V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; hatır taşıması indirimi ve %50 oranında müterafık kusur indirimi yapılmasının hatalı olduğu, vekalet ücretinin tam ve nispi verilmesi gerektiği gerekçeleri ile kararın bozulmasının talep etmiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; aracın sigorta yaptırılması zorunlu araçlardan olup olmadığının araştırılması, kazanın ispatlanması gerektiği, usule uygun başvuru yapılmadığı, maluliyet raporunu ve kusur oranını kabul etmedikleri, hatır taşıması ve müterafık kusur indirimi yapılması gerektiği, uzlaşma olup olmadığının araştırılması, vekalet ücretinin hatalı olduğu gerekçeleri ile kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Gerekçe
Uyuşmazlık, trafik sigortasız aracın karıştığı 14.07.2012 tarihli trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun uğradığı sürekli iş göremezlik tazminatı, geçici bakıcı gideri talebine ilişkindir.
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, davacı lehine maktu vekalet ücreti verilmesinin yerinde olmasına, sigortasız aracın motosiklet olmasına, 12.10.2021 tarihli dilekçe ve ekindeki evraklar ile yapılan başvurunun davalıya 13.10.2021 tarihinde teslim edilmiş olmasına, kaza tarihi itibari ile geçerli yönetmelik hükümlerine göre maluliyet raporunun hazırlanmış olmasına, ceza yargılaması sırasında Adli Tıp Kurumundan alınan kusur raporunun karara esas alınmasında isabetsizlik olmamasına, uzlaşmaya dair delil olmamasına, ölümlü kaza nedeni ile uzamış ceza zamanaşımı süresinin 15 yıl olmasına ve söz konusu süre içinde talepte bulunulmuş olmasına, ödemeye ilişkin belge olmamasına, yasal faize hükmedilmiş olmasına göre, davacı vekili ve davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacı vekilinin diğer temyiz nedenlerinin incelenmesinde,
Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK'nın 52 nci maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre zarara uğrayan, zarar doğuran eyleme razı olmuş veya kendisinin sebep olduğu hal ve şartlar zararın meydana gelmesine etki yapmış veya tazminat ödevlisinin durumunu diğer bir surette ağırlaştırmış ise, hakim tazminat miktarını hafifletebilir.
Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir ve zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK'nın 52 nci maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay içtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır.
Bunun yanı sıra, bir olayda birden fazla müterafik kusur durumu bulunsa dahi her bir müterafik kusur durumu için ayrı ayrı indirim yapılamayacağı gibi Dairemizin yerleşik uygulamasına göre müterafik kusur indirim oranı %20'yi de geçemeyecektir.
Somut dosyada İtiraz Hakem Heyetince, davacının kaskının olmaması, istiap haddinin aşılması ve davacının sürücü belgesi olmayan kişinin sürücülüğünü yaptığı araca binmesi nedeni ile birden fazla kusur indirimine esas teşkil edecek hal bulunduğu gerekçesi ile tazminattan %50 oranında indirim yapılmıştır. Ancak yukarıda açıklandığı üzere birden fazla müterafık kusur indirimi sebebi bulunsa dahi Daire içtihatları uyarınca uygulanacak indirim miktarı %20'yi geçemeyecektir.
Bu durumda, müterafik kusurunun varlığı dosya kapsamından anlaşılmakla, müterafik kusur nedeniyle tazminattan %20 oranında indirim yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
3. Davalının temyiz nedenlerinin incelenmesinde;
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 87 nci maddesinin birinci fıkrası yollamasıyla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 51 inci maddesi uyarınca hatır için karşılıksız yolcu taşıma veya aracı kullandırmada genel hükümlere göre tazminattan uygun bir indirim yapılması, doktrinde ve Yargıtay içtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiştir.
Hatır için yolcu taşıma veya aracı kullandırmadan söz edebilmek için, ölen veya yaralananın bir menfaat karşılığı olmaksızın taşınması veya aracın kullanılması, diğer bir deyişle taşıma veya kullanmada ölen veya yaralananın menfaatinin bulunması gerekir. Bu nedenle taşıma veya kullanmada işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin bir menfaatinin bulunması hâlinde hatır taşımasından söz edilemez. Bu bakımdan hatır ilişkisinin değerlendirilmesinde taşıma veya kullanmanın kimin menfaatine olduğunun belirlenmesi önemlidir. Taşıma veya kullandırma, ekonomik yarar için olabileceği gibi ortak toplumsal değerler nedeniyle de olabilir. Ancak yakın akrabaların ve eşin taşınmasında bir menfaatten söz edilemeyeceği için hatır için taşımadan da bahsedilemez. Hâkim, gerekçesini kararında tartışmak ve nedenlerini göstermek koşuluyla tazminattan mutlaka indirim yapmak zorunda da değildir.
Somut olayda; davalı vekilince başvuruya cevap ve itiraz dilekçelerinde hatır için taşıma def’inde bulunulmuştur. Kaza nedeniyle yürütülen soruşturma ve ceza yargılaması aşamasında, sürücünün davacıyı eve bırakmak istediği, motosiklette üç kişi olduklarını ve kazanın meydana geldiğini ifade etmiş, davacı ve motosiklet sürücüsünün arkadaş oldukları anlaşılmıştır.
Sonuç itibari ile davacının, yolcu olarak bulunduğu araç sürücü ile arkadaş oldukları sabit olup davacının taşıma için arkadaşına ücret ödemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu kabul edilmelidir. Bu durumun aksi ispat edilemediğinden davalı sigorta şirketinin süresinde yapılan hatır için taşıma savunmasına itibar edilerek TBK’nın 51 inci maddesi gereğince Dairemizin yerleşik uygulamasına göre %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılmak suretiyle davalının sorumlu olduğu tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
4. Aktüerya bilirkişi tarafından hazırlanan hesap raporunda TRH-2010 Yaşam Tablosu dikkate alınarak davacının kaza tarihinden sonraki muhtemel yaşam süresi belirlenerek hesaplama yapılmış, mahkemece bu rapor hükme esas alınmıştır.
Ancak karara esas alınan hesaplama, Hukuk Genel Kurulu'nun 1989/4-586 esas, 1990/199 sayılı kararı ve Dairemizin yerleşik içtihatlarına uygun değildir. Bu itibarla, olay tarihi itibariyle Dairemizin yerleşik kriterlerine uygun olarak PMF Yaşam Tablosu esas alınarak davacının muhtemel yaşam süresinin belirlenmesi ile davacının maluliyetine ilişkin iş göremezlik zararının hesaplanması gerekirken tazminat esaslarına uygun olmayan yaşam süresine göre hesaplama yapılan bilirkişi raporunun hükme esas alınarak yazılı olduğu biçimde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.