IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Dairenin 12.09.2013 tarih ve E.2012/16483, K.2013/15977 sayılı kararında; re'sen araştırma ilkesi uyarınca, Mahkemece; davalı işyerinin şehirlerarası yolcu taşımacılığı üzerine kurulu olduğu da gözetilmek suretiyle, ihtilaf konusu dönemde davalı şirket adına kayıtlı araç sayısının ne kadar olduğu, plakalarına göre terminalden giriş–çıkış tarihleri ve sefer için gidilen iller, sefer sayısı ve gidilen mesafeye göre gerekli olan muavin ihtiyacı araştırılarak belirlenmeli, işyerinden başkaca muavin olarak çalışmaları bildirilmiş kişilerin bulunup bulunmadığı araştırılmalı, davalı işyerinden muavin olarak bildirilmiş kişiler bulunmuyorsa, 06.09.2010 tarihli sosyal güvenlik kontrol memuru raporuna göre, davalı işyerinde sigortasız işçi çalıştırıldığının tespiti, yine aynı işverene karşı çok sayıda benzer davanın açıldığı da gözetildiğinde, bu işlerin kimler tarafından, ne şekilde yapıldığı üzerinde durulmalı; ilgili ticaret odasından kapasite raporu sorulmalı; kapasite, üretim adedi, ciro, benzin tüketimi ve makine parkına göre işyerinde çalışması gereken sigortalı sayısı gerektiğinde, şehirlerarası yolcu taşımacılığı işlerinde uzman mühendis, mali müşavir ve hukukçudan oluşan bilirkişi heyetinden rapor alınarak belirlenmeli; işverene karşı açtığı davası bulunmayan ve ihtilaflı dönemin tamamında bildirimi ve çalışması bulunan bordro tanıkları varsa re'sen tespit edilerek, beyanlarına başvurulmalı, bozma öncesi dinlenen tarafların gösterdikleri tanık beyanları arasındaki çalışma iddiasına ilişkin çelişkiler giderilmeli; bozmadan önce yeminli olarak dinlenen davacı–bordro tanığı ...'ın mahkemeye hitaben sonradan verdiği 28.06.2011 havale tarihli dilekçesinde, davacının yönlendirmesi ve işverene duyduğu husumet sonucu davacının lehinde beyanda bulunduğunu, ancak davacının çalışmalarına yönelik herhangi bir bilgisinin bulunmadığını beyan etmesi karşısında, ... yeniden mahkemeye çağrılarak, beyanının aksine dilekçe vermesinin nedeni sorularak, aradaki çelişki giderilmeli, anılan tanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 272 nci maddesi gereğince "Yalan Tanıklık" suçundan açılan herhangi bir ceza davasının bulunup bulunmadığı araştırılmalı; varsa, işçilik alacaklarına ilişkin dava dosyası celbedilmeli ve işçilik alacakları davasında dinlenen tanık anlatımları ile iş bu davada bilgi ve görgülerine başvurulan tanık beyanları karşılaştırılarak, varsa çelişkiler giderilmeli; ayrıntıları Hukuk Genel Kurulu'nun 29.06.2005 tarih ve 409/413 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, tanık beyanlarının inandırıcılığı üzerinde özellikle durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre isticvap olunmalı, işyerinin kapsam, kapasite ve niteliği ile bu beyanlar kontrol edilmeli; davacının işverenin baskısı sonucu noter kanalıyla feragatname verdiği yönündeki iddiası araştırılarak, İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik Mevzuatının temel prensibi olan "işçinin korunması temel ilkesi" nden hareketle ve 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 420 nci maddesi de gözetilerek feragatnamenin hukuki açıdan geçerliliği üzerinde durulmalı; ... 6. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2010/81 Esas sayılı dosyasına konu hırsızlık olayına ilişkin, olayın meydana geldiği tarihin tespitine yönelik belgeler getirtilmeli; ihtilaf konusu dönemde meydana gelen trafik kazalarında ilgili kolluk birimleri tarafından davacının tanık olarak beyanının alındığının belirtilmesi karşısında, kolluk tarafından istenen bilgilerin eksiksiz olarak verilerek, varsa alınan ifadelere ilişkin belgeler getirtilmeli; toplanan ve toplanacak delillerin sonucuna göre, çalışma iddiasının varlığı ispatlandığı takdirde, 01.01.1982 doğumlu olan davacı yönünden ihtilaf konusu dönemde askerlikte geçen sürelerin varlığı halinde bu süreler dışlanmalı; yine davacının dava dışı ... Turizm Oto A.Ş.'ye yönelik açtığı davada 01.06.2009–25.07.2009 tarihleri arasında geçen 55 günlük çakışan hizmet süresinin varlığı gözetilmeli; böylelikle, davacının fiili çalışmalarının varlığı, başlangıç ve bitiş tarihleri, kesintili mi, sürekli mi olduğu, kısmi süreli mi (part time), yoksa tam süreli mi (full time) çalıştığı hiçbir kuşku ve duraksamaya meydan vermeyecek biçimde belirlenerek, davaya konu talep hakkında bir karar verilmesi gereğine işaret edilerek karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 16.06.2015 tarih ve E. 2013/522, K.2015/178 sayılı kararı ile bozma ilamında belirtilen tüm araştırmalar yapılmış olmakla bozma öncesinde ve sonrasında toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde davacının davalı işyerinde hizmet akdine dayalı olarak çalıştığı yönünde her türlü şüpheden uzak, kesin ve net deliller elde edilemediğinden subut bulmayan davanın reddine karar verilmiştir.
