Yargıtay 6. Ceza Dairesi · E. 2022/12705 · K. 2024/6287
6. Ceza Dairesi 2022/12705 E. , 2024/6287 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/531 E., 2022/380 K. SUÇLAR : Nitelikli yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmi onama kısmi bozma Sanıklar hakkında bozma sonrası kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 1.Sanık ... Hakkında Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hükmün İncelenmesinde, Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, uyulan bozmaya, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre, sanık müdafii ile katılan vekilinin temyiz istekleri yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, usul ve yasaya uygun bulunan hükmün, tebliğnameye aykırı olarak oybirliğiyle ONANMASINA, 2.Sanıklar ..., ... ve ... Hakkında Nitelikli Yağma Suçundan Kurulan Hükümlerin İncelenmesinde ise Oluş ve dosya kapsamından, katılan ...'in kuruyemiş ve araç kiralama işleriyle uğraştığı, katılan ... ile sanık ... arasında ticari ilişki kapsamında, birbirlerine borç verme, bankalardan çektikleri kredilere kefil olma veya evlerini ipotek vermekten kaynaklanan alacak verecek ilişkisi bulunduğu, ...'in ağabeyi katılan ...'nin de çekirdek ticareti ile uğraştığı, ...'nin ticari olarak iflas etmesi sonrası katılan ...'ın de ticari yönden zor duruma düşerek borçlarını ödeyemez hale geldiği, katılanların alacaklıların baskısından kurtulmak amacıyla il dışına çıktıkları sırada, katılanlardan alacaklı olduğunu ileri süren çok sayıda kişinin katılanlarına iş yerlerine yöneldikleri, sanıklar ... ve ...'nun da katılandan olan alacaklarını alabilmek amacıyla iş yerlerine gederek katılan ...'in çalışanlarıyla ve şirket müdürü olan ... ile görüştükleri, sanık ...'nun savunmalarında bir kısım araçları çevreden yardımcı olmak için topladığını zorla almadığını ve topladığı araçları katılanın çalışanlarına teslim ettiğini, iki adet iş yerini ise katılanın rızasıyla alacağına karşılık devraldığını savunduğu, sözkonusu iş yerlerinde bulunan çalışanlar ile mağdur ...'un ifadelerinde toplanan kalabalıktan ve yaşanan tartışmalardan korktuklarını, sanıkların kendilerine yönelik darp ve tehdit eylemlerinin olmadığını beyan ettikleri dikkate alındığında, sanıkların savunmalarının aksine katılanların işyerlerinin devralınması ve araçlarını toplatılması süreçlerinde sanıkların cebir uyguladıklarına, tehdit ettiklerine dair katılan ...'in soyut iddialarının dışında yeterli delil bulunmadığı ve bu durumun şüpheden sanık yararlanır ilkesince sanıkların lehine değerlendirilmesi gerekeceği; katılan ...'nin çiftçilerden aldığı ve katılan ...'de emanette bulunan toplam 2 milyon TL tutarındaki 500 adet senede ilişkin olarak yapılan değerlendirilmesinde ise, 27.10.2014 tarihinde sanık ...'in katılan ...'i alacak meselesini görüşmek üzere ... Otomotiv isimli işyerine götürerek katılanın şirketinde pazarlamacı olarak çalışan katılan ...'i telefonla arattırıp, sözkonusu senetleri işyerine getirmesini istediği, katılan ...'in kabul etmemesi üzerine sanık ...'in "sakın dışarıya kaçmaya çalışma, evde dur, kapıda iki adam seni bekliyor olacak, ben oraya geliyorum" diyerek adamlarıyla birlikte giderek katılan ... ve diğer şirket çalışanı olan katılan ...'u iş yerine getirdiği, sanık ...'in katılan ...'e "evlerimin ipoteğini çözmeden seni buradan bırakmam, hiçbir