V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı birleşen davalı yüklenici vekili temyiz dilekçesinde; Müvekkilleri iş ortaklığı ile davalı idare arasındaki sözleşmenin idare tarafından haksız olarak feshedildiğini, müvekkiline verilmesi gereken süre uzatımı dahilinde müvekkilinin kalan sürede işi bitirebileceğini, işin kalan sürede bitirilemeyeceğine yönelik alınan raporun denetime el verişli olmadığını, işin biten kısmında hesaplanan müvekkilinin yaptığı iş hızının sonradan arttırılabileceğini, yerel mahkemece verilen kararın Yargıtay bozma ilamına aykırı olduğunu, iş artışı sebebi ile doğan süre uzatım haklarının değerlendirilmediğini, sadece 4. bölge bakımından süre uzatımı verilip diğer bölgeler için süre uzatımının hesaplanmamasının hatalı olduğunu, idarenin haksız revizyon taleplerinin süre uzatımında dikkate alınmadığını, dosyaya sunulan uzman görüşleri ile bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmediğini, asıl ve birleşen davalarda reddedilen taleplerinin gerekçelerinin hukuka aykırı olduğunu, faiz başlangıç tarihlerinin hatalı olduğunu, idarenin davacı olduğu birleşen 2010/325 Esas sayılı davada hükmedilen alacakta bozma ilamında fazla hesaplama yapıldığını, idarenin alacak talebinin haksız olduğunu,davanın zamanaşımına uğradığını, asıl ve birleşen davalar bakımından verilen kararın müvekilleri lehine bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı birleşen davacı idare vekili temyiz dilekçesinde; Asıl davada davacı tarafından istenen bedelin KDV dahil bedel olduğunu, alacağa ayrıca KDV eklenemeyeceğini, ıslahla talebe KDV eklenemeyeceğini, dosya kapsamında hesaplanan 46 günlük uzatma süresi bakımından idarenin bir sorumluluğunun bulunmadığını, davacı yüklenicinin projeleri uygun nitelikte hazırlamadığından işin uzamasına kendisinin sebebiyet verdiğini, dosya kapsamına sundukları 13/06/2021 tarihli uzman görüşünün dikkate alınmadığını, birleşen 2005/183 Esas sayılı dava dosyasında davacının talepleri dışında alacaklara hükmedildiğini, sözleşmenin yüklenicinin iş programının gerisinde kalması ve kalan sürede işi tamamlayamayacağının anlaşılması neticesinde haklı olarak feshedildiğini, birleşen 2010/325 Esas sayılı davada alacakları bakımından bozma ilamı ile usulü kazanılmış hak oluştuğun ancak alacağa KDV eklenmediğini, bu davaya yüklenicinin açtığı karşı davasında ise alacağın zaman aşımına uğradığını, kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, yükleniciler tarafından açılan asıl davada süre uzatımı verilmesi ve süre uzatımı talebine bağlı olarak uygulanması gereken eskalasyon katsayısı nedeniyle doğan alacağın tahsili, birleşen 2005/183 Esas sayılı davada teminat mektubunun nakde çevrilmesi halinde bedelinin davalı idareden istirdatı ve “menfi, müspet ve her türlü zarar ziyanın” tahsili, iş sahibi idare tarafından açılan 2010/325 Esas sayılı davada “tespit tutanağı özetinde” belirtilen alacağın tahsili. bu birleşen davada yükleniciler tarafından açılan karşı davada bakiye hakediş alacağın tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 436, 437. maddeleri, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 355-371. maddeleri
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanunun 437 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Taraflar arasında 30/05/2003 tarih ve 11632 sayılı Burkan 5 Kanalizasyon ve Yağmur Suyu Drenaj İnşaat İşlerine İlişkin Sözleşme imzalanmıştır. Sözleşmede işin süresi süresi 855 gün olarak belirlenmiş ve işin bitim tarihi 15/01/2006 tarihi olarak kararlaştırılmıştır. Davalı idare tarafından, davacı yükleniciye Bursa 14. Noterliğinden 06/05/2005 tarih 10409 yevmiye nolu ihtarname gönderilerek “... -5 Kanalizasyon ve Yağmur Suyu Drenajı İnşaatı İşleri” başlıklı sözleşmenin kalan %73,91'lik işinin kalan 8 aylık sürede tamamlanmasının imkansız olması nedeniyle sözleşme hükümleri ve sözleşme şartlarının 59.maddesine ve BK hükümlerine göre feshedildiği bildirilmiştir.
