereğince uygulanma olanağı bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'un 55 inci maddesi ve iş kazasının tarihi itibariyle yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alındığında 818 sayılı Borçlar Kanun'un 41,42,43,44,46 ve 47 inci maddeleri ile 332 inci maddesi, 4857 sayılı İş Kanun'un 77 inci maddesi, manevi tazminatın belirlenmesi yönünden 22.06.1996 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, usuli kazanılmış hak yönünden 04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararıdır.
3. Değerlendirme
3.1. Davalı vekilinin Dairemizin 13.04.2021 tarih ve 2020/7162 Esas- 2021/5198 Karar sayılı ilamına yönelik maddi hatanın düzeltilmesi istemiyle verdiği 27.10.2021 tarihli dilekçesi yönünden yapılan incelemede:
25.10.2017 tarihinde yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 7 inci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince 12.01.2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) kanun yollarına ilişkin hükümleri, iş mahkemelerince verilen kararlar hakkında da uygulanır. 6100 sayılı Kanun’da ise karar düzeltme kanun yolu düzenlemesine yer verilmediği anlaşılmaktadır.
Yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler kapsamında, Dairemiz kararında maddi hata bulunmadığı gibi Yargıtay kararlarına karşı tarafların karar düzeltme hakkı bulunmadığından davalı vekilinin karar düzeltme isteği niteliğini taşıyan maddi hata başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
3.2. Davacı ve davalı vekillerinin temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede:
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle mahkemece daha önce uyulmasına karar verilen bozma kararları kapsamında; iş bu hükümde esas alınan kusur oranları, sürekli iş göremezlik oranı ve manevi tazminat miktarlarının taraflar lehine usuli kazanılmış hak oluşturmasına ve bozma sebebi yapılamayacak olmasına, bozma kararı doğrultusunda hesap bilirkişiden alınan rapor ile tespit edilen maddi tazminat miktarının ise dosya kapsamı ve Dairemizce kabul edilen hesap ilkelerine uygun olmasına göre kanunun açık hükmüne aykırı görülen hususlar dikkate alınarak, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin ise aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı HMK’nın 297 inci maddesinde belirtilmiştir. Buna göre, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
3.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 13/4 üncü maddesi kapsamında" maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur hükmü yer almaktadır." Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre ise hükmedilecek vekalet ücret 5.100,00 TL'dir
4. Somut olayda, davacının birleşen davadaki maddi tazminat isteminin tamamının reddine karar verildiği halde, davalı lehine anılan tarife hükmü gereğince maktu 5.100,00 TL ret vekalet ücreti takdiri gerekirken, davalı lehine 38.320,92 TL tutarında nispi vekalet ücreti takdir edilmesi, öte yandan birleşen davada iş bu dosyaya münhasıran manevi tazminat talebinde bulunulmadığı, dava dilekçesinin sonuç kısmında geçen manevi tazminat miktarının ise birleşme talep edilen asıl dava dosyasında talep edilmiş olan tazminat miktarı olduğu, nitekim dilekçede dava ve harca esas değerin 195.701,15 TL maddi tazminattan ibaret olduğu gözetilmeden davacı lehine iş bu birleşen davada da manevi tazminat talebinde bulunulduğu ve reddedildiği varsayılarak ret vekalet ücreti takdir edilmesi, ayrıca gerek asıl gerek ise de birleşen davada tek davalıya karşı dava açılmasına karşın asıl dava ile ilgili hazırlanan karar başlığında davalı unvanının mükerrer olarak yazılarak infazda tereddüte mahal bırakacak şekilde hüküm tesisi de usul ve yasaya aykırı olmuştur.
5. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
6. O halde, temyiz eden davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları gözetilerek mahkemece verilen hüküm bozulmalıdır.
7. Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı HMK Geçici 3/2 maddesi delaletiyle uygulama imkanı bulan 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 1086 sayılı HUMK’nun 438/7 inci maddesi uyarınca mahkeme hükmü düzeltilerek onanmalıdır.