yere gidemezsin" dediği ve çiftçilerden alınan senetleri istediği, katılan ... kabul etmeyince sanık ...'in ele geçirilemeyen kılıca benzer bir bıçağı eline alıp sağa sola rastgele sallayarak "beni batırdınız, ben batarsam herkes batar, bunun sonucuna herkes katlanır, senetler gelmezse sizi burada tutacağım" dediği, bunun üzerine katılan ...'in senetlerin evde olduğunu söylediği, sanık ...'in iki çalışanını yanına vererek katılan ...'i senetleri getirmesi için gönderip senetleri getirttiği, gelen senetler arasından işyerinde bulunan ve katılan ...'in muhasebecisi olan Musa'nın ödeme yapmayan borçlu bulunan çiftçilere ait senetleri seçtiği, katılan ...'in bunları baskı ve tehdit altında cirolayıp sanık ...'e verdiği, bu şekilde cirolayıp verdiği senetlerin toplam değerinin 260.000 TL olduğu, sanık ...'in ödeme yapan ve borçlu olmayan çiftçilere ait senetleri de aldığı, sanık ...'in aldığı senetleri taşınmazlarındaki ipoteklerin kaldırması karşılığında alacaklı bankalara verdiği ancak kabul edilmediği, senetlerin yağma olayından sonra sanık ...'nun çalışanı olan sanık ...'un da katılan ...'e hitaben "parayı vermediğin takdirde sıkarım" demek suretiyle tehdit etmesi, şeklinde gerçekleşen olaylarda, sanık ...'in katılan ile aralarındaki hukuki ilişki nedeniyle kredi alabilmek için taşınmazlarını ipotek verdiği, kredi borçlarının ödenmemesi nedeniyle alacaklı bankalar tarafından icra takibi başlatıldığı, sanıklar ...'nun hukuki ilişkiden kaynaklanan alacağın tahsili iradesiyle hareket ederek, katılandan tehditle sözkonusu senetleri aldığı, iş yerlerinin devrinde ise cebir ve tehdit uyguladığına ilişkin yeterli delil bulunmadığı, senetlerin yağmalanmasından sonra sanık ...'nun azmettirmesi ile çalışanı olan sanık ...'un katılanı tehdit ettiği; sanık ...'in ise senetlerin yağmalanması esnasında olay yerinde olduğuna, iş yerlerinde yaşanan olaylarda da cebir ve tehdit uyguladığına ilişkin herhangi bir delil bulunmadığının, ayrıca sanık ...'in taşınmazları üzerinde kredi borçlarına teminat olarak ipotekler konulduğu tartışmasız ise de, kredileri fiilen kimin kullandığının, tarafların birbirlerine verdikleri borç para miktarlarının kesin olarak tespit edilemediği, bu hususun katılan ... ile sanık ... Karusu'unun birbirini yalanlayan karşılıklı beyanları ile sınırlı kaldığı, sanık ...'in hukuki ilişkiden kaynaklanan alacağını alacak miktarını aşacak şekilde katılandan tahsil edip etmediğinin kesin, şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespit edilemeyip bu noktada müphem kaldığının anlaşılması karşısında, sanık ...'nun katılanlara yönelik silahla ve birden fazla kişiyle tehdit suçundan 5237 sayılı Kanun'un 37 ve 38 maddeleri ile 150/1 maddesi delaletiyle 106/2-a, c, 43/1, 43/2 maddeleri gereğince, sanık ...'un ise katılan ...'e yönelik tehdit suçundan aynı Kanun'un 37/1 maddesi delaletiyle 106/1-1 cümlesi gereğince, mahkumiyetlerine; sanık ...'in ise katılana yönelik yağma suçundan beraatine, karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ..., ... ile bütün sanıkların müdafiileri ve katılan vekilinin temyiz istekleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321. maddesi uyarınca tebliğnameye aykırı olarak sayın üye ...'ın yağma suçu yönünden muhalefeti ile oy çokluğuyla BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 15.05.2024 tarihinde karar verildi.