2.1. ASIL DAVA BAKIMINDAN:
- Yükleniciler tarafından açılan asıl davada; süre uzatımı verilmesi ve süre uzatımı talebine bağlı olarak uygulanması gereken eskalasyon katsayısı nedeniyle doğan alacağın tahsili talep edilmiştir. Bozma ilamından sonra alınan ve denetime el verişli bulunan 09/06/2020 tarihli kök ve 10/02/2021 tarihli ek rapora göre davalı idarenin projelerin incelenmesi ve onaylanması süreçlerindeki gecikmelerine bağlı olarak olarak dava konusu işi 46 gün geciktirdiği, davacının fesih hak edişine kadarki hak edişler ile ilgili olarak talep edebileceği eskalasyon farkı bedelinin 19.043,321 TL +KDV olduğu belirtilmiş, yerel mahkemece 46 gün karşılığı ekalasyon farkına hükmedilmiştir. Her ne kadar, davalı idare kendisinden kaynaklanan bir gecikme bulunmadığını ileri sürmüş ise de taraflar arasındaki sözleşme ve ihale dokümanı arasında yer alan özel teknik şartname bölümünün 1.7. maddesinde belirtilen dokümanların ve çizimlerin ilk ve ikinci inceleme sürelerine davalı idarece uyulmadığı, idarenin süre uzatımına sebebiyet verdiği anlaşılmıştır. Yerel mahkemece, asıl davaya yönelik verilen hükmün usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, tarafların asıl davaya yönelik tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2.2. BİRLEŞEN 2005/183 ESAS SAYILI DAVA BAKIMINDAN:
- Birleşen 2005/183 Esas sayılı davada teminat mektubunun nakde çevrilmesi halinde bedelinin davalı idareden istirdatı ve “menfi, müspet ve her türlü zarar ziyanın” tahsili talep edilmiştir.
- Yargıtay 15. Hukuk Dairesi (kapatılan) 2018/4265 Esas, 2019/875 Karar sayılı ve 28/02/2019 tarihli bozma ilamından sonra 10/07/2019 tarihinde, birleştirilen 2015/183 esas sayılı dosyada davacıların teminat mektuplarının nakde çevrilmesi halinde bedelinin iadesi talebi olduğundan , 815.400,46 TL 'nin %068,31 'nin 1/4 'i olan 13.925,00 TL nipsi başvuru harcını yatırmak üzere yerel mahkemece 2 hafta kesin süre verilmiş, davacılar vekili tarafından nispi harç 22/07/2019 tarihinde yatırılmıştır.
- Bozma ilamına uyan yerel mahkemece, dosya kapsamında 09/06/2020 tarihli kök ve 10/02/2021 tarihli ek rapor alınmış, buna göre davalı idarenin projelerin incelenmesi ve onaylanması süreçlerindeki gecikmelerine bağlı olarak olarak dava konusu işin davalı idare nedeni ile 46 gün geciktirdiği ve bu nedenle davacı yükleniciye 46 günlük süre uzatımı verilmesi gerektiği belirtilmiştir.
- Bozma sonrası alınan raporlarda; iş artışı olup olmadığı ve buna ilişkin süre uzatımı verilip verilemeyeceğine ilişkin yapılan değerlendirmede ise, yükleniciler tarafından hazırlanan iş planının incelenmesinde sunulan yağmur suyu ve pis su boru hatlarının toplam uzunluğunun 109.606 metre olduğu, her ne kadar bozma öncesi alınan raporlarda iş artışı olduğu belirtilmiş ise de bilirkişi heyetinin bu kanaate iştirak etmediği, çünkü artış oranı olarak sunulan hesaplamalara ilişkin boru miktarları incelendiğinde, artırılmış olan değerlerin toplam uzunluğunun 110.232 metre olduğu, bu değerin metraj cetvelinde ve sonra yüklenici tarafından hazırlanan ön keşifte belirlenen 165.000 metre boru yapımından az olduğu, sözleşmedeki iş planında belirlenen toplam 109.606 metreye çok yakın olduğunun görüldüğü belirtilmiştir.
