V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalı ... Belediye Başkanlığı vekilleri ile davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle ;istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş, ayrıca yasal faizin uzun yargılama ve enflasyon karşısında yetersiz kaldığını, dava tarihindeki haklılık durumu ve Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile ilçe Belediye Başkanlığı arasında hak sahipliği konusundaki ihtilaf dikkate alınarak hakkında husumetten ret kararı verilen ... lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı ... Belediye Başkanlığı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş, ayrıca uygulanan yasal faizin yüksek olduğunu, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin müvekkil idare üzerinde bırakılmasının hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, temel olarak davacı tapu maliki ile davalı idare arasında kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin belirlenmesi ve bedelinin hangi idareden tahsil edileceğine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir: “... Usûlü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, esas itibarıyla, gayrimenkulünü yola kalbeden amme hükmi şahsiyeti aleyhine meni müdahale davası açmağa hakkı olduğuna, ancak dilerse bu fiili duruma razı olarak, mülkiyet hakkının amme hükmi şahsiyetine devrine karşılık gayrimenkulünün bedelinin tahsilini de dava edebileceğine ve isteyebileceği bedelin de mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki bedel olduğuna 16.05.1956 tarihinde ilk toplantıda ittifakla karar verildi.”
3. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararı ile “... Usûlü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, gayrimenkulünün bedelinin tahsiline ilişkin olarak, gayrimenkulünü yola kalbeden hükmü şahsiyeti aleyhine açacağı bedel davasında müruruzamanın mevzuubahis olamayacağına ve bu itibarla da, hadisede Borçlar Kanunu'nun 66. maddesinin tatbik kabiliyeti bulunmadığına ...” karar verilmiştir.
3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Hükme esas alınan fen bilirkişi raporunda belirtildiği üzere 841 m² yüzölçümlü dava konusu taşınmazın 115 m²’lik kısmına İbrahim Gökcen Bulvarına cepheli kaldırım olarak, kalan kısmına ise park ile koşu ve yürüyüş pisti olarak fiilen el atıldığı, Manisa Büyükşehir Belediye Meclisi’nin 09.05.2017 tarihli ve 2017/308 sayılı kararı ile 20.000 m² altındaki park ve yeşil alanların idari sınırları içerisinde kaldığı İlçe Belediye Başkanlığınin sorumluluğunda olduğuna karar verildiği, ... Yol Yapım Bakım Onarım Dairesi Başkanlığı Yol Bakım ve Onarım Şube Müdürlüğü’nün 27.02.2018 tarihli ve 16270 sayılı yazısı ile yol paylaşımlarının yapıldığı Büyükşehir Belediye Başkanlığınin 16.05.2017 tarihli ve 356 sayılı Meclis kararı ile Manisa ili bütününde Büyükşehir Belediye Başkanlığıne bağlı ilçe merkezlerinde yol genişliği 18 metre ve üzerinde olan ve devamlılık arz eden imar yollarının Büyükşehir Belediye Başkanlığı sorumluluğunda olduğunun belirtildiği; ancak Manisa Valiliği Devir, Tasfiye ve Paylaştırma Komisyonu’nun 19.03.2014 tarihli ve 34 sayılı kararı ile dava konusu taşınmazın davalı ... Belediye Başkanlığına devredilmesine karar verildiği, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanlığınce Manisa 1. İdare Mahkemesinin 2015/109 Esas, 2016/138 Karar sayılı dosyasında açılan dava sonucunda itirazın reddedildiği ve kararın Danıştay 8. Dairesinin 19.12.2016 tarihli, 2016/8916 Esas, 2016/11318 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği anlaşıldığından hükmedilen kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat ve ecrimisil bedelinin davalı ... Belediye Başkanlığından tahsiline karar verilmesi yerindedir.
3. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kamulaştırma Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde yöntem itibarıyla bir isabetsizlik görülmemiştir.
4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre; davacı vekilinin ve davalı ... Belediye Başkanlığı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
5. 4650 sayılı Kanun ile değişik 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesine göre hakim, adil ve hakkaniyete uygun olarak kamulaştırma bedelini tayin ederken keyfi olarak hareket edemez. Bu takdiri yaparken, alınan bilirkişi raporlarından herhangi birini veya bu raporlar arasında bir değeri tespit edebilir. Şayet bu raporlar mahkemece karar verilmesine yeterli görülmez ise yeniden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmelidir.
Somut olayda İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda; dava konusu taşınmaz ile emsal alınan taşınmazın ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmadığı gibi, dava konusu taşınmazın emsalden %10 daha değerli olduğu kabul edilerek değeri tespit edildiği halde Bölge Adliye Mahkemesince dava konusu taşınmazın emsalden %70 daha değerli olduğu kabul edilerek değeri tespit edilmiş olup, Bölge Adliye Mahkemesince bilirkişi kurulu raporları geçerli ve inandırıcı bulunmadığından yeniden emsal bildirilmesi için taraflara süre verilip, gerektiğinde resen emsal celbi yoluna gidilerek yeniden 2942 sayılı Kanun'un 15 inci maddesi uyarınca oluşturulacak bilirkişi kurulu eşliğinde mahallinde keşif yapılıp, alınacak olan raporun yasa hükümlerine uygun olup olmadığı denetlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği düşünülmeden, yazılı şekilde bilirkişi raporu alınmadan soyut ifadelerle hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bu durumda; taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınarak, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi, taşınmazın, değerlendirme tarihi itibarıyla, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibarıyla imar ya da kadastro parselleri olup olmadığı ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorularak, ayrıca dava konusu taşınmazın imar planındaki konumu, emsallere ve değerini etkileyen merkezi yerlere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ile oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi, düşünülmemesi bozmayı gerektirir.
6. Dava konusu taşınmazın tapu kaydında yer alan hacizlerin hükmedilen bedele yansıtılmasına karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi doğru değildir