Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; başvurunun kabulüne ve 245.247,37 TL destekten yoksun kalma tazminatının 12.11.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; ibraname imzalandığını, 2 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, usulüne uygun başvuru yapılmadığını, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, kısmen red durumunda davalı lehine tam vekalet ücreti verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; İtiraz Hakem Heyeti tarafından verilen karara dayanak yapılan 06.07.2022 tarihli ek bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,65 teknik faize göre hesap yapıldığını, Yargıtay yerleşik kararlarına göre hesaplama yapılırken gelirin %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi esasına dayanan progresif rant yöntemi kullanılması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı ... tarafından ZMSS poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle, ölenin desteğinden yoksun kalan davacının destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir.
1-Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin (aşağıdaki 2/a-b numaralı bent) kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- a- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 51 inci maddesi uyarınca tazminatın kapsamı ve ödenme biçimi, durumun gereği ve özellikle kusurun ağırlığı göz önüne alarak belirlenen; aynı Kanun’un 52 nci maddesi uyarınca da zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise tazminat indirilebilir veya tamamen kaldırılabilir.
Davalı vekili, desteğin olay tarihinde çocuk olduğunu ve emniyet kemeri takmadığını, araçtan fırlaması sonucu vefat ettiğini belirterek müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini savunmuş, İtiraz Hakem Heyetince bu talep reddedilmiştir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 78 inci maddesi ile Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 150 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca belirli sınıf araçlarda 150 cm’den kısa ve 36 kg’ın altındaki çocukların taşınması sırasında çocukların ağırlığına uygun anılan Yönetmelik ekinde yer alan (1) sayılı cetvelde yer alan çocuk bağlama sistemlerinin kullanılması zorunludur.
Desteğin olay tarihinde 5 yaşında olduğu dikkate alındığında araç içerisinde yolculuk yaptığı esnada mevzuatta belirlendiği üzere koruyucu tertibatla taşınması gerektiği açık olup bu hususta gerekli tedbirleri alma yükümlülüğü velayet hakkı kapsamında anne ve sürücü babaya aittir.
Dosya kapsamındaki ifadelerden aracın seyri sırasında müteveffa çocuğun arka koltukta başka bir yolcunun kucağında oturduğu sırada kazanın gerçekleşmesi ile araçtan fırlayarak vefat ettiği, bu kapsamda yönetmelikte belirtilen çocuk bağlama sisteminin kullanılmadığı anlaşılmaktadır. O halde müterafik kusurun varlığının kabulü ile hesaplanan tazminattan Dairemizin istikrar kazanmış uygulaması gereği %20 oranında indirim yapılarak hüküm tesisi için kararın bozulması gerekmiştir.
b-Türk Medeni Kanunu'nun 185. madde hükmü gereğince, anne-baba birlikte çocukların bakımından sorumludur, aynı yasanın 327. maddesinde ise “Çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderler ana ve baba tarafından karşılanır” denilmektedir.
Her anne ve babanın çocuğunu belli bir yaşa kadar büyütmek, yetiştirmek ödevi olup çocuğun ölümü nedeni ile artık yapılması gerekmeyecek yetiştirme giderlerinin belirlenecek destekten yoksun kalma tazminatından düşülmesi gerekmektedir.
Somut olayda, Hakem Heyetince hükme esas alınan bilirkişi raporunda, desteğin kaza tarihinde 5 yaşında olduğu, davacı annesine destek olacağı kabul edilmiş, ancak hesaplanan destek tazminatından yetiştirme gideri tenzil edilmemiştir. Rapor bu yönüyle hatalıdır.
O halde, 5 yaşındaki desteğin, kazanç elde edeceği 18 yaşına kadar davacı annenin de yetiştirme gideri yapacağı kabul edilerek, hesaplanan tazminattan dairemiz uygulamasına göre %5 yetiştirme gideri tenzil edilerek sonucuna göre hüküm tesisi gerekirken, bu yönün gözetilmemesi doğru olmamıştır.
3- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Trafik kazası sonucu ölüm ve buna dayalı olarak destekten yoksun kalma tazminatı isteminde bulunan hak sahiplerinin bakiye ömürlerinin belirlenmesi gerekmektedir. Gerçek zarar hesabı, özü itibariyle varsayımlara dayalı bir tespit olduğundan gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu nedenle yapılan bilimsel çalışmalar sonucu “TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” hazırlanmış olup bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içermesi ve yargı mercileri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından Dairemizce de tazminata esas bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinde TRH 2010 Yaşam Tablosu’nun kullanılmasının uygun olacağına karar verilmiştir.
Öte yandan Anayasa Mahkemesi'nin 17.07.2020 tarihli ve 2019/40 Esas, 2020/40 Karar sayılı kararıyla 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 90 ıncı maddesindeki Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası (ZMMS) Genel Şartlar’a yapılan atıf hükmü iptal edilmiştir. Söz konusu iptal kararı sonrası, ZMSS Genel Şartlar ve ekindeki cetvellerle getirilen ve iş gücü kaybı tazminatının hesaplanmasında uygulama alanı bulan %1,8 teknik faiz ile devre başı ödemeli belirli süreli rant formülünün uygulanması artık mümkün değildir. Tazminatın, %1,8 teknik faiz uygulanmadan, Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları ile kabul edilen Progresif Rant Formülü kullanılarak hesaplanması gerekir.
Somut olayda; davacının hak kazanabileceği destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanması için alınan 22.03.2022 tarihli aktüer raporunda; TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant esasına göre ve davalının davadan önceki ödemesinin güncellenerek düşülmesi suretiyle tazminat belirlenmiş, davacı bu hesaba göre dava değerini artırmış , Uyuşmazlık Hakem Heyetince işbu rapor hükme esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalı vekilinin karara itirazı üzerine İtiraz Hakem Heyetince ek hesap raporu alınmış ve 06.07.2022 tarihli raporda bu kez TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,65 teknik faize göre hesaplama yapılmıştır. Davacı vekili tazminatın progresif rant yöntemine göre belirlenmesi gerektiğini, bu kapsamda dava değerini artırdıklarını, ek hesap raporunun hükme esas alınamayacağını beyanla rapora itiraz etmiştir.
İtiraz Hakem Heyetince davacı vekilinin itirazına itibar edilmemiş, ek hesap raporu hükme esas kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak varılan sonuç az yukarıda izah edildiği üzere hatalı olmuştur.
Açıklanan nedenlerle; Dairemizin yerleşik uygulamaları gereği, hesaplamada TRH 2010 Yaşam Tablosu’nun kullanılması yerinde olmakla birlikte işleyecek devre bakımından progresif rant esasına göre hesap yapılması gerekirken, %1,65 teknik faiz yöntemine göre tazminatın belirlenmesi doğru olmamış, yazılı biçimde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.