- Raporlarda, davacının sözleşme konusu işi yaparken günde ortalama 204 metre boru döşeyeceğini öngördüğü, 06/05/2005 tarihli fesih ihbarnamesi ve sonrasında düzenlenen 18/11/2005 tarihli fesih hakedişinde davacının toplam yaptığı boru metrajının 36.167 metre olduğu, iş planına göre yapılması öngörülen 109.606 metreden yapılan imalatın çıkarılması ile kalan işin en az 73.439 metre olduğu, yüklenicinin kendi belirlediği iş yapma hızına bölündüğünde 73.439/204 metre= 359,9 güne ihtiyacı olduğunu anca fesih tarihi itibarı ile yüklenicinin 254 günü olduğu, 46 günlük ek süre verilse dahi 254 gün + 46 gün= 300 günde işi bitiremeyeceği, ancak davacının iş yapma hızının öngördüğünden daha az olduğunu,
- 4.Bölge için hazırlanan tatbikat projelerinin davalı idare tarafından onaylandığı tarih olan 19/03/2004 tarihinden sonra yüklenicinin işe başladığı ve sözleşmenin fesih tarihi olan 06/05/2005 tarihinde yüklenici, 413 gün çalışmış olup, çalıştığı gün sayısını yapılan işe oranlandığında yüklenicinin (36.167/413) günde 87 m boru döşeme kapasitesinin (hızı) olduğu, fesih tarihi itibarıyla eksik kalan 73.439 m boru döşeme edimini günlük 87 m boru döşeme kapasitesine oranladığımızda (73.439/87) 844 gün daha süreye ihtiyacı olduğu, 46 günlük ek süre verilse dahi fesih itibarı ile kalan 254 gün + 46 gün= 300 günde işi bitiremeyeceği belirtilmiştir.
- Yukarıda anlatımı verilen ve denetime el verişli olan bilirkişi raporuna göre, davalı idareden kaynaklı nedenlerle yükleniciye verilmesi gereken sürenin 46 gün olduğu, yüklenicinin hak kazandığı süre uzatımı miktarı ile birlikte toplamda kalan 300 gün içinde işi tamamlamasının mümkün olmadığı, davalı iş sahibinin süresinden önce sözleşmeyi feshinin haklı olduğu anlaşılmıştır.
- Sözleşmenin haklı olarak davalı idarece feshedilmesi nedeni ile birleşen 2005/183 Esas sayılı davada müspet zarar kapsamında kalan alacak kalemlerinin reddine karar verilip, tahsiline karar verilen alacak kalemlerinin ise sözleşme dahilinde ve sözleşme dışında yapılan işlere ve yanlış hesaplama sonucu eksik ödenen kısımlara ilişkin olduğu anlaşılmış olduğundan, tarafların bu davadaki alacak taleplerine ilişkin tüm temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
- Teminat mektuplarına ilişkin iddia ve itirazların incelenmesi neticesinde;
Taraflar arasında akdedilen 30/05/2003 tarih ve 11632 sayılı Burkan 5 Kanalizasyon ve Yağmur Suyu Drenaj İnşaat İşlerine İlişkin sözleşme, sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 355 ve devamı (dava tarihinde yürürlükte olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 470-486 md.) maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi niteliğindedir.
Eser sözleşmesi konusu kapsamında teminat, sözleşmede kararlaştırılan edimlerin ifasını, taahhüdün yerine getirilmesini, aksi halde lehine teminat verilen yüklenicinin alacağını karşılamak veya iş sahibinin zararını gidermek için verilen garanti ve karşılıklar olarak nitelendirilmektedir. İş sahibi lehine teminat, eser sözleşmesinde yüklenicinin edimi sözleşme ve eklerine uygun olarak yerine getirmesini temin için verilir. İşin eksik ve ayıplı ya da sözleşmeye aykırı şekilde yapılması halinde iş sahibinin zararının giderilmesini güvence altına alır. Bu nedenle aksi kararlaştırılmamış ise yüklenicinin iş sahibine verdiği teminatlar, iş sahibinin zararları karşılandıktan ve iadesi için sözleşmede başkaca koşullar öngörülmüş ise bunlar yerine getirildikten sonra teminatları veren yükleniciye iade edilecektir. ( ... Öztürk, Zeki Gözütok Usul ve Esaslarıyla Eser Sözleşmesi Uygulaması s.154-163)
Taraflar arasındaki sözleşmenin 56.4 maddesi kesin teminatların iadesi başlıklı olup,
‘‘ Geçici Kabul tutanağının onaylanmasından ve yüklenicinin sözleşme konusu işten dolayı idareye herhangi bir borcunun olmadığı tespit edildikten (kesin hakediş raporu da onaylandıktan) sonra, alınmış olan kesin teminatların yarısı ödenir. Kesin kabul tutanağının onaylanmasından ve Sosyal Sigortalar Kurumundan ilişiksiz belgesi getirilmesinden sonra da kalan yarısı iade edilir. Yüklenicinin söz konusu iş nedeniyle idareye ve Sosyal Sigorta Kurumuna olan borçları ile ücret ve ücret sayılan ödemelerden yapılan kanuni vergi kesintilerinin kesin kabul tarihine kadar ödenmemesi halinde protesto çekmeye ve hüküm almaya gerek kalmaksızın kesin teminatlar paraya çevrilerek borçlarına karşılık mahsup edilir, varsa kalan yükleniciye geri verilir.’’ hükmüne haiz olduğu görülmüştür.
Söz konusu açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde, taraflar arasındaki sözleşmenin yukarıda belirtilen 56.4 maddesi düzenlemesi ve sözleşme kapsamında verilen teminatın amacı gözetildiğinde, teminatın iadesine ancak yüklenicinin iş sahibine bir borcunun bulunmaması ve SGK ilişiksiz belgesinin sunulması halinde karar verilebileceği, somut olayda idare tarafından açılan birleşen 2010/325 Esas sayılı dava dosyasında iş sahibi idarenin alacağına hükmedilmiş olduğunun anlaşıldığı, iş sahibi idarenin alacak ve zararı karşılanmadan teminat mektuplarına ilişkin herhangi bir iade kararı verilemeyeceğinden, mektupların iadesi, nakde çevrilmiş ise bedelinin tahsili istemine ilişkin istemin reddine karar verilmesi gerekirken yerel mahkemece bu talebin kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuş, davalı iş sahibi idarenin bu hususa yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2.3. BİRLEŞEN 2010/325 ESAS SAYILI DAVA BAKIMINDAN:
- İş sahibi idare tarafından açılan 2010/325 Esas sayılı davada “tespit tutanağı özetinde” belirtilen alacağın tahsili talep edilmiştir.
- Yargıtay 15. Hukuk Dairesi (kapatılan) 2018/4265 Esas, 2019/875 Karar sayılı ve 28/02/2019 tarihli bozma ilamının 2. bendinde , bu dava ile ilgili olarak hesaplanan 890.264,54 TL’nin 28.328,00 TL bilgisayar ve yazıcı bedellerini içerecek şekilde hesaplanmasının doğru olmadığı belirtilmiştir. Yerel mahkemece bozma ilamına uyulmak sureti ile bilgisayar ve yazıcı bedellerinin mahsubu ile 861.936,74TL üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
- Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince inceleme yapılarak hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve bozmanın şümulü dışında kalarak kesinleşen cihetlere ait temyiz itirazlarının incelenmesinin artık mümkün olmamasına göre taraf vekillerinin bu davaya yönelik tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2.4. KARŞI DAVA BAKIMINDAN:
- Yükleniciler tarafından açılan karşı davada bakiye hakediş alacağın tahsili talep edilmiş, yerel mahkemece verilen ilk kararda 147.593,54 TL'’nin tahsiline karar verilmiş, bu dava bakımından hakediş alacağının faizi ile tahsilinden sonra KDV ile tahsiline karar verilmesinin yanlış olduğu, faiz alacağına KDV işletilemeyeceği gerekçesi ile bozma kararı verilmiştir. Yerel mahkemece, karşı dava bakımından bozma ilamına uyularak 147.593,54-TL'nin temerrüt tarihi olan 16/03/2008 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte karşı davalıdan alınarak karşı davacılara verilmesine karar verilmiştir.
- Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince inceleme yapılarak hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve bozmanın şümulü dışında kalarak kesinleşen cihetlere ait temyiz itirazlarının incelenmesinin artık mümkün olmamasına göre taraf vekillerinin bu davaya yönelik tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.