V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından hüküm altına alınan manevi tazminatın az olduğunu ileri sürmüştür.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, hesap raporunda bilinen dönemin asgari ücrete oranlama yapılarak tespit edilen ücret üzerinden hesaplanmasının hatalı olduğunu, bilinen dönem hesabının gerçek kazançlar üzerinden yapılması, bilinmeyen dönem hesabının günümüze en yakın kazanç üzerinden veya yok ise asgari ücret üzerinden yapılması gerektiğini, davacının bilinen son ücretinin yanılgılı tespit edildiğini, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından hesaba ilişkin itirazlarının göz önüne dahi alınmadığını, itirazların hangi sebeple reddedildiğinin hükmün gerekçesinde açıklanmadığını, davacının sürekli iş göremezlik oranının %60,00’ın altında kalması nedeniyle pasif dönem hesabı yapılmasının hatalı olduğunu, müvekkilinin %100 kusurlu olduğunun kabulü hatalı olduğunu, olay yerinde keşif dahi yapılmaksızın hazırlanan bilirkişi kusur raporunu kabul etmediklerini, hüküm altına alınan manevi tazminatın fazla olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
a. Taraf vekillerinin manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 inci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ıncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.
Dosya içeriğine göre davacı vekilinin davacının manevi zararlarına karşılık olmak üzere 100.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunduğu, İlk Derece Mahkemesi'nce davacının manevi tazminat isteminin kabulüne karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesi'nce davalının istinaf istemi hüküm altına alınan manevi tazminatın fazla olduğundan bahisle kabul edilerek, yeniden esas hakkında verilen kararda davacı lehine 55.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verildiği gözetildiğinde, kısmen kabul, kısmen reddine karar verilen manevi tazminat miktarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davacı vekilinin tüm temyiz itirazının, davalı vekilinin ise manevi tazminata ilişkin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir.
b. Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesinde
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 inci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21 inci maddeleri ile 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 8 inci ve 31 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Dosya kapsamından, davacının 2013 yılı Ocak ayında diğer bir deyişle meslek hastalığı tespit tarihinden önce işten ayrıldığı, hükme dayanak kılınan bilirkişi hesap raporunda davacının hizmet döküm cetvelindeki 2012 yılı yıllık brüt kazancının aynı dönemin yıllık brüt asgari ücrete oranlandığı ve davacının asgari ücretin 4,14 katı düzeyindeki ücrete asgari geçim indirimi eklenmesi suretiyle belirlenen ücret üzerinden çalıştığı kabulünden hareketle hesaplama yapıldığı, buna karşılık davalı vekilinin aşamalarda dosyaya ibraz etmiş olduğu dilekçelerinde davacının işyerinde çalışmakta iken toplu iş sözleşmesine tabi olduğunu beyan ettiği, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından davacı tarafından başvurma harcı, peşin harç ve ıslah harcı olarak yatırılan toplam 11.977,53 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği, buna karşılık davacı tarafın davayı açarken yatırdığı başvurma harcının 44,40 TL, peşin harcın 1.750,45 TL, tamamlama harcının ise 13.256,63 TL olduğu anlaşılmaktadır.
İlke olarak iş kazası veya meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi zararı hesaplanırken öncelikle tazminat hesabını doğrudan etkileyecek olan sigortalının gerçek ücretinin açıkça saptanması gerekmektedir. Gerçek ücretin ise işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarından saptanacağı, işçinin imzasının bulunmadığı işyeri ve sigorta kayıtlarının nazara alınamayacağı, işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarının bulunmaması durumunda işçinin yaşı, kıdemi, mesleki durumu dikkate alınarak, emsal işi yapan işçilerin aldığı ücret gözönünde tutularak belirlenmesi gerektiği, Dairemizin giderek Yargıtay'ın yerleşmiş görüşlerindendir.
Somut olayda toplu iş sözleşmesinin maddi zararın hesabında gözetilmesi gereği kamu düzenine ilişkin olup talep olmasa dahi re'sen uygulanması gerektiği gözden kaçırılarak bu yönde bir araştırma yapılmaksızın sonuca gidilmesi isabetsiz olduğu gibi davacı tarafından aşamalarda yatırılan harçların toplamı 15.051,48 TL olduğu halde, davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilen harç tutarının 11.977,53 TL olarak belirlenmesi yerinde görülmemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi'nce yapılacak iş öncelikle davacının çalışma döneminde iş yerinde uygulanmakta olan toplu iş sözleşmesi bulunup bulunmadığını, uygulanmakta ise davacının sendika üyesi olup olmadığını veya sendika üyesi olmamakla birlikte dayanışma aidatı ödemek suretiyle toplu iş sözleşmesinden yararlanıp yararlanmadığını tereddüte yer bırakmayacak şekilde tespit etmek, davacının işten ayrılmasından önceki son 1 yıla ilişkin ücret ödeme bordroları ile davacının toplu iş sözleşmesi kapsamında çalıştığının anlaşılması halinde meslek hastalığı tespit tarihi ile hükme esas alınan bilirkişi hesap raporundaki bilinen dönemin son bulduğu 31.12.2022 tarihlerini kapsayan (sonradan taşınarak başka bir yerde faaliyetine devam eden fabrikada uygulanmakta olanlar dahil) tüm toplu iş sözleşmelerini dosyaya celp etmek, davacının bilinen dönemde aldığı gerçek ücretini celp edilen belgelere göre belirlemek, yeniden hesap raporu alınmasının gerekmesi halinde hükme esas 25.05.2022 Uyap kayıt tarihli bilirkişi hesap raporunun bilinen (iskontosuz) / bilinmeyen (iskontolu) dönem başlangıç ve bitiş tarihlerinin değişmemesi gerektiğini dikkate almak, davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilen harç tutarı ile ilgili hüküm kurulurken davacı tarafından aşamalarda yatırılan harç toplamının 15.051,48 TL olduğunu göz önde bulundurmak, usuli kazanılmış hakları da gözeterek çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.