C. 2'nci Bozma Kararı
Dairenin 22.12.2015 tarih ve E.2015/20609, K.2015/22949 sayılı kararında; Mahkemece, bozma ilamına uyulmasına rağmen, bozma ilamının belirtilen tüm hususlar yerine getirilmeksizin yazılı şekilde karar verildiği, bozma ilamında, ihtilaf konusu dönemde davalı şirket adına kayıtlı araç sayısının ne kadar olduğu, plakalarına göre terminalden giriş–çıkış tarihleri ve sefer için gidilen iller, sefer sayısı ve gidilen mesafeye göre gerekli olan muavin ihtiyacı araştırılarak belirlenmesi gerektiği belirtilmiş mahkemece bu husus sadece davalı şirketten sorulmuş olup, ... Şehirlerarası Otobüs Terminal işletmesinden sorularak araştırılması gerektiği ve buna göre davalı şirketin muavin ihtiyacı belirlenmesi gerektiği üzerinde durulmamıştır. İhtilaf konusu dönemde meydana gelen trafik kazalarında ilgili kolluk birimleri tarafından davacının tanık olarak beyanının alındığının belirtilmesi karşısında, kolluk tarafından istenen bilgilerin eksiksiz olarak verilerek, varsa alınan ifadelere ilişkin belgeler getirtilmeli; 06.09.2010 tarihli sosyal güvenlik kontrol memuru raporuna göre, davalı işyerinde sigortasız işçi çalıştırıldığının tespiti, yine aynı işverene karşı çok sayıda benzer davanın açıldığı da gözetildiğinde, bu işlerin kimler tarafından, ne şekilde yapıldığı üzerinde durulmalı; ilgili ticaret odasından kapasite raporu sorulmalı; kapasite, üretim adedi, ciro, benzin tüketimi ve makine parkına göre işyerinde çalışması gereken sigortalı sayısı gerektiğinde, şehirlerarası yolcu taşımacılığı işlerinde uzman mühendis, mali müşavir ve hukukçudan oluşan bilirkişi heyetinden rapor alınarak belirlenmeli; bilirkişi heyeti bulunamadığı takdirde bulunduğu yer mahkemesine talimat yazılmalı, bordo tanığı ...'ın adresinin yeniden araştırılarak beyanı alınmalı, toplanan ve toplanacak delillerin sonucuna göre, çalışma iddiasının varlığı ispatlandığı takdirde, yine davacının dava dışı ... Turizm Oto A.Ş.'ye yönelik açtığı davada 01.06.2009–25.07.2009 tarihleri arasında geçen 55 günlük çakışan hizmet süresinin varlığı gözetilmeli; böylelikle, davacının fiili çalışmalarının varlığı, başlangıç ve bitiş tarihleri, kesintili mi, sürekli mi olduğu, kısmi süreli mi (part time), yoksa tam süreli mi (full time) çalıştığı hiçbir kuşku ve duraksamaya meydan vermeyecek biçimde belirlenerek, davaya konu talep hakkında bir karar verilmesi gereğine işaret edilerek karar bozulmuştur.
D. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 17.03.2016 tarih ve E. 2016/30, K.2016/93 sayılı kararı ile toplanan tüm deliller ve incelenen örnek dosyalardaki kararlar birlikte değerlendirildiğinde; davacının dosyada bulunan noterden onaylı beyan ve feragatname başlıklı belgenin aksini ispatlar şekilde bildirim yapılan süreler dışında hizmet akti ile çalıştığına dair delil bulunmadığından ve ayrıca onaylanan kararlarda gözönüne alındığında hukuka duyulan güven ve özellikle kararlar arasındaki istikrar hususları birlikte değerlendirildiğinde davanın reddine ilişkin önceki kararda direnilmesine karar verilmiştir.
E. 3'üncü Bozma Kararı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.11.2019 gün, E.2016/10-1508, K. 2019/1170 sayılı kararıyla; "Somut olayda, davacı vekili, müvekkilinin davalı işverene ait iş yerinde 01.05.2004-25.07.2009 tarihleri arasında muavin olarak kesintisiz çalıştığını, buna rağmen davalı işveren tarafından hizmetlerinin bildirilmediğini ileri sürerek belirtilen tarihler arasında kesintisiz çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiş, davalı işveren ise davacının 22.07.2009-24.07.2009 tarihleri arasında üç gün çalıştığını, bunun dışında çalışmasının olmadığını savunmuştur.
Yargılama aşamasında davacı vekilince mahkemeye sunulan muhtelif tarihli dilekçelerde, davacının muavinlik yaptığı sırada meydana gelen trafik kazalarında tanık olarak ifadesinin alındığı belirtilerek, bu hususta Tarsus İlçe Jandarma Komutanlığı, Ahiboz Jandarma Komutanlığı, Adana/Ceyhan İlçe Jandarma Komutanlığı ile ... Terminal Jandarma Komutanlıklarına müzekkere yazılarak ifade tutanaklarının istenilmesi talep etmiştir. Mahkemece bu yönde yazılan müzekkerelere karşı ... Terminal Jandarma Komutanlığınca cevabi yazı gönderildiği, Ceyhan İlçe Jandarma Komutanlığından Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturma numarasına ihtiyaç duyulduğu şeklinde cevap verildiği, diğer Komutanlıkların yazı cevaplarına ise dosya kapsamında rastlanılmadığı gibi yazılan müzekkerelerin akıbetinin mahkemece araştırılmadığı anlaşılmaktadır.
Bununla birlikte, mahkemece uyuşmazlık konusu dönemde davalı şirket adına kayıtlı araç sayısı, plakalara göre terminalden giriş-çıkış tarihleri, sefer için gidilen iller, sefer sayısı ve gidilen mesafeye göre gerekli olan muavin ihtiyacının araştırılması hususları sadece davalı şirketten sorulmuş, muavin ihtiyacının belirlenmesi noktasında ... Şehirlerarası Otobüs Terminal İşletmesinden gerekli araştırma yapılmamıştır.
Öte yandan, dosya içeriğine göre gerek iş yerinde çalışması gereken sigortalı sayısına yönelik, gerekse bordro tanığı ...’ın adresinin tespiti hususlarında da bozma kararında belirtildiği şekilde mahkemece yapılan araştırma yeterli görülmemiştir.
Açıklanan bu maddi ve hukuki olgular karşısında, uyuşmazlık konusu olan dönem yönünden bozma kararında açıklandığı şekilde araştırma yapılmalı, çalışma iddiasının varlığı ispatlandığı takdirde davacının dava dışı şirkette geçen çakışan hizmet süresinin varlığı gözetilmeli, çalışma süreleri ile şekli duraksamaya yer bırakmayacak biçimde tespit edilmeli, deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Diğer taraftan, bozma kararında yer alan ve “kapasite, üretim adedi, ciro, benzin tüketimi ve makine parkına göre işyerinde çalışması gereken sigortalı sayısı gerektiğinde, şehirlerarası yolcu taşımacılığı işlerinde uzman mühendis, mali müşavir ve hukukçudan oluşan bilirkişi heyetinden rapor alınarak belirlenmeli…” ifadesinde geçen “hukukçu” ibaresine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) bilirkişi incelemesine yönelik düzenlemesi karşısında hatalı olarak yer verilip verilmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir.
6100 sayılı HMK’nın 266/1 nci maddesinde bilirkişiye başvurulmasını gerektiren hâller düzenlenmiştir. Buna göre;
“Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez.”
Bu durumda, genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamayacağına dair hüküm uyarınca, bozma kararında geçen “hukukçu” ifadesinin bozma kararından çıkarılmasına karar verilmiştir.
Şu hâlde direnme kararı yukarıda yazılı değişik gerekçe ile yerinde değildir." gerekçesiyle direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir.